Murat Tavlı

Murat Tavlı

Yazar
8.0/10
159 Kişi
·
329
Okunma
·
67
Beğeni
·
5.752
Gösterim
Adı:
Murat Tavlı
Unvan:
Tiyatro Oyuncusu , Yazar
Doğum:
İstanbul, 23 Haziran 1987
23.06.1987 yılında İstanbul’da doğdu. Tiyatroya ilkokulda edebiyat öğretmeninin taklidi yaparken ceza olarak başladı. Lise yıllarına kadar amatör olarak devam etti. Lisenin son senesinde liseler arası tiyatro yarışmasında en iyi erkek oyuncu ödülünü almasıyla profesyonel olarak oyunculuk yapmaya karar verdi ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde tiyatro bölümünü okudu. 2008 yılında E.S.E.K tiyatrosuna katıldı. Bu ekip ile ‘Ne Münasebet’ ve ‘Sallanan Sandalye’ adlı oyunu oynadı. Ne Münasebet ile 10. Lions Tiyatro Ödülleri’nden ödül kazandı. Oyunculuğun yanında oyun yazarlığı ve eğitmenlik de yapmakta. Birçok reklam filmi ve ‘Aşksın Sen’ dizisi ile ekranlarla tanıştı.
Aslında hepimiz farkında olmadan yaşadığı büyük bir sorundur bu. Beyin unutarak kendini yenilerken biz insanlar unutmamak için elimizden geleni yapıyoruz. Özelikle geçmişten gelen travmaları olanlar için geçmişte takılı kalmak ve bir adım öteye geçememek en büyük sorundur.
"Bazen dibe vurduğunu hissedersin ve bir çıkış yolu bulamazsın. Böyle durumlarda tek bir kurtarıcın var, o da maneviyatın."
"Sarılmakla savurmak arasında çok ince bir çizgi varmış.Oysa ne çok saklanmışım ben kendimden.Ne çok yanmışım arkadas,ne hoyratça yaşamışım bana biçileni.Vae gücümle savurdum onu ve dizlerinin üstüne çöküp olduğu yere yığıldı.
Hakkını Helal Et Hüseyin Kardeş... Bu Çocukların Karşıya Geçmesi İçin Senin Paramparça Olman Lazımdı.

Yıl 2014 öğretmenliğe yeni başlayacağım yıl. Nasibimize düşen okul “Batman Mehmet Şimşek İmam Hatip Ortaokulu”. Meslek hayatımdaki ilk, okula gidiyorum. Okul şehrin dışında, yeni yapılmış bir okul. Batman’dan Van’a gidilen şehirlerarası yolun üstünde. Bir otobüse binip, okula doğru yol almaya başladım. İçim kıpır kıpır, heyecandan ellerim hafiften titriyor. Kolay değil yıllarca hayal ettiğim mesleği yapmaya gidiyorum. Bugün gideceğim ve artık o özlemini çektiğim derse gireceğim. Okula vardım otobüsten indim. “Aman Allah’ım dedim bu çölün ortasına neden okul yaptılar ki?” Etrafta okul binasından başka hiçbir şey yok. Okula gelen otobüste saate bir okulun önünden geçiyor. Hemen okulun ilerisinde artık ilçelere bağlı köyler var. Aynı zamanda okulun önünde şehirlerarası yoldan son sürat geçen arabalar. Daha okula gelmeden ilk olarak aklıma gelen şey, öğrencilerin arabaların süratle geçtiği bu yoldan karşı tarafına nasıl geçeceği oldu. Her an bir öğrenciye araba çarpabilirdi. Tüm heyecanımı unuttum. Hemen okula gidip okul müdürünü buldum ve bu soruyu sordum. Okul müdürü gerekli yazıları yazdıklarını, okulun önüne ışık yapılacağını söyledi. Tabi yazı 4 ay önce yazılmıştı. Fakat 4 aydır maalesef ışıklar gelmemişti. Hemen yanı başımızdaki Gaziantep iline bile düğmeli ışıklardan bol bol yapılmıştı. Maalesef o zaman bile ki 2014’ten söz ediyorum. Henüz düğmeli ışıklardan Batman’a gelmemişti. Hali hazırda batıda yollara döşenen kaliteli asfalttan da nasibimize düşmüyordu. Doğuya geldikçe bu asfaltlar mızır halini alıyordu. ( Tabi petrolün bizim şehrimizden çıktığını belirtmeme gerek yok.) Gel gör ki petrol bizim şehrimizden çıkıyordu ama bize nasip olmuyordu. Sonra da doğu geri bırakılıyor dediğimizde suçlu oluyorduk. ( Önemle belirtmek gerekir ki bunda en büyük suç kendi belediyelerimize ait. Onlar da şehri geliştirmek için hiçbir zaman bir çaba içinde olmadılar. Yine çalışmaların en fazla olduğu dönem son yıllar ) Neyse biz konumuza dönelim, müdür tedbir olarak çıkış saatinde öğrencilerin öğretmenler tarafında sıra sıra karşıya geçirildiğini söyledi. Garibim öğretmenlerin canı çıkıyordu. Çünkü elinden tutuğu çocuklardan bir kaçı illa ki yola fırlıyor. Kaza tehlikesi atlatıyordu. Buna rağmen öğretmenlerinizim yoğun gayretleri sayesinde her gün temiz bir şekilde bu iş hallediyordu. Tabi bir ayrıntı atlamamak lazım. O kadar öğrenciyi zorlu bir şekilde karşıya geçirmemize rağmen gelen arabaların hiçbiri hızını bir gram bile azaltmıyordu.

Evet, iş bir şekilde yürüyordu. Öğrencilere tedbir almıştık. Fakat unuttuğumuz bir şey vardı: okulumuzun engelli hizmetlisi Hüseyin kardeş. Hüseyin kardeş okulumuza engelli kadrosundan atanmıştı. Engel durumu ise gözlerinde yüzde 60 görme kaybı olmasıydı. Allah var; her gün o koca okulu, tek başına temizleyip sonra yolun karşısında otobüse binip evine gidiyordu. Okula gidişim henüz bir ay olmamış, okul bahçesinde çay içiyorum. Hüseyin kardeş işini bitirmiş evine gidiyor. Okulun kapısın açtı, yola çıktı, sağa sola baktı. Kararsız kaldı. Bir adım geri atacak oldu. Sonra tekrar sağına baktı. Karasız durumunu görünce bende merak edip, onun olduğu yere odaklandım. Hüseyin o sıra yola doğru adım attı. O an bağırdım “Hüseyin Duuurrrr!!!” diye. Ama çok geçti. En az 150 kilometre hızla araba geliyordu ve geldi de. Gözlerimi zor bela kapattım. Devasa bir ses… Yerde kanlar… Kafamı kaldırdığımda paramparça bir ceset… Artık bizim Hüseyin kardeşe ait bir yüz bile yoktu. Başım dönmeye başladı. Midemin bulandığını hissetim. Gözlerim kararıyor tam geçti diyorum, tekrar kafamı kaldırdığımda dağılmış beyin parçalarını görüyorum, daha kötü oluyorum. Oturduğum yerden kalkmayacak gibi oldum. Fakat kalkıp yardım etmem gerekiyordu. Bin bir zorlukla kalktım. Oraya doğru yürüdüm. İlk gördüğüm anda anladım. Kurtulması mümkün değildi. Ambulans geldi…. Sedye falan ama olan beliydi. Daha hastaneye yetişmeden vefat etmişti. Hüseyin paramparça oldu… Sonra bir hafta geçtikten sonra geldi bizim düğmeli ışıklar.

Artık çocuklar karşıya geçecekleri zaman düğmeye basıyorlar ışık yanıyor sonra karşıya geçiyorlar. Ne diyelim hakkını helal et Hüseyin Kardeş bu çocukların karşıya geçmesi için senin paramparça olman lazımdı. Işıklar sen böyle olunca geliyordu. Geldi de… Bana gelince belki bu olay olmasa ilk öğretmenlik yaptığım günleri ballandıra ballandıra anlatacaktım ama gel gör ki o günden bize hatıraca acı oldu, paramparça bir ceset oldu…

“Kuytu” romanı “Hüseyin kardeş” gibi ülkemizde yaşayan binlerce insandan sadece birkaçına yer vermiş. Kitapta kocası tarafında öldürülen bir kadın anlatılmış. Kaç kere kocası şikâyet edilmiş. Fakat adam hakkında bir işlem yapılmamış. Tabi kocanın hakkında da işlem yapılıyor en sonunda, ama kadını öldürdükten sonra…

Genç yazarlarımızı önemserim sürekli kitaplarını alıp okumaya çalışılırım. Son dönemde okuduğum genç yazarların en iyisiydi Murat Tavlı. Güzel bir hikâyeyi çok sade ve hiç aforizma kullanmadan olayın içine sizi koyarak, size o acıları yaşatarak anlatmış. Çok güzel bir haz veriyor kitap size. Yazarın ve kitabının en güzel tarafı anlatımının çok sade ve akıcı olması… Sadece olay örgüsünde bazı noktalar abartılmış ama onun dışında iyi ki okudum bu kitabı diyebilirim. Murat Tavlı’da bence gelecekte iyi yazarlar arasında olacaktır...

Selam ve Dua ile….
Küçük yaşta annesini kaybeden Ediz'in hayata ve yaşadıklarına bazen isyanı, bazen küfrü, bazen şükrü,
Bazen tükendim ben yeter artık yaşamaya takatim kalmadı deyişleri,
Bazende en dipteyken yükselişi,
Hayatın onunla oyunu ve hayatın onu denemeleri.
Ama ne olursa olsun doğru yolda, doğru bildiği yoldan yürümeye çalışması,
Ayağa kalkma denemelerinden hiç vazgeçmemeyişini anlatan Murat Tavlı daha 3. kitabı olmasına rağmen büyük bir hissiyatla yazdığı bu romanında bizi çocukluğumuza götüren kitabı kuytu, "Bazen ölenlerin değil, Kalanları yasını tutarsın." diyerek bazı anlarda değerini unuttuğumuz, geçiştirdiğimiz, ihmal ettiğimiz en yakınımızı; ailemizi, ailenin bir olmanın önemini anlatmış,
Bizi çocukluğumuza götürerek buram buram kekik kokusu yayan annelerimizin değerini anlatmış.
Okurken bizi can evimize götürmüş ve orada toprakla oynamamıza izin vermiş, içimizde ki Ediz'i yeniden uyandırmış..
Yazarın üslubu kitabı okurken üslubunuz modu modunuz oluyor hayli keyifli ve okunası yer yer gülünesi eğlenilesi ben seviyorum Tavlının Kuş bakışından baktığı hayatı...
Her kitabını okurken ayrı bir heyecan yaşıyorum. Elime aldığım zaman bırakmak istemiyorum, bitirdiğim zamanda bitti diye üzülüyorum. Kitabın içi eğlence dolu o kadar sade ve güzel bir dille yazılmış ki beğenmemek mümkün değil. Kitabın içinde kendinizden de bir sürü kesit bulabilirsiniz. Kısaca, bence herkes okusun.
Akıcı bir dille yazılmış çabucak okunan bir roman. Ama bıraktığı etki çabucak gidecek gibi değil... Hayatın acımasızlığını dibine kadar yaşamış Ediz Öztürk... Öyle şaşırtıcı bir hikaye beklemeyin... Aslında yaşanılan şeyler bunlar... Kanıksadık belki de... Ama duygularla harmanlanınca yürekleri dağlıyor...'Bu da mı gol değil be?' dedirten bir roman...
Söze nerden başlasam nasıl başlasam bilemiyorum. İlk kez bir kitaba yorum yaparken bu kadar tıkanıyor, ne yazacağımı bilemiyorum :)
Bu kitap,o kadar eğlenceli o kadar espirili ki,sanırdınız ki dudaklarımla yanaklarıma gülerken biri botoks yapmışta öylece donup kalmış gibiydim.
32 dişimin görüntüsüyle başladım kitaba, bitesiye kadarda bi türlü kapatamadım ağzımı :)
Ama o son hikayedeyse içim burkuldu gözlerim sulandı.Aşka, aşkın gücüne, nankörlüğe, fedakarlığa aynı karede lakin acı şekilde tanık oldum...
Güldürmeceli tüm o konuların ardına bir hüzün darbesi bırakmadan son vermemiş yazısına Murat Tavlı..

Yazarımız, öyle tahmin ediyorum ki; setlerden arta kalan vakitlerinde ne yapmış etmiş ,oturmuş insanları,incelemiş,ince eleyip sık dokumuş, tahlil etmiş, bir de güzelce deneyimlemiş sonra da ne görüp okuduysa insanlarda, hepsini hiiiiiiiiç üşenmeden, birde üstüne mizah dilini katıp bir bir anlatmış.
Kendi hayatından, ailesinden kesitler sunmayıda ihmal etmemiş...
Heleki yazarın, kendi yaptığı kaçamakları anlattığı kısımlar yok mu beni gülmekten bitirdi.
Eee İnsan hem başarılı hem de yakışıklı olunca, demekki başına gelmeyen kalmıyormuş AŞK'ta..
Valla aslında Murat yazarımız Şanslı mı,bahtsızmı karar veremedim kitabı okurken. :)

Normalde Bir kitapta, konuya ait yada diğer sayfalarda geçen, güzel ve özlü sözler için kesinlikle kalem kullanmam, onun yerine renkli post-it kullanmayı tercih ederim.
Ama öyle sözler yazmış ki yazar; kitabın sayfalarına alıntı yapmak için yapıştırdığım tüm Post-it ler neredeyse stok tüketti, sayfalar gökkuşağına döndü :)

Eğerki hayatın gailesinden, karmaşasından ve keşmekeşinden sıkıldıysanız, birazcık olsun gülmeye ihtiyacınız var ise , ilişkide olsun arkadaşlıkta olsun, kadınlar- erkekler ile ilgili ilginç tespitlerden yararlanmak istiyorsanız bu kitap tam size göre..
Yazarlık mesleği dışında aynı zamanda da oyunculuk yapan başarılı şahsiyet Murat Tavlı'nın kalemine ruhuna tespitlerine gözlemlerine sağlık :) Başarıların devamını diliyor, böyle güzel kitapları,bu kalitede(Kapak,Kağıt,Konu itibariyle) biz okurlara sundukları için Trend yayınevine ayrıca teşekkür ediyorum...
Gözde KARADAĞ
Öylesine içten, öylesine ruhunuza dokunuyor ki bu kitap.. Uzun zamandır ağlaya ağlaya kitap okumamıştım. Küçücük bir çocukken sorunlar yaşamaya başlayıp içimizi burkan Ediz'in hikayesini kaleme almış Murat Tavlı. Çok beğendim, çok ağladım, duygulandım okurken; umut etmeyi de okudum bu kitapta tam herşey güzel giderken yeniden tökezlemenin verdiği hayal kırıklığınıda.. Yüreğinize dokunan bir kitap okumak istiyorsanız hiç vakit kaybetmeden alın başlayın okumaya.
Biraz depresif takılmak istiyor musunuz ?
Gündelik bazen basit bazen epey anlamlı cümleler ile geride kalan, yalnız bırakılmış ya da umuda bağlanmaya çalışan cümleler arıyor musunuz ?
Arada bazı cümleler ile küsmüş olduğunuz yarınlar ile aranızı düzeltmek istiyor musunuz ?
Her his önemlidir felsefesini önemseyerek bir kaleme ölümsüz olan her cümlenin değerli olduğuna İnananlardan mısınız ?
İşte genelde basit cümle yapıları baysa da arada güzel cümle bulabilirim sabırlı biriyim de diyorsanız bu kitapta ben bunları gördüm diyerek bir de siz bakın diyebilirim.
Bırak kendini akıntıya, sürüklen bir kara parçasına. Belki yeni bir dünya keşfedersin. Cesur olmadan mutlu olamazsın.
Yıkıl ezil harap düş.
Ne varsa keşfedilmesi gereken, harap bir kalpte saklıdır.
Hani hep derler ya okuyosun bu kitabi da sana ne katicak bu kitap diye, iste oyle bir kitap ki ben eminim her okuyana farkli birşeyler katacak bu kitap. Dili mukemmel akıcılığına zaten laf edemem sadece sunu soyleyebilirim hic tereddüt etmeyin...

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Tavlı
Unvan:
Tiyatro Oyuncusu , Yazar
Doğum:
İstanbul, 23 Haziran 1987
23.06.1987 yılında İstanbul’da doğdu. Tiyatroya ilkokulda edebiyat öğretmeninin taklidi yaparken ceza olarak başladı. Lise yıllarına kadar amatör olarak devam etti. Lisenin son senesinde liseler arası tiyatro yarışmasında en iyi erkek oyuncu ödülünü almasıyla profesyonel olarak oyunculuk yapmaya karar verdi ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde tiyatro bölümünü okudu. 2008 yılında E.S.E.K tiyatrosuna katıldı. Bu ekip ile ‘Ne Münasebet’ ve ‘Sallanan Sandalye’ adlı oyunu oynadı. Ne Münasebet ile 10. Lions Tiyatro Ödülleri’nden ödül kazandı. Oyunculuğun yanında oyun yazarlığı ve eğitmenlik de yapmakta. Birçok reklam filmi ve ‘Aşksın Sen’ dizisi ile ekranlarla tanıştı.

Yazar istatistikleri

  • 67 okur beğendi.
  • 329 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 177 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları