Şefik Can

Şefik Can

YazarDerleyenÇevirmen
8.9/10
125 Kişi
·
157
Okunma
·
24
Beğeni
·
2003
Gösterim
Adı:
Şefik Can
Unvan:
Türk Mütefekkiri, Mutasavvıf, Araştırmacı Yazar, Emekli Albay, Şair, Edebiyat Öğretmeni
Doğum:
Erzurum, 22 Haziran 1909
Ölüm:
İstanbul, 24 Ocak 2005
Hayatı

Sertarîk Mesnevî-hân Şefik Can, Erzurum’un Tebricek köyünde 1910 yılında hayata gözlerini açtı. Babası, Erzurum’da müderrislik yapan Tevfîk Efendi; annesi ise Gülşen Hanım’dır. Şefik Can çok küçük yaşlarda Birinci Dünya savaşına ve Kurtuluş savaşına tanık olmuş, ayrıca savaşların getirmiş olduğu sıkıntı ve ıstıraplarla büyümüştür. 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşını tüm dehşetiyle yakından yaşayan bir çocuk olan Şefik Can, boşalan tüfek fişeklerinin mukavva kutusundan, kendisine okul çantası yaparak 1916 yılında, Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde ilkokula başladı. Osmanlının son dönemlerinde, “Padişahım çok yaşa” diye başladığı ilkokulu, 1922 yılında “Kemal Paşa çok yaşa“ coşkusuyla bitirdi. Büyük “bir imparatorluğun hazîn çöküşünü, köklü bir kültürün yok oluşunu, yeni kurulan Cumhuriyetimizin doğum sancılarını birebir yaşayarak; yakın tarihimizin çok önemli bir tanığı oldu. İlkokulu bitirdikten sonra babasının arzusu üzerine, askerî okul imtihanlarına girdi. Bu imtihanı başarıyla kazanarak, 1923-24 öğretim yılında Tokat Askerî Ortaokuluna başladı, çok zor şartlar altında eğitimini tamamladıktan sonra Kuleli Askerî Lisesi’ni ve Harp Okulunu bitirdi. 1932 senesinde Haydarpaşa Askerî Veteriner Okulu’nda Ayniyat Muhasibi olarak göreve başladı. Dönemin popüler dergilerinden “Yeni Adam, Türk Sanatı, Bilgi Yurdu” gibi tanınmış kültür ve edebiyat dergilerine hikâye ve makaleler yazan Şefik Can, 1934 yılındaYeni Adam dergisinin açmış olduğu hikâye yarışmasına “Deli İsa” adlı hikâyeyle katılarak bu yarışmadan ödül aldı. Milli Savunma Bakanlığı’nın müsaade etmesi ile İstanbul Üniversitesi’nde imtihan vererek öğretmen oldu, Tâhir Olgun’un rehberliğinde stajını tamamladı. 1965’de emekli oluncaya kadar çeşitli okullarda Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği yaptı.

Tâhir Olgun’dan aldığı feyz ve muhabbetle Mevlânâ ve onun öğretisine büyük hayranlık duymuş; ömrünü Mevlânâ’ya ve onun eserlerini anlamaya, anlatmaya adamıştır. Tâhir Olgun’dan almış olduğu “Mesnevî-hânlık” icâzetiyle yapmış olduğu mesnevî derslerini son nefesine kadar devam ettirmiştir. Mevlânâ ve eserleri üzerine yapmış olduğu çalışmalarından dolayı 2001 yılında yüksek hizmet ödülü almıştır. 23 Ocak 2005 yılında vefât etmiştir. Şefik Can’ın na’şı Konya’daki Üçler Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Edebî hayatı

Şefik Can, çağının sosyal sıkıntısı ve insanların ihtiyaçları üzerine Mevlânâ ve eserlerine yönelmiştir. Hazırlamış olduğu eserleri gönlündeki ilahî aşkla harmanlayarak; ifâdenin en basit, en berrak, en sanatsal şekliyle herkesin anlayabileceği ölçüde edebî bir üslupla hazırlamıştır. Çalışmalarında hassas bir mizaç, köklü bir kültür, sağlam bir dil, çok derin edebiyat ve tarih bilgisi, tasavvuf anlayışı ve dîvân edebiyatı hâkimiyeti göze çarpmaktadır.

Kendisi maddeden çok ma’nâya önem vermiş, şöhretten ve gösterişten uzak durmuştur. Hayatının son demlerinde bile çalışmayı hiç bırakmayan, kendisini ilim ve irfâna adayan bir gönül adamıdır.Mevlânâ’yı anlamak için harcadığı ömrünü ve kendini bir hiç olarak tanımlamıştır. Şefik Can, anlatmanın yanı sıra Mevlânâ öğretisini hayatına en iyi şekilde geçiren engin şahsiyetlerdendir.Mevlânâ’ya gönül verişini "On bin ciltlik bir kütüphane kurdum. Bu arada Eski Yunan ve Latin edebiyatına gönül vermiştim. Hatta bir de Klasik Yunan Mitolojisi kitabı yazdım. Bütün bunları anlatmaktaki maksadım, Mevlânâ’ya körü körüne bağlanmadım; bütün dünya edebiyatını okudum araştırdım, hepsinin üzerinde çalıştım. Sonunda bütün bunların hepsi Mevlânâ’nın eserlerinin yanında bana çok boş ve lüzumsuz geldi.”sözleriyle açıklar. Kendisi yine kültürün, şiirin, dini, îmânı, mezhebi olmaz diyerek hiçbir şekilde düşünce ayrımı yapmamıştır. Arapça ve Farsça’yı küçük yaşta babasından öğrenmiş; üstüne İngilizce ve Fransızca’yı da öğrenen Şefik Can, bununla da kalmayıp tavan arasında kendi kendine öğrendiği Rusça’ya gramer yazmıştır. Bu eser henüz yayımlanmamıştır. Eğitiminin ilk safhasını babası Tevfik Efendi’den almıştır. Babası daha çocukluk yaşlarında Şefik Can’a Şeyh Sadi’den, Hâfız’dan beyitler ezberletmiş. Hayatında önemli bir yere sahip olan Tâhir Olgun’u da ilk kez babasından duymuş, daha sonraki dönemlerde ise eğitiminin önemli bir kısmını Tâhir Olgun’la tamamlamıştır.
Sultan Veled buyurdu ki : "Bir gün babam bana Bahaeddin, senin düşmanını sevmeni, düşmanının da seni sevmesini istersen kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle. O düşman senin dostun olur.
Herkes, zannına göre, anlayışına, kabiliyetine ve Allah'ın inâyetine göre Allah'ın her şeyde, her zerrede kudretini görmektedir. Sadî'nin meşhur beytini hatırlamamak elden gelmiyor :

"Akıllı adamların nazarında, bitkilerin ağaçların, her bir yaprağı, Allah'ı ve sanatını anlatan birer kitaptır."
Artık öteleri düşünüyor, ötelerden sesler duyuyordu; Divan-ı Kebir'inin 1353 numaralı şu şiiri onun rûhî haletini çok güzel İfade etmektedir :

Bütün kainatın ve varlıkların yaratıcısından, O celal ve cemal sahibinden rûha çok tatlı bir hitapla; "Haydi kulum, Gel!" denilince ruh, nasıl olup da kanatlanıp uçmaz!

Berrak denizden ayrılmış, kurak yere düşmüş bir balığın kulağına dalga sesleri gelirse, balık nasıl olur da hemen sıçrayıp asıl yurdu olan denize atılmaz !
564 syf.
·43 günde·Beğendi
Edebiyattaki mottom “başlayan ama bitmeyen öyküler dünyasında yaşıyoruz” oldu Calvino okuyunca. Öykü bitmemişti ama başlamıştı. Fakat nerede başlamıştı? Kimine göre destanlarda, mitolojilerde. Sanırım haklılardı. Sözlü gelenek artık yazıya dökülüyordu. Öykü burada başlamıştı gerçekten de. Mitoloji okumaya da böyle başladım. Klasik Yunan Mitolojisi başlamak için en iyi kaynaktı. Mitolojiyi tanımlıyor, evrenin ve büyük tanrıların doğuşunu anlatıyor, yunan mitolojisindeki büyük kahramanlardan, Truva Savaşı’ndan detaylıca bahsediyordu. Dili çok yumuşak ve masalsıydı. Okumaktan büyük keyif aldım. Başlamak çok iyi bir kaynak. Tabi yanında ya da sonrasında okumaları derinleştirmek gerekiyor bana göre. Onun için bir listem vardı onu da altta paylaşıyorum:

Yeni başlayanlar için;
*Klasik Yunan Mitolojisi-Şefik Can
*Mitoloji 101(Eski Yunan ve Roma Mitolojisi)-Kathleen Sears
*Thegonia&İşler ve Günler-Hesiedos
*Klasik Mitoloji-Barry B. Powell
*Bulfinch Mitolojisi- Thomas Bulfinch
*Mitoloji Sözlüğü-Azra Erhat
*Mitoloji-Ntv Yayınları
*İskandinav Mitolojisi-Neil Gaiman
*Türk Mitolojisinin Ana Hatları-Yaşar Çoruhlu

İleri seviye kitaplar;
*Bitki Mitosları-Deniz Gezgin
*Hayvan Mitosları-Deniz Gezgin
*Su Mitosları-Deniz Gezgin
*Kahramanın Sonsuz Yolculuğu-Joseph Campbell
*Mitolojinin Gücü-Joseph Campbell
*İlkel Mitoloji / Tanrının Maskeleri 1-Joseph Campbell
*Doğu Mitolojisi / Tanrının Maskeleri 2-Joseph Campbell
*Batı Mitolojisi/ Tanrının Maskeleri 3-Joseph Campbell
*Yaratıcı Mitoloji / Tanrının Maskeleri 4-Joseph Campbell
*Kahramanın Doğuş Miti&Mitolojinin Psikolojik Yorumu-Otto Rank
*Sanatın Mitolojisi-İsmail Gezgin


Roman, Hikaye, Tiyatro, Şiir vs:
*İlyada-Homeros
*Odysseia-Homeros
*Aeneas-Vergilius (İlyada’nın devamı niteliğinde)
*Ahraz-Deniz Gezgin
*Kral Oidipus-Sophokles
*Antigone-Sophokles
*Elektra-Sophokles
*Zincire Vurulmuş Prometheus-Aiskhylos
*Kurtlarla Koşan Kadınlar / Vahşi Kadın Arketipine Dair Mit ve Öyküler-Clarissa P. Estes
*Kadın Kahramanların Aşk Mektupları-Publius Ovidius Naso
*Dönüşümler-Publius Ovidius Naso
*Aşk Sanatı-Publius Ovidius Naso
*İyi Kadınlar Efsanesi-Geoffrey Chaucer

Gençler için;
*Percy Jackson serisi-Rick Riordan

Çocuklar için;
*Hızlı Öğrenelim Mitoloji-Anita Ganeri
*Mitoloji ile Eğlenmek-Berta Garcia Sabates
*Yunan Mitolojisi-Anna Milbourne , Louie Stowell
2070 syf.
·468 günde·10/10
Okudum,okudum, okudum....
her günüme eşlik etti uzun zamandır... Bazen mutlu anlarımda bazen sıkıntılı anlarımda bazen gece uykudan uyanıp, bazen uyku tutmadığında, bazen bir sohbet esnasında çıkarıp, çevirip sayfaları okudum. Mana aradım yaşadıklarıma bazen Mesnevi'nin içinde, bazen de mana çıkardım yaşadıklarımdan Mesnevi'den... Eksik olduğumu değil hiç tamamlanamayacağımın korkusunu yaşadım bazen. İnsan olduğumu değil iyi bir insan olamayacağımın korkusunu da tabi.
Vicdanımla çok yalnız bıraktı beni, hatalarımla çok yüzleştirdi. Doğru bildiklerimden şüphe ettirdi çoğu zaman da.. Ama hep yol gösterdi okuduğum her kelime her cümle. Okudukça şanslı hissettirdi bana kendimi. Cesaret edememiştim başta okumaya çünkü. ya anlamazsam diye ya anlayıp ders çıkarmazsam diye.
Yanlış yaşanmışlıklara en doğru dokunuşlar var her kelimesinde.. Hele de inanan biriysen Yüce Allah'ın varlığına.
Okudum bitirdim ama; her anımda dönüp açıp sayfaları unutmamak ve her an hatırlamak için okumaya devam edeceğim.
Derinlemesine ve hassasiyetle tercümesini yapan merhum Şefik CAN' a Allah'tan rahmet diliyorum.
Mevlana Celaleddin-i Rumi'yi eksik etmeyin hayatınızdan.
2070 syf.
·267 günde·Beğendi·10/10
Aşk! Umut! Ümit! Huzur! Hüzün! Her şey!
Çok şükür Mevlana geldi dünyaya ve çok şükür böyle bir eser bıraktı bizlere ve çok şükür nasip oldu okumak. Şefik can hocamızında hakkını es geçemeyiz. Sonsuz kere teşekkür ve şükran dilemek istiyorum.
Hayatımı, içimi, dışımı, gözümü, gönlümü rengarenk etti bu eser. Sevdiklerime tek tek almak geliyor içimden. Bana kitap önerisi sorulduğunda eğer Müslümanlığa bir garezi yoksa ısrarla bunu öneriyorum.
Mânâ âlemine geniş bir pencere açan ve o pencereden okuyan kişinin kapasitesine göre o âlemin de müşâhede edilmesine vesile olan nadide eserlerden bir tanesi hatta şahsi kanaatimce zirvedeki. Hayatınızı gözden geçirin Mesnevi'yi okuyun ve okuduktan sonraki hayatınızı gözden geçirin kastımı o zaman daha iyi anlayacaksınız. Şunu da katî suretle belirtmek isterim ki; Mevlânâ'yı sosyal medyadaki sürekli dolaşan nüktelerden tanıyamazsınız. Mesnevi'nin ne kadar iyi bir eser olduğundan bahsetmek abesle iştigal olacağından, Mesnevi herkesin kütüphanesinde bulunması gereken eserlerden bir kitap ve bir yaşam tarzı olarak benimsenmeli diye düşünmekteyim.

Mevlânâ, ‘Men bende-i Kur’ânem eger cândârem / Men hâk-i rehi Muhammed Muhtârem’ buyuruyor Mesnevî’sinde. ‘Yaşadığım sürece Kur’an’ın kölesi, Hazret-i Muhammed’in ayağının tozuyum…’ Bu demek oluyor ki Resulullah rehberliğinde Kur’an’a ulaşan yol Hazret-i Pîr’i tanıyıp anlamak ve izinden yürümekten geçiyor.
Derdi olmayan adama bir şey anlatmaz Mesnevî. Tilki, tavşan hikâyesi anlatır. Hayatta dert bellediğimiz ne kadar şey varsa duyduklarımızdan, gördüklerimizden kaynaklanır. Anne baba der ki; okuman, yetişmen lazım. Zamanla siz de dert etmeye başlarsınız. Sonra bunun aslında ihtiyaç olduğunu anlar, istek duyarsınız. Bilginin farkına vardıkça istek ve ihtiyacınız da artar. Hangi sahada istek, ihtiyaç ve bilginiz artıyorsa o sahada mütehassıs olursunuz.

Mesnevî-i Manevi’de anlatılan muhabbet de böyledir. Bir insanın Allah, Peygamber derdi yoksa cennet cehennem derdi de olmayacaktır.
Basucu kitaplarım arasında sıksık elime alıp birkac sayfa okuyup ogunde kendime bir pay çıkarabildigim bir yapıt belki ayni yerleri defalarca okuduğum her defasinda farklı seyler kesfedebildigim engin bir eser.Hayat boyu ayrılamayacağız sanırım
564 syf.
·Beğendi·10/10
Yunan mitolojisini bana sevdiren en kapsamlı kitaplardan birisi. Detaylı bilgilendirmelerle hiç sıkmadan akılda kalıcı bir şekilde öğrenebiliyorsunuz. Tekrar tekrar okumaktan kitabın sayfaları parçalandı diyebilirim. Yunan mitolojisi hakkında kapsamlı bilgi edinmek isteyen herkese öneririm. Şefik Can'ın emeğine, kalemine sağlık.
2070 syf.
·Beğendi·9/10
Mesnevi hala irşat ediyor. İnsanlar hızlı yaşam koşturmacasına inat mesnevi okumalı. Dinginleştiren, ruhunu dinlendiren, Şevkat gösteren, ama arada bir yüzüne okkalı bir tokat atan öğretmendir Mesnevi.
564 syf.
·28 günde·8/10
Kitabı arkadaşımın dillendirmeleri neticesinde kendisinden ödünç alarak okudum. Mit(efsane) ve logos kelimelerinin birleşimi ile mitoloji ortaya çıkmış her milletin kendine ait mitolojisi var. Bizimkini okumak da nasip olur umarım.
En çok ilgilenilen mitolojiler Yunan ve hint mitolojileri olarak ele alınmış. 17-18. yy’da mitler dinsel geleneklerin şekil değiştirmiş hali olarak belirtilmiş ki bence hala öyle. Uranos(gök) ve Gaia(yer) evleniyor ve çocukları oluyor Uranos kendi çocuklarından korktuğu için onları yerin içine gömüyor. Kronos kendi babasını bu düşüncelerinden dolayı öldürüyor. Kronos kainatın hakimi oluyor. Aslında kitapta mitolojik olaylar da tam olarak böyle başlıyor belki playstation oynayanların (God of War) dikkatini de çekebilir.
Kitabın tamamından bahsetmeyi çok isterdim çünkü içinde dikkat çeken pek çok şey var mesela çam ağaçları neden dağlık yerlerde çıkar? Ya da Pegasus isimli uçak firması nereden geliyor veya bu olaylar acaba ülkemizde hangi bölgelerde oldu? Aslında içinde pek çok ilgi çekici konuya değinmiş ancak beni üçyüzüncü sayfadan sonra oldukça yordu. Çünkü mitolojiden ziyade savaş anlatımı ile devam etmişti. Kitabın dili oldukça sade ve anlaşılır ilgisi olanın okumasını öneririm. Sonundaki sözlük kısmı ile de kafa karıştıran yerlerde destek alabilirsiniz ama inanın sade dili ile buna gerek bile kalmayacak. @kitapşuuru
#evdekalkitaplakal
2070 syf.
·48 günde·Beğendi·10/10
Merhaba sevgili okur,
2070 sayfa ve altı ciltten oluşan Mesnevî’yi, 20 Ekim 2019’da okumaya başlamışım. Günde yaklaşık on ile yirmi sayfa arasında okuyarak ilerledim ve 17 Nisan 2020’de bitirdim okuma sürecim yaklaşık altı ay sürdü. Çoğunlukla ders almaya gayret ederek, üzerinde düşünerek okumaya çalıştım.

Mesnevî’ye daha başlarken, eserin gönlü yaralı, hüzünlü, içli insanlar için yazıldığını öğrendim ve daha da bağlanarak okudum. Şu an bitirdiğimde diyorum ki gerçekten hüzünlü insanlar için yazılmış, hele ki hüzünlü olmanın nimet olduğunu öğrenince insana daha da anlamlı geliyor yaptığı okuma.

Mesnevî okumasından birçok ders aldım, bunlardan bazılarını sizlerlede paylaşmak istiyorum:
* Kibri terk etmeli,
* Fazla konuşmamalı,
* bol bol şükür etmeli,
* Eğer dememeli,
* Nefsin oyunlarına kanmamalı,
* Duha suresini sık sık okumalı,
* Az yemeli, az uyumalı, az konuşmalı,
* Kibir, hırs, hile , riya, kin, nefret, haset, insafsızlık, tama, şehvet terk edilmeli,
* Kader ve kazaya sırf yaradandan geliyor diye rıza göstermeli, şükür etmeli.
* Edepsizlerin kabahatlerine sabretmeli,
* Dışa değil, öze bakmalı,
* Susup sözü kısa kesmeli,
* Elinde iken varlığın kıymetini bilmeli,
* Dua etmeli,
* Sabretmeli,
* Çok istekte bulunmamalı,
* Paylaşmalı,
* Korkmamalı,
* Gönlünü kendinde aramalı (çünkü okumakla bulunmaz),
* Az söylemeli (çünkü çok söyleyince anlam gider),
* Gam ve kederi ardından nice nimetlerin geldiğini unutmamalı, gam ve kederi hoş karşılamalı,
* Ömür hızlı akıyor bu yüzden gafil olmamalı,
* Bu dünyada hepimizin sırasını bekleyen ölüm mahkumlar olduğumuzu unutmamalı,
* Söz dinleyene göre söylenmeli,
* Çokça tebessüm edip az kahkaha atılmalı,
* Acele karar vermemeli,
* İşlerimizde temiz kişilere danışılmalı,
* En önemlisi de ölmeden önce ölmeye ve benlikten kurtulup yok olmaya çalışmalı.

Bunlar almaya çalıştığım derslerdi, hepsi bildiğimiz şeyler ama Mesnevi bana bilmekle idrak etmenin farklı şeyler olduğunu da öğretti.Daha kim bilir neler vardır. Hani başucu kitabı derler ya, aynen öyle. Sık sık açılıp okuyup,feyz almak gerek… Umarım hayatımda başarıyla uygulayabilirim...

Puan vermek haddime değil ama, 10/10 efenim. Mutlaka okunmalı, insanlığa dair öğreteceği çok fazla şey var.
2070 syf.
Birgün Mevlana Celaleddin Rumi'yi merak ederseniz mutlaka bu eseri okuyunuz. 4 senede bitirmiş olduğum bu eser o kadar güzel tercüme edilmiş ki, aldığı eğitimden ötürü tefsirleriyle Mevlana'nın kalemine döktükleriyle O 'na ve O'nun hayat felsefesine âşık ediyor.Şefik Can Mevlana'nın eğitmiş olduğu Mevlevihane'de eğitim almış son şeyhten eğitim almış oldukça donanımlı bir yazar.Mesnevi okunmalıysa ve Mevlana anlanmak isteniyorsa Şefik Can üstadın çevirisiyle olmalı!

Yazarın biyografisi

Adı:
Şefik Can
Unvan:
Türk Mütefekkiri, Mutasavvıf, Araştırmacı Yazar, Emekli Albay, Şair, Edebiyat Öğretmeni
Doğum:
Erzurum, 22 Haziran 1909
Ölüm:
İstanbul, 24 Ocak 2005
Hayatı

Sertarîk Mesnevî-hân Şefik Can, Erzurum’un Tebricek köyünde 1910 yılında hayata gözlerini açtı. Babası, Erzurum’da müderrislik yapan Tevfîk Efendi; annesi ise Gülşen Hanım’dır. Şefik Can çok küçük yaşlarda Birinci Dünya savaşına ve Kurtuluş savaşına tanık olmuş, ayrıca savaşların getirmiş olduğu sıkıntı ve ıstıraplarla büyümüştür. 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşını tüm dehşetiyle yakından yaşayan bir çocuk olan Şefik Can, boşalan tüfek fişeklerinin mukavva kutusundan, kendisine okul çantası yaparak 1916 yılında, Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde ilkokula başladı. Osmanlının son dönemlerinde, “Padişahım çok yaşa” diye başladığı ilkokulu, 1922 yılında “Kemal Paşa çok yaşa“ coşkusuyla bitirdi. Büyük “bir imparatorluğun hazîn çöküşünü, köklü bir kültürün yok oluşunu, yeni kurulan Cumhuriyetimizin doğum sancılarını birebir yaşayarak; yakın tarihimizin çok önemli bir tanığı oldu. İlkokulu bitirdikten sonra babasının arzusu üzerine, askerî okul imtihanlarına girdi. Bu imtihanı başarıyla kazanarak, 1923-24 öğretim yılında Tokat Askerî Ortaokuluna başladı, çok zor şartlar altında eğitimini tamamladıktan sonra Kuleli Askerî Lisesi’ni ve Harp Okulunu bitirdi. 1932 senesinde Haydarpaşa Askerî Veteriner Okulu’nda Ayniyat Muhasibi olarak göreve başladı. Dönemin popüler dergilerinden “Yeni Adam, Türk Sanatı, Bilgi Yurdu” gibi tanınmış kültür ve edebiyat dergilerine hikâye ve makaleler yazan Şefik Can, 1934 yılındaYeni Adam dergisinin açmış olduğu hikâye yarışmasına “Deli İsa” adlı hikâyeyle katılarak bu yarışmadan ödül aldı. Milli Savunma Bakanlığı’nın müsaade etmesi ile İstanbul Üniversitesi’nde imtihan vererek öğretmen oldu, Tâhir Olgun’un rehberliğinde stajını tamamladı. 1965’de emekli oluncaya kadar çeşitli okullarda Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği yaptı.

Tâhir Olgun’dan aldığı feyz ve muhabbetle Mevlânâ ve onun öğretisine büyük hayranlık duymuş; ömrünü Mevlânâ’ya ve onun eserlerini anlamaya, anlatmaya adamıştır. Tâhir Olgun’dan almış olduğu “Mesnevî-hânlık” icâzetiyle yapmış olduğu mesnevî derslerini son nefesine kadar devam ettirmiştir. Mevlânâ ve eserleri üzerine yapmış olduğu çalışmalarından dolayı 2001 yılında yüksek hizmet ödülü almıştır. 23 Ocak 2005 yılında vefât etmiştir. Şefik Can’ın na’şı Konya’daki Üçler Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Edebî hayatı

Şefik Can, çağının sosyal sıkıntısı ve insanların ihtiyaçları üzerine Mevlânâ ve eserlerine yönelmiştir. Hazırlamış olduğu eserleri gönlündeki ilahî aşkla harmanlayarak; ifâdenin en basit, en berrak, en sanatsal şekliyle herkesin anlayabileceği ölçüde edebî bir üslupla hazırlamıştır. Çalışmalarında hassas bir mizaç, köklü bir kültür, sağlam bir dil, çok derin edebiyat ve tarih bilgisi, tasavvuf anlayışı ve dîvân edebiyatı hâkimiyeti göze çarpmaktadır.

Kendisi maddeden çok ma’nâya önem vermiş, şöhretten ve gösterişten uzak durmuştur. Hayatının son demlerinde bile çalışmayı hiç bırakmayan, kendisini ilim ve irfâna adayan bir gönül adamıdır.Mevlânâ’yı anlamak için harcadığı ömrünü ve kendini bir hiç olarak tanımlamıştır. Şefik Can, anlatmanın yanı sıra Mevlânâ öğretisini hayatına en iyi şekilde geçiren engin şahsiyetlerdendir.Mevlânâ’ya gönül verişini "On bin ciltlik bir kütüphane kurdum. Bu arada Eski Yunan ve Latin edebiyatına gönül vermiştim. Hatta bir de Klasik Yunan Mitolojisi kitabı yazdım. Bütün bunları anlatmaktaki maksadım, Mevlânâ’ya körü körüne bağlanmadım; bütün dünya edebiyatını okudum araştırdım, hepsinin üzerinde çalıştım. Sonunda bütün bunların hepsi Mevlânâ’nın eserlerinin yanında bana çok boş ve lüzumsuz geldi.”sözleriyle açıklar. Kendisi yine kültürün, şiirin, dini, îmânı, mezhebi olmaz diyerek hiçbir şekilde düşünce ayrımı yapmamıştır. Arapça ve Farsça’yı küçük yaşta babasından öğrenmiş; üstüne İngilizce ve Fransızca’yı da öğrenen Şefik Can, bununla da kalmayıp tavan arasında kendi kendine öğrendiği Rusça’ya gramer yazmıştır. Bu eser henüz yayımlanmamıştır. Eğitiminin ilk safhasını babası Tevfik Efendi’den almıştır. Babası daha çocukluk yaşlarında Şefik Can’a Şeyh Sadi’den, Hâfız’dan beyitler ezberletmiş. Hayatında önemli bir yere sahip olan Tâhir Olgun’u da ilk kez babasından duymuş, daha sonraki dönemlerde ise eğitiminin önemli bir kısmını Tâhir Olgun’la tamamlamıştır.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 157 okur okudu.
  • 23 okur okuyor.
  • 188 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.