Ayşe Tunca

Ayşe Tunca

ÇevirmenEditör
8.0/10
6,4bin Kişi
·
40bin
Okunma
·
0
Beğeni
·
254
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
154 syf.
·Beğendi
"Fahrenheit 451" sizi derin derin düşünmeye zorlayan bir bilimkurgu eseri...

Ray Bradburry, çok iyi bir eğitim hayatı olmamasına rağmen kitaplara olan tutkusu sayesinde kendi kendini geliştirmiş bir dahi ve iyi bir gözlemci.

Daha kitabın başında "Fahrenheit 451" in kağıdın yanmaya başlama sıcaklığı olduğunu öğreniyoruz.

İtfaiyecilerin işinin yangınları söndürmek olduğunu biliriz, bu kitap da ise onların görevi yangını başlatmak. Özellikle de insanların düşünmelerine, hayal kurmalarına ve hayatı sorgulamalarına olanak sağlayan kitapları yakmak. Böylelikle de insanları zararsız ve etkisiz koyun sürüleri haline dönüştürmek...

Eminim gözümüz gibi koruduğumuz kitapların yakılma fikri benim olduğu kadar sizin de hoşunuza gitmemiştir. Belki de iyi ki böyle bir şey bizim başımıza gelmedi diye de düşünebilirsiniz ama sizce bu düşünce ne kadar doğru?

İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitler bütün savaş karşıtı ve Yahudi asıllı kitapları yaktırmadı mı? Ya da daha eski tarihlere gidersek Zebur ya da İncil'in aslı çarpıtılarak insanlara yalan yanlış bilgiler empoze edilmedi mi? Bunların dışında bazı ülkeler de halen sansür yüzünden bazı kitaplar yasaklı değil mi?

Demek ki yazar bize hiç olmamış bir şeyden değil, bugüne kadar sürekli maruz kaldığımız fakat belki de farkında olmadığımız bir durumdan bahsetmiş. Her ne kadar kabul etmek istemesek de dünyayı kontrolü altına almak isteyen güçlerin esiriyiz. Yediğimiz yemekten tutun, seyrettiğimiz TV dizilerine reklamlara ve hatta bazı kitaplara kadar hepsi bizi onların istediği modele dönüştürmek için organize edilmiş. Kendi düşünemeyen, uyuşturulmuş üretemeyen insanlar...

Okumanın önemini vurgulayan bu kitap gerçekten de okunmaya değer...

Keyifli okumalar herkese...
680 syf.
Hani bazı romanlar olur sanki filmini izlemiş gibi hatırlarsınız ya bende bu kitap için bunu söyleyebilirim o kadar güzel canlandırmış ve hafızama yerleştirmiş ki film sahneleri gibi gözümün önünde canlanıyor. Diğer tarafta yazarı Alacakaranlık serisi ile tanıdığımdan bunun da o seviyede olacağını sanarak büyük bir yanılgıya düştüm. Bilim kurgu tadında ama aksiyon ve gerilimi de arka planda tutmayan dolu dolu bir roman. Konusuna gelince Dünya'ya uzaydan gelen ve bir canlı formuna ihtiyaç duyan - sözüm ona insanlık yaşadığı gezegeni öldürdüğü için duruma el atıp kurtarıyorlar- istila eden bir tür ile az sayıda kalan insanların mücadeleri. İnsanlık mı yanlış anlamış acaba bu türü? Keyifli okumalar.
541 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Seattle bir dizi gizemli cinayetle çalkalanırken ve hain bir vampir intikam peşinde koşarken, Bella yine kendisini tehlikenin tam ortasında bulur. Bütün bunların arasında, bir de Edward'a duyduğu aşk ve Jacon'la olan arkadaşlığı arasında seçim yapmak zorunda kalır. Vereceği, kararın, vampirler ve kurt adamlar arasında yıllardır süregelen mücadeleyi körükleyeceğinin de farkındadır. Mezuniyet günü hızla yaklaşırken Bella'nın vermesi gereken bir karar daha vardır: hayat ya da ölüm. Ama artık onun için bu iki kavram birbirine karışmıştır.

Eleştirilere başlamadan önce kitapta en sevdiğim kısımlar Quileute efsanlerinin anlatıldığı kısım ve savaş sahnesi bölümünde ki Edward ve Jacob arasında ki konuşma didişmeler harikaydı filmde de bu sahnelere bayılıyorum :D

Filmi çıktığı günden ve kitabını okuduğum ilk günden beri izlerken ve okurken delirdiğim tek kitap Tutulma. Sinemada izlerken delirmiştim ayağa kalkıp herkesin içinde Jacob'a küfrettiğimi hatırlıyorum :D yıllar geçti ve hala sinir oluyorum ama artık onun neler hissettiğini daha iyi anlayıp empati kurabiliyorum. Evet sevip delice aşık olduğu kız bir vampire aşık ve onları gözlerinin önünde sarmaş dolaş görmek ya da Bella ile her buluştuğunda onun Edward'a olan aşkını görmek acı vericidir fakat kızın sevgilisinin olduğunu bilmesine rağmen ısrarla Bella'yı elde etme savaşı ve kızı zorla öpmesi, sende beni seviyorsun inkar etme diyişleri ve kafasının içinden Bella hakkında fantazileri bağıra bağıra Edward'a yansıtması hiç hoş bir durum değil. Neyse ki Edward nazik ve anlayışlı bir beyefendi oluşundan ve Bella'nın kafasının karışık oluşunu bildiğinden hiçbir şekilde sert bir tepki göstermez kıskançlık dışında. Bu tavrı da normal her insan böyle bir durumda kıskanır ki şahsen ben Edward'ın yerinde olsaydım Jacob'ın kafasını gövdesinden ayırırdım ki bunu Edward'a istedi ancak Bella'yı üzüp kırmamak için çocuk kendine hakim oldu.

Bella'ya gelecek olursak cidden ben bu kadar bencil bir insan görmedim o kadar bencil ki Edward'ın duygularını ve kalbini kıra kıra bir hal oldu. Her iki erkeği de aynı anda istemekte ne demek bu kesinlikle iğrenç bir şey! Bir insanın aynı anda iki kişiye aşık olabileceğini sanmıyorum yani nasıl aynı anda iki kişiye de aşık olabilirsin ki? Bella kitapta da filmde de aynı şeyi söylüyor; 'Jacob'ı seviyorum ama seni daha çok seviyorum.' diyor Edward'a ve bunu Jacob'ı delicesine öptükten sonra diyor! Cidden bu kitapta Edward'a büyük saygı duydum. Birde Bella'nın bitmek bilmez evlilik karşıtı oluşunu okuyoruz. Annesi ve babası yıllar önce evlenip evlilikleri kötü sonuçlanınca kızın üstünde korku kalmış gibi göstermiş yazar. Tamam evlilik karşıtısın falan da sonsuza kadar beraber olalım Edward diyen sen değil misin kızım ne güzel çocuk evlilik teklifi ediyor her seferinde çocuğu reddetmek niye? Alt tarafı bir kağıt parçasına imza atıp soyadın değişecek bu kadar abartmaya gerek yok.

Kısaca Bella'nın evlilik karşıtı oluşu ve en önemlisi Edward ve Jacob arasında gidip gelmesi ve böyle yaparak her ikisini de parmağında oynatıyormuş gibi görünüp ikisininde duygularını incitmesi çok sinir etti beni fakat sonunda ne istediğine karar verdi ve evlenmeyi kabul etti.
541 syf.
Bunlarin serisini okudum okuduğumda çok güzel gelmişti . Ama ilk okuyanlar için daha doğrusu kitap okuma alişkanliği için iyi ama sürekli okuyacaklar için daha güzel kitaplar var. Okumak isteyenlere bu arada iyi okumalar:-) :-)
680 syf.
·6 günde·9/10 puan
Göçebe, kurgusuna hayran kaldığım bir kitap oldu. Hadi vampir, Kurt adam hikayelerini anlarım da bu nasıl bir yaratıcı fikir... Hayran kaldım!
Kitaptaki her karakteri ayrı bir şekilde sevdim, benimsedim. Kitabı bir yandan hemencecik okuyup fazla merak içinde kalmak istemiyordum bir yandan da bitirmek istemiyordum ki bu karakterlerle daha fazla birlikte kalayım. .
Sonlara doğru zaten sürekli gözlerim dolu dolu, ağlamaklıydım.
İnsanların önyargılarından kurtulmaları gerektiğini anlatan, sevginin güzelliklerini yaşatan bir kitaptı. Ben çok sevdim.
Keyifli okumalar..
592 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Serinin dört kitabını da soluksuz okudum diyebilirim. Kitapların her birinin kurgusu zekice. İyi ki de alıp okumuşum. Yazar okuyucuyu kitaplarına nasıl bağlayacağını çok iyi biliyor. STEPHENIE MEYER'in okumadığım kitaplarını da kuşkusuz alıp okuyacağım. Herkesin kütüphanesinde bulunması gereken, zamanının ve şimdinin en iyi vampir serisi romanı bence.
440 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kısa bir süre önce filmini izleyip, sonra kitabını okumak gerçekten muhteşemdi. Ve yazarın Bella'nın düşüncelerini bize pürüzsüz bir şekilde sunması ayrı bir ayrıcalıktı. Filmde anlamadığım bağzı yerleri, kitapta okuyarak daha iyi anladığımı düşünüyorum. Böyle bir kitabı okumama sebep olduğun için, teşekkürler çocuk, ve aynı şekilde teşekkürler Stephenıe Meyer.
440 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitap Bella'nın yaşlandığını gördüğü bir rüya ile başlıyor kendisi günden güne yaşlanırken Edward, sonsuza dek genç kalacağından dolayı rüya Bella için adeta bir kabusa dönüşüyor. Ve Bella'nın rüyadan uyandığı gün kendisinin 18. yaş günüdür ve bu durum Bella'yı daha da bunalıma sokar ve bu yüzden doğum günü filan kutlamak istemez ancak Alice başta olmak üzere diğer tüm Cullen ailesi Bella'ya doğum günü partisi düzenler ve ona hediyeler alırlar. Tabi Bella, doğum gününde sakarlığı yüzünden hiç yapmaması gereken bir şey yapar ve işler çığırından çıkar. Bu olay üzerine Edward kendini suçlar ve Bella'nın hayatında olmazsa daha güvenli olacağını düşünüp Bella'dan ayrılıp ailesi ile kasabayı terk ediyor. Bu olaydan sonra Bella resmen yaşayan ölüye dönüyor.

Bu olaydan sonra Bella'nın ağır geçirdiği bunalım dönemini ve bir gün yaptığı aptallık sonucunda Edward'ı hissettiğinin farkına vardığı andan itibaren her onu hissetmek istediğinde aklına gelen her salakça ve tehlikeli olan ne varsa yapmaya başlayışını okuyoruz. Ayrıca Edward'ın, Bella'da açtığı derin yaraların çocukluk arkadaşının zamanla nasıl o yaraları onarmaya başladığını ve ikisinin zamanla nasıl yakınlaşıp arkadaşlıktan öteye geçtiklerini okuyoruz. Ayriyeten Bella, çocukluk arkadaşının bir sırrını da öğreniyor. Tabi birde Bella'nın peşinde sevgilisinin intikamı almak isteyen Victoria'da vardır. Son sahnelere doğru büyük bir yanlış anlaşılmadan kaynaklı olarak Edward hayatını riske sokuyor ve bunu Alice tarafından öğrenen Bella, Alice ile birlikte korkulu bir yolculuğa çıkıyorlar.
592 syf.
·10/10 puan
Bundan 9 yıl önce, okuduğum ilk romandır kendisi. İyi ki de öyle olmuş diyorum. Serinin ilk kitaplarını okuyamadan filmlerini izledim maalesef ama sonuncunun daha filmi çıkmamıştı ve ben de oldukça heyecanlıydım roman okumak için böylelikle başlamış oldum.
Kurgusuyla yazarın anlatış şekliyle olsun benzeri bulunması zor bir eser o yüzden benim için hep enlerde olacak. Klasik aşk hikayelerinin sınırlarını aşan bu serinin son kitabı böyle bir hikayeye yakışır bir sonla noktalanmış.
Not: Henüz izlemediyseniz okumanızı şiddetle öneririm Şafak Vakti Stephenie Meyer

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 40bin okur okudu.
  • 154 okur okuyor.
  • 3.745 okur okuyacak.
  • 219 okur yarım bıraktı.