Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Benjamin Farrington

Benjamin FarringtonDarwin Gerçeği - Darwin Gerçekte Ne Dedi yazarı
Yazar
9.6/10
4 Kişi
7
Okunma
1
Beğeni
715
Görüntülenme

Benjamin Farrington Sözleri ve Alıntıları

Benjamin Farrington sözleri ve alıntılarını, Benjamin Farrington kitap alıntılarını, Benjamin Farrington en etkileyici cümleleri ve paragragları 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
Dolayısıyla Lamarck’ın savunduğu ve sonradan kazanılan özelliklerin kalıtım yoluyla bir kuşaktan ötekine geçirildiği tezi geçerliliğini tümüyle yitirmiştir. Bu tür özellikler, “döl”ün değil, soma’nın yaşamını ilgilendiren özelliklerdir. Çünkü DNA molekülünün yapısı, yeni bireyin özelliklerinden yana hücreler için gerekli bilgiyi içermekte, ancak hücrelerden DNA’ya doğru bir karşı talimat akımı söz konusu olmamaktadır. Bunun içindir ki, dağcının kazandığı uzak görüş ya da bestecinin kazandığı miyop görüş özellikleri biyolojik kalıtım yoluyla kendi çocuklarına aktarılamamaktadır. Zürafaların, boyunlarını kuşaklar boyunca daha üst yapraklara uzanarak uzatmış oldukları yolunda Lamarck’ın ileri sürdüğü tez ise tümüyle geçersizdir.
Sayfa 83 - Cep/Düşün YayınlarıKitabı okudu
Her şeyden önce, Mendel bireyin görünüşü (fenotip) ile genetik yapısı (genotip) arasında kesin bir farklılığın söz konusu olduğunu ortaya koymuş bulunuyordu. İkinci olarak, kalıtım yoluyla aktarılan özelliklerin “ayrık nitelikli” öğelerden oluştuğu anlaşılıyordu. Başka bir deyişle, kalıtım yoluyla kazanılan herhangi bir özellik, ana-babanın kendileriyle ilgili farklı özelliklerinin karışımını değil, iki yandan birisini izleyen bir seçimi gösteriyordu.
Sayfa 81 - Cep/Düşün YayınlarıKitabı okudu
Reklam
Oysa, yerbilimi ve biyoloji alanlarındaki bilgi birikiminin artışına karşılık, değişmeyen çevreler, yahut yaratıldığından bu yana değişme ihtiyacı göstermeyecek mükemmellikteki canlı türlerin varlığına ilişkin hiçbir kanıt elde edilmiş değildir. Bilim, bunun tam tersine, yaşam çevresinin sürekli değişmekte olduğunu, çevre ile anlı arasında kaçınılmaz bir bağımlılık bulunduğunu göstermiştir. Çevredeki değişmeler sayısız canlı türünün tükenmesine yol açmıştır. Bilim, giderek, bir gün kendileri de yok olmaya mahkûm yeni canlı türlerinin nasıl ortaya çıktıları sorusuna bir açıklama getirebilmiştir.
Sayfa 51 - Cep/Düşün YayınlarıKitabı okudu
Biyolojik ve sosyal-psikolojik varlık dünyaları arasındaki farkın anlaşılması genel evrelerin kuramında Darwin’den bu yana atılmış en büyük ileri adım sayılabilir. Ancak, biyolojik alanda da, Mendel’in çalışmaları ve kalıtım biliminin gelişmesiyle Darwin’den öteye geçilmiştir. Darwin’in çağdaş kalıtım biliminin kurucusu olması beklenebilirdi. Fakat bilim tarihi kendi alanında büyük atılımları gerçekleştiren bilim adamının önünde açık duran yolu izlemesini fazla şaşırtcı bulmamamız gerektiğini göstermektedir. Darwin’in başarısızlığa uğradığı yerde Mendel’in başarı kazanması buna ne iyi bir örnektir!
Sayfa 122 - Cep/Düşün YayınlarıKitabı okudu
Mendel’in gerçekleştirdiği deneyler, insan dehasının karmaşık olayları ne derece kolay anlaşılır kılabileceğine ne güzel bir örnektir! Mendel’in amacı, bezelye yetiştiriciliğinde giriştiği bir dizi deneyle, kalıtım yasalarına ışık tutmaktı. İncelemelerini, bezelye cinslerinin yedi önemli özelliği üzerinde yoğunlaştırdı. Bunlar, tanelerin biçimi, rengi, kabuk biçimi, kabuk rengi, vb. gibi özelliklerdi.
Sayfa 79 - Cep/Düşün YayınlarıKitabı okudu
Planarya Rejenerasyonu
Beş yıllık yolculuğunun sonunda, Güney Yarıküre'nin çeşitli yörelerinde toprakta yaşayan Planaria cinsinin en az on iki türü üzerinde ayrıntılı bilgi toplamıştı. Bir keresinde, sülüğü andıran bu hayvanı enine keserek iki parçaya ayırdı. İki hafta içinde, hayvanın her iki parçası da yitirdikleri öteki yarımlarını yeniden geliştirme yönünde bir hayli yol almıştı. Bölme ameliyatından 25 gün sonra ise, ortada artık iki ayrı hayvan bulunduğunu söylemek mümkündü. Darwin bu denemenin sonucunda şu gözlemi yapıyordu: "Bu çok iyi bilinen bir deneydir. Ama doğrusu, hayvanın kesilerek ayrılmış alt ucunun öteki tüm temel organlarını geliştirmesini gözlemlemek bütün ilgi çekiciliğini koruyor."
Sayfa 32 - Cep/Düşün YayınlarıKitabı okudu
Reklam
Weismann’ın yaklaşımı, Lamarck’ın görüşlerindeki temel yanlışlığı açığa vurmaktaydı. Lamarck’a göre, bireylerin yaşam boyunca kazandığı yeni özellikler sonraki kuşaklara geçirilebilmekteydi. Oysa, piyanistin kıvrak parmakları ya da demirci ustasının güçlü kolları, dölün değil, bedenin taşıdığı özelliklerdi ve sonraki kuşaklara aktarılmaları söz konusu olamazdı.
Sayfa 78 - Cep/Düşün YayınlarıKitabı okudu
Asıl sorun, eski türlerin tükenmesi, yerlerine yenilerinin gelmesi değildi. Yeni türler bu anlamda eskilerinin yerlerini almıyor, onlardan inerek türleşiyorlardı. Buna bilimsel dilde, “değişerek türleşme” (descent with modification) ilkesi adı verilmekteydi. Darwin için sorun, değişimlerin nasıl gerçekleştiği idi. Bu konuyu, Türlerin Kökeni’nde işleyecekti.
Sayfa 36 - Cep/Düşün YayınlarıKitabı okudu
Dünya İnsana Hazırlanmıştır
«Böylece, insana uzun bir aile (varoluş) tarihi kazandırmış oluyoruz. Kimileri, bunun soylu bir öykü olmadığını ileri süreceklerdir. Çoğu kimse, dünyanın insan için hazırlanmış olduğu görüşünü savunur. Bu, bir anlamda doğrudur. Gerçekten de insan, varlığını kendisinden önce yaşanmış çok uzun bir serüvene borçludur. Bu zincirin tek bir halkası bile eksik olsaydı, insan bugün bildiğimiz insan olmayacaktı. Gözlerimizi bu gerçeklere kapamadıkça, atalarımızın kimler olduğunu görmekte güçlük çekmeyiz. Durumdan utanç duymamız ise bütünüyle yersiz bir duygudur. En alt düzeydeki bir canlı varlık bile, üzerine basarak dolaştığımız cansız topraktan çok daha yücedir. Tarafsız bir gözlemcinin, yaşayan tüm canlılardan herhangi birini, onun taşıdığı şaşırtıcı yapı ve özelliklerinden dolayı heyecan duymaksızın incelemesi olanak dışıdır.»
Sayfa 78-79
İçgüdüler, biyolojik kalıtıma dayalı, bilinçli amaç içermeyen davranış örüntüleridir. Ahlak duygusu ise tümden farklı bir boyut oluşturmaktadır.
Sayfa 87 - Cep/Düşün YayınlarıKitabı okudu
Reklam
“Sosyal Darwincilik” adı verilen bu düşünce akımı, yakın tarihteki en utanç verici sayfaların gerisindeki egemen düşüncedir. Bu düşünceden yola çıkıldığında şöyle bir mantık silsilesinin izlenmesi doğal sayılmaktadır: “Mademki en güçlülerin yaşaması Doğa’nın yasasıdır ve mademki Doğa’nın bu yasası toplumsal yaşamı da yönlendirmektedir, o halde zayıfların ortadan kaldırılması [ya da daha açık deyimiyle soykırım için] yeterli gerekçe var demektir.” Nazilerin bu tezden yeterine yararlandıklarını eklemeye hiç gerek yok sanırım.
Sayfa 106 - Cep/Düşün YayınlarıKitabı okudu
Beyin olmadan, zihinsel boyutun da varlığı söz konusu olamazdı. Fakat beyin, biyolojik evrimin son ürününü; zihin ise sosyal evrimin başlangıcını belirlemektedir. İnsanın evrimi işte bu ikinci boyutla ilgilidir.
Sayfa 121 - Cep/Düşün YayınlarıKitabı okudu
Değişmeyen Canlı Türleri Var mıdır?
Yasa koyucu, hertürlü hüneri kendisinde toplamış bir Yaratıcı olarak, daha sonra ortaya çıkabilecek bilimsel ve teknik sorunları da hesaba katmış, her çevrede yaşayacak canlıları buna göre yaratmıştı. Oysa, yerbilimi ve biyoloji alanlarındaki bilgi birikiminin artışına karşılık, değişmeyen çevrelere, yahut yaratıldığından bu yana değişme ihtiyacı göstermeyecek mükemmellikteki canlı türlerin varlığına ilişkin hiçbir kanıt elde edilmiş değildir. Bilim, bunun tam tersine, yaşam çevresinin sürekli değişmekte olduğunu, çevre ile canlı arasında kaçınılmaz bir bağımlılık bulunduğunu göstermiştir. Çevredeki değişmeler sayısız canlı türünün tükenmesine yol açmıştır. Bilim, giderek, birgün kendileri de yokolmağa hükümlü yeni canlı türlerinin nasıl ortaya çıktıkları sorusuna bir açıklama getirebilmiştir. İşte Darwin, yeni yaşam biçimlerinin ortaya çıkışını yöneten bu yasaları araştırıyordu. Paley'in kitabı ona bu konuda ancak «Nuh'un Gemisi» düzeyinde yardımcı olabilirdi.
Sayfa 56-57
Darwin'in Bağışlanamayan Günahı
Yazar Farrington'un üzerinde pek fazla durmadığı bir tarihi gerçeği de çevirmenler olarak biz açıklamaya çalışalım: Fırtınalı tartışmaların, «Maymuncu Darwin» suçlamasının asıl kaynağı nedir? Daha doğrusu, Darwin'in bağışlanamayan büyük günahı neydi? Türlerin Kökeni ile evrim kuramını derleyip kanıtlamak yolunda büyük katkıda bulunan Darwin, «insanlığın evrimi»ni de aynı doğal seçilim ya da ayıklanma ilkeleriyle açıklamağa çalışmakla büyük bir yanılgıya düşmüştü. Gerçek öyle ki, büyük bilgin Darwin, kültür olgusunu, yani insan gerçeğinin ikinci ama önemli yarısını, aşamasını hiç anlayamamış; «düşünceyi, insan beyninin bir salgısı» olarak görmüştür, sonuna değin. Bu salgı'nın, neden dolayı, söz gelişi, İngiltere'de İngilizce, Paris'te Fransızca, Anadolu'da Türkçe konuştuğunu ne sormuş ne yanıtlamış! Darwin'in yanılgısı, bağışlanmayacak kadar büyük bir günah değildi. Ona gelinceye kadar bilim tarihi ne yanlışlar, ne yanılgılar görmüştür! Ancak, Darwin, asıl başarılı olduğu evrim kuramına ilişkin, kanıt ve katkılarıyla kutsal kitaplardaki «yaratılış» (tekin = genesis) öyküsüne ters düşmüş, Tanrı sözüne gölge düşürmüştür. İşte onun halk vicdanında bağışlanmayan bu günahı, bilim alanındaki o sevabından ileri gelmekteydi. «Yaratılış» inancını yıkmasaydı bugün belki de kimse uğraşmazdı Darwin ile.
Sayfa 11 - Çevirenlerin Önsözü'nden
“Böyle bir deprem, herhangi bir ülkenin bütün zenginliklerini bir anda yerle ir etmeye yeter de artar bile. Eğer İngiltere’nin altındaki şimdi durgun yeraltı güçleri daha önceki jeolojik çağlardaki etkinliklerini yeniden gösterecek olsalar, ülkenin içinde bulunduğu koşullar kim bilir ne köklü değişmelere uğrardı!"
Sayfa 38 - Cep/Düşün YayınlarıKitabı okudu
33 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.