Azer Yaran

Azer Yaran

YazarÇevirmen
7.9/10
57 Kişi
·
141
Okunma
·
0
Beğeni
·
36
Gösterim
Adı:
Azer Yaran
Unvan:
Türk Şair ve Çevirmen
Doğum:
Fatsa, 1949
Ölüm:
2 Ekim 2005
1949 yılında Fatsa’nın Kavraz, şimdiki adıyla Korucuk köyünde doğdu. 1972 yılında Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. 1970 yılında TRT’nin düzenlediği ses ve yetenek sınavlarından geçerek kurumun çoksesli topluluğunda bas ses olarak şarkı söylemeye başladı; kurum içinde profesyonel müzik eğitimi gördü. 1974’te TRT muhabiri oldu, dış yayınlar muhabiri olarak çalıştı. 1982’de memuriyetten ayrıldı. Daha sonra, reklam, ansiklopedi, basın çevirmenliği yaptı.

İlk şiirleri 1976 yılında Cemal Süreya’nın yönetimindeki Türkiye Yazıları ve Oluşum dergilerinde yayımlanmaya başladı. İzleyen yıllarda şiirlerini yayımlamayı sürdürürken, Rusçadan ilk şiir çevirileri çıktı. Milliyet Sanat ve Gösteri dergilerinin genç şairler özel sayılarında yer aldı.

70’li yılların ikinci yarısından başlayarak bilimsel kitaplara ve Rus şiirinden çeviri çalışmalarına yöneldi.

2 Ekim 2005, Pazar sabahı, uzun süredir tedavi gördüğü kansere yenik düştü.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
384 syf.
·4 günde·9/10
Yevgeni Onegin kitabını kısaca yorumladığım video : https://youtu.be/oY9QFVxunbI

Hepiniz Gogol'ün paltosundan çıkmış olabilirsiniz beyler fakat Puşkin'in o paltoları diktiği dükkan olmasaydı kusura bakmayın ama hiçbir yerden çıkamazdınız!

Şu incelemede 19. yy ortası ve sonlarındaki geç Rusya sosyopolitik tarihinden bahsetmiştim : #35245702

O zaman hadi biraz da 19. yy başlarındaki Rusya tarihi, Rusların bitmek bilmeyen sıcak denizlere inme politikası, köylülerin toprak ağalarına olan bağlılığını anlatan serflik sistemi, Rusya köy-sosyete hayatı, zamanın Rus liderleri, Dekabristler ve Slav kadınlarını Puşkin'in Yevgeni Onegin eseri üzerinden konuşalım!

Nasıl ki Kürt milliyetçiliğinde ve Kürt kimliğinin oluşturulmasında dengbêj ve mıtırbların bir hatırlama kültürü ve kültürel bellek amacıyla yazmış ve çalmış oldukları şer, lawık, dîlok ve stran türleri varsa, Yevgeni Onegin şiirsel romanında da özellikle şer ve stran türlerinin bir karışımına benzeyen, Rus milliyetçiliğinde ve Rus kimliğinin oluşturulmasında başat nitelik taşıyan, Rus yazınının kurucusu kabul edilen ve bu kitabı yazdığı sırada da Dekabrist İsyanı gibi isyanları görmüş geçirmiş bir Aleksandr Puşkin gerçeği vardır!

Yevgeni Onegin kitabı 1823-1831 yılları arasında yazılmış. 1814 yılında Napolyon'u yenen bir Rusya'dan sonra, liberal görüşlere ve Avrupa ilişkilerine daha çok ilgi duyan I. Aleksandr'ın hükümdarlığının 1825 yılında sonlanmasıyla birlikte, bu liberalizm fikirlerini bir neden olarak kabul edecek olursak I. Aleksandr'dan sonra tahta geçen I. Nikolay'ın çarlığının yetkilerinin azaltılması için ortaya çıkan bir Dekabrist İsyanı zamanının tam ortasında yazılmıştır Yevgeni Onegin.

Yahu peki bu Rusların sorunu ne?
Niye devrim istiyor bu adamlar?
Niye sıcak denizlere inmek istiyorlar? Coğrafi kaderden dolayı çok üşüdükleri için mi?
Niye sıcak evlerinde salt oturup matruşka bebekleriyle oynamıyorlar, kamarinskaya dansı izlemiyorlar, mujiklerle dalga geçmeye devam etmiyorlar?
Hadi bu soruları cevaplayalım.

Sıcak denizlere inme politikası I. Petro'dan ibaret olacak şekilde bir devlet politikası haline getirildi desek yalan olmaz. Ben Yevgeni Onegin kitabındaki mitolojik göndermeleri, aynı Rusların sıcak denizlere inme istemindeki saklı olan güneyin madensel ve jeopolitik zenginliği istemi gibi güneyin edebi zenginliğine bir istek olarak gördüm.

Rusya'da o zamanlarda toprak ağası adına çalışan köylünün oluşturduğu serflik kurumu var arkadaşlar, özgür düşünce hor görülüyor. Bunu Dostoyevski'nin ilk eserlerinde de görebilirsiniz. Özgür düşünceye karşı savaş açılmış, baskıcı bir politika sergileniyor. Fakat halk bastırıldığı yerden patlar! I. Nikolay tahta geçtikten sonra özgür düşünce ortamını ne kadar sağlamaya çalışsa da esas reform 1861'de olacak şekilde ve 1837'de ölen Puşkin'in göremeyeceği bir şekilde Rusya milletine serfliğin kaldırılarak armağan edilmesiyle gerçekleşiyor! Yani Yevgeni Onegin'deki özgürlük ve devrim temalı satırlar Rus köylüleri ve genel olarak özgür düşünce ortamı için çok büyük bir yenilik getiriyor!

Budala'daki Prens Mışkin sosyete hayatına tanıtılmaya çalışılıyordu, hatırladınız mı? İşte bu kitapta da Onegin ve Tatyana karakterleri arasındaki cereyanlar köy-burjuva kısmı arasındaki Rus sınıfı katmanlarına ışık tutar. Nasıl ki Atsız, Ruh Adam kitabında büyük ülküler dururken boş heveslerin peşinden giden Türk gençliğini yansıtmaya çalışmışsa Puşkin de Yevgeni Onegin kitabında büyük ülküler, devrimci idealler dururken boş ve geçici heveslerin peşinden koşan ve özgürlük bağlamında bir sonucu Puşkin'e göre yanlış bir şekilde elde etmeye çalışan Rus gençliğinden bahseder. Hepsi bu.

Nasıl ki genel olarak geç Rus Edebiyatı'nda ve özellikle Dostoyevski'nin İnsancıklar, Beyaz Geceler kitaplarında Slav kadınları bırakıp giden ve vefasız karakterler olarak yansıtılmışsa, Polonya ve Slav dünyasında 1 yıl yaşamamın sonucunda ben de Slav kadınlarının sosyeteye girmek, esas refahı sosyetede aramak uğruna içlerindeki gerçek sevgilerini hiç ettiğine şahit olmuştum.

Pek çok eserini okuduğumuz Gogol, Dostoyevski, Tolstoy, Çehov vb. gibi yazarlara esin kaynağı olan Puşkin olay örgüsü, karakterler, zaman ve mekan kullanımı, yazım tekniği gibi konularda bu edebiyat türünün liderlerindendir desek yalan olmaz.
384 syf.
·7 günde
Şiirsel-Roman türünün dünya edebiyatındaki başyapıtı Yevgeni Onegin.

Rus edebiyatı'nın kurucusu ve en önemli şairlerinden biri olan Puşkin, sürgün yıllarında edebi doygunluk anlamında hayatının en verimli çağını yaşadığı dönemde 8 yıl süren bir zaman içerisinde yazmış Yevgeni Onegin'i.
Eser, toplam "Onegin kıtası" olarak da adlandırılan 366 şiir kıtasından oluşmakta, 14 dizeden oluşan her bir Onegin Kıtası'nın kendine özgü "abab cc dd effe gg"biçiminde bir uyak düzeni var.

Kitap kurgusal olarak ise 4 ana karakter üzerinde işleniyor.
Eski bir serseri yeni bir asilzade olan yüksek toplumdan ve onun getirmiş olduğu buhranlıktan sıkılarak şehri terkeden, amcasından kalan bir miras ile şehir dışında bir konağa yerleşen kitaba da adını veren Yevgeni Onegin.
Onegin'in şair arkadaşı Lenski,
Lenski'nin sözlüsü Olga,
Ve Olga'nın kız kardeşi Tatyana.

Bu 4 ana karakterin birbirleriyle olan ilişkileri,içerisinde bulundukları aşk çemberi kitabın genel portresini çiziyor. Okuduğu Kitaplarda ki karakterleri gerçek hayatta bulabileceğini sanan saf ve tertemiz biri olan Tatyana'nın Onegin'e olan aşkı ve Onegin'in bu aşka karşılıksız kalması ve daha üstüne de Lenski'nin sözlüsü Olga'ya ilgi duyması Lenski'yi aşağılaması ve bunun sonucu ikili arasında(Onegin-Lenski) bir düello yapılması ve sonrasında gelişen olaylar kitabın olaylar desenini oluşturuyor.

Kitabın genel teması aşk üzerine olmasına karşın Puşkin dönemin Rusyasınıda olabildiğince güzel bir şekilde betimliyor. Moskava'nın yüksek sosyete toplumunu topa tutması,taşra ve kent yaşamı arasındaki farkları,köylü ve şehir insan tiplemelerini katarak dev bir ayna eşliğinde okuyucuya aktarıyor.
Ayrica Puşkin Yevgeni Onegin için Dönemin Rusya'sı hakkında bir "Rus Ansiklopedisi" niteliği taşıdığını da ifade ediyor.

Genel olarak şiir türünün başka bir dile çevirisinin zor olması, Yevgeni Onegin'de çeviri bakımından(manzum olması, uyak düzeni) epey zahmetli bir eser olmasından dolayı kitap içerisinde bazı yerlerde duygu yükünü ister istemez alamıyorsunuz. Ana dilinde okuyabilseydim eminim ki duygusal anlamda kitapta kendimi çok daha fazla bulabilirdim.
Ama yine de kesinlikle okunması gereken bir başyapıt olduğunu düşünüyorum, özellikle de Şiirsel-Roman türü eserleri okumayı seviyorsanız başucu kitabınız dahi olabilir.

Kitabı okuduktan sonra 1999 yapımı "Onegin" filmini de izlemenizi tavsiye ederim,okuduğunuz sayfaları görsel olarak kafanızda daha net yerleştirebilirsiniz.

Sabahattin Ali'nin kayıp kitaplarının izinde etkinliği kapsamında okuduğum Yevgeni Onegini'yi tüm kitapseverlere tavsiye ederim,En kısa sürede okumanız dileğiyle.

Son olarak kitap da en çok benimsediğim ve kendimden bir parça gördüğüm Tatyana'nın Onegin'e yazmış olduğu mektubun bir kısmını paylaşmadan edemeyeceğim, keyifli okumalar...

Bir başkası mı? Hayır, hiç kimseye dünyada
Adanmayacak hiçbir zaman yüreğim!
Ya verilmiştir hüküm en yüksek bir kurulda...
Ya da istemi göklerin: ben seninim;
Tüm yaşamım benim seninle tam zamanında
Bir karşılaşmanın güvencesi oldu;
Biliyorum, sen gönderildin bana Tanrı tarafından,
Ölünceye dek sen benim koruyucumsun...
(Sayfa:141, Tatyana'nın Onegin'e Mektubu)
384 syf.
Virginia Woolf’un “Şiir olmayan bir şey edebiyata niçin girsin. “ sözleriyle başlamak istiyorum bu şiirsel romanı anlatmaya .
Şiirsel roman demişken sahi nedir bu şiirsellik? Bizi böylesine büyüleyen , gerçekleri açıklamak yerine ima eden , sezdiren düşsel bir duygu denizi mi?
Bir edebi eseri okurken beni en çok etkileyen şey işte bu duygu denizinin dalgalarına kapılıp gitmek oluyor.
Bu yüzden: “Hikâyede konuşurum ,şiirde susarım “ diyen Tanpınar’ı , “Her hakikat yaşamak için bir maskeye ihtiyaç duyar, hakikatin yüzüne yakacağı maske de şiirden başkası değildir .” diyen Joseph Conrad’ı ve tabii ki “ Hikâye dediğiniz şey kelime kusarak değil , kelime yutarak yazılır.” diyen Hasan Ali Toptaş’ı fazlasıyla seviyorum.
“Kelime kusmak” yerine “kelime yutmak“ın tercih edilmesi şiirselliğin tercihiyle alakalı gibi görünüyor .
Bu noktada Haşim’in “Şiir bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır .” ifadesini de hatırlatmak gerekiyor. Tüm bu ifadelerden ,şirin sadece kendi başınayken değil bir düzyazı metninin içindeyken de sezgi yoluyla - susarak- duygularımızı bir şekilde harekete geçirdiğini anlıyoruz.
Her ne kadar edebiyatın diğer yazınsal türlerinde eser vermiş olsa da Puşkin’in şairlik yönü her zaman daha ön planda olmuş ve modern Rus edebiyatının kurucusu olarak kabul edilmiştir.
Puşkin’in yaşamı, onun gözüpek tavırları ve asla baskıya boyun eğmeyişi neticesinde sürgünlerle geçmiştir. “Yevgeni Onegin “i de yazmaya zaten Güney Rusya sürgünü esnasında 1823’te başlamıştır . Bu şiirsel romanı sekiz yılda tamamlayan şair , kendi romanındaki genç şair Lenskiy ile aynı trajik yazgıyı paylaşacağını hissetmiş midir acaba?
Puşkin, “Yevgeni Onegin”de daha önce denenmemiş bir tarz ortaya koyarak pek çok yazara ilham kaynağı olmuştur diyebiliriz .Hatta Dostoyevski’nin, “Rus Ruhu” kavramının çıkış metni olarak bu romanı gördüğü söyleniyor. Gerçi Dostoyevski’nin Tatyana’nın Rus ruhunu daha fazla yansıttığını bu yüzden romanın adının da Tatyana olması gerektiğini söylediği de biliniyor .
Puşkin ise romanın asıl kahramanının Tatyana olduğunu söylese de romanına “gereksiz insan” prototipi de diyebileceğimiz Yevgeni Onegin‘in ismini vermeyi uygun görmüş. Eser boyunca yazar anlatıcı ,pek de alışık olmadığımız bir biçimde kahraman anlatıcının edasıyla sürekli olarak araya giriyor okuyucuyla sohbet ediyor hatta kahramanları arasında taraf tutuyor .
Bu eser her ne kadar Puşkin’in romantizmden realizme geçiş eseri olarak bilinse de şairin bu taraflı tutumu romantizm etkisinden tam olarak çıkamadığını gösteriyor. Bahsettiğim tutuma örnek olarak : Sayfa 18’de “ İşte benim Onegin’im erdi özgürlüğe .” ifadesi, Sayfa 123’te “ Tatyana, güzelim Tatyana’m benim ! Seninle şimdi ben döküyorum gözyaşlarımı.” ifadesini gösterebiliriz . Tüm bunlar , Puşkin’in kendi oluşturduğu kahramanlarla bir nevi özdeşlik kurmuş olduğunu gösteriyor.

Yevgeni Onegin’in içeriğinden biraz bahsedecek olursak : Arzu- reddediş, karşı arzu ve karşı reddediş de diyebileceğimiz bir formda olduğunu görürüz .
Bu noktadan sonra yazacaklarım henüz romanı okumayanların okuma zevklerini etkileyecek birtakım “merakkaçıran “ bilgi içerebilir.

Yevgeni Onegin; ömrünü aşk, gezi , eğlence üçgeninde geçirmiş üretmekten çok tüketen tipik bir burjuvadır. Çiftlik arazilerinin olduğu köye gittiğinde kendisinin tam tersi karakterde olan Tatyana ile tanışır. Tatyana fakir ve onurlu bir kızdır . Yevgeni’nin aksine ömrünü tüketmek yerine üreterek geçirmiştir. Rus kültürüne ve geleneklerine bağlığının temsili de diyebileceğimiz Tatyana tüm dünyayı çok sevdiği romanlardaki gibi iyi olarak algılar . Aşkın pençesi, Yevgeni’yi gördüğü ilk andan itibaren Tatyana’yı içine alır. Tatyana , aşkını bir mektupla Yevgeni’ye iletir ancak karşısında katı bir kalp bulur. Mektup hadisesinden sonra Yevgeni şair arkadaşı Lenskiy’in ısrarıyla katıldığı bir baloda Tatyana’yı görür ve kendince sıkıntılı bir duruma düşer .Bunun intikamını almak için de Lenskiy’in sevdiği kızı yani Olga’yı dansa kaldırır. Olga Tatyana’nın kendinden küçük kız kardeşidir. Bu olay hem Tatyana’yı hem de Lensky’i derinden yaralar.
Balodan günler sonra Lenskiy, Yevgeni’yi bir düelloya davet eder . Bu düello gerçekleştiğinde ise yazık ki genç şair Lenskiy kaybeden taraf olur ve dostunun ellerinden ölüme mahkûm olur. Bu olay duyulduğunda Yevgeni köyü terkederek şehre geri döner.
Bir süre sonra bir generalle evlenen Tatyana kocasının görevi gereği şehre yerleşir . Tatyana artık sınıf atlamış ve şehirli olmuştur . Yine bir balo etkinliğinde Yevgeni ile Tatyana karşılaşır . Bu kez Yevgeni Tatyana’ya aşık olur ve derin bir ızdırap çeker . Bu kez mektup yazma sırası ondadır ve tüm duygularını açık eden içli bir mektup yazar .
Yevgeni mektubuna cevap alamaz ve Tatyana’nın önünde diz çökmüş bir vaziyette ağlarken
“Hani şu bahçede ağaçlı yolda bizi,
Yazgı karşılaştırmıştı ve usul başlıca
Dersinizi sizin ben dinlemiştim öyle
Bügün ders vermek sırası bende .” diyen Tatyana, tüm duygularını hâlâ muhafaza ettiğini ancak bir başkasına teslim olduğunu ve ona sadık kalacağını söyleyerek Yevgeni’yi kesin bir dille reddeder.
Tatyana ,duygusal lirik bir karakterdir ve aynı zamanda da onurunu her şeyin üstünde tutar . Zaten onun bu lirizmini ancak böylesine şiirsel bir söyleyiş ifade edebilirdi.
Son olarak ; Yevgeni Onegin’in gerek lirik karakterleri, gerek Puşkin ‘in romantik diyebileceğimiz kahramanlarına karşı taraflı tutumu , romanın başından sonuna dek şiirsel bir tavır içinde olmasını sağlamıştır diyebiliriz .
Duygu denizinin içine girmek isteyen herkese kucak açabilecek bu derinlikli roman mutlaka okunmalı.
384 syf.
Peki kim sevmeli? Peki kime inanmalı?
Kim bize ihanet etmeyecektir tek?
Kim ölçer bütün işleri, bütün konuşmaları
Hizmet severce bizim arşınımıza göre?
Kim bizim hakkımızda kara çalmalar ekmez?
Kim bizim özenlice titrer üzerimize?
Kim için felaket değildir bizim ayıbımız?
Kim hiç bir zaman bıkmaz usanmaz?
Bir görüntünün, ey,telaşlı arayıcısı,
Harcamadan boş yere emeklerinizi,
Seviniz siz kendi kendinizi,
Şiirlerimin benim saygıdeğer okuyucusu!

İncelemeye kitapta en beğendiğim alıntıyla başlamak istedim. Seviniz siz kendinizi diyor yazar okurlarına, kendimizi sevmekle başlayalım hayattaki sayısızca duygu karmaşasına. Niye böyle başladım niye böyle yazıyorum aslında kitabın da tam da bana hissettirdiği karmaşık bir sürü duygunun kafamda bir yere oturtmam dan dolayı olabilir hem etkilendiğimi biliyorum hemde bazen okurken ne oluyor dediğim yerler oldu yine de karmaşık olsa da Yevgeni Onegin anlatılmaya değer çok iyi bir eser.

Toplumsal sorunlar hayatımızın her an anında var hem de sanki gittikçe daha acımasız bir tablo haline geliyor. işte Puşkin de kendi Rus toplumun her kesimine ama özellikle yüksek toplumun soylularıyla büyük çekişmede olduğu bazen özellikle sağlam eleştirileri olan eser koymuş ortaya.Okuyunca anlıyorsun kibrin, kendini beğenmişliğin, paranın tükettiği bütün insanın duyguların önüne nasıl geçtiğini görüyor insan. Mesela modanın insana kendi orjinalliğini kaybettirdiği yani herkesin her şeyi aynı oluyor ve dönemin, zamanın ya da toplumun kurbanı olması işte tam da bu noktada kahramanımız Onegin de tüm bu sahtelikten kurtulmak isterken başlıyor kitap.

Kitabın genel kurgusuna bakacak olursak Onegin-Tatyana Lenski-Olga etrafından gelişen hayatın içinde aşkın ve duygularının çatışması şeklinde dönüyor kitap. tabiki olaylar daha çok baş kahramanımız Onegin etfafında gelişiyor. Başta Tatyana nın kendisini olan aşkını özgürlüğüne ve huzuruna engel olduğunu düşünüyor. Çünkü herkesten bu sahte yemeklerden, davetlerden, zenginliklerden uzaklaşıp yani kısacası toplumun yüksek kesiminde kendini uzak tutmuştu tabi istediği gibi olmuyor hiç bir şey ve kitabın sonlarında küçümsediği Tatyana ya aşık olması gibi gibi bir sürü durumlar gelişiyor bunların hepsi girmek istemiyorum okuyuncan daha çok keyfine varmanız için:)

Kim için felaket değildir bizim ayıbımız? İşte gerçekten çok güzel bir soru var mı hayatımızda bütün kusurlarımızla bizi alabilecek bizim yanımızda olacak, eleştirdiklerimizi biz ne kadar yapmıyoruz hayattın içinde o kadar çok karakterimiz var ki artık şaşkınlık bile bu zaman için kavramını yetirmiş durumda o kadar çok tükettik ki iki yüzlülüğe doymayan bir devrin karamanlarıyız hepimiz....

Yevgeni Onegin de yazarın şiir-roman şeklinde yazdığı kendi dönemin toplumsal ve halkın her kesimden eleştiriler gördüğümüz çok güzek bir kitap. Başta da dediğim gibi bazen anlamadığım anlar oldu bence ama özellikle sonlara doğru çok keyif aldığım bir kitap oldu herkese tavsiye ederim:)

Keyifli okumalar
107 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yalnız Çingeneler için okumaya değer, akıp gidiyor kelimeler insanın canını acıtarak, sonu belli iken bile bir umut besleterek.
Kim mi haklı?
O yok işte...

"Sen ıstıraplı ve çetin seviyorsun,
Kadın yüreğiyse, eğlenerek."
107 syf.
·1 günde·10/10
Kitapta 3 şiir vardı. 3 şiir 3 yazgı, 3 şiirde ölüm. Puşkin'in şiirleri alışıldık yoğunlukta, ustalığını gösterecek şekilde akıp gidiyor.

Önce Bahçesaray Çeşmesi'yle başlıyor kitap. Çeşmenin öyküsü anlatılıyor. Kırım hanı Giray'ın Leh bir kıza olan sevdası ve Leh kız, Mariya'nın mutsuz hallerini. Sonra Puşkin dağlıyor yürekleri.

Sonra Çingeneler'i çevirmeye başlıyorsunuz. Yasalardan kaçan Aleko, bir çingeneyle gönlünü birleştiriyor. Ama çingeneler özgürlüklerine düşkündür. Yine dağlıyor Puşkin.

En sonda, Bakır Atlı şiiri bulunuyor. Evlilik hayali kuran Yevgeni'nin Neva'nın sularına gömülen usunu anlatıyor. Sonra yine dağlanıyorsunuz tabi.

Puşkin bu üç şiirsel öyküde yasa boğuyor bizleri. 3 şiirde 6 ölüm. 3 şiir, 1000 vah.
384 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Bu kitap Puşkin’in 8 yılda yazdığı, dönemin Rus halkını anlatan, karakterlere farklı duygular yükleyip onları unutulmaz bir kişi olarak belleğimize kazıyan o zamanın en önemli çalışmalarından birisidir. Bu eser hakkında söylenecek, konuşulacak çok şey var. Nerden başlasam bilemiyorum.

Puşkin karakterlerini, duyguların ulaşılmaz doruklarına çıkarmış. Okurken kendimi dönemin Rusya’sında hissetmedim değil. Bu kadar gerçekçi anlatımı yakalamak Puşkin’e yakışır zaten. Dediğim gibi romandaki karakterler Rus halkı. Biraz kendisini biraz arkadaşlarını,çevresindeki insanları çok başarılı bir şekilde özümsemiştir. Kitapta 4 karakter var. Onegin, Tatyana, Lenski ve Olga. Ama genelde Onegin ve Tatyana karakterleri üzerinden anlatılan bir serüven. Onegin amcaasından kalan miras için şehir hayatını bırakıp köye yerleşmesiyle etkileyici olaylar başlar. Onegin şehir hayatından sıkılmış balo, eğlence, parti gibi aktivitelerden biraz sıkılmış olacak ki köye yerleşmeye karar verir. Yerleşir yerleşmesine ama hayatın acı bir gerçeği bu dört insanın ortak acıları olur. Bu acı gerçek aşktır. Aşk niye acı olsun diyeceksiniz tabi ki. Burada ölen, kavuşamayan, hayal kırıklığına uğrayan, acı çeken, zarar gören bir aşk serüveni anlatılıyor. Bu yüzden aşka acı diyorum. Hayat bu sen birini seversin, o biri de bir başkasını, bir başkası da bir başkasını. Tatyana Onegin’i seviyor, Onegin Olga’yı, Olga Lenski’yi (Olga şiirlerini seviyor)
Tatyana Onegin’i gördüğü andan beri unutamaz ve Onegin’e sevdiğini anlatan bir mektup yazar. Tatyana’ya bak bee ruhunun bütün itiraflarını, masum bir sevmenin iç dökmelerini anlattı, en içten duygularıyla.
O mektubu Onegine değil de bir başkasına yazsaydı kendine belki çok iyi bir yoldaş, hayat arkadaşı bulabilirdi. (Bana böyle birisi mektup yazsa kaçırmam yani :) )
Onegin’in mektuba cevabı;
Ben mutluluk için yaratılmadım
Mutluluğa yalancı ruhun benim
Bensizi ne kadar seversem seveyim
Evlilik ıstırap olacaktır bizim için

Şu mektuba cevaben verdiğin sözler beni sinirlendirmedi değil. Sorun burada Onegin’in içindeki kendiyle ilgili sorunudur.
Tatyana bu arada sararıyor, günler geçtikçe soluyor. Bu durumu Tatyananın belli oluyor. Onegin ve Lenski OLGA mevzusu için düello eder. Onegin lenski’yi vurur ve yakalanmamak için şehire kaçar. (Olaylar olaylar). Burdan sonra kitap biraz rutin ilerler. Aradan bir zaman geçer Tatyana evlenmiştir. Oneginle tekrar yolları kesişir. Bu sefer Onegin Tatyanaya aşık olur. Ama bu aşk biraz kalben değilde mevkiye duyulan bir aşktır. Hem Tatyana biliyor Oneginin içinde sevme gücünün olmadığını bu yüzden peşinden gitse hayal kırıklığı yaşayacağını biliyor. Bu sefer aşkına karşılık alamayan Onegin olur. Tatyana sevmesine karşın evli olduğu için kocasının hayatını mahvetmek istemez. Kadın diye Tatyanaya derler. Tebrik ettim. Burada Tatyananın kişiliğini anladım. Kitabın sonunada geldik. Puşkin bu eseriyle bir çok Rus yazara öncülük etmiştir. Aşk, metanet, hırs vs. farklı duyguları tattım kitapta. Genel olarak Oneginin aşka karşı tutumunu anlatsada kitap ben Tatyananın iradeli yaşantısını daha baskın gördüm. Etkinlik sayesinde okuduğum bir kitaptı. Herkese keyifli okumalar.
388 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
“Yapmış olduğum bu inceleme de spoiler vardır. Okumadan önce lütfen bunu göz önünde bulundurunuz.”

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin 19.yy Rus edebiyatının öncülüğünü yapan isimdir.
Şair kısa yaşamının ardında müthiş eserler bırakmıştır..
Bir roman değil, şiir-roman yazıyorum; cehennemi bir fark aralarında!” diyerek yazmaya başladığı “Yevgeni Onegin” işte onlardan biridir..

Puşkin, 1823’de Sürgün hayatında yazmaya başladığı bu eserini 1830’da tamamladı.
Sekiz bölümlü şiir-roman 366 kıta ve yaklaşık 5200 dize’den meydana geliyor..Kıtaların her biri, şairin bu romanda yaratmış olduğu ve edebiyat dünyasında ilk kez rastlanan bir kafiye düzeniyle yazılmış.Bazı Edebiyat tarihçileri tarafından bu “Onegın Kıtası” olarak adlandırılıyor..

Yalın bir Rusça ile yazılan eseri başka bir dile çevirmek neredeyse imkânsız.Bu düşünceye Rus asıllı yazar Vladimir Nabokov da kısmen katılmaktadır. Nabokov’un çeviri-şiir konusunda özet olarak söylediği şudur:

“Yevgeniy Onegin romanında mevcut olan uyaklı şiir, gerçekten de bu uyaklar korunarak çevrilebilir mi? Sorunun cevabı, tabii ki hayır’dır. Kafiyeyi yeniden üretmek ve aynı zamanda tüm şiiri kelimesi kelimesine çevirmek matematiksel olarak mümkün değildir.”

Kendisi bu eserin İngilizce’ye çevirisinin altından ancak 15 yıllık bir çalışma ve 1100 sayfalık bir yorumla ancak düzyazıya dönüştürerek başa çıkabilmiş..

Şairin biyografisine baktığınız zaman hayatının da en az yazdığı şiir-roman kadar trajik olduğunu görüyorsunuz.
Yasakçı zihniyete karşı koymaya çalışması ,(Tanıdık geliyor değil mi?)Düşüncelerinden dolayı sürgün edilmesi, sürekli polis baskınlarına maruz kalarak, yazdıklarına sansür uygulanması inanılır gibi değil..Hele ki Şiir’den anlamayan sığ bir kadına aşık olması ve bu kadın uğruna komplo olduğu düşünülen bir düello da hayatını kaybetmesi trajedi değil de, nedir?

Eserin konusuna gelecek olursam, genel hatlarıyla bir aşk hikayesini konu alsada Puşkin, o dönemin Rusya’sına kent ve taşra insanına da ışık tutuyor.Olaylar 4 ana karakter olan Yevgeni Onegin, Tatyana, Vladimir Lenski ve Olga çevresinde gelişir ve geçer..

Yapıta adını da veren baş kişilerden Yevgeni Onegin gelmiş geçmiş dünya yapıtları, kahramanlarının en çetrefil, en karmaşık, en çelişkili olanlarından biridir.Küstah ve sevimsiz biridir Onegin, romantik okurlara hitap etmez, edemez..
Puşkin’in bu iflah olmaz, küstah karakteri aynı zamanda iç özgürlüğünü kaybetmiş acınası biridir de..
Bunu şu şekilde açıklaya’yım; Bir sürgündür Onegin.Önce kendi benliğinden sürgün olur, sonra ana yurdundan sürgün edilir..
Yaban çevrelerde bir yabancı olarak özgürlük arayışı içinde gezinip durur..Peki arayıp durduğu bu iç özgürlük tam olarak neydi?
Bunun tanımı ise en iyi şu şekilde yapılabilir;

“İç özgürlük, tutsak edilmiş olmaktan ve kuşatıcı sahip olmaktan kurtulmak yani hoşumuza gitmeyen her şeyle iç çatışmaya giren ve göz diktiği her şeyi umutsuzca sahiplenmeye girişen ben’den kurtulmaktır. Öz olanı yakalamayı bilmek ve ayrıntıyla artık ilgilenmemek insanın derin bir hoşnutluk duygusuna erişmesini sağlar ve ben’in fantazileri! o duyguyu hiçbir şekilde etkileyemez. Dolayısıyla “özgür olmak” zihne egemen olan ve onu karanlıkta bırakan çatışmaların baskısından kurtulmaktır. Yaşamı, alışkanlıkların ve zihin karışıklığının zorladığı eğilimlere teslim etmek yerine kendi eline / kontrolüne almaktır. Dümeni elden bırakmamak, yelkenlerin rüzgarda çırpınmasına izin vermemek, teknenin akıntıya kapıntısını engellemek, teknenin burnunu belirlediğimiz rotada tutmaktır.”

İşte Onegin karakterinin eksikliğini hissettiği şey tam olarak buydu.Ama karakter evrensel acıyla o kadar meşguldü ki, gerçeğin tam olarak farkına varamıyordu..
Karakterimiz yükse k toplumun gösterişine ve sahteliğinede her fırsatta isyan eder..Yazar zaten onegin’in bu duruma olan isyanını çeşitli betimler ile dile getirir.Ancak gel gör ki;Bu duruma isyan eden çelişkili karakterimiz o toplumun bir parçası olduğunu da kabullenmekten geri durmaz.Bu düşünceyi şu alıntı ile destekleyeyim;

“Terketti benim Yevgeni’m.
Fırtınalı zevklerden artık vazgeçip,
Onegin evine kapandı,
Esneyerek kaleme sarıldı,
Yazmak istiyordu- ama sabırlı çalışma
Tiksindirici geldi ona;hiçbir şey
Çıkmadı kendisinin kaleminden,
Ve giremedi ateşse loncasına,
Haklarında bir yargıda bulunamayacağım,
Zira içlerinden biri olduğum insanların.”s.51

Romanın seyri Onegin’in amcasının hayatını kaybetmesi ve kalan mirasa sahip çıkması için köyde’ki yurtluğa yerleşmesiyle yavaş yavaş değişmeye başlar.
Zaten Onegin, şair ruhlu genç lenski ile burada tanışır ve arkadaş olur.Bir birinin tam zıttı olan bu iki dostun arasında ki farkı Puşkin, şu sözler ile açıklar: “Dalga ve Kaya, şiir ve düzyazı, buz ve yalaz .”

Romantik ve Tutku dolu olan genç Lenski aynı köyde yaşadığı Olga ile gözlerini kör eden bir aşka yelken açar.Onun için coşkulu aşk şiirleri yazar.Ona olan sevgisini her fırsatta dile getirmekten ve bunu dışa yansıtmaktan da geri durmaz...
Onun bu halini büyük bir kayıtsızlıkla izler Onegin..”Mutlu mutlu bir atım.“diye ortalarda gezinen Lenski’nin bu durumunu okumak benim de zaman zaman göz devirmeme neden olmadı değil.Puşkin onu günün birinde bindiği o mutluluk atından yere çok sert düşürecekti haberi yok:)

Olga her ne kadar duru bir güzelliğe sahip olsa da, Onegin onu çok sığ ve sıradan bulur.
Onun asıl dikkatini çeken Olga’nın ablası Tatyana’dır...
Ahh Tatyana...Nasıl, dikkatini çekmesindi ki?O yabanıl güzelliğine tezat gözlerinde ki melankolik ifade insanı serseme çeviriyordu.Kökleri sağlam, güçlü bir kişiliğin izleri üzerine takındığı sükûttan bile belli oluyordu...
Bu noktada şüpheye düşmeden net bir ifade ile şiirin gerçek Kahraman’ın Tatyana olduğunu söyleyebiliriz.
Ne istediğini bilen, akıllı ve olumlu bir tiptir Tatyana..Daha önce hiç bir Rus kadın karakterini bu kadar güçlü ve gözü pek okumamıştım..
Onegin karakterine kendinden izler katan Puşkin belki de bu karakter ile kendi ideal kadın tipini yazmıştır.Kim bilir...

Aşk Onegin’in çok uzağın da Tatyananınsa çok yakınındadır..Onegin’e karşılıksız bir aşk’la bağlanan Tatyana yüreğinde ızdırabın dik âlâsını yaşar.En sonunda duygularını samimi ve içten bir mektupla dile getirmeye karar verir.Samimiyet ve içtenliğin izlerini taşıyan o mektup ise şu şekildedir;

“Deneyimsiz bir ruhun aldanışı bunlar!
Ve bütünüyle başka türlü verilmiştir hüküm...
Varsın öyle olsun!Ben yazgımı
Bundan böyle sana teslim ediyorum.
Önünde senin döküyorum gözyaşlarımı,
Senin koruyuculuğunu yalvarıyorum...
Bir düşün...yalnız başımayım ben burada,
Hiç kimse tarafından muradım anlaşılmıyor,
Usum benim azar azar güçten kesiliyor
Ve yokolma durumundayım ben susarak.
Bekliyorum seni; tek bir bakışınla
Umutlarını yüreğimin canlandır
Ya da ağır düşümü benim yarıda durdur,
Umarsız, hakettiğim bir azarlamayla!
Bitiriyorum! Okumak yazdıklarımı ürkütücü...
Utançtan ve korkudan donuyorum...
Fakat güvencem benim sizin onurunuz,
Ve kendimi cesaretle ona teslim ediyorum... “s.142 s.143

Aslında Onegin karakterini sevip sevmediğim konusunda bu noktaya kadar net bir cevabım yoktu.Ama Tatyana’nın karşısına geçerek dürüst bir şekilde mektubuna cevaben söyledikleri bende ki her şeyi netleştirdi.
Realist bir yaklaşımla kendi ruhunda ki kusurların farkında olması ve bunu apaçak ifade etmesi bu Puşkin karekterini daha iyi anlamama ve sevmeme olanak sağladı...Onegin’in dilinden dökülünler ise şu şekilde;

“....Ama ben mutluluk için yaratılmadım;
Mutluluğa yabancı ruhum benim;
Karşılıksız sizin yetkin artanlarınız:
Ben artamlarınıza sizin değimli değilim.
Bilin ki (buluncum buna bir inancadır),
Evlilik bizim için ızdırap olacaktır.
Ben, sizi ne kadar seversem seveyim,
Alışırım ve o anda sevmekten vazgeçerim;
Ağlamaya başlarsınız:gözyaşlarınız dökülen
İşlemez benim yüreğime kadar,
Tersine, daha kudurtur onu ancak.” S.162

Şiir de yanlış anlaşılmalara sebep olan bir sahneye de kısaca değinmek istiyorum...
Genç Lenski bir davet verir ve Onegin bu davetin küçük ve gösterişsiz bir şey olacağını zannederken birden kendini eski anılarında olduğu gibi şaşaalı ve sahte kahkahaların olduğu bir yerde bulur.Bu durum onu çıldırtır ve Lenski’ye karşı saf bir öfke duyar.Bu öfke onda intikam alma isteği doğurur..Lenski’nin zayıf noktasının Olga olduğunun bilincin de olan kurnaz karakterimiz Olgayı dansa kaldırır ve Lenski’nin gözü önünde kıza kur yapar.Olga ise bunu memnuniyetle karşılar.
Bazı incelemelere baktığım zaman bu sahneden kaynaklı olduğunu düşünüyorum Onegin’in Olgaya aşık olduğu yönünde yorumlar yapılmış bu yanlış bir düşüncedir.Eserde öyle bir durum söz konusu değildir.Bunu şu alıntı da daha iyi anlayacaksınız;

“....Öfkelenmişti artık.Ancak süzgün kızın
Farkederek çok şiddetli heyecanını ,
İncinmekten indirip aşağıya bakışlarını,
Çehresini astı ve hiddet duyarak,
Kendine söz verdi Lenski’yi çıldırtmak için.
Ve bunun öcünü çıkarmak için.”s.228

Bir zaman sonra kırların Tatyanası Evlenerek Moskova’nın en gözde asilzadeleri arasında yerini alır.Yazgı Onegin ile Tatyana’yı bir davette tekrar karşılaştırır.Eski halinden oldukça farklı görünen bu kadını tanımakta güçlük çeken Onegin ona orada derin bir aşk ile bağlanır..
Peki değişen neydi?Yıllar evvel reddettiği kızla, şimdiki kız arasında ne değişmişti?Bu sorunun en iyi yanıtını yine Puşkin şu dizelerde veriyor:

”....Ah insanlar!sizler benziyorsunuz hepiniz
Sizler kök anneniz olan Havva’ya:
Size verilmiş olan, sizi çekmiyor,
Sizi durup dinlemeden bir yılan çağırıyor
Kendisine doğru, bir gizemli ağaca;
Ki yasaklanmış meyveyi size versin:
Onsuz sizin için cennet cennet değil.”s.361

Zaten bana kalırsa Onegin, Tatyana’yı değil onun eriştiği konumu ve ulaşılmazlığını arzuluyordu..Bu durumun bilincinde olan Tatyana evlenmiş olmasa bile Onegin ile olmazdı olamazdı..Hikayenin trajik yanı da burada zaten..Zira Tatyana’nın söylediklerine bir bakınız:

“Siz beni beğenmemiştiniz… NedenŞimdi koşuyorsunuz peki ardımda?Neden ben sizin gözünüzün erimindeyim?Yüksek toplumun seçkin yerindeyim,Orada görünmek zorundayım diye mi,Kocam savaşta malul düştüğünden mi,Bu yüzden bizi sevmekte olduğundan mı saray?Şimdi benim herhangi bir yüz karamHemen herkesçe fark edilecek olduğundan mıVe getirebilecek olduğundan mı sizeGönül çekici bir onursal düzey?”s.381
Puşkin yapıtta vermek istediği fikri Tatyana’nın ağzından romanın en çok sevdiğim sahnesin de dile getirir:

“Oysa mutluluk ne kadar olası,
Ne kadar yakındaydı!Fakat yazgım benim
Artık olmuştur belli.Sakınmasız,
Belki de ben hareket ettim;
Benim için büyülü sözlerle dökerek gözyaşlarını
Yakarıyordu annem;umarsız Tanya’nın
Oysa tüm kısmetleri arasında fark yoktu...
İşte evlendim ben.Şimdi işte diliyorum,
Siz beni bırakmak zorundasınız;
Biliyorum:yüreğinizde sizin vardır
Hem gurur, hem katıksız bir onur
Ben sizi seviyorum (niye olayım içtenliksiz?)
Fakat ben teslim oldum başkasına;
Ömrüm boyunca bağlı kalacağım ona.”s.384

Altını çizmek istiyorum Tatyana “Seviyordum” değil “Seviyorum” ifadesini kullanıyor.Ama buna rağmen eşine olan bağlılığından da vazgeçmeyeceğini kesin bir dille belirtiyor.
Burada bir teslimiyet, yazgıyı kabullenme kendisine verilene razı olma, sadakatin Aşktan daha üstün olduğunu vurgulama var..Yılışık sahiplenme yok, geçmişte takılı kalmak yok. Yaşanılan kedere, yüksek farkındalık ve bilinç düzeyinin sayesinde yenilmemek var.. Eh ne diyeyim en doğru olanı yaptı:)

Çok uzun oldu farkındayım bu yüzden zahmet edip okuyan herkese sonsuz teşekkürler.
İç’imizin özgür olduğu, o özgürlüğün bütün’ün hayrına olduğu an’lar diliyorum hepinize..
384 syf.
·6 günde
aleksandr puşkin'in sekiz yıllık sürgün hayatında yazdığı, ilahi anlatıcı bakış açısıyla yazılmış,sekiz bölümden oluşan, manzum romanıdır. puşkin'in fikirlerinden rahatsız olanlar tarafından adeta bir tezgah kurulma suretiyle puşkin'in düelloya mecbur bırakılarak hayatını kaybetmesi gibi, kendi ölüm şeklini bilmeden yaratmış olduğu yengeni onegin karakterinde de puşkin'in hayatından izler vardır.

kitap, anadilinde( rusça) okunduğunda rusların hayran kaldığı özel bir şiir formunda yazılmıştır. "onegin kıtası" olarak adlandırılan "abab cc dd effe gg" forma söz konusudur. hangi dile çevrilirse çevrilsin mutlaka budanmış bir dev ağaç misali eksikleşeceği malum. insan keşke rusça bilseydim de özgün biçiminden okuyabilseydim diyor okurken. şiirde çeviri çok zor ve asla tam karşılığı olamıyor ne yazık ki.

puşkin, eser boyunca fransız hayranlığını, rönesansın rusya'ya sıçrayıp burada da değişim yaratmasını arzuladığını hissettiriyor okura. onegin örnekleminden yola çıkarak toplumdan farklı tutkuları olan, farklı düşünen, moda ve dansı bir illet gibi gören, alışkanlıkların zorbalığına isyan eden bir puşkin söz konusu.

trajik aşk hikayesi kapsamında ölümün ne kadar onurlu da olsa ölenin öldüğüyle kalıp unutulduğunu, zamanında değeri bilinmeyenin sonrasında pişmanlık yaratacağı vurgulanıyor. rusya'nın havai kızını temsil eden, uğruna düellolar edilen olga'nın aslında buna değmeyen bir yapısının olduğu; buna karşın kitaplardaki aşkı hayatında da yaşama arzusunu tertemiz duygularla hisseden, okuyan ve düşünen, sevdiği adama aşkını ilan etme cesaretini gösterebilen bir devrimci, reddedilişinin ardından olgunlaşıp sorumluluklar alabilen, eşine sadık ama sevgisini ölene kadar asilce kalbinde taşıyan, değerinin en sonunda fazlasıyla anlaşıldığı bir ideal rus kızı tatyana ile istenen kadın motifini oluşturuyor puşkin.

rüyalar konusunda bilinçaltının gücünü hissettiğimiz, freud'a selam yollayan bir kısmı da var kitabın. akıllı bir kadının ne kadar aşık olsa da bilinçaltının tehlikenin farkında olduğunu sezebileceği vurgulanıyor.

filmi, operaları, balesi yapılan bir kitap olarak okunması keyif verici. mitolojiye göndermeler yaparken yunan miyolojisi yerine roma mitolojisini seçmesi de rusya aydınının değer yargılarını ve tarih bağını sezdirmekte.
107 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Rus Edebiyatı’nda “gerçekçilik akımı”nı başlatan liderdir Puşkin. Şiirleri öykü tadında ve çok etkileyici. Daha evvel şiirlerini kitaptan okumamıştım. Kitaptan okumak ise ayrı bir zevk oldu benim için.

Bakır Atlı isimli bu kitabında hikayelerini şiirleştirerek sunmuş resmen.Kitap beni aşırı derece etkiledi. Şiirlerin hüzünlü olmasının elbet büyük payı var ama Puşkin’ in hayatı da bunda etkili sanırım.

Ve en sevdiğim ama bu kitapta yer almayan bu şiirini de eklemem lazım:

Ben Sizi Sevdim

Ben sizi sevdim: belki bu sevda
Kalbimde sönmedi, kaldı izi;
Bu bir hüzne yol açmasın asla,
Hiçbir şeyle üzmek istemem sizi.

Sessizce, ümitsizce sevdim sizi,
Çile çekerek, kıskanç ve çekingen,
Öyle candan, öyle içtenlikli, ki
Başkası da öyle sevsin yürekten.

Yazarın biyografisi

Adı:
Azer Yaran
Unvan:
Türk Şair ve Çevirmen
Doğum:
Fatsa, 1949
Ölüm:
2 Ekim 2005
1949 yılında Fatsa’nın Kavraz, şimdiki adıyla Korucuk köyünde doğdu. 1972 yılında Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. 1970 yılında TRT’nin düzenlediği ses ve yetenek sınavlarından geçerek kurumun çoksesli topluluğunda bas ses olarak şarkı söylemeye başladı; kurum içinde profesyonel müzik eğitimi gördü. 1974’te TRT muhabiri oldu, dış yayınlar muhabiri olarak çalıştı. 1982’de memuriyetten ayrıldı. Daha sonra, reklam, ansiklopedi, basın çevirmenliği yaptı.

İlk şiirleri 1976 yılında Cemal Süreya’nın yönetimindeki Türkiye Yazıları ve Oluşum dergilerinde yayımlanmaya başladı. İzleyen yıllarda şiirlerini yayımlamayı sürdürürken, Rusçadan ilk şiir çevirileri çıktı. Milliyet Sanat ve Gösteri dergilerinin genç şairler özel sayılarında yer aldı.

70’li yılların ikinci yarısından başlayarak bilimsel kitaplara ve Rus şiirinden çeviri çalışmalarına yöneldi.

2 Ekim 2005, Pazar sabahı, uzun süredir tedavi gördüğü kansere yenik düştü.

Yazar istatistikleri

  • 141 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 83 okur okuyacak.