Baş altında iki canlı balık kipirdar. Hikmet onları lakerda yapacak, yaz akşamları Sultana'nin kahvesi önünde fincanda rakı içerken havyar gibi lalerdadan bir baş soğan kırarak dudaklarıyla yiyecektir.
Bir süre daha uğraştıktan sonra defteri kendisinden biraz uzakta tutarak testten geçirir gibi resme baktı. Hasır koltuğun hayli kötü çizilmiş olduğunu gördü. Hışımla yeni bir çizgi çekti, ardından sinirli sinirli gözlerini koltuğa dikti. Olmamıştı. Kızıp içerledi. "Seni iblis hasır koltuk seni!" diye yükseltti sesini çileden çıkarak. "Senin gibi kaprisli bir hayvanı ömrümde görmedim." Koltuk biraz gıcırdadı ve hiç istifini bozmayarak şöyle karşılık verdi: "Hey, sen bir baksana bana! Neysem oyum ben! Bundan böyle de değişeceğim yok!" Genç adam koltuğu ayağının ucuyla itti. Koltuk geriye çekti kendini. Öncekinden bambaşka bir görünüm kazanmıştı şimdi. "Senin gibi salak koltuk olursa!" diye sesini yükseltti yeniden. "Çarpık, eğri büğrü olmayan bir yerin yok ki!” Hasır koltuk gülümsedi biraz ve yumuşak bir sesle şöyle dedi: "Perspektif delikanlı, perspektif!" Genç adam fırlayıp ayağa kalktı. "Perspektif ha!" diye bağırdı ateş püskürerek. "Şimdi de koltuk olacak bu köftehor kalkmış bana ateş püskürerek. "Şimdi de koltuk olacak bu köftehor kalkmış bana ders veriyor! Perspektif benim işim, senin değil, anladın mı! Yaz bunu kafana!" Koltuk bir şey söylemedi artık. Genç ressam birkaç kez sert adımlarla odanın içinde gidip geldi. Derken sopayla odanın zeminine vuruldu. Yaşlı bir adam, gürültüye katlanamayan bir bilgin kalıyordu aşağıda. Genç ressam oturdu, son yaptığı portresini karşısına aldı. Ama hoşuna gitmedi portre. Gerçekte kendisinin portredekinden daha sevimli ve ilginç bir görünümü vardı, bu da yalan değildi.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İman şekil alsaydı namaz olurdu demişler. Namaz burada da muazzam bir gösterge olarak karşımızda. Büyük bir imkân, ihsan ve hediye olarak sunulmuş bize, demek ki o kadar elzem; günde beş defa, yaz ve kış, gençlikte ve yaşlılıkta, bir vuslat, bir hatırlatma, bir kendine gelme, bir inşa, her şeyi arkaya atıp, her şeyi geride bırakıp huzurda durma!
Sayfa 132 - Profil Kitap, 13. Baskı: Ekim 2024·Kitabı okuyor
Ey Allah'ın kulları! Ölüm, bir yaz gününün masum ve diri sıcaklığını karanlıkla dolduran bir gece değildir. Önce uyarır, sonra da bir gűn alır götürür...
Heybeliada ruhban okulu!
Amaç Türkiye'de yaşayan 1500-2000 civarındaki Ortodoks Rum vatandaşının din adamı ihtiyacını karşılamak mi, yoksa Milli Mücadele yıllarında bir terör örgütü gibi çalışan okulda Patrikhane'nin ekümenik iddialarını gerçekleştir meye yönelik elemanlar yetiştirmek mi? 1971 yılında Anayasa Mahkemesi Kararı ile kapatılan Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması isteği, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına olduğu gibi Lozan Antlaşması'nın ruhuna ve uluslararası diğer sözleşmelere de aykırı bir imti-yaz talebi niteliğindedir. Ruhban Okulu, patrikhanenin sembolüdür. Burada asıl olan Patrikhane'dir. Ruhban Okulu'nun açılması herhangi bir okulun açılması gibi değildir. Bunun, İstanbul içinde Vatikan misali bir devletin kabul edilmesi anlamına geleceği asla unutulmamalıdır. Patrikhane, okulun yabancı bir üniversite üzerinden açılmasında ısrarcı. Patrikhane daha önce Türkiye'de bir üniversiteye bağlı olarak Ruhban Okulu açmayı reddetmişti. Batı Trakya'da, Ruhban Okulu'na yüklenen fonksiyonu haiz bir İslâmî okul açılmasını kimsenin gündeme getirdiği yok. Madem mütekabiliyet var, aynısını Batı Trakya'da da yapmak gerekmez mi? Batı Trakya'daki soydaşlarımız, daha kendi müftülerini seçme hakkına dahi müstahak görülmezken, "özel" statüde din eğitimi yapan bir yüksekokul talebi haddi aşmak değil mi? Eğer Patrikhane din adamı sıkıntısı çekmekte ise, Batı Trakya'da hem din adamı hem öğretmen sıkıntısı çekilmektedir. Batı Trakya'da bu sıkıntıları önlemek için eğitim kurumları açmak gerekmektedir. Bu kurumlar, Ruh-ban Okulu ayarında olabilir mi? Azınlıkların din özgürlüğünün ve din adamı yetiştirme özgürlüğünün engellendiği savıyla konuyu gündemde tutan ve yabancı devlet adamlarından yardım isteyen Patrikhane, Heybeliada ve Ruhban Okulu'nu kendisine bağlı uluslararası teoloji okulu olarak
Sayfa 346·Kitabı okudu
Bu sahrada ne sultan, ne divane olunur Bahar tükendi ömrün toprağında, gitti yaz Güz renkli bir şairin ruhu nerde bulunur