Psikoterapi konusunda Irvin Yalom'dan sonra son zamanlarda okumaktan en çok zevk aldığım kişi Dr. Gabor Mate oldu. Özellikle 2021 yılında çıkan "Travmanın Bilgeliği" filmiyle tüm dünyada tanınır oldu. 21. yüzyılda insanın en çok mücadele etmesi gereken şey ruhsal rahatsızlıklar olacak. Tıp her ne kadar gelişmeye devam etse de, bir zamanların korkunç ve amansız hastalıkları artık bir iğne ve hapla tedavi edilse de; insanların ruh sağlığını ve huzurunu tedavi etmek o kadar da kolay olmuyor. Fiziksel hastalıkların temelinde moral, stres, aile ilişkileri, politik düzen, ekonomik kaygılar ve toplumsal ilişkiler yatıyor.
Psikoterapi, bireylerin duygusal ve davranışsal sorunlarının çözümünü, ruh sağlıklarının geliştirilmesi ve korunmasını amaçlayan tekniklerin genel adıdır. Psikoterapi, daha olgun ve uygun bir ruhsal denge sağlamak amacı doğrultusunda zihinsel ve duygusal bozukluk gösteren hastalarla düşünce ve duygu alışverişi kurularak yürütülen bir tedavi bilim ve sanatıdır. Bu tanımlardan yola çıkacak olursak özellikle son 50 yılda Psikoterapi'nin kat ettiği yolu görebiliyoruz. Televizyon dizilerine, filmlere uyarlanan yüzlerce psikoterapi hikayesi var. Yazılan kitaplar sayesinde herkes kendi ruhsal durumuna değerlendirme imkanına sahip olabiliyor.
Gabor Mate bu kitapla aslında bizi hasta eden şeylerle ilgili genel geçer doğru olarak kabul edilenleri çürütmeye çalışıyor. Batı tıbbı insanın ruhunu ve bedenini mekanik bir süreçle tedavi etmeye ve iyileştirmeye çalışıyor. Her geçen gün ilaç bağımlısı, yapay bir dünyaya hapsolmuş, mutluluğu geçici heves ve arzularda arayan, tüketmeden varolamayan toplumun inşasına bir tuğla daha ekliyorlar. Hastalıkları tedavi ederken tamamen bağışıklık sistemini ve metabolizmayı güçlendirmeye çalışıyoruz. Halbuki insanın dengesini
Bu bir duruşma olsaydı ve sen sanık koltuğunda oturuyor olsaydın ;savcı, hayatın hakkında hangi suçlamaları yapardı?
Çoğumuz, normal diye algılatılan bir dünyaya gözlerimizi açıyor ,çevre ile yoğruluyor, doğru ve yanlışlarımızı böyle kurguluyoruz. Medyanın normalitesi ile savruluyor ,herkesin verdiği tepkileri veriyor doğamızda olmayan stres kaynakları yaratıp onlarla uzun süre mücadele ederken kendimizi hastalığın pençesinde buluyoruz. Gabor Mate yaşadığımız ve adına “Normal” dediğimiz dünyanın bize neler yaptığını, kümülatif bir anlatı ile sunuyor. İlaç dünyası, siyasi konjonktür, insan doğası, sosyokültürel etkenlerle sarılı iyi bir okuma için muhakkak okunması ve ara ara gözden geçirilmesi gereken muhteşem bir başucu kitabı.
Keyifli okumalar…
En çok alıntı yaptığım şahane bir çalışma. Çok çok beğendim, İnsanların travmaları, bebekliği, çocukluğu, yetişkinliği yaptıkları davranışların altında yatan sorunlar, kurduğun iletişim, aile ile olan sorunların vs vs inanılmaz tespitlerle dolu sayfaların altını çize çize büyük bir keyifle okudum. Bir çok bağımlılıkların altında yatan nedenler nelerdir. En favori alıntılarımla sonlandırıyorum incelememi.Bu arada kitap için tek eleştirim çeviri için gereksiz kelimeler bazı yerlerde anlamı bozup, okurken yoruyor daha iyi olabilirdi.
*Gerginliklerimizin ve hayal kırıklıklarımızın çoğu, olmadığımız birinin rolünü oynamak için duyduğumuz zorlayıcı ihtiyaçlardan kaynaklanır.
*Bağımlılığın nedenini değil, acının nedenini sor.
*Öfke bir sınır savunmasıdır.
Bağımlılığın üç ana özelliği
* kısa süreli rahatlama ve zevk
*kendisi veya başkaları için uzun süre acı çekmek.
*duramamak.
Alkol size üç yada dört saat huzur verir.Sadece huzurlu hissedersiniz. Kafadaki konuşma olumsuz düşünce durur. Huzur ve sessizlik bağımlının hayatında olmayan niteliklerdir. Ancak aranan ve bir süre için bulunan değerli durumlardır.
Yazarın röportajlarını daha samimi ve daha faydalı buluyorum. Ama kitapları öyle değil maalesef. Bu kitapta benim açımdan pek bir farkındalık ya da farklılık yaratmadı.
Gabor Mate'in tıpkı Dağınık Zihinler'deki gibi nokta atışı tespitlerini okumak çok keyifli. Özellikle ekran ve dijital bağımlılığa karşı bakış açısı,çıkarımları ebeveyn eğitimlerinde ders kitabı olarak okutulmalı. Kitabı bitirdiğinizde "normal" algınızı gözden geçirmek isteyeceksiniz ve bu size iyi gelecek..
"Bana dair çoğu şey uzak geçmişin pençesinde, hayatımın başlangıcına yakın. İçinde bulunduğum anda yaşamamı engelleyen bir tür bir fizyo-duygusal zaman çarpıtma, bu kültürdeki birçok insan için altta yatan bir tema olan travmanın izlerinden biri. Aslında, "altta" o kadar derinde "yatı- yor" ki çoğumuz orada olduğunu bilmiyoruz.
"Travma" kelimesinin Yunanca kökenindeki anlamı "yara". Farkında olsak da olmasak da davranışlarımızın çoğunu, sosyal alışkanlıklarımızı ve dünya hakkında düşünme biçimlerimizi belirleyen şey, yaralanmışlığımız veya onunla nasıl başa çıktığımızdır. Yaşamlarımız için en büyük öneme sahip konularda rasyonel düşünceye sahip olup olmadığımızı bile belirleyebilir. Birçoğumuz için, en yakın ilişkilerimizde başını kaldırır, her türlü ilişki hasarına neden olur."