Gör Beni, Akilah Azra Kohen imzalı, ülkenin çok satan romanlarından birisi durumunda. Ben de romanı çok beğenen bir arkadaşımın “mutlaka okumalısın” tavsiyesiyle bu kitabı okudum.
Kitabın sitedeki puan ortalamasının çok iyi olduğunu görüyorum. Demek ki, iz bırakan, başarılı bir roman ya da en azından öyle düşünmemiz gerekiyor. Ancak benim için öyle mi? Doğrusu tartışılır… Yani iz bıraktığı tartışılmaz çünkü okurken çok sıkıldığım ve ısınamadığım bir roman oldu; bu anlamda olumsuz bir iz bıraktı!
Kohen romanın hemen başında aslında biz okurları ikaz ediyor, diyor ki, “tarihi gerçeklik, kronoloji… Bunları arayıp da beyninizi boşuna yormayın lütfen, öyle okuyun” diyor. Ancak bu uyarıyı yapmış olmak bunları aramayacağımız anlamına gelmemeli.
Kendi çapımda iyi bir okur olduğumu düşünüyorum. Bir roman severim aynı zamanda. Tarihi romanlara da ilgi duyuyorum. Ancak ben romanda gerçekçiliği arayan bir okurum. Dolayısıyla bu kitabı beğenmeme sebeplerimin başında gerçekçiliğin olmaması geliyor.
Yani Abdülhamid dizisinde sultana İngiliz elçisini tokatlattıran senaryo ne kadar uçuksa, kusura bakmasınlar ama Azra Kohen'in bu romanı da o kadar uçuk. Hatta bir dönem moda olan, yeşil roman diye tabir edilen, hidayete erme öyküleriyle maruf olan bazı romanlar vardı. Bu da tersinden öyle düşünülebilir. Yani cumhuriyetçi propaganda yapan ve bence propagandist bir roman… Ama başarılı bir roman değil.
Bir kere, bu tarz romanlarda tarihi şahsiyetlerin isimlerini kullanıyorsanız, “gerçeklik aramayın, ben yazdım oldu, bitti” demenin çok da doğru olduğunu zaten düşünmüyorum. Burada da iç içe girmiş pek çok tarihi şahsiyet var ve bunlardan birisi mesela Muazzez İlmiye Çığ. Ünlü tarihçi ve Sümer araştırmacısı romanda kendine yer bulmuş.
Karakterler maalesef, “propagandacı