40 güçlü ve ülkemizin aydınlığına ışık tutmuş kadınların hikayelerini okumak beni çok mutlu etti. Daha önceden benim bilgisizliğimden kaynaklı içlerinde adını duymadığım bu kahramanları keşfettim. Bundan sonraki okuma rehberimde, hepsinin hayat hikayelerini daha detaylı ve didik didik incelemek, başarılarının ve isimlerinin hafızalarda yer tutmalarının hikayelerini daha detaylı incelemek istiyorum. İyi ki böyle güzel insanlar ve bizleri o insanlarla tanıştıran böyle kitaplar var
519 sayfa acaba bitirebilecek miyim diye endişelerim bir yana, ilk kitabının sonlarına doğru aldığım heyecan ve geçmişte yaşadığımız yıllara ait hissedebileceğim bir tat ile hevesle okumaya başladım. Kitap 60yıllarda Napoli’de, lina ve lenu’nun artık bir genç erişkin olduğu zamanları konu alıyor. Kitaptaki cümleler sanki bir plaj kenarında yüzüme esen bir rüzgar hafifliğinde akıyor. Özellikle Lina’nın olduğu yerler ve yine ne dertler açacak merakım, lenu acaba özgüvenini ne zaman bulacak beklentim arasında kitabın en sevdiğim özelliği bir önceki paragraflarda silik olan karakterlerin sonraki sayfalarda ne kadar cüretkar olabildiklerini görmekti. Kitabın son bitiş cümlesindeki ismi görmeyi hiç beklemiyordum, büyük bir sürpriz oldu. Ayrıca Elena Ferrate hakkında hala çok şey bilinmeyen şu günlerde, kitapta olayları ayrıntısı ile yazma ve hissettirdiği gerçeklik, romanda da hayatını yazan roman krakteri Elena Greco’nun da kendi olabileceği yönünde bir sezi oluşturdu. Zaten kendi biyografisi olabileceği yönünde spekülasyonlarda sosyal medyada belşrtilmekte. Elena Ferrante kitapları ile iyi ki yolum kesişmiş dilerim diğer kitaplarında da aynı duyguları alabilirim.