yasin

yasin
@yasinparmaksiz
10/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Charles Dickens'ı uzun süreden sonra yeniden okuma fırsatı buldum. Anlatım şekli ve dilinin estetiğini o kadar özlemiş ve benimsemişim ki, 88 sayfalık bu kısa romanı su gibi tükettim. Öncelikle şunu belirtmeliyim; Bu kısa roman aslında sadece bir “Noel hikayesi” değildir; insan olmanın anlamı, paylaşma ve vicdan muhasebesi üzerine evrensel bir anlatı. Scrooge adındaki paragöz, kötü ve nemrut bir karakterin ortağının ölmesi sonunda "kırılma noktası" diyeceğimiz ve gerçekten somut bir anına eşlik ediyoruz. Dickens, eserin ilk 10 sayfasını bu adamı alabildiğine iğrenç ve tiksindirici çizerken, ortalarında kırılma noktasını anlatıyor ve son 10 sayfası "acaba Scrooge değişecek mi" diye merak ettiğimiz kısmını bizlere sunuyor. Scrooge karakterinin hayretle tanıklık ettiği görüntüler, pişmanlık duyacağı anlar ve hiçbir zaman yaşamadığı "sıcak aile ortamını" izlerken nasıl bir surata büründüğünü gözümüzde canlandırabiliyoruz. Yazar, bu işi o kadar ustalıkla ve acele etmeden yapıyor ki, okurken heyecanlanıyor "aferin," dediğimiz anlar bizleri karşılıyor. Bir Noel Şarkısı, günümüz dünyasında dahi geçerliliğini koruyor. Tüketim kültürünün içinde kaybolmuş modern insanlara, empati ve paylaşmanın önemini hatırlatıyor. Scrooge’un hikayesi paranın değil, iyiliğin dönüştürücü gücünü hatırlatan bir anlatı diyebiliriz.
Bir Noel ŞarkısıCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,3bin okunma
hanifi yikilmaz isimli okura yanıt verildi
yasin
teşekkür ederim
Reklam
Zayıf Bir İrade ile Güçlü Bir Aşkın Çatışması
9/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2021 18:04
1918 yılında yazdığı ve orijinal adı “zorunlu olma, baskı, zorlama ve dayatma” gibi anlamlara gelen Der Zwang, Türkçemize Mecburiyet olarak çevrilmiştir. Bu eser, yazarın savaş zamanlarında dibine kadar etkilendiğinin bir kanıtıdır. Yazar, savaş yıkımının toplumsal olarak değil de bireysel olarak insan buhranlarına götürdüğü bir perspektiften bakarak, mecbur kalmış bir vaziyette seçim hakkının ortadan kaldırıldığı bir dayatmayı iradesi yoksun bir birey tarafından bizlere aktarıyor. Ressam Ferdinand, karısıyla birlikte nezih bir eve yerleşmiş, kendine de bir stüdyo açmış bir aristokrattır. Hayatlarından oldukça memnun bu karı koca soylu kesimden olduklarından dolayı yaşamlarına fazlasıyla önem vererek yaşamsal refahı ön plana almışlardır. Öz toprağından ayrılarak buralara gelen Ferdinand, karısıyla olan güçlü sevgi bağlarını titizlikle korumakta ve bu sevgiyle kendini yenilemektedir. Her şey gayet normal ve rayında giderken bir sabah içini kemiren bir hisle uyanır Ferdinand. Görünürde herhangi bir şey yoktur fakat bu iç sıkıntısı adamın bütün ruhunu ele geçirdiği gibi bedenini de uyuşturmaya başlamış ve tehlikenin nefes kesen soluğunu ensesinde hissetmeye başlamıştır. Beklediği o fırtına, gelmeden önce her yeri ölüm sessizliğine bürümüştür. Sevgili karısı Paula da kocasındaki bu huzursuzluğu fark etmiştir fakat bunu belli etmemiştir. Ferdinand, bu hislerinde yanılmadığını kendisine gelen postayla anlayınca karısının da bir şeylerin ters gideceğine olan hislerinde yanılmadığının farkına varır. Ferdinand, ülkesinden savaşa gitmemek için ayrılmış, vatanını hiç uğruna ölmemek için terk etmiş ve teslim olmayı reddetmiştir. İşte bundan dolayı buralara gelen Ferdinand, birdenbire daktiloyla yeni basılmış ve kelimelerin sıcaklığını hissetmiş olacak ki, bütün vücudu bu
Edebiyat
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma
yasin
detaylı kitap incelemesi için bkz: youtu.be/RlhXl7-UNmE
Yırtık Palto Cebinden Sarkan O Duygu
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2021 20:40
Dostoyevski'nin bilmem kaç eserini okudunuz. Ne kadardır okuyor ya da onu nasıl tanıyor olursanız olun, bu eserinde iki karakterin aşkına giriş yaparken yazarın kalemindeki doluluğu görmeniz mümkün olduğu kadar bariz. Bendeniz, birçok eserini okumuş olduğum Fyodor'un İnsancıklar eserinde, karakterlerin söyleyecekleri çokça birikimlerle dolup taştığını ve konuşmak için çırpındıklarını ve bunları dışa vurmak için birbirlerine bağırdıklarını duyar oldum. Varvara Alekseyevna ve Makar Devuşkin'in mektuplaşmalarıyla süregelen olaylar, okuyucunun hafızasında kolay canlanacak kadar yalın ve gerçekçi yazılmıştır. Rus toplumunun -özellikle üst sınıflarına ilişkin- ayrıntılara yer verdiği bu eserinde Dostoyevski, okuyucuya seslenerek onu, adeta Gogol'un Paltosu'nda uyuyan Akaki Akakiyeviç'in bir izdüşümü olan Makar Devuşkin'in duygusal bunalımlarına götürüyor. Varvara'ya olan yoğun, karşı konulamaz sevgisi yıllanmış Makar Devuşkin'in hayata karşı tek dalı, tutanağıdır. Bu sayede yataktan kaldıran gücü bulan Devuşkin, sırf kadıncağızı, iyi geçinsin diye, eşyalarını satıp, üniformasını rehine vererek bu fedakarlığı yapabilecek kadar çok sevmiştir. Varvara'nın da hisleri bu aciz adamdan farklı değildir. O da acıdığı Devuşkin'e yardımcı olsa da, bir şekilde toplumun alaycı ve dikenli bakışlarından kaçmak için sürekli bir sığınak arayıp durmaktadır. Devuşkin, Varvara Alekseyevna için gururunu paltosunun yırtık cebine sokup, düşürmeyi göze alarak para dilenmeye başlaması da sevgisinin onda yarattığı davranışlardan başka bir şey değildir. Burada, Knut Hamsun'un yarattığı Andreas Tangen akla gelmektedir. Gelgelelim Açlık eserinde, sefalet bir halde yaşayan Tangen, sırf gururundan vazgeçemediğinden dolayı açlıkla mücadele etmişti. Devuşkin ise, gururunu ayakları altına alsa da, aciz
1000Kitap
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma
yasin
ayrıca bknz: youtu.be/6PU8tv53oeo
Kutuplardaki Arayış
9/10
·89 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2021 17:02
Oldum olası Jules Verne’ün eserlerini okurken merak duygusunu dinç tutabilmişimdir. Bu sayede belki de anlamakta güçlük çekeceğim olayları müthiş bir şekilde anlatıp bilimsel yönlerini verebilen yazar bu eserinde de -38 derecede donan cıvayı öğretti. Kendileri de bu sıcaklığın altına düşünce yaşadığı zorluklarla başa çıkmaya çalıştı. Söylemeden edemeyeceğim; Jack London’ın birçok eserinde bu kuzey ülkelerini anlattığı olaylarına o kadar aşina olagelmişim ki, bu eser bana çok tanıdık geldi. Başladığım gibi devirdiğim, kısa ve yoğun olaylı bir kutuplardaki macera hikâyesi oldu. Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Balonla 5 Hafta, 80 Günde Devr-i Alem gibi yazılarının yanı sıra bu öyküsünde biraz daha soğuğun insan iradesi ve bünyesindeki kalıcı etkisini dile getirmiş yazarımız. Çoğu eserinde fazlaca bilimsel unsurlar yer alırken burada çoğumuzun aşina olduğu birtakım hayatta kalma teknikleri yer alıyor. Söz konusu Fransız yazarımız Jules Verne olunca insanın kitabı bitirdikten sonra hiçbir şey öğrenememesi imkânsıza yakın.
Araştırma-İnceleme
Buzullar Arasında Bir KışJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20205,9bin okunma
yasin
ayrıca bknz: youtu.be/Df4tsmx1c38
Bir Kadının Yalın Portresi
10/10
·177 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2021 16:51
Stefan Zweig‘ın 1981 yılında yazdığı fakat tamamlayamadan hayata veda ettiği eseridir Clarissa. Bu yönden okurken insana derin etkiler bırakmakta. Genel olarak, Clarissa adındaki genç bir kızın gözünden acı, sevgi, hasret ve yalnızlık anlatılır. Stefan Zweig’ın savaşa dair görüşlerinin somut anlamda esere yansıdığını şahsen görebildim. Léonard karakteriyle karşıt olduğu savaş, onun bir şekilde düşüncelerinin ete kemiğe bürünüp Clarissa’nın karşısında yer aldığı izdüşümüdür. Verdiği önemli mesajsa, savaşın yalnızca toplumsal olarak etkilenim görmediği, kişinin, bireysel olarak duygularının ve hayatın akışının duraklatmak zorunda kaldığı görüşüdür. Henüz aşkın alevinin yeni harlandığı dönemde sevdiği bu adamdan ayrılmak zorunda kalan ve elinden hiçbir şey gelmeyen Clarissa’yı okurken hepimiz o acıyı yaşamışcasına empati kurduk -en azından ben kurdum, ki sizlerin de kurması o kadar yakın. Bu gelgitler içerisinde Clarissa’nın Léonard’dan hamile kalması ve gelişigüzel bir evlilik geçirip -her ne kadar kocasından memnun olsa da- aklının hep yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluğa kayması ona, kalıcı duygusal soyulmalar yaşatmaya başlamıştı. Her ne kadar Léonard’ı unutmaya çalışsa da, birden durağanlaşması, hayatının devam etmesine rağmen ruhunun bir adım kımıldayamaması, kurduğu hayal odasından çıkamadan orada hapsolması Clarissa’yı ciddi anlamda yaraladı. Ne yaparsa yapsın, sonsuz varlığın ve imkânın sahibi de olsa, ruhu açken hiçbir şeyden gerçek anlamda doyamazdı. Eserde de Zweig’ın Goethe’nin sözüne değindiği gibi: "Milyonlarca lüleli peruk da taksan, arşınlarca yüksekteki kaideye de çıksan, neysen osundur."
1000Kitap
ClarissaStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201717bin okunma
yasin
ayrıca bknz: youtu.be/WzQTz9Y5-0g