Yirminci yüzyılın başlarında Galler bölgesindeki bir madenci ailesinin küçük oğulları Huw Morgan’ın gözünden bakıyoruz bu yeşil vadiye. Küçük bir çocuk saf ve temiz duygularıyla fulyalar toplayıp koşuştururken o huzuru hissediyorsunuz. Yanı başında duran yaşlı hali bize o mutluluğun nasıl kaybolduğunu çocukluğunun geçtiği vadinin nasıl karardığını anlatıyor. Maden işçilerinin işverenleri tarafından sömürülmesi, grevler yapıp yine azına razı olmaları, ırkçılık yapıp nefret dolu insanlar (?) ve katledilen bir doğa.
Morgan ailesini aralarındaki bağı sevdim.
Güzel bir klasikti ayrıca çevirmen de çok başarılı bir iş çıkarmış. Yer yer okurken Cennetin Doğusu’nu hatırlattı. Bunun için bile okurdum.
Yükselmeyi başaran insanlar, söyleyecek sözleri olan ve bunları zamanında ve yerinde söylemekten çekinmeyen insanlardır. Baskı altında susanlar, kişiliklerini yitirmiş birer korkaktırlar.