1000Kitap Logosu
Boşa Geçirecek Vakit Yok
Boşa Geçirecek Vakit Yok
Boşa Geçirecek Vakit Yok

Boşa Geçirecek Vakit Yok

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.1
32 Kişi
57
Okunma
16
Beğeni
540
Gösterim
216 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 6 sa. 7 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Hep Kitap · 24 Mayıs 2019 · Karton kapak · 9786051923147
Ursula K. Le Guin’in yaşlılık hakkında söyleyecekleri var: Bana yaşlılığımın var olmadığını söylemek aslında benim de var olmadığımı söylemek demek. Yaşımı sildiğinizde, hayatımı da siliyorsunuz – beni siliyorsunuz. Fantazya hakkında anlatacakları var: Fantazya yalnızca “Ya işler şu anda olduğu şekliyle devam etmeseydi?” diye sormaz, öteki türlü olsaydı nasıl olabileceğini de gösterir. Kahvaltı hakkında nasihatleri var: Bir yumurtayı kabuğunu soymadan yemek sadece pratik değil, azim, hatta cesaret ve muhtemelen suça iştirak etme arzusu gerektiriyor. Ve ödüller hakkında da: Sanat bir at yarışı değil. Edebiyat da Olimpiyat değil. Duru, samimi, muzip, zeki… Yaşamış en özel insanlardan biri olan Ursula K. Le Guin’den edebiyata, kahvaltıya, kedilere, ödüllere ve aslında hayata dair olağanüstü bir eser! Kitapların insanlarla nasıl arkadaşlık edebildiğini merak edenlere ve bu çok özel arkadaşlığa ilişkin hafızasını tazelemek isteyenlere, pek çok şeyin dertleşildiği ve günün sonunda hayatın biraz daha güzel olduğu bir hayat anlatısı. Boşa Geçirecek Vakit Yok, seksenlerinde bir kadının nasihat etmeden, kibirlenmeden içini döktüğü sıcacık bir kitap.
5 mağazanın 5 ürününün ortalama fiyatı: ₺22,21
8.1
10 üzerinden
32 Puan · 5 İnceleme
Bahar
Boşa Geçirecek Vakit Yok'u inceledi.
216 syf.
·
10/10 puan
“Tüm vaktim yaşamakla geçiyor."
Kitap Le Guin'in 2010 ve 2015 yılları arasında yazdığı blog yazılarının derlemesinden oluşuyor. Konu ya da tarih bakımından belirli bir sıra izlemiyor. Başlıklar altında dört beş sayfalık metinler, bağımsız okunabiliyor. Plan program dahilinde kaleme alınmış yazılar değil. O gün okuduğu gazetede karşılaştığı bir köşe yazısı ya da katıldığı bir konferansta denk geldiği bir kedinin manalı bakışları gibi onda yazma isteği uyandırmış alakasız olaylar, yaşanmışlıklar, hisler. Bundan önce Kadınlar Rüyalar Ejderhalar kitabının bir kısmını okumuştum. (Kitabın elimdeki e-pub formatında hata olduğu için devam edemedim) Orada da diline; kendini, derdini su gibi akıcı, duru, yalın anlatışına hayran kalmıştım. Cümlelerini okurken sıcacık oluyorum, çok samimi. Müşfik bir yanı var, beni anne gibi sarmalıyor. Bu kitapta kedisi Pard'la anıları, edebiyat sektörü, siyaset, feminizm, veganlık (kendisi vegan olmayan ve bu beslenme alışkanlığının temelinde yatan anlayışın tutarsızlığını son derece objektif ve mantıklı argümanlarla ortaya koyan bir feminist, evet) gibi birçok konu üzerine deneyimi ve birikimiyle yazdıklarını okumak çok keyifli ve öğreticiydi. Özellikle evrim teorisi özelinde din ve bilim ilişkisini incelediği, bunların birbirinden sert ve keskin sınırlarla ayrılmasının ve birinden birine taraf olmanın mecburiyet olmadığını açıkladığı yazısı beni çok aydınlattı. Yolun sonuna gelmiş bir büyükten hayat tavsiyeleri almak gibi klişe bir tabir kullanmak istemiyorum ama kendi adıma nasihat olarak alıp kulağıma küpe ettiğim çok fazla sözü oldu. Umarım öfkenin, doğru yerde ve zamanda kullanılmadığında yaşattığı yıkımla ilgili söyledikleri hiçbir zaman aklımdan çıkmaz.
Boşa Geçirecek Vakit Yok
OKUYACAKLARIMA EKLE
10
Ömür
Boşa Geçirecek Vakit Yok'u inceledi.
216 syf.
·
12 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
Ursula K. Le Guin'in yazın dünyasında son derece bilgili oluşu, ironi yeteneğine sahip oluşu, yaratıcılığı ve kıvrak zekası, kitaplarının okunması için bizi kendine çeken etmenler arasında. Yazarın daha önce "Zihinde Bir Dalga"eserini okuyup sevdikten sonra deneme yazılarından oluşan bu kitabını da okumaya karar vermiştim. Verdiğim bu karar isabetli olmuş ki Ursulanın edebiyat bilgilerinin ve kendi hayatı hakkında konuşmalarının da yer aldığı bu kitabı severek okudum. (Örneğin; kitabın bazı bölümlerinde Amerika'yı cesurca eleştirmesi sevdiğim kısımlar arasındaydı.) Dürüst olmak gerekirse, içeriğindeki bazı yazıları yoğunluğundan dolayı ya da bana hitap etmediği için sevmedim. Bununla birlikte, sevmediğim yazılar azınlıkta olduğu için keyifli okuma serüveni devam etti. Ursulanın çocuklar hakkında öne sürdüğü fikirleri isabetli bulurken kedisi ile olan anılarını (Pard yıllıkları bölümünde anlatmış) pek de hoşuma gitmeyerek okudum. Zor bir kediyle zor günler yaşadığını düşünüyorum. Mücadele etmeyi o seçmiş olmalı. Pard(kedisinin ismi olup, partner kökünden türetilmiş) ile ilgili yazıları okurken kendi Van kedim geldi aklıma, ah Ursula dedim, böyle bir kedin olsaydı muhtemelen dosdoğru sahiplendirmeyi düşünürdün. Edebi ciddiyetle başladığım yazımı özetle sürprizli bir sonla bitirmek istiyorum: Yaramayan içmesin!!! Benim gibi deneme yazılarını seviyorsanız, mutlaka okumalısınız. Sevmiyorsanız da farklı bir tür okumak için şans verebilirsiniz. Sevgiler. Kitaba puanım: 7.6
Boşa Geçirecek Vakit Yok
OKUYACAKLARIMA EKLE
17
Alper Kanık
Boşa Geçirecek Vakit Yok'u inceledi.
216 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Ursula K. Le Guin’in son kitabı Boşa Geçirecek Vakit Yok kitabı 4 bölümden oluşuyor. K. Le Guin’in 80 yıllık yaşamından damıttığı ve bizimle paylaştığı düşünceleri ve fikirlerini okumak kurgularını okumak kadar güzeldi ve benim için aynı zaman da öğreticiydi. Kitabın giriş bölümünde neden bu denemeleri yazdığını anlattığı bölümde bu denemelerin, yazdığı bu kişisel yazıların özgürlük hissi verdiğini ve bu denemeleri yazmayı Jose Saramago’nın 85 ve 86 yaşında yazdığı ve sonradan Defterler olarak basılan kitaplarında olan yazılarından etkilendiğini ve “ben de deneyebilir miyim?” diyerek yazmaya karar verdiğini anlatıyor. Tanıtım yazılarında denildiği gibi bu denemeler bir iç döküş. Ursula K. Le Guin’in dünyaya nasıl baktığını, kelimelerin taşıdığı anlamları, çocuklar, kediler, arkadaşlar, çevre kirliliği, Amerikan siyaseti, yayıncılık dünyası, Kadın erkek ilişkileri, feminizm, erkek egemen toplum, sanat gibi birçok farklı konuda düşüncelerini anlatıyor. Denemelerinde Amerikan Bilimkurgu Yazarları Derneğinin verdiği Nebula ödülünü bir keresinde reddettiğini Soğuk Savaş yanlısı olarak nitelendiği derneğin Stanislaw Lem’i derneğin onursal üyeliğinden çıkardıklarını ve buna tepki olarak ödülü reddettiğini, bunun üzerine ödülün Asimov’a verildiğini, Asimov’un da ödülü kabul ettiğini yazmış. Sadece bu bile Ursula K. Le Guin’in sadece bir Fantastik, bilimkurgu yazarı olmadığını Temel hak ve özgürlüklere sahip çıkan bir düşünce yapısı olduğunu da göstermekte. Kurgularını severek okuduğum, az çok düşünce yapısını bildiğim ve saygı duyduğum Ursula K. Le Guin’in kurguları dışında yazdıklarını da okumak benim için hem öğretici hem de birçok defa olayları ve olguları başka bir şekilde yorumlayabileceğimin, başka bir gözle değerlendirmek gerektiği konusunda bilgilendirici de olmuştur. Son olarak kitapta gözüme bir dizgi hatası çarpmadı. Yayın evinin kitabın kapak ve kapak içi görsel seçiminin Sonbahar çağrışımı yapmasını yazarın 80 yaşında bu denemeleri yazması nedeniyle bir anlamda Ursula K. Le Guin’in ömrünün Sonbaharında yazdıklarına gönderme olduğunu düşünüyorum. Yazarın kurgularını seviyorsanız, denemelerini ve Kedisi Pard’ı da sevecekseniz. Okumanızı öneririm. Gerçekliği doğrudan sorgulayamayız; bunun için yapılacak şey geleneklerimiz, inancımızı, tutucu taraflarımızı, gerçeklik inşamızı sorgulamaktır. Galileo’nun da Darwin’in de söylediği tek şey şuydu: “ **Düşündüğümüz şekilde olmak zorunda değil** .(Sayfa 91) "
Boşa Geçirecek Vakit Yok
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
Nisle
Boşa Geçirecek Vakit Yok'u inceledi.
216 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Yaşadığım hezeyandan (bakınız: Şimdilik Her Şey Yolunda) sonra kendimi elimde bu kitapla buldum. Olmazsa olmaz battaniyemi de bacaklarıma örterek okuma pozisyonumu aldım. Kahvem her zaman hazır. Hep Kitap tarafından yayınlanan ve Damla Göl ile dilimize kazandırılan kitapta kusur bulmadım diyeceğimi sanıyorsunuz ama iki tane buldum. İşin esprisi bir yana gerçekten özenli bir çalışmaydı. Bulduğum hataları tabii Damla Hanım’a hemencecik yazıverdim. :) Ursula K Le Guin’in kitabın içindekileri neden yazdığı, bu işe niçin kalkıştığını kendi ağzından detaylıca okuyoruz. İyi ki böyle bir karar almış. Kitabın içeriği; belli konularda düşündükleri, hayatında yaşadıklarını dürüstçe kaleme aldığı, kızdığı, kafasının takıldığı, kendi içinde yaşadığı tartışmaları, tepkileri yazdığı kısa metinlerden oluşturuyor. Hayata, yaşamaya, ödüllere dair düşündüklerini bulabilirsiniz içinde. Kadınlara kızdığı noktalar, kendini kabul ettiği noktalar da var. Açıkçası “Ursula K Le Guin kimdir? Görüşleri nelerdir? Değerlendirme kriterleri nedir?” gibi konularda oldukça bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Kitabın içinde yazdığı şiirlere de yer verilmiş ve bu sefer öyle sırıtan bir şeyle karşılaşmadım çünkü o şiirin yazılmasına neden olan olayları biliyordum. Kitabı okurken bir yandan hayran kalırken diğer yandan kendimi çok eksik hissettim. Bu kadar bilgi, birikim ve hafıza gerçekten beni büyüledi. Zaman zaman kendisine katıldım ve aynı görüşleri paylaştım. Zaman zaman da kendisine kızdım ve şiddetle karşı çıktım. Yine de beni birçok konuda düşünmeye ittiğini, dünyayı ve yaşamayı anlamama yardım ettiği gerçeğini inkar edemem. Özellikle şimdi farkında olmadığımız ama seksenli yaşlara gelince fark edeceğimiz o son eşiğe dair insanı bir güzel sarsıyor. Hayat bize fark ettirmeden geçip gidiyor. Boşa geçirecek vaktimiz yok… 9/10
Boşa Geçirecek Vakit Yok
OKUYACAKLARIMA EKLE
5