Bu solunum egzersizleri hep oturarak çalışan ve günün büyük bölümünü ofislerde geçiren insanlar için özellikle önemlidir. Çünkü onların beyinleri oksijen açlığı çeker ve bedenleri ancak "idare eder." Kendilerini yorgun, sinirli, huzursuz hissederler ve pek üretken değildirler. Üstüne üstlük, geceleri uyku bozukluğu çeker, böylece ertesi güne kötü başlarlar ve bu döngü böyle devam eder. Bu durum onların bağışıklık sistemlerini de güçsüz düşürerek nezleye, gribe ve diğer virüslere açık hale getirir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kraliyet Tıp Topluluğu Dergisi’ndeki bir baş makale; Hızlı ve sığ solunum yorgunluğa, uyku bozukluklarına, endişeye, iç sıkıntısına, mide bozukluklarına, kalp rahatsızlığına, gaza, kas kramplarına, göğüs ağrısına ve kalp çarpıntılarına neden olacağını bildirmiştir.
Zihnimizde olup bitenler nefesimizi etkiler; heyecanlandığımızda nefesimiz hızlanır, gevşeyip rahatladığımızda ise nefesimiz derinleşir ve sessizleşir. Prana'mızı etkileyebilmek için zihnimizi etkileyebilmemiz gerekir. Eylemlerimiz çoğunlukla zihnimizi rahatsız eder, prana'nın bedenimizden sızıp gitmesine neden olur. Günlük pranayama uygulamasıyla bu süreci tersine çevirebiliriz, çünkü solunum kalıbındaki bir de ğişiklik zihnimizi kesinlikle etkiler.
Bir insan hayatından ne kadar hoşnutsa, kendini ne kadar iyi hissediyorsa, bedeninde o kadar çok prana vardır. Bir insan ne kadar rahatsız ve huzursuzsa, o kadar çok prana dağılmış ve kaybedilmiştir. Biz nefesimizin akışıyla prana akışını etkileyebileceğimizden, nefesimizin kalitesi ruh halimizi etkiler ve bunun tersi de doğrudur (ruh halimiz nefesimizin kalitesini etkiler). Yoga'da biz bu bağlantılardan yararlanmaya çalışırız ki prana içimizde yoğunlaşsın ve özgürce akabilsin.
Oksijen hem bedenimizdeki toksinleri yakar, hem de be denin bataryalarını (güneş sinirağını) yeniden şarj eder. Aslın da, enerji ihtiyaçlarımızın çoğu yiyecekler tarafından değil, soluduğumuz hava tarafından karşılanır.
Kan akışını arındırmamızdan hem bedenimizin her bölümü hem de zihnimiz yararlanır. Yüzümüzün rengi açılır, berraklaşır ve kırışıklıklar silinmeye başlar. Kısaca, yeniden gençleşmeye başlarız.