Ali Arda

Ali Arda

Çevirmen
8.7/10
1.702 Kişi
·
5.826
Okunma
·
0
Beğeni
·
24
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Kelimelerin yetersiz kaldığı noktadayım. Uzun zaman önce alıp, okumaya fırsat bulamadığım Ejderha Dövmeli Kız romanı; oldukça etkileyici, akıcı, aksiyonlu, merak uyandıran başucu kitabım haline geldi. Oldukça kalın bir roman olmasına rağmen; olay örgülerinde kopukluk yoktu, bütün sayfaları profesyonelce işlenmişti. Romanı elime aldığımda; çok kalın bir kitap, eğer kötüyse nasıl bitireceğim diye düşünürken, okumaya başlayınca kendimi sayfaları heyecanlı ve büyük bir merakla çevirirken buldum diyebilirim. Aksiyonu iliklerinize kadar hissetmeniz mümkün bu kitabı okurken. Kitaptaki karakterler çok keskin hatlarla okuyucuyu hiç beklemediği bir anda kitaba bağlıyor. Özellikle romandaki Lisbeth Salander karakteri, çok cesurca ve zekice betimlenmiş. Böylelikle ilk defa bir aksiyon romanında kadın karakterin savunucu yönüne şahit olmuş durumdayım. Henüz okumamış olanlara, aksiyon sevenlere tavsiye ediyorum rahatlıkla.
Filmini bilen bilir bilmeyene sözüm izlemeleridir lakin mevzumuz filmin romanı , roman dediysem filminden bir kaç tık daha yükseğinde ki kurgusu , konusu , motivasyon gereği karakteriyle muazzam oluşudur okuyun efem okuyun mutlak memnun kalacaksınız. :)
Aralık ayından kalma, Ocak ayının ilk kitabını bitirmiş bulunmaktayım.

Sınav dönemi olduğu için bitmesi biraz uzun sürse de aslında hızla akıp giden ve 600 sayfa boyunca heyecanı hiç eksik olmayan bir kitaptı.

Olaylar, 10 yıl önce hipnoz yapmayı bırakıp bir daha da yapmayacağına söz veren bir doktorun özel bir durumdan dolayı, polisin de özel ricasıyla bir hastayı hipnoz etmesiyle başlıyor. Aynı doktorun çocuğunun kaçırılmasıyla birlikte 10 yıl öncesine kadar uzanan olaylar zincirinde heyecanlanmamak imkansız gibi bir durum.

İlk başta olay, hipnoz edilen çocukmuş gibi dursa da kitap çoğunlukla doktorun kaçırılan çocuğu üzerinde duruyor. Olayların, ilk başta birbiriyle alakalı olduğu düşünülse de farklı boyutları olduğu sonradan anlaşılıyor.

Kitabın polis kahramanı Joona ise ince zekasıyla sevdiğim bir karakter oldu. Biraz ukala biri olsa da bu da her olayı çözebilme yeteneğinden geliyor.

Kitabı okuyun, seveceksiniz ve en sonunda da size Joona her zaman ki cümlesini söyleyecek.

"Ben demiştim."

Polisiye ve Korku-gerilim seven herkese tavsiye edilir.
İlk kitaba göre daha sürükleyici, akıcı, gerçekten şu elinizden asla bırakamayacaksınız söylemlerini kullananların ne demek istediğini kitabın sonuna kadar hissediyorsunuz. Elinize aldıktan sonra bırakmanız gerçekten imkansız. Çok iyi bir kurgu ve akıcı bir dil. Şaşırmamak imkansız.
Bu kadar kısa sürede bu kalınlıktaki bir kitabı nasıl okuduğumu ben bile bilmiyorum. Ama gerilim, heyecan,onların yaşadığı duyguları yani kısacası her şeyi okurken sizde hissediyorsunuz. Ama son sayfayı okurken içim burkulmadı diyemem hani. Kesinlikle bir solukta okunacak ki bence okunması gereken romanlardan biri.
Bestseller kitaplarda genelde arka kapağa çeşitli yayın evlerinin,yazarların ve tanınmış kişilerin kitap hakkındaki yorumları yazılır ,insanı kitabı almaya teşvik eder. Ben o yazılara aldanmamayı öğrendim.Ancak her nedense bu kitap serisine bir şans verip okudum. Yerinde bir karar verdiğimi çok geçmeden anladım. Şimdiye kadar bir günde okuduğum sayfa sayısında rekoru bunda elde ettim 270 sayfa. O derece akıcı ve heyecan dolu bir kitap. Elinizden bırakamayacaksınız.
Bu kitap bir harika! Bayıldım diyebilirim. Serinin ilk üç kitabına zaten vurulmuştum. Yazarı hikayeyi tamamlayamadan öldüğü için son derece üzgündüm. Ancak başka bir yazarın devam ettireceğini öğrendiğimde bir yandan sevindim ama bir yandan da ilk üç kitap gibi olmazsa diye tedirginlik duydum. Ancak yeni yazar beni hayalkırıklığına uğratmadı diyebilirim. Tamam bir Stieg Larsson olamadı ama yinede ilk üç kitapla arasında çok bariz bir fark yoktu. Lagercrantz yüklendiği bu kitabı devam ettirme görevini başarıyla tamamladı. Kitapta yine favori karakterim Lisbeth Salander ve onunla her seferinde yolları kesişmeyi başaran Mikael Blomkvist ağırlıklıydı. Ancak kitapta ilk kitaptaki bazı yan karakterlerin yanında yeni yeni karakterlerde girdi. Kitabın konusu yine bir bilgisayar korsanlığı ve hackerlar ile ilgiliydi. Bu açıdan Lisbeth kadar olmasa da gayet yetenekli bilgisayar uzmanları geçiyor kitapta. Lisbeth’in hem bunlarla savaşı, hem çocukluğunun etkisiyle gelen erkeklerin kadınları ve çocukları ezmesi ve adaletsizliklere karşı savaşı kitapta ele alınıyor. Tabi bu konuda en büyük destekçisi ise Blomkvist’ten başkası değil. Bu ikili adeta etrafı “örümcekler” ile sarılmış bir otistik çocuğun korunması konusunda işbirliği yapıyor. Bu çocuk her ne kadar başkaları tarafından “eksik” görülse de aslında tam tersi birçok konuda herkesten “fazlasıyla” zeki olan bu çocuk, bu örümceklerin hedefi olmak için neler yapmış olabilir. Kitapta aksiyon hiç bitmiyor. Bazı yerlerde kitabı elinizden bırakmak imkansız hale geliyor. Karakterlere daha bağlanacağınız çarpıcı detaylar mevcut. Yaptığı fedakarlıklar ile en çok da Lisbeth Salander’e bambaşka bir gözle bakıp aşık olacağınızdan eminim. Kitabın üslubu son derece akıcı ve hoştu. İlk kitapları okuyanlar bilirler ki kalın durması hiç önemli değil sayfalar einizden kayıp gidecek. Yazar kitabın adını seçerken de özenli davranmış ve kitabın içeriğindeki olay ve kişilerle paralel bir isim seçmiş ki bunu kitabı okuyunca daha iyi anlayacaksınız. Kitapta üstelik ilk 3 kitapta azla derine inilmeyen sadece Lisbeth’in klinikteki günleri ile ağırlıklı olan geçmişinden sıyrılıp geçmişinin bazı detaylarına daha fazla yer verilerek akıldaki birçok soru işareti giderilecek. Kitabın aynı zamanda öğretici ve kültürel yönü de öne çıkıyor. Psikologllar tarafından bilinebilecek nitelikte bazı ilginç kavram ve özellikler keşfettim kitapta ve ilgimi çekti. Yeni bilgiler edinmiş oldum. Kitabın olumsuz yanlarından birisi bazı yerlerde bilimsel ve karmaşık diyalogların olabilmesi ve bazı yerlerde çok göze batmasa bile illk 3 kitaba kıyasla biraz geri planda kalan noktalardı. O kitaplar kadar derine nüfuz edemese bile yine de yazarın hakkını yemeden şunu söyleyebilirim ki gerçekten çok hoş bir aksiyon kitabı okuyormuş gibiydim. İlk üç kitabı okuyanlar yazarı değişti diye bu kitaptan umudu kesmesinler mutlaka bunuda okusunlar derim. Ben çıkar çıkmaz beşinci kitabı bile okumak istiyorum ve bunun için sabırsızım. Sizinde sabırsızlanacağınızdan eminim sevgili okurlar. Pişman olmayacaksınız. Bol kitaplı günler :)
Kitaptan genel olarak hoşlanmış olmakla birlikte;
646 sayfanın sonunda gerek Harriet olayının gerekse Wennerström meselesinin daha kompleks bir sonla neticelenmesini beklerdim. Yüzmilyarlarca kronluk sermayeye sahip bir "kapitalistin" bu kadar kolay lokma olması çok akılcı gelmiyor ki bu zat aynı zamanda mafyavari ilişkiler içerisinde de bulunuyorsa sonucun bu olması "olasılıksız" gibi.
Yapılan her türlü araştırmaya rağmen gerçekleştiği dönemde çözülemeyen Harriet olayın yıllar sonra Mikael'in resimlere bakarken kapıldığı "tuhaf duygu" sonucu çözülmesi de fazlaca anlamsız.
İncelememe önce Yusuf Beye teşekkür ederek başlamak istiyorum. bu kitabın 2. serisini okuma fırsatını bana sunduğu için.

Bu kitabı diğer kitapların arasından hiç düşünmeden seçtim. Seriyi daha önce görmüştüm ama hakkında bir fikrim yoktu. Sadece direkt ismi beni cezbetti ve bu kitap benim olmalı dediğimde benim oldu.Çok hızlı ve düşünmeden hareket ettim yani.

Ateşle Oynayan Kız. Beni benden aldın. Nefesimi kestin. Günde 150 sayfa nefessiz okumamı sağladın. Lisbeth.. Karakterin beni büyüledi. Canın ne zaman isterse kaybolmalarını,insanlarla iletişiminin kopuk olmasını, diz çökmektense ölmeyi tercih etmeni, acıdan kıvransan da kimseye bir şey belli etmemeni, aşkını içinde yaşamanı kendime benzettiğim için seni o kadar sevdim ki anlatamam.

Seni önyargılarıma dayanarak katil olarak düşündüğüm için affet beni.

Kitabın 2. serisinden başladığım için karakterleri çözmekte biraz zorlandım. Ama kısa sürede toparladım. Günümün bazı dakikalarında kendimi Lisbeth'i düşünerek buldum. Kitabın sonunda ise lanet olsun burada bitemezsin devam etmeliydin biraz daha diyerek son sayfayı kapadım.

İnanarak kendi yolunda tek başına ilerleyen, kötü bir çocukluk ve kötü bir babaya sahip olan, herkese her şeye tek başına kafa tutan mükemmel araştırmacı, matematikçi,hacker Lisbeth.. Herkesin seni psikopat, kavgacı,uyumsuz,kaçık, okuma yazma bile bilmiyor olarak bilmesine rağmen ne çok yeteneğin ne üstün zekan varmış! Her şeyin sorumlusu sadece babası olan ama insanların bütün suçu Lisbeth'te görmesi ne ilginç. İnsanları tanırken ya da onların en ufak bi davranışında o davranışının altındaki sebepleri anlayamamak ne berbat.

Eminim bu serileri sırf Lisbeth için okuyanlar olmuştur. Zira ben diğer kitapları Lisbeth için okuyacağım. Başladığım işi yarım bırakmayacağım yani Lisbeth Hanım :) Senin peşine ben de düşeceğim. Seni daha çok tanımak istiyorum. Yani inanın Lisbeth karakteri adı altında söylenecek çok söz var. Cümleleri toparlayamıyorum sadece. İnceleme yapmaya alışmam gerekecek.

Kısacası kitabı çok sevdim. Sadece paragraflar arası geçişlerde biraz sorun vardı. Onun dışında fevkaledenin fevkinde bir kitaptı.

Yani gerçek olmayan bi hikayenin içine nasıl girdim bilemiyorum ama gerçekmiş gibi kafamda kurdum. Hala da kuruyorum.

Sana hoşçakal demeyeceğim Lisbeth. Tekrar görüşeceğiz.
Yazarı değişse de ilk seriyle benzer bir tadı var, Lisbethle heyecana devam etmek çok keyifliydi. Herkese Ejderha dövmeli kızı oku derken ama seri yarım kaldı diye de üzülerek anlatıyordum. Kitapçıda görünce bir süre algılayamayıp boş boş bakmak ve sonrasında mutlu olmak:)

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 5.826 okur okudu.
  • 69 okur okuyor.
  • 1.884 okur okuyacak.
  • 97 okur yarım bıraktı.