Caroline Finkel

Caroline Finkel

9.0/10
7 Kişi
·
16
Okunma
·
3
Beğeni
·
1.061
Gösterim
Adı:
Caroline Finkel
Unvan:
Tarihçi, Yazar
Doğum:
İngiltere
Caroline Finkel, İngiliz asıllı tarihçi ve yazardır. Araştırmaları Türkiyeyi bizzat Osmanlıyı içermektedir. Osmanlı tarihi dalında doktorası bulunmaktadır.
Bayezid buna şu yanıtı verdi:

Çün rûz-i ezel kısmet olunmuş bize devlet,
Takdire rıza vermeyesin böyle sebeb ne?

Huccacü’l Haremeynum deyüben da’va kılarsun,
Ya saltanat-ı dünyeviye bunca taleb ne?
Günümüzde Osmanlı İmparatorluğu'na bakış açıları genel olarak hala büyük ölçüde, batılı devletler ile Osmanlılar arasındaki çeşitli çatışmaların heyacanı içinde yazılmış Avrupa kaynaklarında korunan gözlemlere ve ön yargılara dayanmaktadır(...)
Osmanlı İmparatorluğu'nun değişik yönlerine ilişkin genel tarihi yazının büyük bölümü aslında 'tarih'ten oldukça yoksundur ve Osmanlılar ile onların dünyasını- şehvetli padişahların, kötü ruhlu paşaların, bahtsız harem kadınlarının, cahil din adamlarının bir geçidinden oluşan- absürd bir tiyatro oyununa, tarihin dinamiklerini neredeyse yok sayan, aşınmış bir ortamda donmuş stereotip kişilere indirger. Bunlarda yabancı ve egzotik bir evrenin zamanı belirsiz bir öyküsü anlatılırken, okuyucu bu evreni biçimlendiren süreçler hakkında bilgilendirilmez.
Ey Selimi mehr ü vefa potasında altın gibi eridikten sonra

Cihan mülkünün parası üzerine benim ismim yazıldı
Süleyman Bağdat'ta kaldığı aylar içinde, Sultan II. Mehmed'in Konstantinopolis'i aldığı sırada Müslüman veli Eyüp Ensari'nin mezarını bulmasına benzer mucizevi bir keşifte bulundu. Osmanlılar Sünni İslam'ın dört mezhep ekolünden Hanefi mezhebini benimsemişlerdi; diğer üç ekol olan Maliki, Şafii, Hanbeli ise Arap eyaletlerinde Hanefiliğin yanısıra varlıklarını sürdürüyorlardı. Hanefiliğin kurucusu şeriat alimi Ebu Hanifi 767'de Bağdat'ta ölmüştü. Süleyman onun mezarını yeniden buldu ve Bağdat üstündeki dini otoritesinin de ifadesi olarak mezarı tamir ettirdi ve ona bir cami ve bir misafirhane ekledi.
Sünnilik ve Şiilik arasında dini uygulama ve hukuk yönünden fark çok azdır; esas fark öğretidir. Şiilik İslam cemaatinin liderliğini Hazreti Muhammed( S.A.V)'in ailesiyle sınırlar ve daha sonra bu rolü üstlenen Emevi ve Abbasi hanedanlarının meşruiyetini kabul etmez. " On iki İmam" düşüncesi yandaşları, Müslüman cemaatin lideri On ikinci İmam'ın MS 940'da kaybolmasından bu yana müminlerden gizlendiğini ve tekrar ortaya çıkarak yeryüzünde Allah'ın krallığını başlatacağına inanırlar. Bu inanç, erken modern dönemde Avrupa'daki Mesih hareketlerinin İslami karşılığıdır.
Osmanlı doğurganlık politikasının kendine özgü niteliği her cariyenin ancak tek bir oğlan doğurabilmesiydi. Osmanlı şehzadeleri sancakbeyliği yaparken, anneleri onları tahta hazırlamakta çok önemli rol oynarlardı; ama bir cariye iki şehzade doğursaydı, kaçınılmaz taht mücadelesinde bir tarafı seçmek zorunda kalacaktı.
Cem, Bayezid’e ,durumundan duyduğu üzüntüyü ve haksızlığa uğradığı düşüncesini belirten bir beyit gönderdi:

Sen bister-i gülde yatasın şevk ile handan
Ben kül döşenem külhan-ı mihnette sebeb ne ?
Mahmud(II.) hızla yeni bir ordu oluşturmaya girişti. Muallem Asakir-i Mensure-i Muhammediye, yani Muhammed'in (s.a.v.) eğitimli muzaffer askerleri(......)
Geleneksel olarak yeniçeri ocağı Hristiyanlık'tan İslam'a dönenlerden oluşmuştu ve giderek çekirdeği Müslüman doğumlulardan oluşsa bile, din değiştirenler kuşkusuz ocağa katılabiliyorlardı; yeni Asakir-i Mensure-i Muhammediye'nin kanunnamesinde orduya mühtedilerin alınmayacağı yazılmıştı. İstanbul'da öldürülen (isyancı) yeniçeriler arasında, kollarındaki haç dövmesinden tanınan gayrimüslimler de bulunmuştu. Padişah bunların Müslüman rolü yapan casus Hristiyanlar olduğunu düşünüyordu.
Mahmud’un en çarpıcı çeşmesi Taksim Meydanı’nın güneybatı köşesindeki çeşmedir. Meydan adını, kırsal bölgelerden getirilen suyun, görülmemiş biçimde büyüyen Osmanlı başkenti halkına dağıtıldığı yer olmasından alır. Taksim Meydanı’nın batı tarafındaki duvar su dağıtım borularını gizlemektedir.
Bu kitap beklediğimden 1000 kat daha iyi çıktı anlatım sade,konular teferruatlı.Kitap bir roman şeklinde ve ben çok beğendim. bence her tarih meraklısının bir bakması gerek...
Okuyacağınız kısım 494 sayfa, geri kalan kısım indeks, kaynakça vs.
Bir kusur olarak kitapta şunu gördüm , son bölümde merak ettiğim bir ayrıntının kaynağına bakmak istediğimde 77 numaralı kaynağı bulamadım, altmış küsürlerde bitiyor fakat bölüm içerisinde numaralandırma devam etmiş. Kitap için önemli bir kusur sanıyorum bu.

Kitap genel olarak güzel. Yani Osmanlı tarihini bir bütün olarak - genel hatlarıyla- tek bir kitapta görebiliyorsunuz. Aynı zamanda dünyadaki diğer gelişmelerle birlikte bu tarihi ele alması daha geniş bir perspektifle bakmanızı sağlıyor. Tabi şunu belirtmekte fayda var, koskoca bir Osmanlı tarihini ele alması ve bunu elinden geldiğince büyün yönleriyle ele alması konularda fazla derine girmeyi önlemiş. Öyle okulda gördüğümüz gibi aşırı ayrıntı yok. Fakat okulda görmediğimiz bilgiler ve - dönemin farklı kaynaklarından yorumlar - kitapta mevcut. Depremlerden, yangınlardan, eşkiyalıktan vesaire bir çok konu yönetimle - daha doğrusu yönetime etki etmesiyle- ilişkilendirilmiş.

Yazı puntosu normal kitaplardan, ucuz romanlardan en azından, daha küçük. Bu da sayfa sayısını azaltırken kitabın hacmini biraz büyütüyor. Üslup kötü değil ama çok hızlı gitmiyor, bir Dostoyevski değil nihayetinde. Roman gibi okunmuyor yani. Okurken sabırlı olmak gerek.

İçerik bakımından, kitabın ortalarından itibaren ızdırap çektim resmen. Toplumsal bozulmalar, ekonominin gidişatı vs. Özellikle Osmanlı’nın son dönemleri ve devleti her yerden sömüren leş yiyicileri görmek- bunları bugün de görmek- insanın sinirini bozuyor.
Kitapta Osman Bey’in rüyasıyla başlayıp Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarına kadar uzanan bir devletin tek cilde sığan hikayesini buldum. Osmanlı’ya dair görüşleri zenginleştireceğinden hiç şüphem yok. Gayet başarılı bir çalışma olmuş.
Osmanlı Tarihi'ni bir de yabancı yazar gözüyle okumak gerek. Fırsat bulursanız ve Osmanlı Tarihi'ne ilginiz varsa bilgilerinizi hatırlamak veya yazarın yakaladığı küçük anekdotlardan zevk almak için bile okunabilir. Beklentinizi karşılayacak bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Caroline Finkel
Unvan:
Tarihçi, Yazar
Doğum:
İngiltere
Caroline Finkel, İngiliz asıllı tarihçi ve yazardır. Araştırmaları Türkiyeyi bizzat Osmanlıyı içermektedir. Osmanlı tarihi dalında doktorası bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 16 okur okudu.
  • 8 okur okuyacak.