Damla Göl

Damla Göl

ÇevirmenEditör
8.0/10
950 Kişi
·
2.525
Okunma
·
1
Beğeni
·
171
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
144 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yıllaaaar yıllar önceydi... :) Önümde meyve suyu ve cips, karşımda televizyon açık. 1971 yapımı "Ayşecik ve Sihirli Cüceler Rüyalar Ülkesinde" izliyorum.

Ayşecik, önce Korkuluk ile karşılaşıyor. Metin Serezli giriyor sahneye. (Korkuluk benim en sevdiğim karakter.) Beyni olsun istiyor Korkuluk. Düşünmek istiyor diğer insanlar gibi. Tek başına çıktığı yolculuğa, Korkuluk ile devam ediyor Ayşecik. Sonra Süleyman Turan geliyor. Teneke Adam ikinci katılan oluyor yolculuğa. Çünkü onun da bir isteği var Oz Büyücüsü'nden. Kalbi olsun istiyor Teneke Adam ve kalbi sayesinde yeniden aşık olmak... Ve son olarak Aslan görünüyor ekranda. Hepimizin çok sevdiği Ali Şen can veriyor Aslan'a. Cesur olmak onun da isteği. Çünkü cesur olmalı Ormanların Kralı... Hep birlikte Oz Büyücüsü'nü aramaya koyuluyorlar artık.

Bunları izlerken henüz kitaptan habersizim. Baum ile daha sonra tanışıp okudum Oz Büyücüsü'nü. Her karakter aklımda yine filmdeki gibi. Her birinin arayışını hem üzüntü hem de büyük istekle okuyorum.

Modern Klasikler 126. Kitap olarak Oz Büyücüsü'nü duyurunca, bir kez daha okumamak olmaz dedim. Bir çırpıda, yine aynı duygularla okudum. Sanki yine haftasonuymuş, ben yine televizyonda o bildik filmle karşılaşmışım gibi... Cadının Eriyoruuuuum Eriyoruuuum sahnesi gözlerimin önündeymiş gibi... :D

Kitaptaki bazı cümleler düşündürüyor okuyucuyu. Mesela Teneke Adam'ın, Korkuluk ile konuştuğu cümleleri geliyor aklıma şu an.
"Aşıkken dünyadaki en mutlu insan bendim, ama kalbi olmayan biri aşık olamaz."
"Ben kalp almalıyım. Çünkü beyin insanı mutlu etmez, oysa mutluluk dünyadaki en güzel şeydir."

Her bölüm ayrı bir ders, her karakterin hikayesi birbirinden anlamlı. Bir de kitapla ilgili okuduğum eleştirilerden birini ekliyorum aşağı. Siyasi göndermeler ve diğer ilginç iddialar var Oz Büyücüsü ile ilgili. Bir bakınız derim. Okumamış olan var mı bilmiyorum ama zaman kaybetmemek lazım okumak için...

https://www.google.com/...lginc-iddia-40053929
328 syf.
·3 günde·Puan vermedi
''Küçük Kadınlar '' dört kız kardeşin hikâyesini anlatıyor ve içinde bulunduğumuz koşullar nasıl olursa olsun, hayatın bize sunduğu türlü güzellikler olduğunu anımsamamızı sağlıyor. Bay March ülkesi için savaşa gitmiştir. Ardında eşini ve dört kızını bırakmıştır. Meg evin en büyük kızıdır. On altı yaşında ve zengin ailelerinin çocukları için mürebbiyelik yapıyor , Jo tam bir kitap kurdudur ve hikâyeler yazıyor.Beth'nin tutkusu piyano çalmaktır. Amy ise gösteriş meraklısı ve resme karşı bir tutkusu vardır. Komşuları Laurence ailesi , zengin bir iş adamı fakat yaşlıdır. Torunu ile beraber yaşar.
Kızlar kendi dünyalarında mutlulukla hayatlarını sürdürürken, komşu evin torunu Laurie dost olurlar . Günler geçerken Beth evlerine gittiği bir ailenin bebeğinden Kızıl hastalığı kapar. Annelerinin yokluğunda küçük kardeşlerinin hastalığı ile boğuşan kardeşler için çok zor bir dönemdir. Bay March'ın dönmesiyle ve Beth'in iyileşmesi aynı günlere rastlıyor.
80 syf.
·3 günde·4/10
Buraya kitapla ilgili olumlu bir inceleme yazmak isterdim ama ne yazık ki yazamıyorum. Tek diyeceğim büyük bir hayal kırıklığıydı. Kitabı almadan önce büyük beklentilerim vardı. Arkasındaki açıklamayı okuduğumda gerçekten güzel bir konusu olduğunu düşünüp heyecanlanmıştım. Ama kısa bir öykü olmasına rağmen zar zor bitirdim. Şahsen boş ve yüzeysel bir şeklide kaleme alındınığını düşünüyorum. Verilmek istenen mesaj havada kalmış, belki de yazıldığı dönemin şartlarından kaynaklanan bir çekinme var Crane'de bilemiyorum. Çevirisi de rahatsız ediciydi. Bir şeyler yanlış gitmiş, siyahileri garip bir şiveyle kelimeleri tam telaffuz edemeden konuşuyor gibi göstermiş. Ne yazık ki büyük bir beklentinin sonu büyük bir hayal kırıklığı oldu benim için...
80 syf.
·4 günde·7/10
Yazar, karakterlerin düşüncelerini ve psikolojilerini hiç yansıtmamış. Bu da haliyle kitapta yavan bir tat bırakıyor. Bu yüzden konu çok sarsıcı olabilecekken havada kalmış. Canavar olarak adlandırılan Henry'inin hissettiklerini, Doktor Trescott'un düşüncelerini bilseydik olayın içine dahil olabilirdik. Kitap bitince bir olmamışlık hissi oluşuyor. Yine de kötü bir kitap değil bir günde okunabilir, yolculukta okumak için çantaya atılabilir.
144 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Oz Büyücüsü 1890'ların Amerikası'nın ilk masalı olarak görülür..Dorothy ve arkadaşlarının başından geçen fantastik maceraları içeriyor..Çocuklar için olsa da büyüklerinde okuyabileceği bir kitap bence..Masalımızda bize bahşedilen beynin, kalbin, cesaretin değerlerine değinmiş yazarımız..Çizgi film tadında güzel bir eser..
Okuyacaklara keyifli okumalar diliyorum.
192 syf.
Peter Pan

Bir masal, bir gerçek, bir ilham. Kimi çocukluğunda, kimi içindeki çocukla tanımıştır onu. Yazar James Barrie’nin kendi yaşayamadığı çocukluğunun izleri. Asla büyümek istemeyen bir kahraman.

Misafir olmak ister misiniz bu ülkeye? Orası olmayan ülke. Hani vardır ya hayallerinizdekilerden. Ama dikkat! Ülkeye adımını atan geriye dönemez, çünkü bir kere orayı görmüştür artık.

James Barrie, İskoç yazar, dünyamızdan yaşayıp geçen nazik yüreklerden birisi. Hayatında yaşadığı zorluklar hayal gücüne ilham olmuş. Küçük yaşta abisi ölmüş ve annesi bu bunalım ile James’i kaybettiği oğlu yerine koymuş. Kayıp giden kendi çocukluğu yüzünden olsa gerek hep çocuk olarak kalmış. Fiziken de boyu, rahatsızlığı sebebiyle, 1.42 civarı imiş. Annesinin psikolojik durumu onu hem zihinsel hem de fiziksel olarak etkilemiş.

Peter Pan işte bu daimi çocukluğun bir ürünü. Wendy, John ve Michael ile dostluğun yolculuğu. Peter Hiçbir yer’de yaşamaktadır. Bir akşam Wendy’nin annesinin çocuklara okuduğu hikayeyi duyar. Camdan gizlice dinler. Anlatılan hikayeleri dinlemeyi ve onları Hiçbir yer’deki çocuklara anlatmaya bayılır. Wendy ile de böyle tanışır. Ve üç çocuğa ülkelerine gelmeyi teklif eder. Öncelikle onlara uçmayı öğretmesi gerekmektedir. Çocuklar zorlanırlar en başta ama eğer kötü düşüncelerinden sıyrılıp sadece mutlu şeyleri düşünürlerse gerçek olacaktır, ki bilirsiniz çocuklar için en kolay şeydir mutlu olabilmek. Üzerlerine biraz da peri tozu serperseniz işte tamamdır. Ama Peter’in bir huyu vardır; kolayca unutuverir her şeyi.
Hiçbir yer; kayıp çocukların, kızılderililerin, perilerin, korsanların diyarıdır. Tabi her çocuğun hayaline kattıkları ile dönüşür, evrilir. Kaptan Kanca, Peter’in ebedi düşmanı, bir kavgalarında Peter onun elini kesmiş ve elinin yerine kocaman bir kanca takmış. Tek amacı Peter’i öldürmek. Ama uçabilen ve ona göre genç olan Peter’ı yakalamak kolay değildir. En sonda gelinen noktada ise Wendy ve Peter’i bir ayrım beklemektedir. Tüm çocuklar büyümek zorundayken sadece birisi bundan kaçabilir.

Hikaye başlı başına bir macera, tiyatroda oynanmış zamanında ve Wendy ismi bu hikaye ile kız çocuklarına konmaya başlamış. Çoğu kişiye de tanıdıktır zaten kitap. Ama asıl vurgulanması gereken nokta kitabın meydana çıkışıdır bence. James Barrie’den taşıdığı izler Peter karakterinde görülür. Hep çocuk kalmak isteyen Peter onun bir yansımasıdır. Ayrıca Peter başka bir çocuğun izlerini de taşır. Bu noktada bir film devreye giriyor ki adı: ‘’Düşler Ülkesi’’. - orijinal adı:’’Finding Neverland’’ - Bu film James Barrie’nin eseri ortaya çıkarırken kendisine esin olan dört çocuk ve onlarla olan ilişkisi üzerine kurulu. Filmin gerçek hikayeden uyarlanması ise etkileyiciliğini katlıyor. Babaları ölmüş bu çocuklar ile olan ilişki ve kitap yazıldığında dört çocuktan biri olan Peter’a atfedilişi ayrı bir iz bırakıyor. Hayal dünyası ve gerçeklikler dünyası arasındaki gidiş gelişe çocukların ve çocuk kalpli bir yazarın gözünden bakmak için kaçırılmaması gereken bir film. 1900’ler İngiltere dönemini de filmde görebilmek mümkün. James Barrie’yi canlandıran kişi ise Johnny Depp. Onu farklı rolleriyle bilenler için filme kattığı kaliteden bahsetmem sanırım gereksiz olacaktır:) Öneri olarak önce film izlenmeli bence, çünkü bir eserin oluşumu, ilham kaynakları göz önüne alındığında kitabı okumak ve anlamlandırmak daha farklı olacaktır.

Bir de Peter Pan ismindeki ‘’Pan’’ kelimesi hakkında ilginç bazı bilgiler var. Pan mitolojide çobanların ve kırın tanrısıdır. Yarı insan yarı keçi olarak tasvir edilir. Daha da ilginci Pan insanları çığlıkları ile korkutması ile bilinir bu da panik kelimesinin çıkışına sebep olmuştur. Doğrudan doğa ile ilişkilendirilen bir figürdür. Burda Peter Pan’in tesadüfen bu ismi almadığı aşikardır. Hiçbir yer, doğa tasviriyle ortaya çıkar ve Peter orda herkesin sözünü dinlediği biridir. Ayrıca Peter sürekli pan flüt çalar. Pan flüt, efsaneye göre;Tanrı Pan’ın aşık olduğu peri Syrinks’e sarılacağı sırada saza dönüşüp, Pan’ın bu sazların yedisini bir araya getirmesi ve üflendiğinde narin bir melodi ortaya çıkması ile bulunmuştur. Peter flütün melodisi kadar zarif olabilirken, çocukluğu ile, panik kelimesine ilham olacak kadar korkutucudur düşmanlarına.

Son anlatmak istediğim ise periler. Aksi, huysuz bir yandan da iyi periler. Neden böyle derseniz onlar çok küçüklerdir, iki duyguyu bir anda içlerine sığdıramazlar. Aynı anda kızıp, mutlu olamazlar. Onlar nasıl doğar biliyor musunuz? Her bebek dünyaya gelip gülümsediğinde bir peri doğar. Çocuklar inanırlar onlara. Ama eğer biri inanmadığını söylerse o an ölüverir bir peri. James Barrie kendi perisini yaşatabilmiş ki bu kadar yakından tanıyor onları. Siz de kendi perinize inanmayı unutmayın olur mu? Kimse onları öldürmek istemez ve herkesin kendine göredir perisi. İnsanların içinde bir çocuk barındırabildiği müddetçe zengin kalabildiğine inanıyorum. Zamanın geniş olduğu bu günlerde kapılarımız hayal gücüne sonuna kadar açık kalsın.

Filmin Oscar ödüllü müziğini dinlemek isteyenler için ise:
https://youtu.be/-tl7VkY2N7A
80 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
29 yıl gibi kısacık süren yaşamına şiirler öyküler ve romanlar sığdırabilen Amerikalı yazar Stephen Crane aynı zamanda çağdaş kısa öyküler tarzının da mimarlarından sayılmaktadır. Bu yönüyle başta Ernest Hemingway olmak üzere bir çok yazara da ilham kaynağı olmuştur. Maalesef henüz 29 yaşında verem hastalığına yakalanarak hayata gözlerini yummuştur.

Devamı :https://www.kitapofisihakan.com/edebiyat/canavar/
80 syf.
·1 günde·Puan vermedi
"Önyargıların,korkunun  ve tecridin gölgesinde geçen bu hikâyede beyaz ırktan bir çocuğu kurtarmak uğruna yangının ortasına dalarak feci şekilde yanan siyahi bir gencin toplumdan nasıl dışlandığına şahit oluruz.Köleliğin kaldırılmasıyla birlikte siyahilere duyulan nefretin ayyuka çıkması yetmezmiş gibi,siyahi yardımcı Henry Johnson'ın da korkulan bir"canavara"dönüşmesiyle karakterler arasındaki bütün ilişkiler değisir.Görünen o ki bir insanın yüzünü kaybetmesi,toplumda ona atfedilen rolü de kaybederek tanınmaz hale gelmesi demektir.Asıl canavar Henry mi,yoksa kendinden olmayanı nefretle dışlayan toplum mu bunun kararı ise okuyucuya kalmıştır.." Canavar Stephen Crane
135 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitabı okumaya başlayıp da azıcık ilerleyince küçük bir kız çocuğu geldi gözümün önüne. Sobanın yanındaki koltukta uzanmış, TV izleyen bir çocuk. Açıkçası çok net hatırlayamadım hikayeyi. Hatta zorladım ama bizim filmimiz mi yoksa yabancı versiyonu mu onu bile hatırlayamadım. Tek hatırladığım Teneke Adam, Saman Adam, Aslan ve bir kız... Evet ben bu kitabı çocukken okumadım ama izledim. İzlediğimden aklımda kalan da sadece karakterler olmuş.

Yazar Oz Büyücüsü ile MODERN bir masal yazmayı amaçlar. Zaten kendisi de Amerikan masallarının babası olarak bilinir. Yazılmış ilk Oz Büyücüsü masalıdır L. F. BAUM ' un eseri. Daha sonra başka yazarlar devam ettirmiştir. Hatta en güncel hali Adam FAWER' ın yazdığı OZ kitabıdır. Karakterler ve konu benzerlik gösterse de Adam Fawer 'ın OZ yorumlaması çok farklıdır. (Daha teknolojik versiyonu.)

Gelelim bizim elimizdeki Oz Büyücüsü' ne. Kitap Dorothy ile köpeğinin bir hortum sonucunda bilmedikleri bir diyara gelmeleri ile başlar. Bu diyarda bilmediği canlılar ve büyücülerle karşılaşır. Bu büyücülerin bazısı iyi bazısı kötüdür. Dorothy kendi evine dönmek ister ve bu sebeple Oz' u bulmak için yola çıkar. Yolda karşısına önce beyin isteyen Korkuluk sonra kalp isteyen Teneke Adam ve en son da cesaret isteyen Aslan çıkar. Bu dört maceracının başından geçen olaylar alegorik bir üslupla anlatılır kitapta.

Ortaokuldaki bütün sınıf seviyelerine rahatlıkla okutulabilecek eğlenceli ve akıcı bir masal. Tabii ki içindeki çocuğu öldürmemiş kişilerin de keyif alarak okuyacağını düşünüyorum. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları ne güzel yapmış da bu kitapların tam metinlerini yayınlamış. Oz Büyücüsü
328 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Başından sonuna kadar bir film gibi aklımda canlanan bu kitap, diyalogları ve karakter gelişimleriyle beni resmen büyüledi. Kızların büyüdüğünü, daha çok olgunlaştıklarını hissettim desem yeridir. Canımı birazcık sıkan Jo ve Laurie’nin mutlu mesut bir çift olarak sonlanmaması oldu, arkadaşlıktan biraz daha fazlasını hayal etmiştim. Ama bu hayalime rağmen, ikisinin kitaptaki ilişkisini okuması da, akılda canlandırması da oldukça keyifliydi.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 2.525 okur okudu.
  • 58 okur okuyor.
  • 1.008 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.