9/10
·528 syf.··
2026 95. kitabı
ELİZABETH HELEN~ALTINLA DOKUNMUŞ~ Selam.Bugün sizlere ilkini çok severek okuduğum #briarincanavarları serisinin ikinci kitabı #altınladokunmuş ile geldim.İlk kitabın final sahnesinden sonra ikinci kitapta neler olacağını aşırı merak ediyordum ve merakım fazlasıyla karşılandı.Evet ilk kitabı çok sevmiştim ama ikinci kitap resmen zirve yapmış.Sırların bir kısmının ortaya çıktığı,olayların durulmadığı,aşkın zirve yaptığı bir kitap olmuştu.İlk kitapta evreni tanırken ikinci kitapta karakterlerimizi daha iyi tanıyoruz.Özellikle bu kitapta Rosalina’nın kendini tanıması,daha çok güçlenmesi ve emin adımlar atmasını okumak güzeldi.Ve bu kitapta dört lanetlenmiş prensten en çok Sonbahar prensinin güçlenmesini ve hakkında ki sırları açığa kavuşturduk.Naif kişiliğinin evrim geçirişi ve kendini buluşu güzeldi.İlk kitapta favori prensim olan Keldarion’a fazlaca kızmış olsamda hala fav prensim.Ama o eş bağını neden kabul etmediğini hala net bir şekilde çözemedik ki bu da bizi merakta bırakıyor.Sırrını merak ettiğim bir diğer kişi kitabın kötü adamı Dikenlikler prensi Caspian ama sanırım üçüncü kitapta sırrını çözeceğiz.Ve kitabın o savaş sahnelerine de bayıldım.Çok gerçekçi bir evrendi.Revers harem ve fantastik kurguyu bir arada severler bu seriyi mutlaka okumalı.uyarımı da yapayım. İkinci kitabın sonunda Rosalina’nın Keldarion’un eşi olduğunu öğrenmiştik ama Prens bu bağı kabul etmiyor ve Rosalina’yı güvenliği için geldiği yere geri gönderip geçiş kapısını da kapatıyor.Ama bizim kızımız prenslerine o kadar bağlanmıştır ki hiç usanmadan geri dönüş yolunu aramaktadır ve babası da ona yardım eder.Sonunda bir şekilde Ezyrn ile iletişime geçer ve Dayton ve Farron’un da desteği ile geri dönmeyi başarır.Ama bu durumdan Keldarion hiç memnun değildir ve hala Rosalina ile bağ kurmamakta
Altınla DokunmuşElizabeth Helen · Sonsuz Kitap · 202622 okunma
7/10
·328 syf.··
2026 55. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 01:39
Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Sophia, düğününe az bir zaman kala aldatıldığını öğrenince düğününü bozması için bir itirazcı tutuyor. Alex’in işi mecbur kaldıkları, istemedikleri ya da aldatıldıkları düğünlerden insanları kurtarmak. Sophia düğününün kendisi için sorunsuz bitişinden sonra itirazcıyı son görüşüydü. Ta ki itirazcı Sophia'dan yardım isteyene kadar. Alex’in yakın arkadaşlarından biri, manipülatif ve sadakatsiz bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmıştır. Sophia da yaşananları öğrendikten sonra bu işe dahil oluyor ve birlikte başka bir düğünü engellemek için yola çıkıyorlar. Bu süreçte aynı zamanda birbirlerini tanımaya, anlamaya ve istemeden de olsa hayatlarında yer açmaya başlıyorlar. Sophia çok farklı bir karakter. Daha önce hiç böyle bir karakter okumamamıştım. Fazla dürüst ve düşüncelerini saklamadan karşı tarafa söylüyor. Hatta bazen söyledikleri karşısında Alex’in ne diyeceğini bilemediği anlar oldukça eğlenceliydi. Sophia ve Alex yanlızlığa alışmış ve bunun bozulmasını istemiyorlar ama gel gör ki hayatta herşey istediğimiz gibi gitmiyor. Alex Sophia’ya karşı bir şeyler hissetmeye başladığında geri çekilmeye çalışıyor bunu anlıyorum da. Ancak bazı noktalarda bu geri çekilmeler gereğinden fazla uzadı. Gerçi sonra işler tersine dönüyor. Sophia aşkın var olmadığını, insanların biyolojik dürtülerini romantikleştirdiğini düşünüyor. Alex ise zamanla ona bunun aksini göstermeye çalışıyor. Bu fikir çatışması ilk başta ilgi çekiciydi ancak Sophia’nın bu düşünceye bu kadar sıkı tutunması ve her şeyi arkadaşlık başlığı altında açıklamaya çalışması bir noktadan sonra beni yormaya başladı. Kusura bakma Sophia ama kimse sürekli vakit geçirmek istediği, yanında huzur bulduğu, fiziksel çekim hissettiği ve kıskandığı birine sadece arkadaş gözüyle bakmaz. Oturup
1000Kitap
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202618 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aradığımız Şey Belki de Zaten Bizdedir
Puan vermedi·135 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:49
Oz Büyücüsü'nü bir çocuk masalı olarak okumaya başlamıştım. Dorothy, bir hortumun etkisiyle Kansas'tan Oz Ülkesi'ne savruluyor. Orada kötü bir cadının ölümüne neden olduktan sonra yeniden evine dönebilmek için Oz Büyücüsü'nü bulmak zorunda kalıyor ve böylece yolculuk başlıyor. Fakat bu yolculuk ilerledikçe masalın asıl gücünün büyüde, cadılarda ya da fantastik olaylarda değil; karakterlerin içinde saklı olduğunu fark ettim. Dorothy'nin ilk yol arkadaşı olan Korkuluk, bir beyne sahip olmak istiyor. Kendini akılsız sanıyor. Oysa yol boyunca Dorothy'nin karnını doyurmak için yiyecek bulmayı düşünebiliyor, karşılaştıkları sorunlara çözümler üretebiliyor ve tehlikeler karşısında mantıklı davranabiliyor. Beyni olmadığını düşünen kişi, aslında aklını en çok kullananlardan biri oluyor. Sonra Teneke Adam çıkıyor karşımıza. Bir zamanlar insan olan Teneke Adam, yeniden bir kalbe sahip olmak istiyor. Çünkü hissedemediğine inanıyor. Fakat grubun en merhametli, en duyarlı üyesi de yine o. Bir böceği incitmekten üzülüyor, arkadaşları için kaygılanıyor, başkalarının acılarına ortak oluyor. Kalbi olmadığını söyleyen kişi, kalbin ne olduğunu herkesten iyi biliyor. Ve Korkak Aslan... Ormanın kralı, bütün hayvanların korktuğu aslan cesaret arıyor. Kendini korkak görüyor. Ama korkmasına rağmen arkadaşlarının yanında duruyor, tehlikelere rağmen yoluna devam ediyor. Belki de cesaret korkusuz olmak değil, korkuya rağmen yürüyebilmektir. Bu karakterleri okurken ister istemez günümüz insanlarını düşündüm. Beyni olduğu hâlde düşünmeden hareket eden insanlar yok mu? Kalbi olduğu hâlde başkalarını kolayca incitenler? Güçlü ve heybetli görünmesine rağmen korkularının arkasına saklananlar? Ya da tam tersine, sahip olduğu güzellikleri göremeyen, kendisini eksik sanan insanlar? Belki de hepimiz biraz
1000Kitap
Oz BüyücüsüL. Frank Baum · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202218bin okunma
Ruhlar Evi
Puan vermedi·544 syf.··
2026 13. kitabı
Ruhlar Evi, her okunuşta farklı bir yönü keşfedilebilecek çok katmanlı bir roman. Psikolojik açıdan hafıza ve travmayı, sosyolojik açıdan sınıf çatışmalarını ve toplumsal adaletsizlikleri, felsefi açıdan ise kaderi, özgür iradeyi ve insanın geçmişiyle ilişkisini sorgulamaya açıyor. "Isabel Allende, Ruhlar Evi'nde yalnızca bir ailenin hikâyesini anlatmıyor; hafızanın, travmanın, iktidarın ve umudun kuşaklar boyunca nasıl aktarıldığını da gösteriyor." Roman boyunca en çok Clara’nın bilgeliği ve Alba’nın direnci etkiledi beni. Clara, hayatını başkalarının beklentilerine göre şekillendirmeden kendi iç dünyasına sadık kalabilen bir kadın. Alba ise yaşadığı bütün acılara rağmen umudunu ve insanlığını koruyabilen bir karakter. Biri kök salmayı, diğeri ise fırtınada eğilip kırılmamayı öğretiyor. Altını çizdiğim bir bölümü de bırakayım buraya. 189. sayfada Clara, kızı Blanca’yı yoksullara yardım dağıtmaya götürdüğünde ona şöyle diyordu: "Vicdanlarımızı yatıştırmaya yarıyor bunlar, kızım; ama yoksullara bir faydası olmuyor. Onların hayırseverliğe değil, adalete ihtiyacı var." Roman boyunca pek çok etkileyici cümle okudum ama bu söz, kitabın toplumsal vicdanını tek başına özetliyordu. Roman, zengin ile yoksul, güçlü ile güçsüz arasındaki uçurumun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve insani sonuçları olduğunu gösteriyor. Kitabı bitirdiğimde ise aklımda şu soru kaldı: İnsan gerçekten kendi hayatını mı yaşar, yoksa kendisinden önce yaşamış insanların tamamlanmamış hikâyelerini de taşır mı? Belki de Ruhlar Evi'nin en güçlü yanı, okurunu tam da bu sorunun üzerinde düşünmeye davet etmesidir. Ve belki de bize hatırlattığı en önemli şey şudur: Geçmişle yüzleşmeyen toplumlar da insanlar gibi aynı acıları tekrar tekrar yaşamaya mahkûmdur
Ruhlar EviIsabel Allende · Can Yayınları · 20221,600 okunma
Konusunu birde benden okuyun…
8/10
·376 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 15:38
Defne başarılı bir oyuncu olmak isteyen, bunun için çok çalışan bir üniversite öğrencisidir. Bir gün kardeşinin doğum gününe yetişmek için İstanbuldan Ankaraya gidecek olan trene yetişmek için acele davranır ama bazı aksilikler sebebiyle treni kaçırıyor ve otobüsle gitmek zorunda kalıyor. Otobüs yola çıktıktan sonra aniden duruyor ve Defne bir bakıyor otobüsün etrafını silahlı ve maskeli kişiler sarmış. Birden dışardan yükselen 17 Numarayı seçiyorum sesini duyar ve umursamamayı düşünür. Herkes gibi telaşlanırken oturduğu cama vurulur ve acı gerçekle yüzleşir 17 Numaralı koltuğun sahibi kendisidir. Kaçmaya ve araçtakilerden yardım istemeye çalışır ama kimse ona yardım eli uzatmaz ve Defne yaka paça otobüsten indirilir. Kendi canından endişe ederken aslında katiller tarafından çevrilen otobüsün katliam planıyla yaktıklarını ve içindeki insanların yandığını görür. Kaçmaya çalışırken bayıltılır ve uyandığında kendini 7 katille ıssız bir evde bulur. Ele başları Asır ona artık 8. katil olarak onu seçtiğini ve katliamlara onunda katılacağını söyler. Sonrasında olaylar kaçma kovalamaca olarak devam ediyor. Defne hem katil olmamak için hemde evde onu istemeyen diğer katillerin onu öldürmelerine engel olmaya çalışır. ~~~Yorumum~~~ Kitap çok heyecanlı başladı. İkinci kitapta biraz durağanlaştı. Üçüncü kitapta olayların gittiği yere çok şaşırdım. Hele üçüncü kitabın sonlarımda ağlamamak için kendimi zor tuttum. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. 2017 yılında yazılmasına rağmen çok başarılıydı. ~~~Uyarı~~~ Psikolojik sıkıntıları olan karakterler Cinayetler ve katliamlar var hassas olanların okumamasını tavsiye ederim..! Onun haricinde cinsel açıdan hiçbir olumsuz unsur bulunmamaktadır.
17 Numara - KatliamFatma Şamata · Artemis Milenyum · 20232,339 okunma
Machiavelli baba yine döktürmüş
Puan vermedi·120 syf.··
2026 7. kitabı
Machiavelli bu kitapta sadece bir hükümdarın nasıl olması gerektiğini değil, insan doğasını da en gerçek ve çıplak şekilde anlatmış. Bu kitabı muhtemelen hayatınızda entelektüel olarak geliştiğiniz her seviyede tekrar tekrar okumanız gerekir. Ve her okunduğunda başka bir katmanın farkına varılır. Aramızda yarım asırdan fazla var ama sanki kitabı dün yazıp bitirmiş gibi, inanılmaz. Ayrıca Türk'lerle ilgili yaptığı yorumlarda esktra dikkat kesildim. Avrupa kendi cenderesinde boğulurken dönemin Osmanlısı ne kadar vakur, güçlü ve gizemli görünüyormuş dışardan... Konstantinapol imparatoru Yunanistan savaşında Türk'lerden yardım istemesi ve savaşı Türk'ler sayesinde kazanınca o bölgeye çökmemize de ayrı koptum. Tarihe bu şekilde tanıklık etmek çok eğlenceliydi. Kendi tarihimizi dış gözlerden okumak hep daha ilgi çekici gelmiştir. Kısacık bir kitap ama uzun bir yolculuktu. Mutlaka okuyun.
HükümdarNiccolo Machiavelli · Zeplin Kitap · 202020,3bin okunma