Durdu biraz uzakta, ışıktan kamaştı gözleri, ilerleyemedi daha.
Işıl ışıl giysiler içinde, pırıl pırıl tahtında oturmuş Phoebus, sağında solunda gün,
ay, yıl, çağ dizilmiş, bir de saatler.
Duruyordu yanında yeşil bahar, başında çiçekli taç, başaklarla donanmış çıplak yaz.
Ezilmiş, çiğnenmiş üzümlere bulanan güz, kırağıdan saçları kırçıla dönmüş kış bir de.