2012-2015
“Yardımcı olacaksın öyle mi? Ev işlerine yardım edeceksin, çocuk yetiştirmeme yardım edeceksin, iş bulmama yardım edeceksin. Edeceksin de edeceksin! Ne yardımından bahsediyorsun sen? Burası senin de evin değil mi? Çocuk senin de çocuğun değil mi? Ayrıca ben şimdi çalışıyorum da kazandığım parayı tek başıma mı harcıyorum? Neden sürekli iyilik yapıyormuş gibi konuşuyorsun?”
Sayfa 119 - A7 Kitap·Kitabı okudu
Bir yıl önce ona yardım etmeye, aklından geçenleri okumaya çalışıyor, ne düşündüğünü söylemesi için onu teşvik ediyordum. Oysa şimdi, sırtüstü düşmüş ve kendini bir türlü doğrultamayan bir böcek misali mücadele edişini izliyordum.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ya Allah'a dost olmak... Ben de çok bağlanmışım bu dünyayı da vazgeçemiyorum! Ne çok makam sevdası düşmüş sineme de elimin tersiyle itemiyorum. Dünya sevgisi nedir ki Allah sevgisi yanında? İnsanların ne diyeceklerine ne çok takılıp kalmışım ben! Ne önemi var insanların ne dediklerinin, ne düşündüklerinin? Asıl sevgiyi suretlere değişmişim de suretleri zannetmişim ve vazgeçemiyorum onlardan. Allah'ım ne zor bu! Yapamıyorum!. Senin sevgin yanında , dünya sevgisi bir hardal tanesi etmez biliyorum ama onlardan vazgeçip de gelemiyorum sana !! Yardım et Allah'ım.! Bana yardım et ...
Sabahattin Ali kanaatimce son neslin hikayecilerinin en kuvvetlisidir. Ve Kuyucaklı Yusuf romanı memleketimiz ve edebiyatımızın yüzünü ağarta­ cak kıymetli bir sanat eseridir. Kuyucaklı Yusuf, Avrupa münekkitlerinin moeurs, örf ve adet romanı dedikleri nevinden bir romandır. Bu nevi eser­ ler memleketin içtimai ve siyasi müesseselerini insanların ve muhtelif sınıf insanlarının ahlak, adet vesairelerini inceden inceye tasvir ve bilhassa tenkit ederler. Müessese ve kanunların sakat taraflarına yahut iyi işlemelerine ve iyi tatbik edilmelerine mani olan hallere ve şahıslara hücum ederler. Hatta birçok ileri memleketler bunların rejime taarruz etmelerini dahi müsamaha ile görürler. Gayeleri bir devrin sakat, çürük, fena taraflarını bulup göstererek daha iyi bir içtimai nizama ve daha yüksek insanlığa zemin hazırlamaktır. Bu itibarla bu eserler adlarına yanlış olarak ahlaki ve idealist roman denen ve bir memleketin halihazırını bütün fena tarafları ile beraber bir ahlaki gaye olarak tasvir ve telkin, fenalığı perçinlemeye yardım eden romanlardan çok daha faydalıdır. Yine bu bakımdan bu romanları sanat ve fikir kıymetinden mahrum diğer neşriyat ile müsavi muameleye tabi tutmak ileri memleketlerde hiç bir zaman akla gelmez.
Sayfa 482 - Epsilon yayınları 2019
Anı mektup günlük edebiyat şiir
Biz marksistler hem pasifistlerden, hem [sayfa 11] anarşistlerden, her savaşın ayrı ayrı, Marx’ın diyalektik materyalizmi görüş açısından, tarihsel bir incelenmesi yapılması gerektiğini kabul ederiz. Her savaşta kaçınılmaz bir biçimde olagelen dehşete, zulme, sefalete ve işkenceye karşın, tarihte ilerici nitelikte pek çok savaş vardır; bu savaşlar (örneğin mutlakiyet ya da kölelik gibi) çok kötü ve gerici kurumların yıkılmasına ya da (Türkiye ve Rusya’da olduğu gibi) Avrupa’da en barbar despotlukların ortadan kalkmasına yardım ederek, insanlığın gelişmesine hizmet etmişlerdir. Bunun için, bugünkü savaşın da tek başına tarihsel özelliklerini incelemek zorunluluğu vardır. MODERN ZAMANLARIN TARİHİNDE SAVAŞ TÜRLERİ Büyük Fransız Devrimi ile insanlık tarihinde yeni bir çağ açılmıştır. O zamandan Paris Komününe kadar, yani 1789’dan 1871’e kadar, ulusal kurtuluş için verilen bazı savaşların ilerici bir burjuva niteliği vardır. Bir başka deyişle, bu savaşların başlıca içerikleri ve tarihsel anlamları, mutlakiyeti ve feodalizmi devirmek, hiç değilse bu kurumların temelini sarsmak ya da yabancı boyunduruğundan kurtulmaktı. Onun içindir ki, bu savaşlar ilerici savaşlardı ve bu gibi savaşlar verilirken bütün içten devrimci demokratlar ile sosyalistler, feodalizmin ve mutlakiyetçiliğin temellerini yıkan ya da en azından bu temelleri sarsan, ya da yabancıların baskısına karşı savaşım veren tarafa (yani burjuvaziye) daima sevgi duymuşlardır. Örneğin, Fransa’nın verdiği devrimci savaşlar, yabancı toprakların Fransızlar tarafından yağma edilmesi ve ele geçirilmesi gibi bir unsuru da içerdiği halde, bu unsur, ihtiyar ve köleci Avrupa’daki feodalizmi ve mutlakiyeti paramparça eden bu savaşların temel tarihsel anlamını zerre kadar değiştirmemiştir. Fransa-Prusya savaşında Almanya,
Sayfa 12 - Eriş Yayınları
Alıntı
Seni seviyorum! İki kelime ve on üç harf… Tek seferde, bir çırpıda söylenir ancak çoğu zaman altı boştur. Hatta artmış libidoların kurbanı olmuş o sofraların mezesi haline gelmiştir. Halbuki öyle kolay mıdır sevmek? Ben hayatım boyunca hiç kimseye laf olsun diye “seni seviyorum” demedim, diyemedim… Çünkü eğer seviyorsam, şunların altına da imzamı atabilmem gerekir. “Yanındayım. “ “Sana güveniyorum. “ “Sana yardım edebilirim. “ “Senin yanında iyi hissediyorum. “ “Senin yanında kendimi şanslı hissediyorum. “ “Beraber üstesinden geliriz.” Senin için savaşırım. “ “Senin için yaşarım. “ “Seni özlüyorum. “ “Senin yanında huzurluyum.” “İyi günde kötü günde, hastalıkta sağlıkta seninleyim.” Sana da -öylesine- “seni seviyorum” diyenler olabilir. Bana dediler… “İnandın mı?“ dersen bazılarına inandım bazılarına inanılır gibi yaptım. Sağ olsunlar beni hiç yanıltmadılar. Menfaatlerinin bittiği ilk durakta indiler. Ha bazılarına da sevgim ağır geldi. Daha önce hiç benim gibi sevenle karşılaşmamış ki! Ben sevgimi gösterdikçe; cepte, enayi, saf sandılar. Nasıl olsa benden vazgeçemez diye yaydıkça yayıldılar. Ben sevdiğim insanlara karşı sessiz kalırım. Sessizliğim cevabım olmadığından değil, dilim zehirli olduğundandır ama onlar bunu anlamaz. Beş düşünür, bir konuşurum. Çünkü dilden çıkanın dönüşü yoktur, bilirim. Bu yüzden birinin hayatından giderken susmayı tercih ederim. Çantamı alıp teşekkür eder ve mekan terk ederim. Çünkü sevgi terk ederken de nezaketi getirir. Öylesine, “seni seviyorum” deyip hayatını mahvedenleri boş ver… Gözünün içine baktığında yüreğini titretiyorsa olmuştur o. “Seni seviyorum, “” demese de olur.
Sayfa 99·Kitabı okudu