10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:11
Merhaba sevgili okur, Selçuk Baran okumalarında Haziran ayında payıma düşen “Haziran” isimli öykü kitabı oldu. Yirmi bir kısa öyküden oluşan kitap, yazarın ilk öykü kitabıymış. İlk kitap olduğu için acemilik beklemek büyük hata olur çünkü ustalık kazanmış bir yazar elinden çıkmış gibi. Selçuk Baran’ın çok özel bir yanı var, mekana ve eşyalara olan dokunuşunun yanında öyle bir hikaye anlatımı var ki, çok az yazarda rastlanır. Hiçbir olaydan bahsetmeden yaşanan durumu okura sezdiriyor. Hikâyeler çoğunlukla sıkışmış hayatlar yaşayan insanların özgürleşme ve hafifleme yolculuğundan oluşuyor. Kitaba puanım tabii ki 10/10 Öykülere kısaca değineyim efenim. *Odadaki: Yüreğimin derinliklerinde hissettiğim bir yas öyküsü; atlatılamayan ve asla atlatılamayacak olan bir yas. Hiç gelmeyecek olan bir beklenene ağıt. *İhtiyar Adam ve Küçük Kız: İhtiyar bir adamın ve küçük bir kızın hayatlarının kayışının kısacık hikayesi. İhtiyar adamın gittiği yer mecburi güzergah olsa da küçük kızın elinden tutup, gitme, diyip onu gün ışına geri getirebilmeyi çok isterdim. *Konuk Odaları: Tanıdık yaşantılardan beklenmedik bir hikaye. *Kavak Dölü: Geçkin bir kız kurusunun anlık duygularının anlatısı. *Anne: “Annem dolabın çekmesinden örgüsünü aldı. Örgü örmeyi öyle severdi ki, örgü örerken mutlu olurdu. Şişler o ince, küçük tıkırtılarla ilmeklere girip çıkarken her şeyi unuturdu annem. Yorgunluğunu, yoksulluğunu, onmazlıklarını, her şeyi... her şeyi..” *Ceviz Ağacına Kar Yağdı: Hayatın bütün yükünü göğüsleyen ve herkesin bir şeyler beklediği bir insan olmanın ağırlığında ezilirken, tüm kararlılığıyla özgürlüğü seçmenin verdiği hafiflemenin hikayesi. Hikayede yapılan seçim doğru mu yanlış mı bilemem efenim ama insanda hafifleme hissi bıraktığı kesin. *Kent Kırgını: Kendisi de kent kırgını
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020600 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 25. kitabı
Eveet bir sürü duygu gelgiti yaşadığım, kitap bittiğinde öfke duygusuyla kaldığım bir okuma oldu. Açıkçası kitabın isminden sebep , kitaba başladığımda Tess Gerritsen tadında bir “serial kil*ler” okuması yapacağımı düşünmüştüm ki o tarz polisiye/ gerilim kitaplarını çok severim. Ama yazarımız kitapta öyle bir yapı inşaa etmiş ki.. öyle bir roman olmuş ki! Kitap her iki tarafın anlatımı şeklinde yazılmış. ilk önce kendi halinde kelebek koleksiyoncusu bir gencin, saplantılı aşkını okuyorsun. Sonra bu saplantının insanı,birini tutsak etme noktasına sürüklerken, hayatının sadece bu fikirle dolduğunu okuyorsun. Tutsak olanın gözünden okurken psikolojik gerilime geçiyorsun.. Daha sonra iki zıt tarafın mebcuri ilişkisine, dirence, boyun eğmeye şahit oluyorsun. Sonra aşırı şeylerin taraflara ne yaptığını görüyorsun. Bence bu kitap her okuyucunun elinde başka başka anlamlar kazanıyor. Benim penceremden Okumaya saplantılı aşık Frederick in gözünden başlıyorsun. Aşkı ilk başta masum ve acınası geliyor. Ama saplantısını eyleme döküp Miranda’yı tutsak etmesi ile ne kadar ileri gideceğini sorgulatıyor. Onun gözünden eylemleri ve kafasında taptığı Miranda’yı okuyoruz. (Ki Miranda gözümde canlandı öyle güzel anlatmış yazar sağolsun) İkinci sahnede Miranda’nın günlüklerinden, Miranda’nın açısından olanları okuyoruz.Miranda’nın özgürlüğü düşlemesi, kurtulacağı, ışığı göreceği günü beklemesi, kendini/kendisine dayatılan, yaşadığı hayatı sorgulaması,kuralları, umutları.. Miranda’nın günlüğünü okurken Caliban ın ezikliğine, yalnızlığına, kibarlığına üzüldüm. İlk bölümde kendi gözünden okurken nefret ettiğim karakteri, ikinci bölümde mağdurun gözünden okurken ona acıdım. (Bu bölümü okurken açıkcası biraz sıkıldım. ) Son bölümü Frederick in gözüyle okuyoruz. Bu bölümle ilgili fikrimi spoiler
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İsimsiz
10/10
·192 syf.··
2026 14. kitabı
Bazı hikayeler, kelimelere sığmak istemez; ruhun sessiz ve derin köşelerinde yankılanır. Engin Akyürek’in kaleminden dökülen her satır hayatın içindeki o görünmeyen detaylara, yarım kalmış cümlelere ve isimsiz kahramanlara bir selam niteliğinde. ​Masamdaki mumun ışığı, kitabın sayfaları arasında bir rehber gibi geziniyor. Hikâye tanıdık bir sızı gibi başlayıp, sayfalar ilerledikçe kendi özgün rotasını çiziyor. Yazar gündelik olanın içindeki büyüyü öyle bir dille anlatıyor ki; sanki kitabı okurken yanınızda bir fincan kahve, karşınızda ise hiç gitmediğiniz ama hep özlediğiniz bir yer varmış gibi hissedeceksiniz. ​Bu kitap, isimlerin ötesine geçip, sadece o an'a odaklanmak isteyenler için yazılmış. Bir solukta değil, sindire sindire, sayfaların arasındaki o dinginliği duyarak okunması gereken bir başucu eseri. ​Herkesin hayatında isimsiz kalan anılar vardır. Belki de bu kitap, tam da o anıları hatırlamanız için kapınızı çalmıştır. Bence okuyun, pişman olmayacaksınız.
İsimsizEngin Akyürek · Doğan Kitap · 202627 okunma
10/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2026 146. kitabı
Pofidik dünyanın en cesur ajanlarından biri olabilir ama dürüst olmak gerekirse uyumayı ve atıştırmayı görevlerden biraz daha fazla seviyor. Casus arkadaşları Jade ve Kit ile gittikleri su parkında kendilerini beklenmedik bir maceranın içinde bulunca işler bir anda değişiyor. Kitabın en sevdiğim yanı eğlenceli dili ve çocukları sürekli hikâyenin içinde tutan hareketli olay örgüsü oldu.. Renkli çizimler, komik karakterler ve bol kahkaha eşliğinde ilerleyen hikâye özellikle okumaya yeni başlayan çocuklar için oldukça keyifli.. Dostluk, takım çalışması, cesaret ve problem çözme gibi güzel mesajlar verirken bunu eğlenceden ödün vermeden yapması da kitabın artılarından biri. Özellikle kedileri, gizemleri ve macera dolu hikâyeleri seven çocukların çok seveceğini düşünüyorum. 8-12 yaş grubu için eğlenceli ve sürükleyici bir okuma önerisi. Kahraman olmak için mükemmel olmanız gerekmediğini hatırlatan sıcacık bir macera!
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202633 okunma
Bahçıvan ve Ölüm
Puan vermedi·208 syf.··
2026 7. kitabı
Bir romana başlarken sonunu bilerek hiç başlamamıştım. ​Hele ki kitapta bir kısım vardı ki çok ilgimi çekti; verem ve ölümle ilgili bir sürü romantik şiir, roman var ama kanserle ilgili hiç romantize edilmiş bir eser yok denmesiydi ​Bugün, adını bile anmaya korktuğumuz bir hastalığın bir hayatı, bir babayı nasıl adım adım eksilttiğini anlatan, ama bunu yaparken bizi Balkanlar’ın o hüzünlü ve derin hafızasında dolaştıran sarsıcı bir otobiyografik roman. ​ Kitaptaki o keskin tespit çok haklı. 19. yüzyıl edebiyatı veremi hep solan, incelikli ve sanatsal ruhların "romantik" bir hastalığı olarak işledi. Ancak kanser romantize edilemez. Kanser vahşidir, moderndir, gerçektir ve insanı en çıplak çaresizliğiyle yüzleştirir. Gospodinov, süslemeden, en saf ve şefkatli haliyle bu gerçeğin fotoğrafını çekiyor. ​Bahçıvan olan bir babanın, hayatı boyunca toprağa can vermiş bir adamın, bedeni içeriden kurutan bir hastalıkla mücadelesi... Hayat veren ellerin, ölüm karşısındaki o sessiz direnişi kitabın en vurucu metaforuydu bence. ​ Tıpkı Zaman Sığınağı kitabında olduğu gibi, Gospodinov burada da kronolojik bir sıra izlemiyor. Babasının hastalığı, çocukluk anıları, sosyalizmin gri binaları ve bahçedeki domates kokuları birbirine karışıyor. Çünkü yas tutarken zaman düz bir çizgide akmaz, darmadağın olur demek istemiş bence.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
O Duva Cadısı neydi öyle ya?
8/10
·448 syf.··
2026 18. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:38
Benim bu kadar uzun sürede bitirdiğimde bakmayın kitap gayet akıcı. Sadece harita ile biraz sorun yaşadık. Kitapları normalde tahmin edemem ama bu kitabı garip bir şekilde tahmin ettim🫪 Birde o Duva Cadısı neydi öyle ya. Artık kurabiyelere eskisi gibi bakamayacağım. Her neyse işin özünde kitabı beğendim. Görsel hafızanız iyiyse haritayla sorun yaşamazsınız. Yaş sınırı: +14
Gölge ve KemikLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20247,5bin okunma