Yezid b. Muaviye, Ali b. Hüseyin'i, Medine'ye gitmek istedikleri sırada, yanına çağırdı. Ona, "Allâh, Mercâne'nin oğluna lânet etsin! Vallâhi eğer, Hüseyin'le ben buluşsam, görüşseydim, benden ne isteseydi, onun arzusunu yerine getirir, ölümü, ondan uzaklaştırmak için, bütün gücümü harcar, hattâ gerekirse, bu yolda bazı çocuklarımı fedâ etmeyi bile göze alırdım. Ne çâre ki Allâh, gördüğün şeyi takdir etmiştir. Senin her neye ihtiyacın olursa, bana yaz, yerine getirilir!" dedi.
Ayrıca bir Alman bilgininin yaşamı ne ifade eder? Benim yaşamımdaki olumlu şeyleri anlatmaya değmez, anlatmaya değer olanlar da zahmete değmez. İnsanın bir ölçüde keyif alarak hikayesini anlatacağı okuyucu nerede peki? Yaşamının gençlik ve orta yaş dönemine bakıp, o yaşlarımda benimle birlikte genç olanlardan çok az sayıda insanın hayatta olduğunu düşündükçe, her zaman aklıma bir kaplıcada geçirilen bir yaz mevsimi geliyor. İnsan oraya gider gitmez bir süredir orada bulunan ve sonraki haftalar içinde oradan ayrılacak insanlarla arkadaşlıklar, dostluklar kurar. İnsanları kaybetmek acı vericidir. Öyle olunca uzunca bir zaman birlikte yaşayacağınız ve yürekten bağlandığınız ikinci nesle tutunursunuz. Ama o nesil de aramızdan ayrılır ve ayrılık vaktimizin yaklaştığı, hiçbir yakınlığımızın olmadığı üçüncü nesille bizi baş başa bırakır.
Ben hep talihin yüzüne güldüğü biri olarak görüldüm; bundan yakınacak halim yok, ayrıca yaşamımın akışını olumsuz da görüyor değilim. Ama aslına bakarsanız, yaşamımda çalışmaktan ve uğraşmaktan başka bir şey yoktur, yetmiş beş yaşına geldim ve hayatımda kendi keyfime göre yaşadığım bir dört haftanın bile olmadığını söyleyebilirim. Hep yeni baştan yerinden oynatılmayı bekleyen bir taşın sonsuza dek yuvarlanışı gibi. Yazacağım şeyler, şimdi söylediklerimi açıklayacaktır. Durmadan çalışmamı gerektiren hem özel hem de genel etkenler çok fazlaydı.