Nicholas Sparks

Nicholas Sparks

Yazar
8.1/10
149 Kişi
·
511
Okunma
·
33
Beğeni
·
2.968
Gösterim
Adı:
Nicholas Sparks
Unvan:
Amerikalı Yazar ve Senarist
Doğum:
Omaha, Nebraska, 31 Aralık 1965
Nicholas Charles Sparks (d. 31 Aralık 1965, Omaha, Nebraska). ABD'li yazar ve senarist.

Romanlarında aşk, trajedi ve kader temalarını kullanır. Yayınlanmış 15 romanı bulunmaktadır, bunların 11'i Türkçeye çevrilmiştir. 6 romanı filme çekilmiştir, 2 romanı ise hala çekim aşamasındadır.

Babası profesör Michael Sparks ve annesi göz doktoru Jill Emma Marie Sparks'tır. Abisi Michael Earl Micah Sparks (1964-) ve kız kardeşi (33 yaşında ölmüş olan) Danielle Dana Sparks (1966-2000) olmak üzere ailenin ortanca çocuğudur. Sparks, kız kardeşinin A Walk to Remember (Uzaktaki Anılar) romanının ana karakterinin ilham kaynağı olduğunu söylemiştir. Katolik olarak yetiştirilmiştir. 1984 yılında Bella Vista Lisesi'nden okul birincisi olarak mezun olmuştur. Sonrasında burslu olarak Notre Dame Üniversitesi'ne girmiştir. 1985 yılında ilk romanı olan The Passing'i, ardından 1989 yılında The Royal Murders'ı yazmış fakat bu iki kitabı da hiç yayınlamamıştır. Üniversiteden mezun olduğu yıl gelecekteki eşi Cathy Cote ile tanışmıştır. 22 Temmuz 1989'da evlenmiş ve Sacramento, Kaliforniya'ya taşınmıştır. 1993 yılında The Notebook (Defter) romanını yazmıştır. Ekim 1996'da kitabı yayınlanmış, ilk haftasında New York en çok satanlar listesine girmiştir. Ardından uluslar arası en çok satanlar listelerine de giren birkaç kitap daha yazmıştır. Şu anda 16. romanını yazmaktadır. New Bern, Kuzey Carolina'da eşi Cathy Cote ve çocukları Miles, Ryan, Landon, ikiz kızları Lexie, Savannah ile birlikte yaşamaktadır.
Babam, " Her zorlandığında etrafındaki insanlara bak. Ve hepsinin bir şeyler için mücadele ettiğini farket. Unutma, onlar için, senin yaptığın da, en az kendi uğraştıkları iş kadar zordur," derdi.
"İnsan bir şeyi kafasına takınca gerçeği öğrenene kadar o şey size büyük bir rahatsızlık verir."
'' Benim için bir şey yapar mısın?
Lütfen ...
Benim için hayatının 30-40 yıl sonrasını gözünün önüne getirmeye çalış. Eğer O'nunla görüyorsan git! Seni bir kez kaybettim ve eğer gerçekten istediğin oysa sanırım tekrar kaybetmeye dayanabilirim.
Ama sakın kolay yolu seçme! ''
Öyle özel biri değilim ben, orası kesin.

Sıradan fikirlere sahip,
sıradan bir adamım

ve sıradan bir yaşam sürdüm. bana ithaf edilmiş bir anıt falan yok ortada

ve yakın zamanda ismim de hafızalardan silinecek

ama

yine de tüm ruhum ve kalbimle sevdim bir başkasını ve bu kadarı benim için her zaman yeterliydi.
"Bu günlerde hayatımda bir şeyin eksik olduğunu, yaşamımı tamamlamak için bir şekilde bir şeye ihtiyacım olduğunu hissederek yaşıyorum."
"Ama ailemi kaybettiğimde ne öğrendim biliyor musun?"

"Hayatın adil olmadığını mı?"

"Evet, kesinlikle. Ne kadar imkansız görünürse görünsün yaşamaya devam etmenin mümkün olduğunu ve zamanla acının... Azaldığını da öğrendim. Tamamen silinmeyebilir ama bir süre sonra eskisi kadar kahredici olmaz."
Trajedi aşk keder aile bağları ve aile sorunları babanın terkedişinin çocukta yarattığı etki ve yeniden babayla birlikte bir süre kalma.... Babanın hatalarını telafi çabası çocuğun ise bunları kabul etmemesi... biraz hayatın içinden biraz bizlerden biraz bizden olmayan tüm duygusal karmaşıklığı anlatan bir eser.
Sevgili John... Oldukça yoğun bir beklenti ile başına oturduğum bir romandı. Açıkçası aklımda "Not Defteri" filminin çarpıcılığında ve tadında bir hikaye bulma umudu vardı. Evet bir nebze olsun bu hissi yaşatmadı diyemem ama nedense şu an romanın anlarını düşünürken bile hüsran duygusu hızla içimi sarıveriyor.
Öncelikle romanın tanıtımında tarif edilen;
"Bir erkeğin bir kadına olan aşkını dinlemekten daha vurucu ne var ki şu dünyada!"
"Sevgili John niye bu kadar popüler oldu sorusunun cevabı şudur: Bir erkeğin bir kadına özlemini böylesine basit ve akıcı bir üslupla ifade edebildiği için.."
cümlelerinin ardından romanın bitimindeki düşüncelerim aşkı tarif etmenin çok alakasız bir istikametinde. Şöyle ki;
Bireylerin ruhsal ve zihinsel gelişimlerine vesile olan pek çok unsur vardır yaşamda. Tabi ki bunların en başında insan faktörü gelmektedir. John, kapasitesinin çocukluk döneminde değerlendirilmesine imkan tanımayan şartlarda doğup büyüyen bir erkek. Ama bir şekilde özel diye tanımlayabileceğimiz türden algısı ve oto kontrolü yüksek bir kişi. Kişilik gelişiminin devam ettiği bir süreçte şans eseri karşısına çıkan Savannah, hayata bakışını, hayatta durduğu noktayı ve sahip olduklarının gerçek kıymetlerini sorgulamasını sağlar. Fedakarlığın ve gerçek sevgi uğruna yapılabileceklerin sınırlarını görmesini.
Romanın büyük bir kısmı zaten John'un düşüncelerinden oluşuyor. Onun gözünden dünya, olaylar, kişiler... Ve bence romanın bitiminde John gelebileceği en son noktadaki olgunluğa ulaşıyor.
Sıkılmadan okuyacağınız kesin. Ama beklentiniz bir aşk romanı okumak yönünde olmasın derim.
Romantik bir aşk kitabı.Gerek kurgusu gerek karakterler açısından film tadında.Severek okudum.Yalnız son sayfalara doğru yazarın hayal gücü bir hayli fazla çalışmış ne gerek vardı şimdi bu ayrıntıya demeden geçemedim.
yıllar önce filmini kitabı olduğundan habersiz izlemiştim, bugün kütüphanede dolaşırken tamamen şans eseri okumaya başladım. çok çok beğendm, bence filminden daha güzeldi
Bundan üç sene önce Uzaktaki Anıları izlediğimde ve filmin bir kitap uyarlaması olduğunu öğrendiğimde hemen kitabı okumam gerektiğini düşündüm ancak kitap 2000 basımı ve artık baskısı olmayan bir kitaptı. Bulduğum sahaflarda çok fahiş fiyatlar isteği için kitabı bir türlü alamamıştım ta ki en yakın arkadaşım doğum günü hediyesi olarak kitabı bana alana kadar. Kitabı hemen okudum ve bitirir bitirmez düşündüğüm neden bu kitap basılmıyor ve neden bu kitabı okuyan daha fazla insan yok, oldu. Kitap günümüz yozlaşmış ilişkilerine, aşk sanılan geçici heveslere bir başkaldırı adeta. Kitaptaki aşktan sonra kendi hayatınızı, aşklarınızı düşünüyorsunuz. Sonra o duyguların aşk olmadığını anlıyorsunuz. Aşk kelimesi size artık geçmiş yıllarda yaşanmış bir efsane gibi gelmeye başlıyor. Keşke bu kitap daha fazla insana ulaşsa ve keşke Altın Kitaplar bu şahane eseri tekrar bassa.
Hepimiz yazarı The Noteebook isimli kitabından tanıyoruz. Ben yazarın şu ana kadar ne bir kitabını okudum ne de bir kitabının film uyarlamasını izledim. Aslında bunun eksikliğini de hiç hissetmedim. Fakat Sweet Summer Challange etkinliğinde "bu yıl film uyarlaması vizyona girecek bir kitap" maddesi karşıma çıktı. Bu sene çıkacak olan filmlere baktığımda sadece Patrick Ness'in yazmış olduğu Canavarın Çağrısı isimli kitabı okunmaya değer buldum. Fakat kitap alacak vakit yaratamadım, kitabın pdf versiyonu da ortama düşmediği için elime geçen kitap bu oldu.

Yoruma öncelikle kapaktan başlamak istiyorum. Neden bilmiyorum, bir kitabın film uyarlaması çıkacağı zaman yayın evleri orijinal kapağı değiştirip film kapağı koymayı çok seviyorlar. Ben bu durumu hiç ama hiç sevmem. Kitap dediğin orijinal kapağında kalmalıdır. Şu kapaktan hallice şey gördüğüm en iğrenç kapak olabilir. Hele kızın taktığı o gözlüğü parçalamak istiyorum. Kadını resmen geri zekalı gibi göstermiş. Aslında kapak "Ben iyi bir kitap değilim, uzak dur!" diye resmen haykırıyordu fakat yapacak bir şeyim yoktu. :(

Kitap hayatımdan bir günümü çaldı. Kitap tam bir klişelik abidesi. Baş karakterler her romantik kitapta görülebilecek tiplerdi. Olay örgüsü çok sıradandı. En azından kitap yazarla ilgili bir fikir verdi bana. Sen bir daha bu yazarın bir kitabını okuma kızım!

http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/...kn-secimi-yorum.html
Romantizm ihtiyacı duyduğum bir anda okudum. Kitaptan çok bir şey beklemediğimden midir bilmem umduğumdan güzel bir kitap çıktı. 470 sayfalık bu kalın kitabı hızla okuyorsunuz. Ronnie gibi itici bir karaktere tahammül etmeye çalışırken Will’e aşık oluyorsunuz. Bu arada yazarın birçok kitabının sinemaya aktarıldığını belirteyim. Not Defteri, Sevgili John gibi filmler yazar Nicholas Sparks’ın kitaplarından filme çekilmiş. Hatta bu kitap da film olmuş. İmdb puanına bakınca (5.8) ve başrolde Miley Cyrus’un oynadığını öğrenince filmi izlemekten vazgeçtim
D&R de aksiyon romantik bölümünde başka bir kitap ararken çıktı karşıma.Arka kapağını okuyup aldım iyi ki de aldım.Bir gecede bitti.Aralarda bu tip şeyler okumayı seviyorum biraz polisiye biraz aşk biraz aksiyon biraz duygu genelde bu tip kitapları linda howard'dan okurum fakat onun okunmadığını kitabı kalmadı ve bu türde bu tadı veren başka yazar bulamıyorum iyi ki denk geldim ve aldım güzel bi film izlemişim ktadı verdi.özellike kewin karakterini öyle güzel betimlemiş ki etkilenmemek mümkün değil. Alex karakteri de sanki biraz pasif kalmış gibi biraz daha baskın olsa neler olurdu neler :) sonu biraz aceleye getirilmiş geldi yanı hikaye bittti tamam anladık Harika bir sürpriz de vardı ama sanki bir kaç sayfaya daha ihtiyacı vardı okuyanlar ne demek istediğimi anlamıştır okumayanlar da eğer okurlarsa sonu ile ilgili kısımda ne demek istediğimi anlayacaktır yine de tavsiye edebilirim filmi de varmış kitapla aynı etkiyi bırakmayacağı kesin ama yine de bi ara izleyeceğim iyi okumalar dilerim :)
Akıcı bir dille yazılmış yormadan kendini okutan bir hikaye. Dawson ve Amanda'nın birbirlerine olan ilkaşkları ama birbirlerinden ayrı ilerleyen hayatları. Hikayeyi çok beğendim dolu doluydu.
"Notebook"u 1-2 yil önce izlemistim, hatta bir kitaptan uyarlama oldugunu bilmeden izlemistim ve cok begenmistim. Insanin icine dokunan bir ask filmiydi. Fakat gectigimiz aralik ayinda tesadüfen kitapcida "Notebook" filminin kitabini görünce cok sasirmis ve indirimde olmasindanda faydalanarak hemen kitabinida alip okumaya karar vermistim, ve bunada degdi! Simdiye kadar okudugum ask romanlari arasinda icime en cok dokunanlardan biri oldu "Notebook" yani "Defter". Herkese tavsiye ederim, mutlaka okuyun ;)

Yazarın biyografisi

Adı:
Nicholas Sparks
Unvan:
Amerikalı Yazar ve Senarist
Doğum:
Omaha, Nebraska, 31 Aralık 1965
Nicholas Charles Sparks (d. 31 Aralık 1965, Omaha, Nebraska). ABD'li yazar ve senarist.

Romanlarında aşk, trajedi ve kader temalarını kullanır. Yayınlanmış 15 romanı bulunmaktadır, bunların 11'i Türkçeye çevrilmiştir. 6 romanı filme çekilmiştir, 2 romanı ise hala çekim aşamasındadır.

Babası profesör Michael Sparks ve annesi göz doktoru Jill Emma Marie Sparks'tır. Abisi Michael Earl Micah Sparks (1964-) ve kız kardeşi (33 yaşında ölmüş olan) Danielle Dana Sparks (1966-2000) olmak üzere ailenin ortanca çocuğudur. Sparks, kız kardeşinin A Walk to Remember (Uzaktaki Anılar) romanının ana karakterinin ilham kaynağı olduğunu söylemiştir. Katolik olarak yetiştirilmiştir. 1984 yılında Bella Vista Lisesi'nden okul birincisi olarak mezun olmuştur. Sonrasında burslu olarak Notre Dame Üniversitesi'ne girmiştir. 1985 yılında ilk romanı olan The Passing'i, ardından 1989 yılında The Royal Murders'ı yazmış fakat bu iki kitabı da hiç yayınlamamıştır. Üniversiteden mezun olduğu yıl gelecekteki eşi Cathy Cote ile tanışmıştır. 22 Temmuz 1989'da evlenmiş ve Sacramento, Kaliforniya'ya taşınmıştır. 1993 yılında The Notebook (Defter) romanını yazmıştır. Ekim 1996'da kitabı yayınlanmış, ilk haftasında New York en çok satanlar listesine girmiştir. Ardından uluslar arası en çok satanlar listelerine de giren birkaç kitap daha yazmıştır. Şu anda 16. romanını yazmaktadır. New Bern, Kuzey Carolina'da eşi Cathy Cote ve çocukları Miles, Ryan, Landon, ikiz kızları Lexie, Savannah ile birlikte yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 33 okur beğendi.
  • 511 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 280 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları