Sevgili Kendim :)
Şairin “Yaş otuz beş, yolun yarısı” dediği zamanlara birkaç sene kaldı. Hani derler ya, otuzlu yaşlardan sonra bir sakinlik ve farkındalık yükleniyor insana; işte ben de tam olarak bunu doruklarda hissettiğim bir senedeyim. Eski ben ile şimdiki ben arasında ciddi farklılıklar olduğunu hissediyorum. Seyahatlerde artık eskisi gibi sürekli fotoğraf çekmiyorum. Çok sevdiğim fotoğraf makinemi yanıma bile almıyorum. Gittiğim her yerden sadece bir kare çekiyorum; bana hissettirdiklerini hatırlamak için. Mesela farklı kültürleri öğrenmeye, farklı hayat tarzlarını görmeye bayılıyorum. Gittiğim şehirlerde çok ünlü, popüler ve yeni yapıları görmek ya da AVM gezmek yerine, şehrin eski sokaklarını adımlamayı tercih ediyorum. Merak ettiğim o kadar çok kültür var ki, anlatamam. Camiler kadar kiliseleri de merak ediyorum. İnsanların yüzlerindeki o duyguları okuyabilmek benim için çok kıymetli. Sık sık ailemle de bu konular üzerine konuşurum. Bu yazı kendime ayırdım ve merak ettiğim şehirlere seyahat edip anılar biriktireceğimi söylüyorum bizimkilere. Babam da diyor ki: “Ama sen zaten hep seyahat ediyorsun, bu seneyi neden özel olarak düşünüyorsun?” Heheheh 😅 Bu sene yoğun bir çalışma senesiydi elhamdülillah. Şimdi ise biraz dinlenme ve sakinleşme vakti. Allah’ım, çokça seyahat ettiğim, çokça anı biriktirdiğim bir yaz olsun inşallah. Çokça âmin.
Duygu ve Düşünce
Dear My Friends
Yaşamayı öğretiyorum kendime. 20’lerim insanları kırmaktan korkan, nahif bir ruhtu. Çocukken sahip olduğu cesareti, kuzey yıldızını kaybetmişti. İçine sindikçe sindi, kabuğu kırılır diye kımıldamadı bile. Ama 20’lerim biter ve 30’larım başlarken bir şeyler değişti. O çocukluk hallerime döndüğümü hissettim. Yaşlıların nasıl bu kadar rahat davrandığını anlıyorum, yaşlanmak demek çocuklaşmak demek. Sosyal anksiyeteden kendini sıyırıp toplumun ne olduğunu bilmeden, içinden geldiği gibi davranmak demek. Ve şimdi 30’larımda… Korkularımı yeniyorum, denemek isteyip de çekindiğim ne varsa kendimi tam ortasına atıyorum, kırıldığımda söylüyor ve yerine göre kırmaktan da çekinmiyorum, elalemi gözümün ardında bırakıyorum :) denediğim yeni şeylerden kimileri hüsranla sonuçlanıyor, kimisinde potansiyel taşıdığımı görüyoruz, kimisini “bir daha asla yapmam” deyip sayfası kapatıyorum, kimisini bir ömür boyu mutlulukla yapacağımı düşünüyorum. Şanslıyım çünkü kışıma renk veren dostlarım bana eşlik ediyor. Bazı zamanlarda ise hiç arkadaşım yokken giriştiğim bir aktivitede yeni dostluklar ediniyorum. Sabahları denize girip yüzüyor, 70 yaş üstü teyze ve amcalarla sohbet ediyorum, kahvaltıda gazete okuyorum, afrika müzikleri dinliyorum, dans ediyorum, içimden geçenleri söylüyorum, aileme vakit ayırıyorum, trafikte kızıyorum hatta bazen küfür bile ediyorum. Sigarayı bıraktım, spor yapmaya başladım, okumalar yapmaya geri döndüm, ekran süremi azalttım, başladığım işi bitirmeye çalışıyorum, aldığım kararların arkasında durup kendi limitlerimi zorluyorum, sadece ihtiyacım olanı almayı öğrendim, hayatımdaki fazla nesnelerden kurtulmaya ve sade yaşamaya çalışıyorum. Yaş almak kötü değilmiş meğer :) Zaman bana nasıl yaşamam gerektiğini öğretiyor, bense ona ne kadar değerli olduğunu bildiğimi
Reklam
yandık
Şu yaz'ın gelmesini kim istedi abi😐
Bir yaz kışı gel yanıma Uzaklara dalalım yalnızlıkla Ah ne kadar da yaralı Karanlıklara karşı Söyle içinden geleni Beni sana vereni Uzaklara dal, bir parça bana kal Nedir bu, bir nasır dertleri Ah ne kadar ümitsiz bir hâldir bu Kimim, neyim ve kimin derdiyim Ve ne midir Bendeniz yalnızlığa kadar yalnızım Yalnızlık olana kadar yalnızdım. Gökler yaşasın kaderimle Kış yaz ayazına kalsın Ve ben öleyim Senin bilinmeyen kollarında.
Şiir
Yaz Ayazı 2. Bölümden resimler getirdim🙃
Yaz Ayazı
Işıklar ışıklar
Şu yaz gününde ofisin içine güneş düşmüş ve hala ışık açıyolar. Kapatınca huysuz ve geçimsiz insan oluyorum. Şimdi şu ışığı açan 2002’li ergene buradan bi uçmak istiyorum ama olmuyo işte. Mesai arkadaşın ve sen ona maruz kalmak zorundasın…
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam