Barış Emre Alkım

Barış Emre Alkım

Çevirmen
8.4/10
913 Kişi
·
2.451
Okunma
·
0
Beğeni
·
76
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
512 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Serinin en uzun (çünkü 1 buçuk kitap), en hareketli, en karmaşık ve ne yazık ki en mantık hatasıyla dolu olan parçası... Şu ana kadar en az beğendiğim kitap oldu seride. Mantık açığı çok fazlaydı ama göz ardi ettim çünkü okumak cok keyifliydi. Gelsin final...
408 syf.
Bugün kökeni bitirmeden uyumak istemedim. İyi ki de uyumadım. Jennifer her zamanki gibi bombayı sona saklamış. Köken de luxenlere daha bir aşina oldum diye düşünüyorum. Daidalos'un yaptıkları hakkında neyin doğru neyin yanlış olduğunu ben bile çözemedim. Katy'nin şu " kendini hiçbir şey için suçlama daemon hiçbiri senin hatan değil" düşünce stili beni köken de çıldırttı. Daemon hem katy'i melez yaptı hayatını çaldı adeta, herşeyini elinden aldı bütün bu olacakları bile bile; ama katy hala daemon a toz kondurmuyor. Çıldıracağım cidden.
Köken de Archer'a karşı tuhaf şekilde sempati duydum. Zihni okuyabilmesi falan çok hoşuma gitti :D Ve içimin parçalandığı bir kısım da daemon ailesine sarılırken katy'nin annesine sarılamıyor olması çok adaletsizdi. O kısımda Daemon'u boğasım geldi diyebilirim. Daha fazla kendimi kaptırıp ayrıntılara girmeden gidiyorum ben :)
Kitabın kapağını kapattığımda ağzım tabiki :O şeklindeydi.
Her zaman ki gibi müthiştin Jennifer :)
316 syf.
·Beğendi·9/10
Aşık olduğum bir seri daha. Hush Hush serisinden sonra düşmüş melek kurgusuna dair kitap araştırırken keşfettim. Kitap baş kahramanımız Penyrn'in ve ailesinin -annesi ve kız kardeşi- meleklerin kavgasının ortasında bulması ile başlıyor. Kitabın konusuna burada değinmeyeceğim, tanıtım bültenini okumanız yeterli bence. Kitap distopya türünde yazılmış ve yazar bence çok iyi betimlemelerde bulunmuş. Şehirdeki yıkımı ve insanlardaki yaşam savaşını, değişen düzenin getirdiği hayat şartlarını iyi yansıtmış. Ben Penyrn ve Raffe sahnelerini de çok beğendim, abartıya kaçılmamış ve 'Bu esas kız bu da esas oğlan hadi birbirlerine ilk görüşte aşık olsunlar' olayı yok. Herşey yavaş yavaş birleşiyor ve kitabın sonlarına doğru bütünleşiyor. Ve kitap öyle bir yerde bitiyor ki 2.kitabın çıkmasını zor bekledim. Melek kurgusunu benim gibi sevenler için kesinlikle tavsiye ediyorum.
312 syf.
·26 günde·Beğendi·8/10
Uzayla alakalı şeyler hep dikkatimi çekmiştir. Bilinmezliği ve gizemi.
Kitap benim çok hoşuma gitti. Uzun sürdü okuması ama okurken kendine çok bağladı, etkisinde bıraktı. Zekice kurgulanmış. Zaten uzay konusu zekice işlenemezseydi okuması işkence olurdu.
Garip "uzay" terimleri yok daha çok olay örgüsüyle içine çekiyor.

Kitap bir çok bölümden oluşuyor -yıldan- her bölümde farklı bir kurgu ama aynı evren. Bölümler aynı hikayede değil ama birbirini etkiliyor ve bir şekilde bağlı.
Mars'ın her köşesine her hikayesine bir göz atmak gibi.
Kurgular zekice ve düşündürücüydü. Boş bir hayal ile yazılmamış gerçekçiliği vardı.
Okuması keyifli ve güzel bir bilim kurgu.
Meraklısına tavsiye ederim.
312 syf.
·9/10
Mars Yıllıkları Mars'a yerleşmeye karar veren insanoğlunun orada Marslıları yerinden ederek kurdukları medeniyete eleştirel bir bakış açısı. Ray Bradbury'i herkes Fahrenheit 451 ile tanır. Fakat bu kitap kesinlikle ustanın en iyi kitabı gözümde. Bilimkurguda Mars'a koloni kurup orayı da yıkıp yok eden insan ırkına ağır eleştiri içeriyor kitap. Ustaca kurgulanmış, insanlık nedir, nasıl bir beladır yüzüne yüzüne buruyor insanın. Bir veba gibi gittiğimiz her yeri nasıl mahvetme potansiyelimiz var onu gösteriyor.
382 syf.
·5 günde·9/10
İnsanı, bencilliğini, hırslarını ve güzeli nasıl mahvettiğini anlatan güzel bir kitaptı. Kitap hikayelerden oluşuyor ve önemli mesajlar taşıyor. Bradbury kendine özgü tarzıyla çok güzel bir kitap yazmış, bence herkes okumalı.

Ayrıntılı yorum için; http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/...ry-kitap-yorumu.html
312 syf.
·7 günde
Kitabı kısa bir süre önce bitirdim ve hazır tazeyken yazayım, herkese bir fikir oluştursun istedim. - Spoiler içerir aman dikkat...-

Öncelikle kitap biraz elimde süründü, maksimum 4 gün vermiş olmama rağmen biraz daha uzun sürede bitirdim. Ancak yazarın oldukça meşhur olan Fahrenheit 451 kitabı da ince olmasına rağmen elimde sürünmüştü. Yazarın tarzıyla ilgili bir sıkıntı olabileceğini düşünüyorum, zira kitapları aslında oldukça orijinal fikirlerden oluşuyor ama her nasılsa kitap akmıyor ve insan okurken zorlanıyor.

Kitaba gelirsek... Öncelikle kitabı, son sözünde yazarı hakkında yer alan "Ray Bradbury, bizi aynaların yaşama biçimimizi merhametsizce yansıttığı, kendi içimizdeki ve uygarlığımızdaki hataların abartılarak altının çizildiği bir koridora sokar" sözüyle dahi özetleyebiliriz.

Ancak yine de fikir edinmek isteyenler adına (ayrıntısız olsa da bilgi içerdiğinden spoiler gibi olabilir uyarayım) özetlemek istiyorum. Kitap ilk olarak 2030'lu yıllarda başlıyor. İnsanlık, Dünya'nın tabiri caiz ise çivisini çıkarmış ve yaşamak için başka gezegen arayışına girmiştir. Çivisi çıkarılacak yeni şanslı gezegen ise Mars olmuştur. Ancak sorun Mars'ta da yerli halkın var olmasıdır. İnsanlar sürekli olarak Dünya'dan roketler kaldırarak Mars'a gitmeye çalışır ancak Mars'taki halk, insanları bir şekilde ortadan kaldırır. Daha sonra ise başarıya ulaşan son seferde Marslıları telepati yoluyla anlayan bir insan uyarır herkesi; "yapmayın, burayı da yok edeceksiniz Dünyadakilere söyle buraya gelmesinler" der yine de dinletemez kendini. Sonuç olarak insanlar Mars'a gelir ve tabii ki burayı da mahvederler. Kitabın sonu aslında tahmin edilebilir ancak dediğim gibi, insanlar önce Dünyayı mahveder her şeyiyle sonra da Mars'ı. Yazar, kitapta insanların doğasını ve yıkıcılığını anlatır. Nereye, hangi gezegene giderse gitsin insanın tek kabiliyeti mahvetmektir der bize. Haklı valla ne diyeyim.

Bu kitabın yayınlanmasından kısa bir süre yazara asıl ününü kazandıran Fahrenheit 451 yayınlanır. Benim dikkatimi çeken ise Mars Yıllıkları'ndaki Usher II isimli bölümde bu kitaba selam çakılmasıdır. Bu bölümde çivisi çıkan Dünyada kitapların yıllar önce yakıldığından ve Ahlak müfettişlerinin hayal gücünü yasakladığından bahseder. Belki de selam çakmamıştır da bana öyle gelmiştir bilemiyorum ancak kütüphanelerin ve kitapların yakılarak ortadan kaldırılması bana direkt Fahrenheit 451'i hatırlattı.

Kitap hakkındaki incelemem bu şekilde. Uzun ve okuması biraz yorucu bir kitap olsa da konusu ile vermek istediği mesajlar bakımından okunmasını tavsiye edebilirim.

İyi okumalar efenim.
316 syf.
·Beğendi·10/10
Muhteşem bir kurgu..üstelik okurken çok eğleniyorsunuz .Çok çabuk bitti 2. Kitabını almadığıma çok pişman oldum. 2. Kitabını deli gibi merak edeyorum en kısa sürede temin edeceğim...bu arada karakterler bi' harika(mesela kızın annesi bir deli)anne kız arasındaki olaylar sizi çok eğlendiriyor.Okuduğum en iyi fantastik kitap..
364 syf.
Ve Lux serisinin son kitabının da kapağını kapatmış bulunuyorum. Açıkçası direnişi bitirmek uzun zamanımı aldı çünkü, 4 kitabı da bir solukta bitirince son kitapta sıkıldım biraz. O yüzden böyle serileri okurken arasında biraz boşluk bırakırsak daha iyi olabilir. :) Ama hayatımdan bir Daemon Black geçti diyebilirim. :) Başından sonuna kadar aksiyon, heyecan hiç durmadı ve sayfaları merak ederek çevirdim. Gerçekten, bence bu önemli.
Olaylar öyle güzel aktarılmış ki, okurken kendi dünyamızdan kopup her an gökyüzünden ışık saçan Luxenler yağacak gibi bir hisse kapılıyorsunuz.
Mutsuz son bekliyordum ama öyle olmadı. Jennifer beni yanılttı. :) Harika bir sonla bitti. Ama üzüldüğüm nokta seri bittikten sonra hayatımda gerçekten bir boşluk hissettim. Katy artık yok. Daemon yok. Kedicik yok. Mükemmel Dee yok. Dawson yok. Benim favori karakterlerim olan Archer ve Luc yok. Böyle sanki bir kitap daha varmış da okunmayı bekliyormuş gibi bir hisse kapıldım. Hush hush serisi kadar mükemmel bir seriydi. Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Lux serisinin yeri bende artık tamamen farklı. :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Barış Emre Alkım

Yazar istatistikleri

  • 2.451 okur okudu.
  • 52 okur okuyor.
  • 1.104 okur okuyacak.
  • 34 okur yarım bıraktı.