Bırak kalsın masada ekmek, testide su
Ayna puslu, pencere camı kirli
Bırak kalsın saçların dağınık, gözlerin uykulu.
Saksıdaki çiçek susuz, kedi yalını bekler bir köşede
Bırak kalsın meyve ağaçta, kırlangıç havada
Dama düşen ince yaz yağmuru ..
Yoruldun artık, bütün gün didinip durdun
Toprak bile, gök bile, deniz bile bir yerde yorulur
Bırak kalsın süpürge duvarda, sabun kovada
Anne, gel yanıma otur.
"Geçen yaz, lise son sınıfa geçmiş, “bilinçlenmiş”, çevremdekileri bilinçlendirmekle “görevli” olarak mahalleye döndüğümde yalıda olan bitenleri benden başka bilmeyen yoktu sanırım. Ancak tüm mahalleli gizli bir suç bağlaşması içindeydi sanki. Ortak suçun, ortak utancın getirdiği suskunluk... Kuşkulu bakışlar... Yabancıya, bilmeyene karşı birleşme... Belki benim de bildiğimi sanıyorlardı ya da bilmediğimi, bilmemem gerektiğini annemden öğrenmişlerdi."
ah Emsal kalfa ah bendeki kafa kafa olaydı kocakarıyı boğmanın fikrini kuracağım yerde seni vuruverirdim sona da o ağaç tepelerinde gezen oğlunu ağacın dalından gümbür diye atlayıp yüreğimi ağzıma getirdiği yetmedi kocca yaz boyu bahçeyi bana zehir ettiği yetmedi üç yaz sona gelip öteki herifler gibi üstüme çıktığı yetmedi bi de bu işleri açtı başıma bennen kaçmayı nereden kodu aklına tanrım bilir bi kez olsun gözüne mi baktım yüzüne mi güldüm bunca yıldır zati kahpenin âlâsı olmuşum bi de hükümet nikâhlı erimi bırakıp bu tüysüz oğlanın peşine düşecem öyle mi peki ne diye sona neye yarar Hüsrev bey bi polise bi candarmaya haber salmaynan bizi yakalatmaz mı yakalatınca da etmediğini kor mu kur-tul-mak-mış nasıl kurtulacağız olur mu öyle şey bi adam vurup da kaçmak kolay mı nah işte öldürdün de gömdük de kurtulduk mu eliylen koymuş gibi bulmadılar mı ak çiçekli ağacın altında bi zalımdan kurtulmanın yolu olmadığını ben bu aklımdan bilirim de o güya okumuş oğlan nasıl bilmez bi de soruyo neden yapıyomuşum deyi Neden yapıyorsun bu işi? Hoşuna mı gidiyor yabancı erkeklerle... İstiyor musun? çünkü bana fikrimi soran olmuş çünkü Hüsrev bey demiş ki kız Melek istemezsen herif getirmeyeyim sen de yatağında rahat uyu demiş neden yapıyormuşum yapmamak olabili mi sona Hüsrev bey bana ne eder neler eder İstemiyorsan eğer neden boyun eğiyorsun bu zorbalığa? boyun eğmeyip de ne edecem peki bak hiç ağzından çıkan sözü kulağı duyar mı bak hiç anlamı var mı sorduğunun Gel, alıp götüreyim seni buradan. Kaçalım birlikte. Kurtul. kurtulacağımmış o da nasıl kurtulmakmış kim ki Yalçın beni kurtaracak bi kalfanın oğlu hem de ötekiler gibi çöküverdi üstüme madem kurtarmasını biliyodu yapmayaydı Hüsrev beyin her dediğini önüme diz çöküp köpekler gibi oramı buramı yalayıp sona da döşeğin üstünde