Yunus Emre

Yunus Emre

Yazar
8.8/10
192 Kişi
·
608
Okunma
·
499
Beğeni
·
8.915
Gösterim
Adı:
Yunus Emre
Unvan:
Ozan
Doğum:
Eskişehir, 1240
Ölüm:
Eskişehir, 1321
Tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisidir. Hayatı hakkında çok az şey bilinen Yunus Emre’nin, on üçüncü yüzyılın ikinci çeyreği ile on dördüncü yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı düşünülmektedir. Bazı araştırmacılar Sarıköy’ de yaşadığını, bazılarıysa Karamanlı olduğunu düşünür. Hacı Bektaş Veli’nin bir eserine dayanarak Sarıköy’de yaşadığı ihtimali daha güçlü görünmektedir. Ölümü 1320 olarak kabul edilen Yunus Emre’nin seksen iki yaşında öldüğü söylenir. Buna göre doğum tarihi de 1238 yılına denk gelmektedir. Yunus Emre’nin eserleri yaşamı hakkında bazı bilgiler içermektedir. Bütün bir Anadolu’yu dolaştığı, Mevlana’yı gördüğü eserlerinde geçen cümlelerden anlaşılmaktadır.

Destansı Yaşamı

Yunus Emre’nin yaşamı halk arasında söyle anlatılmaktadır: Yunus Emre küçükken okula gitmiş ama alfabeyi bir türlü öğrenememiştir. Bunun üzerine okulu bırakıp köyünde çiftçilik yapmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda kıtlık olur. Yunus ta kıtlıktan etkilenir. Kırşehir’e yakın Sulucakarahöyük’te Hacı Bektaş Veli adlı biri olduğunu ve kapısına gelen ihtiyaç sahiplerini eli boş göndermediğini duyar. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli’nin yanına gitmeye karar verir. Yolda giderken eli boş gitmemek için alıç toplar. Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına varır. Hacı Bektaş Veli, Yunus’un samimi ve saygılı davranışlarından çok memnun kalır. Yunus’un buğday için geldiğini öğrenince “Sorun bakalım buğday mı ister, himmet mi?” der. Bu sözleri duyan Yunus “ Ben himmeti ne yapayım, karın doyurmaz ki, bana buğday gerek,” der. Buğdayını alan Yunus yola çıkar.

Yolda giderken buğdayı aldığına pişman olan Yunus, geri döner. Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna çıkar ve buğdayı istemediğini himmet istediğini söyler. Hacı Bektaş Veli “O söylediğin artık geçti biz o anahtarı Taptuk Emre’ye verdik,” der. Yunus, bunun üzerine Taptuk Emre’yi bulmak için yola çıkar. Taptuk Emre’yi bulur ve ona durumu anlatır. Taptuk Emre’nin dervişi olur ve dergâha odun taşımakla görevlendirilir. Kırk yıl odun taşıdığı dergâha bir tek eğri odun getirmez. Sebebini soranlaraysa “Bu kapıdan içeriye odunun eğrisi bile giremez,” der. Taptuk Emre kızını Yunus ile evlendirir ama Yunus şeyhinin kızına kendisini layık görmediği için kıza elini sürmez. Onun tek amacı erenler mertebesine ulaşmaktır. Yunus bir türlü erenler mertebesine ulaşamadığını düşünüp, üzülür ve Taptuk Emre’nin yanından ayrılır.

Taptuk Emre’den ayrı geçirdiği zaman içinde başından geçen bazı olaylar sonucunda Yunus istediği mertebeye ulaştığını anlar. Tekrar Taptuk Emre’nin yanına döner ama Taptuk Emre’ye mahcup olduğu için önce karısı ile görüşür. Şeyhinin kendini affetmesini ister. Kadın “Bilirsin gözleri görmez, sen kapının eşiğine yat. O sabah namazına kalktığında ayağı sana dokunur. Bu kim diye bana sorar. Ben de Yunus, derim. Eğer hangi Yunus derse ses çıkarmadan çek git. Yok, eğer bizim Yunus mu derse, kalk şeyhinin eline sarıl,”der. Kadının dediğini yapan Yunus şeyhinin “Bizim Yunus mu?” sorusu üzerine kalkar şeyhini ellerine sarılır. Bu olaydan sonra da Yunus’un hayatını kaybettiği söylenir.

Sanat Yaşamı

Yunus Emre sanat yaşamında halka, halkın dili ile hitap etmiştir. Yani Türkçe’yi çok güzel kullanmıştır. Öz Türkçe ile eserler vermiştir. Bu da Yunus’un her zaman okunup anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. Yunus’un şiirleri tasavvuf ağırlıklıdır. Tasavvuf; ruhunu temiz tutmak, Allah sevgisini kalbinde yaşamak, Allah’ı öylesine sevmektir ki cennet için değil, onun sevgisine erişebilmek için uğraş vermek, ömrünü bu yola adamak demektir. İşte Yunus şiirlerinde genellikle bu konuları işlemiştir. Onun hoşgörüsü de çok önemlidir. “Yaratılmışı hoş gördük, yaratandan ötürü,” diyebilecek olgunluktadır. Yunus Emre bir halk şairi değil halkın şairidir. Öylesine çok sevilmiştir ki Anadolu’nun çeşitli yerlerinde adına anıt mezarlar yaptırılmıştır. Aruz ölçüsü ile de şiirler yazmıştır ama onun en güzel şiirleri hece ölçüsü ile yazdıklarıdır. Yunus Emre’’nin “Risalettü’n- Nushiyye” ve “Divan” olmak üzere iki eseri vardır. Eserlerine başka âşıkların eserleri karıştıysa da sonradan bunlar ayıklanmıştır.
aşkın aldı benden beni
bana seni gerek seni
ben yanarım dün ü günü
bana seni gerek seni

ne varlığa sevinirim
ne yokluğa yerinirim
aşkın ile avunurum
bana seni gerek seni

aşkın aşıklar oldurur
aşk denizine daldırır
tecelli ile doldurur
bana seni gerek seni

aşkın şarabından içem
mecnun olup dağa düşem
sensin dünü gün endişem
bana seni gerek seni

sufilere sohbet gerek
ahilere ahret gerek
mecnunlara leyla gerek
bana seni gerek seni

eğer beni öldüreler
külüm göğe savuralar
toprağım anda çağıra
bana seni gerek seni

cennet cennet dedikleri
birkaç köşkle birkaç huri
isteyene ver onları
bana seni gerek seni

yunus'dürür benim adım
gün geçtikçe artar odum
iki cihanda maksudum
bana seni gerek seni
NİCE BİR BESLEYESİN

Nice bir besleyesin bu kadd ile kameti,
Düştün dünya zevkine, unuttun kıyameti.

Topraktan yaratıldın, yine topraktır yerin,
Toprak olan kişiler n'ider bu alâmeti.

Çalış, kazan, ye yedir, bir gönül ele getir,
Yüz Kabe'den yeğrektir, bir gönül ziyareti.

Uslu değil delidir yüce saraylar yapan,
Akıbet viran olur cümlenin imareti.

Yüz bin peygamber gele hiç şefâat olmaya,
Vay eğer olmaz ise Allah'ın inayeti.

Nefsi Müslüman olan hak yola doğru varır,
Yarın ona olacak Muhammed şefâati.

Kerâmetim var diyen, halka sâlûsluk satan,
Nefsin Müslüman etsin var ise kerâmeti.

Yunus imdi sen dahi, gerçeklerden ola gör,
Gerçek erenler imiş kamunun ibadeti.
Gerçek Erin Halini

Yalan söyler görmeyen, haberi gören bilir
Gerçek erin halini, yolda can veren bilir

Tutma gönülde kini, hoş tut gönülde miskini
Dünya ahiret ekini, ekip götüren bilir

Ademin toprağın dört ferişte götürdü
Suyunu neden kattı, yapıp yuğuran bilir

İsrafil ü Azrail, Mikail ü Cebrail
Kıyamet ne gün kopar, yarın sur uran bilir

Dokuz kırk yaşayan eylenmedi dünyada
Saati bir dem imiş, sohbeti süren bilir

Ölmez dirliği bulduran, evliya sohbetidir
Yunus dahi bilmezse, okunan Kur'an bilir
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne
Kişi Hak'kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir

Okudum bildim deme
Çok taat kıldım deme
Eğer Hak bilmez isen
Abes yere gelmektir

Dört kitabın mânâsı
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır

Yiğirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Mânâsı ne demektir

Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir
Yunus, üç bin şiir söylemiş. Bunları bir divan hâline getirmiş. Molla Kasım isimli şeriat bilgini bir su kenarına oturup bu şiirleri okumaya başlamış. Bunlardan binini okumuş ve şeriata aykırı bularak yakmış. Kalan bin tanesini de aynı sebeple suya atmış. Üçüncü bine başlayınca şu beyitle karşılaşmış:

Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme

Seni sîgaya çeken bir Molla Kasım gelir
Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yürürüm ilden ile
Şeyh anarım dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluban yürürüm
Ol yâri düşte görürüm
Uyanıp melûl olurum
Gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost elinde avareyim
Gel gör beni aşk neyledi
YALAN DÜNYA

Bilirim seni yalan dünyasın,
Evliyaları alan dünyasın.
Kaçan kurtulmaz senin elinden,
Demir kafesler kıran dünyasın...

Sevdiğim aldın, beni ağlattın,
Dönüp yüzüme gülen dünyasın.
Süleyman tahtın sen viran kıldın,
Mazlumlar boynun vuran dünyasın...

Bestelenmiş hâli oldukça güzeldir:
https://youtu.be/q3rvCf_PMw8
DERVİŞLİK BAŞTADIR TACDA DEĞİLDİR

Dervişlik baştadır, tacda değildir
Kızdırmak oddadır, sacda değildir
Eğer bir müminin kalbin yıkarsan
Hakka eylediğin secde değildir

Ararsan Allah’ı kalbinde ara
Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir
Kabul et Yunus’un ergen sözünü
Tezcek gelir başa, geçte değildir.
Bu dünyanın cefası çok
Kimi aç gezer kimi tok
Şol mîzanda sevâbı çok
Gelenlerden eyle bizi

Bakma dünyanın varına
Düşüp dâim Hak yoluna
Berâtını sağ eline
Alanlardan eyle bizi

Mü'minlere rahmet ola
Münafıklar mahrum kala
Yunus gider doğru yola
Gidenlerden eyle bizi
Yunus Emre
Sayfa 20 - Kumsaati Yayınevi
Kuru idik yaş olduk
Ayak idik baş olduk
Havalandık kuş olduk
Uçtuk elhamdülillah

Dirildik pınar olduk
İrkildik ırmak olduk
Aktık denize dolduk
Aktık elhamdülillah

Taptuk'un tapusunda
Kul olduk kapısında
Yunus miskin çiğ idik
Piştik elhamdülillah
352 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Eser, Türk ulusunun yetiştirdiği en büyük tasavvuf erlerinden biri olan Yunus Emre hakkında kayıtlara geçmiş çok az şey bilinmekte olduğunu özellikle vurgulayarak başlıyor...

Yunus Emre'nin eserleri arasında yer alan, Yunus Divanı'nda toplanmış şiirleri aruz ve hece ölçüleri ile yazılmış olan en bilindik Divan'ıdır. Bu eserin 15. yüzyılda kopyalandığı bilinmekle beraber eser Süleymaniye Kütüphanesi- Fatih bölümünde bulunan el yazması kopyasıdır. Fakat bu yapıtın aslı veya en eski kopyasının olup olmadığını saptamanın çok zor olduğu bilinmektedir...

Yunus Emre, Allah'a ulaşmanın yolunun insanı sevmekten geçtiğini anlayabilmesi için, önce Hacı Bektaş Veli'nin dergahını ziyaret eder ve sonrasında Taptuk Emre'nin dergahında doğru yola çıkar....

Bu dergahta mürid oluşunun ve ölümüne kadar yaşadığı olay örgüsünü kısa hikayeler halinde okurlar ile buluşturan eser, okurken insanın kendini görmesini sağlayan bir kitap olmuş...


Yunus Emre'nin şiirlerinin yer aldığı, tasavvuf ve aşk hakkında yazılmış Yunus'u Yunus yapan, aşka ve sevgiye daha farklı bakmamızı sağlayacak olan bu kitap, şiirler de ki aşk ile insanın yüreğinin ısınmasına sebep oluyor...
400 syf.
·47 günde·10/10
Yunus Emre'ye dair gerçek bilgi ve araştırmalar ışığında yazılmış bir kaynak kitap. Kitabın girişinde 73 sayfa ile anlatılan Yunus Emre biyografisi ve incelemeleri Yunus'a dair çok güzel bilgiler içeriyor. Şiirlerini bitirmek öyle hemen mümkün değil tabi o anlamda okumalarım devam edecek. Yazar Rahmetli Cahit Telli büyük bir titizlik ve emekle hazırlamış. Çok değerli bir kitap.

Buradan Yunus Emre'nin Karaman Sarayında sözü geçen bir Türkmen Kocası olduğunu, siyasi olaylara karıştığını, Karamanoğlu Süleyman Bey'in bir hükümet devirme olayına karıştığını ve devrilmek istenen Alâeddin Ali Bey'in yokluğunda gerçekleşen darbeyi dönünce bastırıp yöntemini tekrar geri aldığını ve darbeye karışanlar arasında ismi sayılan Yunus Emre'nin idam edilerek öldüğünü öğrendim. Mezarı Karaman'dadır.
140 syf.
·5 günde·9/10
Uzun süre okumak isteyip de okuyamadığım bir kitaptı. 100 Temel Eser içerisinde olması zaten benim okumam için sebepti. Tabi okumaya iten TRT 1' de Yunus Emre'yi anlatan dizi de oldu ya neyse... Kitaba geçelim...

Benim okuduğum yayınevi Kumsaati'ydi. Dili baya ağır geldi bana. Yabancı kelimeler çoktu ama içerisinde alınacak alıntılar ve o dersler harika.. Tüm şiirler dörtlükten olmuşmuş. Şiirlerin en son satırı en can alıcı nokta olmuş ve kendi ismiyle bağlamış. İçerisindeki şiirlerin yarısı ilahi olmuş. Tasavvufi yönünü hiç dememe gerek yok zaten özdeşleşmiş bir isim.

Kısa bir kitap gayet güzel ve okunulabilir. Lütfen güzel bir yayınevinden güzel bir dille okumanızı tavsiye ederim. Ağır kelimeler sizi uzaklaştırmasın... İyi okumalar...
140 syf.
·Beğendi·9/10
Yunus Bey ne yapıyorsunuz diyerek cümleme başlayacağım.
Öncelikle farklı yayınlardan farklı şekilde okumanız çok doğal yani mesela A yayıncılık ile harika okuyup anlarken B yayıncılıkta okuduklarınızı anlamak daha zor olabilir kesinlikle. Ancak bunu şöyle aşabilirsiniz. Almadan önce yayına bakarsanız dil sade mi ya da yazılan dilin manası da verilmiş alt ya da yan sayfa şeklinde. Bu şekilde değilse almayın. Onlar emek harcamamış sizde onlara para kazandırmayın boş yere.
Kitaba değinecek olursak şiirler çok güzel. Özellikle ben Ben Yürürüm Yane Yane şiirini çoğumuz biliyoruz. Önemli olan anlaşılabilir yayıncılıklardan almak. Yoksa açık söyleyeyim kitabı beğenmezsiniz. İyi okumalar ..
140 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil
......

Benim bunda kararım yok, bunda gitmeye geldim
Bezirganım mataım çok, alana satmağa geldim.
Ben gelmedim da'vi için benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim
......
Bana bir cok şeyi öğrettigin icin sana minnettarim yunus emrem. Cocuklugumdan beri sakladigim bir siir kitabin var ve o benim sahip oldugu tek siir kitabim.
140 syf.
·10/10
Bana göre özet niteligindeki en anlamli misralari sunlar: "Tâ‘at kılan uçmagıçün dîn tutmayan Tamu içün
Ol ikiden fârig olur neye benzer bu işâret" Gunumuzde yanlis dillendirilen bi durumu aydinlatiyo yunus emre . Ne cenneti istedigimiz ne de cehennemden korkuttugumuz icin ibated etmemiz gerektigini, bunlardan öte gayenin Allah'in sevgisini kazanmak oldugunu, insanin asil bunun icin caba gostermesi gerektigini söylüyo . cenneti istedigi veya cehennemden korktugu icin degil
140 syf.
"Yunus Emre Divanı'ndan Seçmeler" adlı kitabını, 7. sınıfta, bir gün sınıfça kitap fuarına giderken almıştım. Aldığım o gün, okumaya başladım.Yunus Emre'nin şiirlerini...
Kitabın dili biraz ağır olsa da, şiirlerinin hepsi muhteşemdi..
Yunus Emre'nin şiirlerinin kulaklarınızda ninni, dilinde ilâhi olarak çınlayıp durduğunu hayretle farkedeceksiniz. Bu güzel kitabı herkese tavsiye ederim..
568 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Adını şimdi anımsayamadığım bir yazar şiire heveslenenlere şöyle bir öneride bulunuyordu: Önce Yunus'u okuyun. Sonra Yunus'u okuyun. Sonra tekrar Yunus'u okuyun. Sonrasında istediğiniz şairden devam edebilirsiniz. Katılmamak mümkün değil. Şiire heveslenenlerin başlangıç kitabı olmalı.
100 syf.
·Beğendi·10/10
Yunus Emre şiirleri kitabındaki her bir şiiri çok güzel buldum. Yunus Emre çok büyük bir yazar'dır. Okuduğum ilk kitabı bu oldu ve onun diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Beğendim. Güzel bir kitaptı okumayanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar:)

Yazarın biyografisi

Adı:
Yunus Emre
Unvan:
Ozan
Doğum:
Eskişehir, 1240
Ölüm:
Eskişehir, 1321
Tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisidir. Hayatı hakkında çok az şey bilinen Yunus Emre’nin, on üçüncü yüzyılın ikinci çeyreği ile on dördüncü yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı düşünülmektedir. Bazı araştırmacılar Sarıköy’ de yaşadığını, bazılarıysa Karamanlı olduğunu düşünür. Hacı Bektaş Veli’nin bir eserine dayanarak Sarıköy’de yaşadığı ihtimali daha güçlü görünmektedir. Ölümü 1320 olarak kabul edilen Yunus Emre’nin seksen iki yaşında öldüğü söylenir. Buna göre doğum tarihi de 1238 yılına denk gelmektedir. Yunus Emre’nin eserleri yaşamı hakkında bazı bilgiler içermektedir. Bütün bir Anadolu’yu dolaştığı, Mevlana’yı gördüğü eserlerinde geçen cümlelerden anlaşılmaktadır.

Destansı Yaşamı

Yunus Emre’nin yaşamı halk arasında söyle anlatılmaktadır: Yunus Emre küçükken okula gitmiş ama alfabeyi bir türlü öğrenememiştir. Bunun üzerine okulu bırakıp köyünde çiftçilik yapmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda kıtlık olur. Yunus ta kıtlıktan etkilenir. Kırşehir’e yakın Sulucakarahöyük’te Hacı Bektaş Veli adlı biri olduğunu ve kapısına gelen ihtiyaç sahiplerini eli boş göndermediğini duyar. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli’nin yanına gitmeye karar verir. Yolda giderken eli boş gitmemek için alıç toplar. Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına varır. Hacı Bektaş Veli, Yunus’un samimi ve saygılı davranışlarından çok memnun kalır. Yunus’un buğday için geldiğini öğrenince “Sorun bakalım buğday mı ister, himmet mi?” der. Bu sözleri duyan Yunus “ Ben himmeti ne yapayım, karın doyurmaz ki, bana buğday gerek,” der. Buğdayını alan Yunus yola çıkar.

Yolda giderken buğdayı aldığına pişman olan Yunus, geri döner. Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna çıkar ve buğdayı istemediğini himmet istediğini söyler. Hacı Bektaş Veli “O söylediğin artık geçti biz o anahtarı Taptuk Emre’ye verdik,” der. Yunus, bunun üzerine Taptuk Emre’yi bulmak için yola çıkar. Taptuk Emre’yi bulur ve ona durumu anlatır. Taptuk Emre’nin dervişi olur ve dergâha odun taşımakla görevlendirilir. Kırk yıl odun taşıdığı dergâha bir tek eğri odun getirmez. Sebebini soranlaraysa “Bu kapıdan içeriye odunun eğrisi bile giremez,” der. Taptuk Emre kızını Yunus ile evlendirir ama Yunus şeyhinin kızına kendisini layık görmediği için kıza elini sürmez. Onun tek amacı erenler mertebesine ulaşmaktır. Yunus bir türlü erenler mertebesine ulaşamadığını düşünüp, üzülür ve Taptuk Emre’nin yanından ayrılır.

Taptuk Emre’den ayrı geçirdiği zaman içinde başından geçen bazı olaylar sonucunda Yunus istediği mertebeye ulaştığını anlar. Tekrar Taptuk Emre’nin yanına döner ama Taptuk Emre’ye mahcup olduğu için önce karısı ile görüşür. Şeyhinin kendini affetmesini ister. Kadın “Bilirsin gözleri görmez, sen kapının eşiğine yat. O sabah namazına kalktığında ayağı sana dokunur. Bu kim diye bana sorar. Ben de Yunus, derim. Eğer hangi Yunus derse ses çıkarmadan çek git. Yok, eğer bizim Yunus mu derse, kalk şeyhinin eline sarıl,”der. Kadının dediğini yapan Yunus şeyhinin “Bizim Yunus mu?” sorusu üzerine kalkar şeyhini ellerine sarılır. Bu olaydan sonra da Yunus’un hayatını kaybettiği söylenir.

Sanat Yaşamı

Yunus Emre sanat yaşamında halka, halkın dili ile hitap etmiştir. Yani Türkçe’yi çok güzel kullanmıştır. Öz Türkçe ile eserler vermiştir. Bu da Yunus’un her zaman okunup anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. Yunus’un şiirleri tasavvuf ağırlıklıdır. Tasavvuf; ruhunu temiz tutmak, Allah sevgisini kalbinde yaşamak, Allah’ı öylesine sevmektir ki cennet için değil, onun sevgisine erişebilmek için uğraş vermek, ömrünü bu yola adamak demektir. İşte Yunus şiirlerinde genellikle bu konuları işlemiştir. Onun hoşgörüsü de çok önemlidir. “Yaratılmışı hoş gördük, yaratandan ötürü,” diyebilecek olgunluktadır. Yunus Emre bir halk şairi değil halkın şairidir. Öylesine çok sevilmiştir ki Anadolu’nun çeşitli yerlerinde adına anıt mezarlar yaptırılmıştır. Aruz ölçüsü ile de şiirler yazmıştır ama onun en güzel şiirleri hece ölçüsü ile yazdıklarıdır. Yunus Emre’’nin “Risalettü’n- Nushiyye” ve “Divan” olmak üzere iki eseri vardır. Eserlerine başka âşıkların eserleri karıştıysa da sonradan bunlar ayıklanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 499 okur beğendi.
  • 608 okur okudu.
  • 31 okur okuyor.
  • 518 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları