Sadık Hidayet

Yazar 8,4/10 · 1179 Oy · 10 kitap · 0 okunma ·  295 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

295 okur beğendi.
1.179 puanlama · 1.235 alıntı
2 haber · 11.018 gösterim
0 okur kitaplarını okudu.
0 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
0 okur kitaplarını şu anda okuyor.
0 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Sadık Hidayet'in Biyografisi

Sadık Hidayet (Farsça صادق هدایت) ‎ (17 Şubat 1903 Tahran - 9 Nisan 1951 Paris), Modern İran Edebiyatı'nın önde gelen düzyazı ve kısa hikâye yazarı.

17 Şubat 1903 tarihinde Tahran'da dünyaya geldi ve bu kentteki Fransız Lisesi'nde eğitim gördü. 1925 yılında eğitimini sürdürmek amacıyla Avrupa'ya gitti. Bir süre diş hekimliğine ilgi duyduysa da mühendislik okumak için diş hekimliğinden vazgeçti. Fransa ve Belçika'da geçirdiği dört yılın ardından İran'a döndü ve kısa sürelerle çeşitli işlerde çalştı.
İlk hikâyelerini Paris'teyken yazdı. 1936'da Hindistan'a giderek Sanskritçe öğrendi. Buradayken Budizm'i inceledi ve Buda'nın kimi yazılarını Farsça'ya çevirdi.
Sadık Hidayet sonunda tüm hayatını Batı Edebiyatı çalışmalarına ve İran tarihi ile folklorunu araştırmaya adadı. En çok, Guy de Maupassant, Çehov, Rilke, E.A. Poe ve Kafka'nın eserleriyle ilgilendi. Hidayet birçok hikâye, kısa roman, iki tarihi dram, bir oyun, bir seyahatname ile bir dizi yergili komedi ve taslak kaleme aldı. Yazıları arasında ayrıca birçok edebiyat eleştirisi, İran folkloru ile ilgili araştırmalar ve Orta Farsça ile Fransızcadan yapılmış çeviriler yer alır. Sadık Hidayet, İran Dili ve Edebiyatını uluslararası çağdaş edebiyatın bir parçası haline getiren yazar olarak kabul edilir.
Sonraki yıllarda, zamanın sosyo-politik problemlerinin de etkisiyle, İran'ın gerilemesinin sebebi olarak gördüğü monarşiye ve ruhban sınıfına yoğun eleştiriler yöneltmeye başladı. Eserleri aracılığıyla bu iki kurumun su-i istimallerinin İran milletinin sağırlığının ve körlüğünün sebebi olduğunu gösterme çabasına girdi. Çevresine, özellikle de, çağdaşlarına yabancılaşan Hidayet, son eseri Kafka'nın Mesajı'nda ancak ayrımcılık ve baskı sonucunda yaşanabilecek bir melankoli, umutsuzluk ve ölüm halinden bahseder.
Sadık Hidayet'in en tanınmış eseri 1937 yılında Bombay'da yayımlanan Kör Baykuş'tur.
Beethoven ve Çaykovski dinlemeyi seven ve afyon tiryakiliği bilinen Sadık Hidayet, resimle de uğraştı. Günümüze kalabilen resimleri Hassan Qa'emian tarafından bir araya getirildi. Kimileri bu eserlerde sanatsal bir değer bulmazken, kimilerine göre de bunlar geleceğin resimleridir.
Ölümünü yirmi beş yıllık arkadaşı Bozorg Alevi şöyle anlatır: "Paris`te günlerce, havagazlı bir apartman aradı, Championnet caddesinde buldu aradığını. 9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanıbaşında yerde duruyordu."
Yılmaz Güney`in de yattığı Père Lachaise (okunuşu: per laşez) mezarlığında gömülüdür.

Sadık Hidayet'in eserleri günümüzde Avrupa'daki politik İslamcı çevrelerden yoğun eleştiriler almaktadır ve birçok romanı (özellikle de Hacı Ağa) artık Fransa'daki kitapçılarda ve kütüphanelerde bulunamamaktadır. Kör Baykuş ve Hacı Ağa adlı romanları 2005 yılında düzenlenen 18. Uluslararası Tahran Kitap Fuarı'nda yasaklanmıştır.
Kasım 2006 itibariyle Sadık Hidayet'in tüm eserleri geniş çaplı bir tasfiye politikası kapsamında İran'da yasaklı durumdadır.

Sadık Hidayet'in Kitapları Kitap Ekle

8,5/ 10  (800 Oy) ·  1.920 Okunma
8,2/ 10  (127 Oy) ·  269 Okunma
8,3/ 10  (56 Oy) ·  133 Okunma
8,3/ 10  (48 Oy) ·  123 Okunma
8,8/ 10  (62 Oy) ·  101 Okunma
7,9/ 10  (34 Oy) ·  85 Okunma
8,3/ 10  (6 Oy) ·  16 Okunma
Semih, bir alıntı ekledi.
26 Şub 20:42 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

“İlim ve okumak niye hayatta işe yaramaz biliyor musun? Okursan, yine para babalarına uşak olursun da ondan.”

Hacı Aga, Sadık Hidayet (Sayfa 51 - Yky)Hacı Aga, Sadık Hidayet (Sayfa 51 - Yky)
Sadettin TANIK, bir alıntı ekledi.
19 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Demek ki insanların bize itaat etmeleri için aç, muhtaç cahil ve batıl inançlı kalması lazım."

Hacı Aga, Sadık Hidayet (Sayfa 95 - YKY  4. Baskı - 2015)Hacı Aga, Sadık Hidayet (Sayfa 95 - YKY 4. Baskı - 2015)
Sadettin TANIK, bir alıntı ekledi.
 19 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Vazifemiz halkı ahmak bırakmak. Böylece başları önde olur ve birbirleriyle didişir dururlar."

Hacı Aga, Sadık Hidayet (Sayfa 96 - YKY  4. Baskı - 2015)Hacı Aga, Sadık Hidayet (Sayfa 96 - YKY 4. Baskı - 2015)
ANIL AKCAN, bir alıntı ekledi.
15 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Artık ne arzum kaldı ne de kinim. İçimdeki insanı yitirdim.

Diri Gömülen, Sadık Hidayet (Sayfa 23 - YKY)Diri Gömülen, Sadık Hidayet (Sayfa 23 - YKY)
Sadettin TANIK, bir alıntı ekledi.
 19 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Biliyor musunuz, bizim daha çok dilenciye ihtiyacımız var; dilencinin de bize. Sadaka vermeli, yardım toplamalı, üzüntü duymalıyız ki hem gösteriş yapmış oluruz hem vicdanımız rahatlar. yoksa sokaktaki köpekle dilenci benim gözümde birdir."

Hacı Aga, Sadık Hidayet (Sayfa 97 - YKY  4. Baskı - 2015)Hacı Aga, Sadık Hidayet (Sayfa 97 - YKY 4. Baskı - 2015)
Merve GUNUC, bir alıntı ekledi.
23 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.

Kör Baykuş, Sadık HidayetKör Baykuş, Sadık Hidayet
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
07 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Bak, nasıl bir devirde yaşıyoruz. Aşk, dostluk, alaka, hepsi yok olmuş, sözcükler anlamsızlaşmış. Bu hareketsiz suratları ve tahtadan yontulmuş şekilleri göremiyorum. İnsanoğlu gerçekten de çıldırmış.

Alacakaranlık, Sadık Hidayet (Sayfa 26 - YKY)Alacakaranlık, Sadık Hidayet (Sayfa 26 - YKY)
Elif Kimya, bir alıntı ekledi.
28 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

İçiyorum, kendimden nefret ediyorum; yürüyorum, kendimden nefret ediyorum. Düşünüyorum, kendimden nefret ediyorum. Ne rahatsız edici! Ne korkunç!

Diri Gömülen, Sadık HidayetDiri Gömülen, Sadık Hidayet
Bütün Alıntıları Göster

Sadık Hidayet ile iligli okur yorumları Yorum Ekle

Hiçliğin ortasında doğmuş, büyütülmüş, ama büyümemiş bir ruh. Kimse onu tanımazken herkes onu nasıl tanıdığını söyler. Herkes o kadar yok ki. Kendilerini basit bir kalıba ve sefil bir düzene koymuş, görünüşte ona benzeyen ama o olmayan aciz ruha sahip bu insanlara kendini anlatmak zorunda değildi. Geceler arkadaşı, geceler sırdaşı, tek sorumlu olduğu kişi “KENDİ GÖLGESİ”. Açıklamak istedikleri sadece ona, sevmedi hiç gündüzleri. Zaten hiç gündüzü olmadı, sahte günleri unutmak içinde sadece ölü bedenini uyuşturdu. Adı gece, adı gölge. Tek korkusu kendini tanımadan ölmekti.

Yer, mekan, zaman yok. Zaten onun için anlamı da yok. Her şey en dibe vurmuş haliyle mi gelmişti hiç olmayan hayatına. Hiç olmayan, anne, baba, sahip olamadığı çocukluk, bedenini bir zehirli sarmaşık gibi saran ve günden güne ruhunu yavaş yavaş öldüren o kadın .
Ama neden?
Neden hala bu kadar direndi hayata?
Çektiği acının farkında olmayan, bu aciz ve sefil insanlara neden bu kadar katlandı?
Zaten bir ölüydü, hiç var olmamıştı.

Neden? Neden? Neden?

Bir acı, bir yokoluş nasıl bu kadar güzel anlatılabilirdi. Kısır bir döngünün içerisinde oradan oraya savrulan bir ruh. Nerede, ne zaman olduğu belli olmayan, sürekli gelgitlerin yaşandığı muazzam bir bitiş.

Sorgulamalarımın hala devam ettiği bir roman, kısa ama çarpıcı. Daha çok yazmak isterdim ama yok olmaktan koktum.