Ali Arda

Ali Arda

Çevirmen
8.7/10
4.211 Kişi
·
15.189
Okunma
·
2
Beğeni
·
571
Gösterim
Adı:
Ali Arda
Unvan:
Türk Çevirmen ve Editör
Doğum:
1959
1959’da doğdu. Erken yaşta evden ayrıldı. Lise ikide okuldan atıldı. 12 Eylül’den sonra yurt dışına çıktı. Döndükten sonra çeşitli yayınevlerinde editörlük yaptı.

İsveççe’den ve Norveççe’den 200’e yakın kitabı Türkçeye çevirdi. Astrid Lindgren, Asa Lind, Sven Nordquist, Ulf Stark, Julia Wieslander, Ulf Nielsson, Martin Widwark, Tove Jansson, Ulf Nielsson, Thomas Halling, Jo Nesbo çevirdiği çocuk kitabı yazarlarından bazıları.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
646 syf.
·10/10
Kelimelerin yetersiz kaldığı noktadayım. Uzun zaman önce alıp, okumaya fırsat bulamadığım Ejderha Dövmeli Kız romanı; oldukça etkileyici, akıcı, aksiyonlu, merak uyandıran başucu kitabım haline geldi. Oldukça kalın bir roman olmasına rağmen; olay örgülerinde kopukluk yoktu, bütün sayfaları profesyonelce işlenmişti. Romanı elime aldığımda; çok kalın bir kitap, eğer kötüyse nasıl bitireceğim diye düşünürken, okumaya başlayınca kendimi sayfaları heyecanlı ve büyük bir merakla çevirirken buldum diyebilirim. Aksiyonu iliklerinize kadar hissetmeniz mümkün bu kitabı okurken. Kitaptaki karakterler çok keskin hatlarla okuyucuyu hiç beklemediği bir anda kitaba bağlıyor. Özellikle romandaki Lisbeth Salander karakteri, çok cesurca ve zekice betimlenmiş. Böylelikle ilk defa bir aksiyon romanında kadın karakterin savunucu yönüne şahit olmuş durumdayım. Henüz okumamış olanlara, aksiyon sevenlere tavsiye ediyorum rahatlıkla.
646 syf.
·15 günde·Beğendi·8/10
Filmini bilen bilir bilmeyene sözüm izlemeleridir lakin mevzumuz filmin romanı , roman dediysem filminden bir kaç tık daha yükseğinde ki kurgusu , konusu , motivasyon gereği karakteriyle muazzam oluşudur okuyun efem okuyun mutlak memnun kalacaksınız. :)
800 syf.
·1 günde·Beğendi
Serinin son kitabı olmasının bilinciyle biraz da üzülerek okudum.
Devam kitaplarında normalde kalite düşer, heyecan ve aksiyon azalır, ama bu seri her kitabında üstüne koyarak ilerliyor.
Zaman zaman detaylara yer verilmiş ve tempo düşüyor ama dikkatinizi dağıtacak derecede değil.Buna rağmen sıkılmadan bitirdim.Okunma oranının düşük olmasının kitabın kalın olmasından kaynaklandığını düşünüyorum.
Kitabın kalınlığına bakmadan ve önyargılarınızı bir kenara koyup bu seriye başlayın. Pişman olmadığınızı anlayacaksınız.
679 syf.
·2 günde·8/10
Ahh Millenium Serisi!!!!

Eğer ki şıp diye yutulan basit ve düşünmeyi gerektirmeyen kitapları seviyorsam bu seriden uzak durmalıyım. Bağlantıların yine ve yeniden mükemmel bir noktaya vardığı, pek çok şeyin 'vuuuhuuu' dedirterek açıklığa kavuştuğu mükemmel bir ikinci kitaptı.

Not: Eğer serinin devamında bir eksiklik hissedersem kitapta aldığım notlara geri döneyim!!!!

Seriye dair sevmediğim tek şey gerçekten de sadece kitapların filmiydi... Soranlara Şiddetle tavsiye etmediğini söylemeyi UNUTMA!!!!

Şu anlık seriye devam etmek istemiyor oluşumun sebebi Lisbeth'in başına istemediğim şeyler geliyor oluşu (April 8, 2020) ama birkaç güne kitabı elime alacağımı ikimiz de biliyoruz (ben ve ben)..
104 syf.
·2 günde·8/10
1000k sayesinde tanıştığım bir kitap daha. Üç seriden oluşan bu kitap (Kumkurdu, Daha Fazla Kumkurdu, Daha da Fazla Kumkurdu) Zackarina adlı küçük bir kız ve onun hayali dostu Kumkurdu’nun maceralarını anlatan küçük hikayelerden oluşuyor. İlkokul seviyesi çocuklara tavsiye edilebilecek bir kitap kısacası. Tabi büyüklerin de zevkle okuyabileceği bir kitap.

Okurken özellikle yazarın hayatı ilgimi çekti. Birçok meslekte çalışmış: gazetecilik, senaristlik, aşçılık, huzurevinde bakıcılık,öğretmenlik, illüstratörlük... Büyükleri yeteri kadar tanımış yani:) Çocukların bakış açısından büyüklerin ahmaklığını kitapların çoğu yerinde dile getirmiş.

Ayrıca atomların dünyasından ölüme hiçbir şeyin çocuklara anlatılmaz olmadığını söylüyor, yazarımız. Nitekim bunun yansımalarını da kitaplarında görüyoruz. Aşk, ölüm, evren, arkadaşlık gibi yetişkinlerde bile soru işaretleri bıraktıran bu konuları Zackarina ve Kumkurdu’nun diyaloglarında gerçekten çok güzel işlemiş. Vücuttaki morlukları tehlikeli bir şey yaptıktan sonra alınan bir çeşit madalya olarak benzetmesi çok hoşuma gitti.
Keyifli okumalar şimdiden ️
646 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Bu kadar kısa sürede bu kalınlıktaki bir kitabı nasıl okuduğumu ben bile bilmiyorum. Ama gerilim, heyecan,onların yaşadığı duyguları yani kısacası her şeyi okurken sizde hissediyorsunuz. Ama son sayfayı okurken içim burkulmadı diyemem hani. Kesinlikle bir solukta okunacak ki bence okunması gereken romanlardan biri.
608 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Aralık ayından kalma, Ocak ayının ilk kitabını bitirmiş bulunmaktayım.

Sınav dönemi olduğu için bitmesi biraz uzun sürse de aslında hızla akıp giden ve 600 sayfa boyunca heyecanı hiç eksik olmayan bir kitaptı.

Olaylar, 10 yıl önce hipnoz yapmayı bırakıp bir daha da yapmayacağına söz veren bir doktorun özel bir durumdan dolayı, polisin de özel ricasıyla bir hastayı hipnoz etmesiyle başlıyor. Aynı doktorun çocuğunun kaçırılmasıyla birlikte 10 yıl öncesine kadar uzanan olaylar zincirinde heyecanlanmamak imkansız gibi bir durum.

İlk başta olay, hipnoz edilen çocukmuş gibi dursa da kitap çoğunlukla doktorun kaçırılan çocuğu üzerinde duruyor. Olayların, ilk başta birbiriyle alakalı olduğu düşünülse de farklı boyutları olduğu sonradan anlaşılıyor.

Kitabın polis kahramanı Joona ise ince zekasıyla sevdiğim bir karakter oldu. Biraz ukala biri olsa da bu da her olayı çözebilme yeteneğinden geliyor.

Kitabı okuyun, seveceksiniz ve en sonunda da size Joona her zaman ki cümlesini söyleyecek.

"Ben demiştim."

Polisiye ve Korku-gerilim seven herkese tavsiye edilir.
416 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Serinin 5. kitabı “Göze Göz Dişe Diş Diyen Kız” Lisbeth..

Steig Larsson’ın başladığı ve David Kagercrantz’ın devam ettirdiği bu seriyi keyifle okudum. Konu yine muhteşemdi.

Genetik ve Çevre Araştırmaları Kayıt Dairesinin yaptığı projeye göre; tek yumurta ve çift yumurta ikizlerini bebekliklerinden itibaren birbirlerinden ayırıp “ çocukları statü, eğitim, dinsel aidiyet, mizaç, kişilik, etnik köken ve terbiye anlayışı açısından bütünüyle farklı ailelere verme” (s. 234) ve bu ailelerle büyüyen çocukların bireysel kişiliklerinin nasıl şekillendiğini araştırmak amacıyla yıllar önce uygulanmış olan Proje-9. Lisbeth ve ikizi Camilla da bu projede yer alıyorlar.

İllegal yollardan da olsa adalete yardımcı olan, her zaman kadınların, çocukların, güçsüzlerin yanında yer alan Lisbeth, yapılan kötülüklerin karşılığını fazlasıyla veriyor hak edenlere...
Ayrıca bu kitapta Lisbeth’in geçmiş yaşamında bilinmeyen bazı konular da gün ışığına çıkıyor.

Heyecanın, aksiyonun eksilmediği bir seri, bu tür sevenlere şiddetle tavsiye ederim...
135 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Yazar, ikinci Dünya Savaşının bitiminden kısa bir süre sonra bir İsveç gazetesi adına Almanya'ya gider ve ülkenin bir çok yerini gezer. Her kesimden insanla görüşüp röportaj yapar. Siyasi toplantılar ve yargılamalar başta olmak üzere bir çok etkinliğe katılır. Edindiği izlenimleri de bu kitabında bize aktarıyor.

1946 yılının harap ve tükenmiş haldeki Almanya'sındayız. Neredeyse insanların başını sokacak tek bir binanın bile kalmadığı yerleşim yerleri, yoksulluk, açlık, kaybedilmiş nice yakınlar, yıkılmış, ortadan kalkmış aileler, sahipsiz çocuklar, tamamen yok edilmiş bir sanayii, dolayısıyla arkasından gelen ekonomik kriz ve esaret günleri. Yargılamalar, siyasi çekişmeler ve normalleşme çabaları. Yani büyük bir kaos ortamı. Kısaca o günlerin Almanya'sı ile ilgili tüm gerçekler.

Kitap bir belgesel, bir gezi rehberi. Dünyaya hükmetmeyi kafasına koymuş bir diktatörün, bırakın dünyaya ve insanlığa verdiği zararı, kendi ülkesine ve kendi insanına bile ne kadar ağır zarar vermiş olduğunu gösteren ibretlik bir eser.

Tamamen gerçeklerin ilk ağızdan anlatıldığı bu tarihi belgesel kitabı ben büyük beğeniyle okudum. Konuyla ilgilenenlerin de mutlaka okumasını tavsiye ederim.
679 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
İlk kitaba göre daha sürükleyici, akıcı, gerçekten şu elinizden asla bırakamayacaksınız söylemlerini kullananların ne demek istediğini kitabın sonuna kadar hissediyorsunuz. Elinize aldıktan sonra bırakmanız gerçekten imkansız. Çok iyi bir kurgu ve akıcı bir dil. Şaşırmamak imkansız.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Arda
Unvan:
Türk Çevirmen ve Editör
Doğum:
1959
1959’da doğdu. Erken yaşta evden ayrıldı. Lise ikide okuldan atıldı. 12 Eylül’den sonra yurt dışına çıktı. Döndükten sonra çeşitli yayınevlerinde editörlük yaptı.

İsveççe’den ve Norveççe’den 200’e yakın kitabı Türkçeye çevirdi. Astrid Lindgren, Asa Lind, Sven Nordquist, Ulf Stark, Julia Wieslander, Ulf Nielsson, Martin Widwark, Tove Jansson, Ulf Nielsson, Thomas Halling, Jo Nesbo çevirdiği çocuk kitabı yazarlarından bazıları.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 15.189 okur okudu.
  • 152 okur okuyor.
  • 4.435 okur okuyacak.
  • 221 okur yarım bıraktı.