9/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2022 52. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2022 21:16
Bir FBI ajanı olan Joe Navarro'dan beden dilini öğreniyoruz. Başımızın, ayaklarımızın, kollarımızın duruşu ne ifade ediyor? Mimiklerimiz ne anlama geliyor? Bunlar ne işe yarıyor? Olumlu bir izlenim için dikkat etmemiz gerekenler vs. Ufak tefek anekdotlar da eklemiş. Bayağı bilgilendirici ve pratik bir kitap. Mutlaka okumanızı öneririm. Bazı hareketlere dair aldığım notları paylaşmak istiyorum: -Omuzların kalkın boynun aşağı düşmesi “kaplumbağa şekli” insanlar çaresiz kaldıklarında, kendilerine olan güveni yitirdiklerinde insanların yaptığı bir harekettir. İnsan temasa geçmek istemediğinde bu davranışları gösterebilir: araya mesafe koymak istediği insan için gerilemek, kucağına bir şey almak (çanta), ayaklarını en yakın çıkışa döndürmek -İnsanlar fikir ayrılığına düştüklerinde ya da diğerinin varlığı rahatsız ettiğinde birbirinden uzaklaşırlar -Gözlerin bloke edilmesi (elle kapanması) şaşkınlık, güvensizlik ya da anlaşmazlığın güçlü bir göstergesidir. -Boynumuza dokunmak ve/veya belli belirsiz okşamak, kendimizi baskı altında hissettiğimiz zamanlarda kullandığımız en belirgin ve yaygın yatıştırıcı davranışlardan birisidir. Rahatsız, güvensiz hissetmesi, korkması; yalan söylediğinde, önemli bir bilgiyi sakladığında da olur -Boyun çukuruna dokunulması güvensizlik, rahatsızlık, korku ya da endişe hislerini yatıştırır. Boyundaki bir gerdanlıkla oynamak da çoğu zaman aynı amaca hizmet eder. -Alnın ovulması genellikle, kişinin bir şeyle mücadele içinde olduğunun ya da şiddetli bir rahatsızlık yaşadığının önemli bir işaretidir. -Yatıştırıcı davranışlar birçok farklı şekilde görülebilir. Kendimizi baskı altında hissettiğimizde, nazik dokunuşlarla boynumuzu okşayabilir, yüzümüzü ovabilir ya da saçımızla oynayabiliriz. Beynimizin yatışma talebine ellerimiz anında karşılık verir
Beden DiliJoe Navarro · Alfa Yayıncılık · 20086,2bin okunma
Puan vermedi·200 syf.·
2023 8. kitabı
Bir yazarın okudukları,dinledikleri,seyrettikleri,düşündükleri,izlenimleri hakkında söz etme gereksinimiyle aldığı Notlardan oluşuyor kitap.Yazarın Deyimiyle “geçerken uğrayarak okuru çoğaltan ayaküstü sohbetler” tadında. Herkesin fotoğrafçı,dağcı,yazar/şair olduğu(!) “sosyal medya” çağında kof sözlerden öte işin mutfağında birikimin,emeğin,zahmetin altını çizen kısa tüyolarla yol rehberi,örnek alınası anlatımlar. İyi bir okur/yazar olmak? Zihinde çakımlar uyandıran,esinlendiren,kaleme ışık tutan, işaret fişeği 189 SAYFA Mutlaka okunmalı:)) yazıda,sözcüklerde gövdelenen her acı kendisini yerçekimine ve zamanın geçişine bırakır.Sahibine de geçici yatışma vaat eder.Bir tür plasebo olması bundandır,etkisinin sahibinde kısa sürmesinin nedeni de öyle yasak,mecaz zenginleştirir gazete okumak,bir insanın hayatının geri gelmeyecek 4-5 dakikası demektir. zaman dediğin hatıralarımızla aramızdaki mesafedir. hayat durduğunuz yere göre seçilir,baktığınız yere göre biçimlenir farkındalık,bağışıklık ve dayanıklılık demektir. her çağın köleliği de vicdanı da kendine göre bazı ruhlar şimdiki zamanı bile bir hatıra gibi yaşar Yalnızca hatırladıklarının bilgisiyle değil unutkanlığın deneyimleriyle de büyür insan kendi diline çevirmeyi kendi dinine çevirmek sanmak bir ahlaksızlık çeşitidir dijital saatler zamanın sesini susturdu. İçimizin sesine kaldı hatırlamak. 189 sayfa/ Murathan Mungan #murathanmungan
İnsan ve Duygular
189 SayfaMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 2014104 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2022 14:39
Devlet nakliye istasyonunun zıpır, inatçı şoförü İlyas ve Dolon köylerinden Asel'in dokunaklı öyküsü. İlyas; inadı, gururu ve zıpırlıklarıyla ön plana çıkan bir kişilik. Bu tarz bir insanın ilk görüşte yoksul giyimde bir kıza aşık olacağını düşünmezsiniz ama Asel'e aşık olur. Asel de aynı coşkuyla ilyas'ı sever. Anne babasının onayını almadan İlyas'a kaçar ve onunla evlenir Asel. Başta her şey oldukça iyi gider. Üstelik bir de çocukları olur: Samet. İlyas, iş yerinde problemler yaşar. Bu problemleri aynı işyerinde çalışan istasyon görevlisi kadının yakın ilgisiyle aşar. Asel'e ve oğluna duyduğu sevgi, ihanet etmesine engel olamaz. Asel'i aldatır ve Asel bunu öğrenince evini terk eder. Talih, Asel'i kişisel tarihi trajedilerle dolu olan Baytemir'le karşılaştırır. Eşini ve çocuklarını kaybetmiş bu mert adam, yeniden sevmenin mümkün olmadığını düşündüğü bir anda Asel'i çok sever. "Aşk" ve "sevgi" çatışmasını merkeze alan olağanüstü bir hikaye. Bir "taşma" hali olan "aşkt"an; bir "yatışma" hali olan "sevgi"ye geçiş muhteşem bir kurguyla anlatılmış. "Sevgi neydi?" Sorusuna okuyucusu ile aynı cevabı verir Aytmatov: Sevgi iyilikti. Okumayan herkese tavsiye ederim.
Selvi Boylum Al YazmalımCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202113,5bin okunma
EPİK BİR YOLCULUK
8/10
·432 syf.··
2020 113. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2020 11:04
Doğa ile ilgili bir şey konuşulunca veya yeşillik ya da deniz görünce aklıma hep şu alıntı gelir: ''Baylar, çevremizi saran şu Tanrı nimetlerine bakın bir kez: Gök açık, hava temiz, otlar körpe, kuşlar, doğa olabildiğine güzel ve günahsız... Yalnız bizler, biz tanrıtanımaz ahmaklar yaşamın bir cennet olduğunun farkında değiliz.'' -Dostoyevski, Karamazov Kardeşler Victor Hugo, daha önceki iki kitabına yaptığım incelemelerde de söylediğim gibi çok bilgili bir insan. Bu bilgiyi kullanmak da çok kolay değil. Kafandakileri yazıya aktarma ve kurguya çevirme zor bir iştir. Bunu Dostoyevski de çok iyi yapar, Shakespeare de, Victor Hugo da; onlar düşüncelerini çok iyi kurguya çevirebildikleri için ''büyük'' yazar oldular. Victor Hugo da, bu romanda, insanın denizle mücadelesini anlatıyor. Bunu yaparken de ''Victor Hugo tarzı'' ile çok fazla deniz ile alakalı terim kullanıyor, yer ismi kullanıyor ve o kadar iyi betimleme yapıyor ki, bu bazen sıkıcı olabiliyor. Klasik Victor Hugo işte: Coğrafya, tarih ve bunun getirdiği sıkıcı yerler. Aslında deniz terimlerini bilen insanlar için muhteşem bir kitap, fakat bilmeyenler için bazı yerler sıkıcı oluyor. Kitabımız Gilliatt adlı karakterin Déruchette denen güzel kızla karşılaşması ile başlıyor. Ondan sonra Hugo karakterlerin derin bir incelemesini yapıyor. Başta halk tarafından ''büyücü'' damgası konulan Gilliatt'ı anlatıyor. Hugo, bu kitapta ''büyücü''leri çok kafaya takan kişileri ve her şeyi abartmalarını şaka yoluyla eleştiriyor: ''İnsanların bitlenmesi için büyü gerektiğini herkes bilir.'' (s.23) ''Kuşlara düşkündü. Bu, genellikle büyücülerde rastlanan bir özellikti.'' (s.25) Hugo, bu kitapta insanların başkalarının yeteneklerini ve gücünü kıskanmasını çok iyi anlatıyor. Bu yeteneklerden ve
Deniz İşçileriVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,510 okunma
10/10
·237 syf.·
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Bilinçdışı, anlayamadığımız, kendisine vakıf olamadığımız bir bilgidir. Kendisini günlük hayatın psikopatolojisinde bize sunan bu ulaşamadığımız alanı Freud bilinçdışı olarak adlandırıyor, ona kararlılık veriyor ve bu nihayetinde bir yapı doğuran edimdir. Tıpkı bizde Yunus Emre'nin "bir ben vardır bende, benden içeri" deyişinde salık verdiği gibi Freud da "bir sen var sende," der, "o kadar emin olma, sandığın gibi kendinin efendisi değilsin, senden içeri bir efendi var." diye uyandırır. Bilinçdışı kendisini her ne kadar kişinin niyetini ansızın yakalayan edimde gösterse de bu edimin bilinçdışını var etmesi için dinlenilmesi de gerekir, yani ben ile Öteki/Kültür arasında sahne alan bir bilgidir kendisi; uzamdan, zamandan ve kişiden bağımsızdır. Ne analistin ne de analizanın kendilerine özgü, nevi şahıslarına münhasır, özel olarak tahsis edilmiş bilinçdışı'ları yoktur, yalnızca aktarımda çıkan "analizin bilinçdışı" mevcuttur. Nasio, birinci ilke olarak Lacan'ın, "Bilinçdışı bir dil gibi yapılanmıştır." deyişini alıyor. Saussere'a göre dil göstergelerden (gösteren[S1] ve gösterilen[S2]) oluşsa da Lacan, gösteren'e öncelik verir. Saussere gösteren ve gösterileni bir bozuk paranın yazısı ve turası olarak görse de Lacan'a göre gösteren asli ve temel olduğu kadar gösterileni de üretir. Basitçe "kalem" kelimesini alalım; bu kelimenin zihinsel akustik imgesine yani fonolojik öğesine gösteren diyoruz, tamamiyle anlamdan uzak. Ve bu haliyle ben kalem kelimesinin bir duyguyu mu bir nesneyi mi bir rengi mi bir şahısın ismini mi belirttiğini bilmiyorum. Bunu bilebilmem için ise gösterilene ihtiyacım var; gösterilen kavramsal bileşenidir dilin. Az önce kalem derken zihnimde yalnızca akustik bir imge vardı şimdi gösterilen ile gelen, nesnenin zihnimdeki soyut tasarımı da var, kalemin
Jacques Lacan'ın Kuramı Hakkında Beş DersJ.D. Nasio · İmge Kitabevi Yayınları · 200723 okunma
Puan vermedi·135 syf.··
2020 3. kitabı
O kadarda çekingen olma çekingen insanların zaman zaman duymak zorunda kaldığı bir cümledir bunu söyleyenlerin çekingen olması mümkün değil aksi oldaydı bunun pek mümkün olmadığını bilirlerdi birisine spontene ol yada gül demek gibi birşeydir spontene olmak yada gülmek tek tuşla olmuyorsa çekingenlikte tek komutla kurtulunabilen bir davranış değildir Çekingen olmayanların çekingen olanların hayatlarında ne zorluklarla mücadele ettiğini tahmin bile etmesi zordur çekingen insanlar red edilme başarısız olma korkusu yüzünden yabancılarla konuşma toplantışarda söz alma İlgi odağı olma durumlarından olabildiğince kaçınır.aynı zamanda toplumun açık konuşkan özgüveni yüksek insanlara değer verdiğinin bilincindedir çekingen insanlar bu özelliklere sahip olmayı çok isterler ama bu ellerinde değildir Çekingenlik nedenleri neler çekingenlik ne kadar yaygın çekingenlikle sosyal fobi arasında ki sınıt nerededir çekingen insanlar neden kendini sürekli izleniyor muş değerlendiriliyormuş gibi hisseder günlük hayatında ne gibi zorluklarla karşılaşır bunlardan bahsetmek istiyorum Sizde çekingen insanlardansanız sonra ki zamanda sosyal ortamlarda daha rahat etmenizi özgüvenli davranmanızı sağlayacak pratik öneriler ve alıştırmalardan bahsedeceğim bu kitap tedavi gerektiren sosyal fobisi olan insanlara yönelik olmadığını belirtmek isterim Çekingen insanlara yönelik yer alan zorlukları kendi tecrübelerimden tanıyorum bu yüzden engelleri bu günden yarına olmasada sabır azim ve iyimserlikle aşabileceğimi biliyorum Kişisel yolculuğunuzda inanç ve motivasyon duymanızı gelişimn sizi mutlu etmesini umuyorum. Çekingenlik sayısız tanımı olmasına karşın veya tam bu nedenle bilimsel olarak sınırlandırılması zor bir kavramdır.Büyük ihtimalle Amerikalı sosyal psikolog philip g zimbardonun Kendisini
Kendine GüvenRita Steininger · İletişim Yayınevi · 2019203 okunma