Abdulfettah Ebu Gudde

Abdulfettah Ebu Gudde

YazarDerleyen
9.1/10
1.130 Kişi
·
4.387
Okunma
·
443
Beğeni
·
8,8bin
Gösterim
Adı:
Abdulfettah Ebu Gudde
Unvan:
İslam Alimi
Doğum:
Halep, Suriye, 9 Mayıs 1917
Ölüm:
Riyad, Suudi Arabistan, 16 Şubat 1997
1917'de Suriye'nin Halep şehrinde doğan Abdülfettah Ebu Gudde Hocaefendi, ilk öğrenimini Halep'te, orta öğrenimini Hüsrev aşa Medresesi'nde tamamladı. 1948 yılında el-Ezher'in Şeria Fakültesi'ni bitirdi. EI-Ezher'in Arap Dili ve Edebiyatı Fakültesi'nde "Eğitim Metodolojisi" üzerine ihtisas yaptı. 1961 yılında Şam Üniversitesi Şeria Fakültesi'nde öğretim üyeliğine başladı. 1965 yılında Suudi Arabistan Riyad Şeria Fakültesi'ne intikal etti. 1966 yılında Suriye'ye döndüğünde Baasçılar tarafından hapsedildi. Bir yıl hapiste kaldı. Şeria Fakültesi'nde on yıl profesör unvanıyla Hadis, Hadis Usûlü ve Fıkıh Usûlü dersleri verdi. Öğretim üyeliği yanında Hadis, Hadis Usûlü, Kuran İlimleri, Fıkıh, Fıkıh Usûlü, Akaid, Tasawwuf, Arap Dili ve Edebiyatı, Tarih, Teracim (Bibliyografya) Eğitim ve Öğretim Metodlarıyla ilgili 70'den fazla te'lif veya tahkik eseri neşretti. Uluslararası pekçok konferansa katıldı. İlmi tebliğler sundu. 16 Şubat 1997'de Riyad'da vefat etti. 
Kendine prensip edin. Her gün nefsine şunu sor:

"Bugün boş zamanımda ne yaptım? Sıhhatime yarayan bir iş, mal veya ilim kazanma yolunda bir uğraş; kendime veya başkalarına yönelik faydalı bir faaliyet yaptım mı? Bir bak bakalım: Boş zamanın aklına boyun eğmiş mi? Senin güzel bir hedefin vardı. Bak bakalım zamanını o yönde sarf edebilmiş misin? Cevabın 'Evet' ise başardın demektir. Yok eğer cevabın 'Hayır' ise başarmak için çalışmalısın,gayret etmelisin.
172 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
بسم الله الرحمن الرحيم

Selamun aleyküm kardeşlerim.

Zaman nedir?

Bir sese benziyor,
Arkanız hep zifir.
Bir sese benziyor,
Önünüz kabir...

Zaman... İbadetin kazası mümkündür, ancak vaktin kazası olmayan ve her an her saniyenin kıymeti... Geçmiş olmuş, Gelecek meçhul, önemli olan şimdi... daha neler neler...

Ölümden önce hayatın, meşguliyetten önce sağlığın değerini bilmek zorundayız nitekim öldükten sonra ne kadar ihlaslı olursak olalim daha fazlasini yapmadik diye pismanlik duymadan zamanımızı nerede harcadigimizin hesabı soruldugunda pismanlik duymadan ölçüp biçip tartmamız dileğiyle...

Şimdi incelememe başliyorum;
Zamanın kıymeti bölümüyle başlayan kitap bize zamanın nimetlerinden bir nimet olduğu ve zamani değerlendirirken boşa harcamamamız gerektiğini.

Sonraki bölümde ise Alimler zamanı nasıl değerlendirir, her an onların bir ugraş icinde olmalari, ömürlerine binlerce kitap sığdırmalari, alimlerin ilim talebelerinin özelliklerin.

Ve son olarak ekler kısmıyla bize bazi üstadların zaman hakkındaki o güzel sözleri ve önemli nasihatlarıyla bitiyor.
336 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Onlarca kelime yazsam, kitabın bana verdiği olumlu , pozitif duyguyu ve heyecanı anlatmama yetmeyecek .

Hasan Basri ;Asır suresinin tefsiri ni yaparken şöyle bir anekdot anlatır: "bir gün pazarda,
önüne koyduğu buzları satmaya çalışan ve şöyle bağıran bir adama rastladım. Kulak verdim, "sermayesi eriyen şu adama Merhamet edin" diye bağırıyordu .Dūşündüm,Asr suresinde önemle anlatılan zamanın kıymetini şimdi anladım ".Bu kitabı okuyunca ben de zamanın kıymeti, bu kıymeti bilenler ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi diyorum .

Üniversitede okurken ,Ali Osman Koçkuzu (hadis hocamız) yüzlerce Eser'i bize miras bırakan alimlerimize İthafen; onların güneşleri doğmuyor muydu? veya batmıyor muydu ?acaba ,demişti bir keresinde ....Birileri tarih boyunca ,zamanı öyle güzel ve verimli kullandı ki faydalanmamız için, bize yüklü bir miras bıraktı: senenin iki günü hariç ,sürekli ilimle meşgul olan Birûni gibi.

Arapça Süryanice sanskritçe Farsça ve hintçeyi çok iyi bilen Biruni ,ardında uzay, tıp ,matematik, edebiyat, filoloji, tarih ve diğer bilim dallarında olmak üzere 120 den fazla Eser bırakmıştır .Büyük Alman müsteşrik Carl Eduard Sachau (1930 )Onunla ilgili olarak şöyle demiştir: "O ,tarihin tanıdığı en büyük akıldır. "Meşhur Belçikalı müsteşrik bilim tarihçisi George Sarton da (1956 )Onunla ilgili olarak şöyle demiştir: "Biruni İslam aleminin en önde gelenlerinden ve dünya alimlerinin en büyüklerinden birisiydi ."

Zamanın kıymeti adlı eserde pekçok Alim ve yüzlerce ciltlik eserleri tanıtılmış, zamanı iyi kullanmalarıyla ilgili hayatlarından küçük pasajlar nakledilmiştir.Şu günlerde finallere hazırlanan Üniversiteli genç kardeşlerime ,moral ve motivasyon olması açısından şiddetle okumalarını tavsiye ederim
336 syf.
·6 günde
Aslında bir kitabı incelemek, yorumlamak, eleştirmek haddime değil beceremem de biliyorum, fakat naçizane birkaç şey söylemek istiyorum. Hayatıma fazlasıyla etkisi oldu net bir şekilde söyleyebilirim. Verilen örneklerin lafügüzâf olmadığını anladım. Her insanın başucunda olması gereken hatta baş tacı olması gereken bir kitap :) İçerik tamamen zamanın kıymetinden ibaret. Daha çok zamanı nasıl da israf ettiğimizin gerçeğini taşıyan bir kitap. Âlimlerin, sahabilerin zamanı nasıl da yerinde ve doğru şekilde kullanılması hakkında verdikleri örnekler hatta ayetler koskoca bir tokat gibi yüzüme vurulması her sayfada ayrı ayrı utanmam zaten gereken dersi vermişti. Allah onlardan razı olsun. Lafı fazla uzatmadan kesinlikle tavsiye ediyorum pişman olmayacaksınız. Anlatılmaz okunur :) Şimdiden iyi okumalar, hayırlı akşamlar.
336 syf.
·10 günde·Beğendi·5/10 puan
Bu eser pek çok alimin, Allah dostlarının zamanı nasıl değerlendirdikleri, hiçbir dakikasını israf etmeksizin yüzlerce ciltler yazarak bizlere dile getirilmiş.
336 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ölmeden okunması gereken ilk kitap.
Okumadığınız her gün için pişman olursunuz muhtemelen bu kitabı okuduğunuzda. Kitapta alimlerin zamana verdiği önemden bahsediliyor detaylı bir şekilde Ayetler, hadisler, ve alimlerin hayatından zamana dair örnekler sunuyor. Nurettin Yıldız sayesinde tanıdım bu kitabı ve belki bu 10. Okuyuşum belkide daha fazla ama her okuyuşumda ayrı bir heyecan ayrı bir çalışma isteği kattı.
"Âlimlerin çocukları kitaplarıdır" sen ne kadar güzel ve tatlı bir çocuksun
336 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitapla ilgili ne yazık ki bana pek bir şey demek düşmüyor. İslâm âlimlerinin zamanı ne kadar kıymetli görüp, ona göre davrandıklarını anlatan muazzam bir eser. Fazla uzatmayıp içinden iki örnekle incelemeyi bitireceğim.

Örneğin bir adam, bu alime (ismini hatırlayamadım) gelip bir soru sormak istediğini belirttiği zaman, alim bu sorulacak sorunun zaman harcamaya değer olup olmadığını garanti etmek istercesine şu muazzam cümleyi kurar: "Benim için güneşi biraz tut, ben de senin sorunu cevaplayayım."...

Diğer bir örnek ise, hayatını neredeyse, bilgilerini neşredip kitap haline getirmek için adayan alimlerle ilgili. Alim, olur da eğer yazı yazarken kaleminin ucu kırılırsa veya kalem herhangi bir şekilde yazamayacak gibi olursa, onu düzeltmekle vakit kaybetmeyip, yanına aldığı kalemlerle hemen işine dönüp, yazmaya devam eder.

Velhasıl kelam, tavsiye edilir.
120 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Sekiz büyük başlık altında ilim yolunda sabır...
İlim yolunda kilometrelerce mesafeler katetmeleri, dünya zevklerinden uzak kalmaları, yoksulluğa tahammülleri, mallarını ilim yolunda kaybetmeleri, ilim yolunda kitaplarını kaybetmeleri, ilim öğrenmek için dünya zevklerinden vazgeçmeleri, bir kitap almak için çabaları, çok zor durumda kalıp kitapların satmak zorunda kalmaları, yoldaşlarını kitap yapıp bir an dahi ayrı kalmamaları...
.
Kitapta geçen "Sen ilme her şeyini vermedikçe o sana bir kısmını bile vermez." kitabın tümünde tekrar eden gizli bir cümle sanki. Onlar ilim için her şeyini vermişler, bu şekilde ilimde yükselmişler. Rihle ederek çok şey öğrenmişler ve rihleyi yaşama biçimi kabul etmişler, İlim öğrenmek için rihlenin gerekli olduğunu herkese bildirmişlerdir.

Kitapta beni etkileyen yerlerden biri: Mihne döneminde Ahmet b. Hanbel'den hadis öğrenmek için dilenci kılığında her gün kapısına gidip birkaç tane hadis öğrenmesi. Anlıyoruz ki ilim engel tanımaz, istersek ve bu uğurda her şeyi göze alırsak öğreniriz.

İlim uğruna rihle yapıp kilometrelerce uzaklara giderken kimileri esir düşmüş, kimleri sakat kalmıştır ve kimilerinin de bütün malı alınmış. Malının alınmasına üzülmeyip de kitabının alınmasına üzülen, canı pahasına eşkıyaların peşine takılıp kitaplarını alan ve bu olaydan sonra kitaplarını ezberleyen İmamı Gazali aklıma geliyor. Canı pahasına... İlim öğrenmek bunu göze almaktır.
#98373549

Rihleden dönerken kırk deve yükü ilim toplayan da olmuş, devesi olmayıp sırtındaki torbada kitaplarını taşıyan ve ilim için koştururken, terinden sırtında taşıdığı kitapları ıslanan da olmuş. İlim öğrenmek için evlenmeyen de olmuş, ancak altmış beş yaşında evlenen de olmuş. Hamile olan karısını bırakıp ilim öğrenmek için bir mescidde otururken birinin yanına gelip "Ben senin çocuğunum." deyip çocuğu karşısına çıkıveren yani çocuğunu ilk kez yıllar sonra gören de olmuş.
Ne çok şeyden vazgeçmişler. Uğrunda evlerini, manevi eşyalarını satmışlar bir kitap için.
Aç susuz kalmışlar da bir şey istememişler kimseden.

Kitabı bitirince insan düşünmeden edemiyor bunca alim sıkıntı çekerken ben nasıl rahat durabilirim?
Küçük bir şeye bile bazen sabrı kalmayan bizler bunları yapabilir miyiz? Bence sabır için irade gerek ve irade için de inanç. Bu kitabı tekrar tekrar açıp düşünmeli insan: Bu sabır ilmin bize ulaşması içindi ve biz bu sabrın nimetleri olan kitapların ne kadarını okuduk, ne kadarını istifade edebildik?
.
İyi okumalar. :))
Şaşkan#
Şaşkan# Bir Eğitimci Olarak Hz. Muhammed (sas.) ve Öğretim Metotları'ı inceledi.
200 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Abdulfettah Ebu gudde kitabında:" Ben ancak bir muallim olarak gönderildim" buyuran Rasulullah'ın( sallallahu aleyhi ve sellem) eğitimci yönünü ve öğretim metotlarını anlatmaktadır. Kitabın en dikkat çeken yönü; açıklayıcı bilgiler barındıran dipnotlara geniş bir biçimde yer vermesidir.

Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Öncelikle,:" Allah'ım faydasız ilimden, korkmayan kalpten doymayan nefisten ve kabul edilmeyen duadan sana sığınırım" şeklinde dua ederek bizleri faydasız ilimden sakındırmaktadır.
O' nun (SAS):"Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi". Âl-i İmran 159. ayeti gereğince son derece mütevazi ve şefkatli olduğunu görüyoruz. Öğretmenin örnek bir şahsiyet olmasının gerekliliği konusunda ,Resulullah'ın (SAS)yaratılışının ,ahlakının, söz ve davranışlarının güzel olmasıyla ,öğretimde bizlere en güzel model olduğunu görüyoruz. Kelamı güzeldi, sözü uzatmadan ,muhataba çok net cevaplarla öğretirdi .Dinin hükümlerini tedrici aşamalı olarak öğretirdi .Eğitimde itidalli bir yol izlemiş ve muhatabı bıktırma mıştır.

Öğrenenlerin ferdi farklılıklarını göz önünde bulundurmuş ,aynı sorulara ihtiyaçlarına göre farklı cevaplar vermiştir. Örneğin ;en faziletli amel hangisidir ?diye soran bir Sahabiye ;"anne ve babana iyilik etmendir." şeklinde cevap verirken, aynı soruyu soran başka bir Sahabiye ;"dilini tutmandır. demiştir .Araplar;" güzel soru ilmin yarısıdır" derler .

Rasulullah (SAS)bazen ,soruya soruyla karşılık vererek muhatabı düşünmüştür, bazen de teşbih ve benzetmeler de bulunmuştur. "Kur'an okuyan mümin ,hem kokusu hem tadı güzel olan turunç gibidir .Kuran okumayan müminin misali ise ,hurma gibidir ,tadı güzeldir ancak kokusu yoktur. Kur'an okuyan facirin misali de fesleğen gibidir ,kokusu güzeldir ancak tadı acıdır Kuran okumayan facirin misali de Ebu Cehil karpuzu gibidir ,tadı acıdır kokusu yoktur." Bazen yer ve toprak üzerine şekil çizerek eğitimde görselliği kullanmıştır. Rasulullah (SAS)şaka ve latife yolunu da kullanırdı .
Sözlerine dikkat çekmek için tekrarladı. Bazı sahabelerine yabancı dil (Süryanice) öğrenmelerini emretmiş. Durum gerektirdiğinde öğretirken, kızmıştır .

Hz Peygamber(SAS) Allah'ın vahyini insanlara öğretirken örnek bir muallim olmuş ;akıl, ilim, fazilet ,hikmet, ileri görüşlülük ,etraflıca muhakeme edebilme ,birikim, liyakat ,vakarlı sükunet ,yüksek zeka ,temiz giyinme ,güzel görünüm ,güzel konuşma ve davranışlarıyla örnek olma gibi vasıflarla donanmıştır.
336 syf.
Zamanın Kıymeti ... KESİNLİKLE OKUNMASI GEREKEN VE HER KİTAPLIKTA BULUNMASI GEREKEN BİR KİTAP . Benim nacizane fikrim bu yönde....

Kıymetini bilmediğimiz nadide varlıklardan bir tanesi ve en önemlisi ...

Nasıl bir gaflet içerisindeyiz, nasıl bir uyku içerisindeyiz ki yararımıza olan her şeyi zayi etmek için ekstra bir çaba sarf ediyoruz.

Ne denli biliyoruz zamanın kıymetini , ne kadar önemli bizim için zaman ...

Bir an'ımızı değerlendirmeyi düşünüyor muyuz acaba?

Oysa geçmişte yaşamış olan bütün peygamber,ulema, evliya , enbiya, alim ve salih insanlar zamanın her anından faydalanmak için ayrı uğraş, ayrı bir heyecan ile geçirmişler vakitlerini.

Hepsinin buluştuğu ortak nokta ise ... An'ın kıymetini bilin ve yaşadığınızın o an'dan ibaret olduğunu idrak edin ...

Evet yaşıyoruz bir şekilde bu kıymetini bilmediğimiz zaman içerisinde . Vakitler birbirini kovalıyor ardı sıra sırası gelen gidiyor ve bir sonrakine bırakıyor yerini ...

Dİyebilir miyiz bugun akşam olmayacak diye. Zinhar .... ALLAH (C.C.) öyle bir nizam kurmuş ki teklemesi , gerilemesi, beklemesi, duraklaması mümkün değil. Hepsi ALLAH (C.C.)'ın garantisi dahilinde işlevlerini yerine getiriyor.

Peki ya insan??? Sorumluluğunun farkında mı? Farkındaysa ne kadar farkında?
Dakikalar, hatta saniyeler sonrasına garantimiz yokken ! Kavga,dövüş,kıskançlık,haset,kin,düşmanlık, savaş v.s. niye???

Şu fani dünyanın bir anına bile hükmedemezken dünyaya biçilen bu değer niye .
Ne güzel söylemiş söyleyen "Rızkı veren Hüdâ'dır kula minnet eylemem."

Ama uygulayan nerde? Hep bir minnet içerisinde ve hep bir menfaat telaşi içerisinde dünyalık kazanmak için çaba sarf ederken ne kadar farkındayız kaybettiğimiz ve ziyan ettiğimiz zamanın???

ALLAH Ümmeti Muhammed'e zamanın farkında olabilmeyi ve an'ı değerlendirebilmeyi nasip etsin inşaALLAH. Rabbim Ümmeti Muhammed'i zamana karşı bulunduğu gaflet uykusundan tez zamanda uyandırsın inşaALLAH.

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdulfettah Ebu Gudde
Unvan:
İslam Alimi
Doğum:
Halep, Suriye, 9 Mayıs 1917
Ölüm:
Riyad, Suudi Arabistan, 16 Şubat 1997
1917'de Suriye'nin Halep şehrinde doğan Abdülfettah Ebu Gudde Hocaefendi, ilk öğrenimini Halep'te, orta öğrenimini Hüsrev aşa Medresesi'nde tamamladı. 1948 yılında el-Ezher'in Şeria Fakültesi'ni bitirdi. EI-Ezher'in Arap Dili ve Edebiyatı Fakültesi'nde "Eğitim Metodolojisi" üzerine ihtisas yaptı. 1961 yılında Şam Üniversitesi Şeria Fakültesi'nde öğretim üyeliğine başladı. 1965 yılında Suudi Arabistan Riyad Şeria Fakültesi'ne intikal etti. 1966 yılında Suriye'ye döndüğünde Baasçılar tarafından hapsedildi. Bir yıl hapiste kaldı. Şeria Fakültesi'nde on yıl profesör unvanıyla Hadis, Hadis Usûlü ve Fıkıh Usûlü dersleri verdi. Öğretim üyeliği yanında Hadis, Hadis Usûlü, Kuran İlimleri, Fıkıh, Fıkıh Usûlü, Akaid, Tasawwuf, Arap Dili ve Edebiyatı, Tarih, Teracim (Bibliyografya) Eğitim ve Öğretim Metodlarıyla ilgili 70'den fazla te'lif veya tahkik eseri neşretti. Uluslararası pekçok konferansa katıldı. İlmi tebliğler sundu. 16 Şubat 1997'de Riyad'da vefat etti. 

Yazar istatistikleri

  • 443 okur beğendi.
  • 4.387 okur okudu.
  • 314 okur okuyor.
  • 2.960 okur okuyacak.
  • 142 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları