İşlerin yaz kampında yanlış gitmeye başladığından kuşkulanmaktan kendimi alamıyorum, sürgün hayatım o zaman başladı, ruhum orada parçalandı -bin parçaya ayrılana dek parçalandı her geçen yaz biraz daha. Benim için her şey kampta bitti. Kitaplarımı yazmaktan, çekirge toplamaktan vazgeçtim, kendimi güzel bulmaz oldum, şimşeği, gök kuşağını ve tsunami rüzgarlarını yaratan Tanrı değilse kim diye merak etmekten vazgeçtim, bir Tanrı olup olmadığını merak etmekten vazgeçtim, tüm yetişkinlerin cevaplayamayacak kadar yorgun oldukları soruları sormaktan vazgeçtim, olanakların hala var olduğu o yerden sürüldüğüm için, artık istediklerimi asla elde edemeyeceğimi bildiğim için, istemekten vazgeçtim. Kaç yıl geçerse geçsin, ne kadar terapi görürsem göreyim, geçmişteki tüm yanlışları ait oldukları artık önemsizleşen yerlerine oturtması gereken, hep alınan derslerden ve iç huzurundan söz edilen o mutlu diyarı, perspektif denen o ele geçmez şeyi ne kadar yakalamaya çalışırsam çalışayım nafile. Anılarımın gücünü kimse asla anlamayacak, onlar o kadar somut ve canlı ki, beni delirttiklerini bir psikiyatristin söylemesine ihtiyacım yok. Bilinçaltım onları gömmedi, süper egom onları engellemedi. Orta yerde önümdeler, şu anda bile varlıklarını sürdürüyorlar.