Kyane, sevgilim
Bütün mektuplarımızın sonuna yazdığımız,
bütün ayrılışlarımızda dile getirdiğimiz
o serinkanlı sözcüğü anımsa…
Bu sözlerin sonunda da bir kez daha yinelemek istiyorum onu.
Bil ki tek isteğim budur: Hoşçakal.
NASO
Mektuplar her yıl biraz daha azalıp yoksullaşıyordu, sonunda, içlerinde gözyaşları ve düşlerin parladığı paramparça bir dünyadan başka bir şey içermez oldular.
“Nihayet konuşmaya başladığımda bütün hayatımız boyunca hep söylemek istediğim şeyi söylediğimde, birden tek başıma kalıvermiştim, aslında saatlerdir yalnızmışım.”
Öyle çarpıcı ve akılda kalıcı bir burnu vardı ki, hayatının daha neşeli bir döneminde şaire bazen sevgi dolu, bazen de ironik bir sıfat kazandırmıştı. Dostları onu Naso diye çağırır, düşmanları ona Naso diye hakaret ederdi.
“Bu çadır gecelerinden hep nefret etmişimdir, bu bitmek bilmeyen, uykusuz saatlerden nefret etmişimdir, küf kokulu bir karanlıkta, acı çekerek sabah griliğini beklemekten.”