kendimde, öfkeden çok acıma, kinden çok üzüntü hissediyorum. artık mücadele etmeden kendimi bırakıyorum. kötülüğün gerçekliğinde garip bir dinlenme, tüm benliğimde bir yatışma buluyorum.
Balzac
Courtin'in 1826 tarihli ansiklopedik sözlüğündeki "Banyo" maddesi, 19. yüzyılın hemen başındaki yıkanma alışkanlıklarıyla bizimkilerin birbirinden ne kadar farklı olduğunu açığa vurur: Su orada karmaşık, tuhaf, insanın içine işleyen bir ortam olarak anlatılır. Özellikle banyonun etkileri sıvının sıcaklığına ve karışımlarına göre ayrıştırılır: En soğuktan en sıcağa, toplamda altı kategori ayırt edilir; hepsi tıbbi açıdan etkilerine göre sunulur, temizlik ya da rahatlama gibi konularaysa çok az değinilir. Banyo "uzman işi" bir uygulama olmayı sürdürür. Etkileri kullanılan sıcaklığa göre sarsıntı ya da yatışma yaratabilen ve insana güç verebilen mekanik bir ilkeye bağlıdır büyük ölçüde. Örneğin bedenin düzenini yavașlatan soğuk banyo, "organların enerjisini katlayarak yapıyı güçlendirir"; oysa, uyarıcı şoklar yaratan "çok sıcak" banyo, "kronik deri iltihaplarının ve romatizmaların tedavi edilmesi"ni sağlar. Yüzyıl başındaki sağlıkbilgisi kitaplarının banyo üstüne bölümlerinde doğrulanan, bunlar gibi yar yarıya tedaviye yönelik birçok seçenek vardır: Suya girmeye, temizlikten ziyade kaplıca uygulamaları çerçevesinden bakılır; kimi zaman da, temizlenmeden ziyade, "suyun ağırlığı," "emilişi," "soğurulması" hesaba katılır Bu bakıl açısı ılık banyonun organları ve deriyi sarıp sarmalayan etkisini kısıtlar. Ilıklık öncelikle yumuşatıcı ortam olacaktır: Lifleri güçlendirmekten ziyade kurutur, temizlemekten ziyade bitkinleştirmeye yarar. Örneğin, Simon de Metz, "gençlere yönelik sağlıkbilgisi" kitabında bu "tehlikeler"e değinir; ılık banyoyu "gençleri yavaş yavaş zayıflatmakla, daha doğrusu aşırı duyarlı kılmakla suçlar. Bu yüzden temizlik için düşünülen bu yıkanma seyrek yapılmalıdır: "Ayda en fazla bir kez bu şekilde yıkanılmalıdır." Balzac da, Guidoboni-Visconti'lerin evine
Sayfa 390 - Alfa Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hiçbir şey katıksız olmuyor ve bütünü kavrama arzusu asla yerine gelmiyor; çünkü belki de sahte bir arzu o. Hiçbir şey eksiksiz bir bütün değil, yekpare değil, her şey kırılgan ve ağulu, savaşın bedeninde yatışma damarları dolaşıyor, nefret aşkların ve acımaların içine sızıyor, kurşunlu çamur deryasının ortasında ateşkes ve coşkuların ortasında mermi, hiçbir şeyin ne tek kalmaya, ne baskın çıkmaya ve egemen olmaya tahammülü var ve her şey birtakım çatlaklar, yarıklar gereksiniyor, ya da var olduğu anda o varlığının yadsınmasını. Durum böyle olunca da hiçbir şey kesinkes bilinemiyor, her şey ancak eğretilemelerle anlatılıyor.
Sayfa 160·Kitabı okudu
"Kendimle temasımı yitirmemeye gayret ederek içimdeki volkanın ağzına sonradan yaşamaya söz verdiğim anları tıktığımı fark ettim."
Sayfa 33·Kitabı okudu
Feth Sûresi
هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ ف۪ي قُلُوبِ الْمُؤْمِن۪ينَ لِيَزْدَادُٓوا ا۪يمَاناً مَعَ ا۪يمَانِهِمْۜ وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يماً حَك۪يماًۙ Mü’minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, ’güven duygusu ve huzur’ indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır: Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Feth 4 وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. 7 لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُۜ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَص۪يلاً Ki Allah’a ve Resûlü’ne iman etmeniz, O’nu savunup-desteklemeniz, O’nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O’nu (Allah’ı) tesbih etmeniz için. 9 سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَٓا اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَاۚ يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَراًّ اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعاًۜ بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يراً Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah’a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır." 11 وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır; dilediğine mağfiret eder, dilediğini azaplandırır. Allah, çok bağışlayan, çok
«Dedenin ölümü, sonra savaş, bütün ülkeyi dehşete düşüren kuyrukluyıldız, sonra yangın, daha sonra kölelerin azat edilmesi söylentileri… Bütün bunlar beylerin yüzlerini ve ruhlarını hızla değiştirmiş, onları gençlikten, kaygısızlıktan, daha önceki çabuk öfkelenme ve hemen yatışma özelliklerinden yoksun bırakıp, kin, can sıkıntısı, ağır sözlerle birbirine kafa tutma hallerini getirmiş: "Geçimsizlikler" başlamış, babamın dediği gibi iş, masa başına kırbaçlarla oturmaya kadar varmış…»
Sayfa 70
Edebiyat