Geri Bildirim
Nurhan Işkın

Nurhan Işkın

8.9/10
143 Kişi
·
185
Okunma
·
100
Beğeni
·
4.431
Gösterim
Adı:
Nurhan Işkın
Unvan:
Yazar
Doğum:
Almanya
Doğum yeri Almanya olan yazarımız aslen Sivas'lı olup İzmir'de yaşıyor.

İngilizce ve Almanca biliyor.

İlgi Alanları: Kitaplar, çocuklar ve dünya üzerindeki her şey...
Yüreğinde sevgi ve merhamet yoksa, diğerlerinden bahsetmenede gerek yok...
Ah Eylül,bu yıl hüzünlerini erken getirdin...Yine de en sevdiğim aysın,sen hep gel bakma beni talan edişine...
Yazarını tanıyor olmamız kitaba daha bir başka duyguyla başlamamıza neden oluyor. Nurhan Hanım, toplumsal yaralarımızdan biri olan Aile içi şiddet ve sonuçlarından yola çıkarak, işlenen kadın cinayetlerini çok güzel bir kurguyla okuyucuya aktarmıştır. Ayrıca cinayetleri işleyen kişiyi ortaya çıkaran komiserin (Aylin) kadın olması kurguya daha da bir güzellik katmıştır. Baştan sona sürükleyici ve okuyucuyu ayrıntıya boğmayan, sade anlatımı ile çok çabuk okunabilen bir kitap.
Yalnız Nurhan Hanımın affına sığınarak söylemek isterim ki Aylin - Hakan ve Aylin - Sinan arasındaki diyaloglar biraz daha düzeyli olsaydı daha iyi olurdu.
Ben Nurhan Hanım'ı başka yazarlarla kıyaslamıyacağım, çünkü her yazarın kendine özgü bir stili olmalıdır diye düşünüyorum.
İlk kitabı olmasını göz önünde buludurarak başarılı bulduğumu ve herkesin okuması gerektiğini söylemeliyim.
Bundan sonraki kitaplarının çok daha güzel olacağı inancıyla ikinci kitabını sabırsızlıkla bekliyorum.
Yazarımızı site vasıtasıyla tanıdım. Ve iyi ki de, tanıma şerefine nail oldum. Benim nazarımda kalemini konuşturan bireyler, paha biçilemez birer hazinedirler.

Siteye katılma amacım da, eksik olan bilgi hazinemi doldurmak, mümkün olduğunca naçizane bilgilerimi benim gibi, aynı lisanı konuşan okur arkadaşlarla paylaşmaktı. Her ne kadar eşim tasvip etmese de benim bir kitap aşığı olduğumu bildiği için, gönülsüzde olsa onay vermek zorunda kaldı. Eşim onaylamasaydı asla katılmazdım. Çünkü eşimin onayı benim için, her fiil ve eylemden önce gelir.

Bazı okur arkadaşlar yüzünden, site de bulunma eylemimi sorguladığım bir zamanda, Nurhan Hanım'ın site den ayrılma kararı alması ve sonra takipçilerinin ısrarı üzerine olumlu yönde hareket etmesi, benim zihnimde artarak çoğalan sorularıma da bir cevap oldu. Nasıl mı? Bir tarafta amacı başka sizi sorgulayan okurlar, diğer tarafta hiç bir çıkar gözetmeksizin bilgilerini paylaşarak bir nebze dahi olsa tanımadığı şahıslara, yön verebilme gayesinde olan okurlar. Hangi taraf ağır bastı derseniz, elbette ki bilgisini paylaşmak isteyen kesim. İşte Nurhan Hanım da benim nazarımda, değerleri ölçülemeyecek okur arkadaşlarımdan biridir.

Ben Nurhan Hanım'ı daha iyi anlayabilmek ve tanımak adına, eserini okuma kararı aldım. Daha ilk eseri olmasına rağmen, hayretler içerisinde kaldım. Bakıyorum olay örgüsünde kopma yok, olaylar arası geçişler muntazam bir düzende ilerliyor. Betimlemelere bakıyorum kısa ama tadında. Kişi ve yer tasvirleri okura mükemmel bir şekilde aktarılmış. Diyaloglar derseniz, güncel hayattaki konuştuğumuz kelamlar. Hatta kitabı okurken şaibeye bile düştüm. Neden mi? Gerçekten ilk kitabı mı diye zihnimde soru işareti belirdi de ondan.

Tamam edebiyat eleştirmeni olamayabilirim ama okuduğum kitaplar ile kıyaslama yapacak olursam ki, buna hakkım var diye düşünmekteyim. Tek kelime ile mükemmel bir kitap. Özellikle konusu; tarzı polisiye olmasına rağmen, muhteviyatı beni mahvetti. Kitapta; küçükken babasından şiddet gören ve bu şiddete tevazu gösteren bir anne tarafından, yetiştirilen bir evladın yetişkin olunca nasıl bir potansiyel katile dönüştüğüne şahit olacaksınız. Ayrıca geçmişi, mesleği ve aşkı arasında zor zamanlar geçiren Aylin Komiser, yardımcıları Sinan ve Sedat ile tanışacaksınız. Kısaca yazarımız, yaşam ile ölüm arasında, hayatta kalma mücadelesi verdiğimiz şu kısacık fani dünya da, Rabbimizin biz insanoğluna emaneti olan tertemiz, günahsız evlatlarımıza ebeveynleri tarafından neden işkence edildiğine ve bu yapılan işkencenin sonra ki yıllarda ebeveynlere olan getirisine dem vurmuş. Yazarımızın kitapta kullandığı sözleri harika. Tabii ki anlayana... Hasılı kelam, bu eseri mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum...

İlhan Selçuk'un Ziverbey Köşkü adlı kitabında dediği gibi, " Falaka ve tekme izleri geçer elektrik şokları unutulur da, işkencenin insan yüreğine vurduğu damga silinmez. İşkenceyi yapanlarla, işkenceden geçenlerin çoğaldığı bir toplumda ruhları kinden ve düşmanlıktan arındırmak çok ama çok zor bir iştir..
Polisiye romanlarda işleyiş hep aynıdır araya giren karakterler hep katille örtüşür. İşte katil bu dersiniz. Öteki sayfada yeni bir karakter çıkar katil oymuş gibi devam edersiniz sonuçta hiç biri katil değildir.

Ben bu durumu bildiğimden şok olmamak adına kesin kanıt olmadan kimse suçlu değildir lafını benimseyerek kimsenin günahını almadan okumaya devam ediyorum. Bu kitap beni öyle içine çekti, öyle merak ettirdi ki saat gecenin üçü olmuştu. Bir yanda tatlı bir uyku diğer yanda merak ettiğim katille savaşmak zorunda kaldım. Merakıma dayanamadım son iki üç sayfayı okuyup katili öğrenmek istedim. Kitabın sonunda katil olarak 1000 kitap üyelerinin isimlerine rastladım :) Sanırım Katil kendisini bulmamı istemiyordu. Bende yatıp uyudum. Koskoca taş yürekli kadın Aylin komiser bulamıyorken ben nasıl bulacaktım.

Kitap yazarın ilk kitabı olmasına rağmen beklentimin çok çok üstünde çıktı. John Verdon kitaplarında bile bu derece ürpermemiştim. Sanırım komiserin ve kurbanların kadın olmasıyla alakalı bir durum. Sırf yazmış olmak için değil gerçekten emek verilip yazılmış. Doktorluk ve polislik mesleğiyle bir alakası var mı bilemiyorum ancak hiç saçma bulduğum bir durum olmadı. Her şey çok gerçekçiydi.

Biraz Aylin karakterine sinir oldum. Kadın sert olma adına çok kabalaşıyor. Hakan zavallım sevgilisine bile korkudan komiserim demek zorunda kalıyor. Kendi ülkemin insanından, isimlerin Veronika, Jack vs olmadığı bizden bir şeyler içeren güzel bir kitap okudum. Bitmesine üzüldüm. Şimdi nerede gül görsem bir yerlerim kesilecek gibi ürperiyorum.
Yazarımızın Başarılarının devamını dilerim umarım hak ettiği yere ulaşır.
Yazarımız Nurhan Hanım ile gerçek hayatta hiç karşılaşmadığımız halde, düşünce yapısını o kadar iyi anlıyorum ki...
Çünkü kalpten kalbe giden bir yolun, her daim var olduğuna inanmışımdır. Bu yol da ister edebiyat olsun, isterse de başka bir yol! Ama bir yol mutlaka vardır. Tıpkı Mehmet Uzun adlı yazarımızın " Nar Çiçekleri " adlı eserinde, " Edebiyat insanların birbirlerini daha iyi anlamalarının yolu, kültürlerin birlikteliğinin vazgeçilmez köprüsüdür. " dediği gibi.

Biliyorum ki, insanlığın iyiliğini düşünerek yola çıkan bireyler, asla çıktıkları yolda kaybolmazlar. Özellikle de eserlerinde, toplumun kanayan yaralarına parantez açan yazarlar. Onların tek gayeleri hiçbir menfaat çıkar gözetmeksizin, bir nebze dahi olsa, okur nezdinde toplumu bilinçlendirmek. Derseniz ki, bu yolda başarı sağlayabiliyorlar mı, ben inanıyorum ki kurgu dahi olsa, toplumu ilgilendiren eserlerin okunma tirajı yükseldikçe bilinçli okur sayısı da bu oranda artacak ve daha refah ve daha huzurlu ortamlara kavuşmamız kaçınılmaz olmaktan, daha yakın olacaktır.

Değerli yazarımız da eserinde naif bir dil kullanarak, hakikatlere dem vurmuş. Eser " Katilin Özrü " nün devamı. Karakterlerimiz aynı ama tamamen farklı bir kurgu üzerinden, tıpkı ilk eserinde yansıttığı gibi, kadına ve çocuğa şiddeti aktarmış okura. İlk eserinde olduğu gibi, sürükleyici bir anlatım göze çarpmakta. Ki zaten ilk eseri okuyan okurlar, yazarın yazım diline aşinadır. Akabinde mükemmel bir eserin ortaya çıkacağına şaşırmak, yersiz bir düşünce olsa gerek!

Yazarımız ilk eserinde olduğu gibi, kadına ve çocuğa şiddeti mükemmel bir kurguyla okura yansıtmış ki, yazılanlara değil bir okur olarak, insan olarak bile tepkisiz ve duyarsız kalabilmek imkân dahilinde değil!

Canilerin kadınları ve çocukları hedef seçmesinin nedeni basittir. Amaç, aileyi temelden sarsarak demoralize etmek. Bir yetişkinin kaybı, geçmişin ve bugünün kaybıdır. Peki ama bir çocuğun kaybı! Canice katledilen tertemiz, masum ve günahsız bir çocuğun ölümü ise yarının...

Sorsanız katillerin kendileri tarafından bile, geçerli kılınabilecek spesifik eğilimleri ve onları tetikleyen haklı gerekçeleri vardır, var olmasına da bir insanın diğer bir insana karşı uyguladığı şiddetin haklı bir izahı olabilir mi?

Ailemle çoğunlukla belgesel izlerim. Hayvanlar âleminde dahi, karnı tok olan bir hayvan, başka bir hayvana saldırmazken, insanların vahşice ve barbarca sergiledikleri eylemlerine inanmakta zorlanıyorum. Tevekkeli demiyorlar, insanoğlu açgözlü ve doyumsuz, önüne bütün dünyayı da serseniz tatmin olmaz, diye. İnsanoğlunun içgüdüsel yaşamı saldırganlığa ve bencilce kendini tatmin etmeye dönük olsa da, kardeşçe ve huzur dolu günlerin bir gün geleceğine karşı olan inancımı sürdürmekteyim. Kim bilir... Belki insanoğlu yaptığı zararlı eylemlerin farkına varır da doğru yolu bulur. Bu siyaha beyaz demek kadar, imkânsız bir süreç olsa da, umutlar değil midir, var olmamızı ve yaşama umutla bakmamızı sağlayan...

" Hayat güzellik peşinde bir yolculuk. Onu bulmak istiyorsan gittiğin yere götürmelisin! " demiş, bir arif.
Değerli okurlar, Nurhan Hanımın büyük bir özveri ve titizlikle çalışmasının ürünü olan eseri, mutlaka okumanızı tavsiye ederim...
Yazarın elinden, bu kitaba sahip olmanın vermiş olduğu özel hissiyat, ilk okuyanlardan olmanın sevinci, bitirmiş olmanın hüznü ve mutluluğuyla kitabı sonlandırmış bulunmaktayım. Polisiye kitaplarını okumaktan her ne kadar kaçsam, uzak dursam da benim için özel ve güzel bir sebebi ile bu sürüvene nail oldum. Uzun bir aradan sonra ilk defa bir kitaba bu kadar bağlandım. Yazarın alıntıya değer sözlerini sizinle paylaşmak için o kadar dikkatli okuyordum ki, kendime gülemeden de edemedim yavaşlığımdan dolayı.

Günlerdir Aylin ile yatıp kalkıyorum. Kitabı okurken kendimi yazarla konuşuyormuş hissine kapıldım. Aylin gerçekten de çevremde, hayatımda gıpta ile baktığım kadınlardan. Gerek yaşanmışlıklardan olsa gerek güçlü ve duygularını ifade etmekten yoksun hayallerimdeki profillerden.

(Nurhan Abla'cığım ile tanışma anını paylaşmakta isterim hani. :) Sabah erkenden kalkıp erkek kardeşimi de ikna ettikten sonra yola koyuldum ve kitap fuarına vardım. Danışmadan Nurhan Abla'nın standının nerede olduğunu öğrendikten sonra usulca kitap standlarından adım adım Nurhan Abla'nın dibinde aldım soluğu. Ona olan bakışlarımdan olsa gerek beni gördüğünde oturduğu yerden kalkarak benim tarafıma doğru yaklaştı. Ona; "Merhabalar Efendim" dedikten sonra içten bir tebessüm ile cevaplandım. Günlerdir acaba neler olacak, nasıl olacak diye kendimi yerken şimdi karşısında idim. Ona; "Sizce ben kimim?" dedim ve Nurhan Abla kim olduğumu anlamıştı ve ismimi hatırlamaya çalışıyordu. Sonra sıcacık, içten bir sarıldıktan sonra o kadar heyecanlıydım ki fark etmeden baya pot kırmıştım. Velhasıl-ı kelam unutamıyacağım, her hatırladığımda şu an ki gibi tebessüm ile hatrımdan geçireceğim. O güne ait bir fotoğrafı da kitabın arasında daima saklayacağım( bknz: https://hizliresim.com/X9gjq5 )

Kitabımıza gelirsek:

Hayatını kaybetmiş masum bir insan sayesinde yolları kesişen aşıkların ve kitabın başından beri okuyucuda merak uyandırıp, okuru kitaba bağlayan bir cinayeti ele almaktadır. Tecavüze uğramış ve yıllarca bunun kini ve öfkesiyle yaşamış masum bir kadının intikamını gözler önüne sermektedir. Ülkemizde önüne geçilemeyen ve neredeyse insan denilen yaratıklara önünün açılıp gerekse sözde adaletin sağlanmak aracılığı ile küçük cezalarla insanlara sıradanlaşan bir olaylardan biri. Yazarın da dediği gibi yapandan ziyade masum insanların suçlandığı, aşağılandığı bir asırda yaşıyoruz. Tecavüzün hiç bir haklı akla ve mantığa yatar bir yanı olmaz/olamaz. Kurbanımız gece vakti arkadaşına gitmek için çıktığı ormanlık yolda karşılaştığı iki hap almıs ve sarhoş arkadaş ile yolları keşisip tecavüze uğradıktan sonra aradan on beş yıl kadar sonra intikamını almaya çalışan ama intikamdan ziyade yine hayatı kendisine zehir etmiş olan bir kadının sürüveniyle sizi soluksuz okuyabileceğiniz bir atmasfere sürükler. Kitabın detayını okuyarak ulaşabilirsiniz. :)

Yazar akıcı, okuyucuyu kitaba kilitliyecek bir anlatımıyla 399 sayfadan oluşan bir hayatı okuyucuya serer. Günlük hayatta macera, hareketlilik isteyen okurlara tavsiye ederim. Uzun bir süreden sonra keyifle okuduğum bir kitap oldu. Yazarın deyimiyle; " Kitap okumak, başka hayatlara misafir olup ders alma sanatıdır..." Kitabın sayfaları okuyuculara sonuna kadar açıktır. :)

(Yazım hataları ve kendimce anlatımımdan dolayı af buyurun, ama kitaba yorum yapmadanda geçmeye gönlüm el vermedi.)
Polisiye sever olarak ayrı bir tat alarak okudum kitabı...
Okuyucularını ayrıntıya boğmadan, içine dozunda romantizm katarak, kanayan yaramız; aile içi şiddeti kitabına konu edinmesi, bir kadın olarak ; erkeklere has kabul edilen bir mesleği bir kadına yakıştırması ve de kitabın kahramanı yapmasıyla övgüyü hakediyor Nurhan Hanım! Eline ve yüreğine sağlık! ...
Bir sonraki kitabını sabırsızlıkla bekliyorum! :)
Ve “Katilin Özrü” çabucak bitiverdi :) Nurhan Işkın’ın okuduğum ilk kitabı ve daha başlar başlamaz beni hemen içine çekiverdi. Akıcı bir anlatımı var ve kurgu çok başarılıydı. Bu tür kitaplarda ben o kitabı yaşamaya başlıyorum resmen...

Ana karakterimiz Komiser Aylin. Anne ve Babasını çok küçük yaşta talihsiz bir şekilde kaybetmiş ve bunun travmasını üzerinden atamamış 28 yaşında, kendini mesleğine adamış başarılı bir Kadın. Yaşadığı trajedi sonucu insanlara uzak, duygusal ilişkilere kapalı halen yaralı...

Bir gün aldıkları bir ihbar ile ekibi ve Aylin olay yerine gittiklerinde gördükleri manzara karşısında dehşete düşerler. İşlenen cinayet tüyler ürperticidir. Tüm ekip bu işi çözmeye ve katili bulmaya odaklanırken, yeni bir ihbar ile cinayetin boyutu değişir. Çünkü karşılarında çok zeki, soğukkanlı bir seri katil vardır. Ve onlarla kedinin fare ile oynadığı gibi oynar. Tüm cinayetlerinde imzası hep aynı ve kan dondurucu niteliktedir.

Komiserimiz bu olayları çözmeye çalışırken, iş adamı Hakan ile tanışır ve ilk defa yaşamadığı duygular içerisine girer ancak kendini uzak tutmaya karlıdır. Onun hayatında bu tür duygulara yer yoktur. Ancak Hakan gölge gibi peşinde dolanır ve Aylin den vazgeçmeye niyeti yoktur.

Bir yandan Hakan ile ne yapacağını düşünürken, diğer yandan görüştüğü olası şüphelilerin sayısı artar ve herkes şüpheli halini alır ancak kanıt bulamayan Aylin ve ekibi için zor günler başlar.

Zira katilimiz kafayı Aylin'e takmış, kendisine mesajlar, ve evine-ofisine çiçek gönderecek kadar meydan okumaya başlamıştır.

Katil kim?
Bu cinayetleri neden işliyor? Geçmişindeki sır nedir?
Aylin tehlikeyi atlatabilecek mi?
Hakan ve Aylin için bir gelecek olacak mı ?

Cevaplar için kitabı okumanız gerekiyor :) Bir ara katil kim krizim başladı ve “lütfen o olmasın” diye söylenirken buldum kendimi :)
Ve sonlara doğru yazarımız ters köşesini yaptı ve çok güzel bağladı hikayeyi...
Ben çok severek, kitabı yaşayarak okudum. Herkese tavsiye ediyorum, bir solukta bitiveriyor kitabımız...
Şimdi sıra hemen ikinci kitapta..
Sevgili Nurhan Işkın kalemine, yüreğine sağlık. Başarıların daim olsun...

Yazarın biyografisi

Adı:
Nurhan Işkın
Unvan:
Yazar
Doğum:
Almanya
Doğum yeri Almanya olan yazarımız aslen Sivas'lı olup İzmir'de yaşıyor.

İngilizce ve Almanca biliyor.

İlgi Alanları: Kitaplar, çocuklar ve dünya üzerindeki her şey...

Yazar istatistikleri

  • 100 okur beğendi.
  • 185 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 377 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları