Elise Thiebaut

Elise Thiebaut

Yazar
7.5/10
2 Kişi
·
7
Okunma
·
0
Beğeni
·
27
Gösterim
Adı:
Elise Thiebaut
Tam adı:
Élise Thiébaut
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
Paris, Fransa, 1962
1962 yılında doğan feminist yazar Thiébaut, ana akım medyada ve çeşitli kurumsal firmalarda editörlük ve gazetecilik yaptı. Paris’te reklam ajanslarında metin yazarı olarak çalıştı. 1991 yılı itibariyle, görsel medya üzerine geliştirdiği özel uzmanlık alanı doğrultusunda, Louvre Müzesi’nde bilgilendirme ve yönlendirme kavramını geliştirmek üzerine çalışmalar yaptı. Çeşitli işaret tasarımı ve sergi projelerine katıldı. Paris toplu taşıma ağı için duraklarda kalıcı olarak kurulan metronun tarihi üzerine oluşturulan 150 panonun yanı sıra, Musée de l’Assistance Publique ve Conservatoire national des arts et métiers’deki panoların da tasarımını yaptı. 2004 yılından beri Cenevre Sanat ve Tasarım Okulu’nda (Head-Genève) iletişim ve işaret tasarımı üzerine öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Guide pratique de l’apocalypse, Le Théâtre du feu, Moktar et le Noyer centenaire ve genital sakatlamayı konu edinen Le Pacte d’Awa kitaplarını yazdı. Güncel feminist dergi Clara Magazine’de gazetecilik yapmayı sürdüren yazar, “Avocats sans frontières-France”ın üyesidir; özellikle Nijerya’daki Amina Lawal davasında “Recm karşıtı” projeye destek vermiştir. Esin kaynağını modern dünyadaki kadınlık durumundan ve onun fiziksel ve psikolojik şiddetin normalleştirildiği politik temsilinden alan Thiébaut, bu bağlamda gençlere yönelik bir dizi kitap yayımlamıştır.

2017 yılında yayımladığı Bu Benim Kanım’da âdet kanı tabusunun hikayesini farklı bakış açılarıyla sosyal, tarihsel, mitolojik, dinsel yönden incelemiştir.
21. yüzyılda yaşasak da, 1969 ve 1972 yılları arasında yedi kere Ay'a çıkmış olsak da ve bugün tüm ciddiyetimizle Mars'ta koloniler kurmayı planlasak da kadınların neden her ay âdet olduklarını kesin olarak hâlâ bilmiyoruz.
Amerikalı feminist Gloria Steinem'ın 1980’li yılların başında mizahla karışık yazdığı gibi, bunu kadınlar değil erkekler yaşasaydı; “âdet imrenilecek, gurur duyulan eril bir durum hâline gelirdi. Âdetlerinin uzunluğu ve akıntılarıyla gururlanırlardı. Erkek çocukları ilk âdetlerini, yiğitliğin uzun süredir beklenen bu simgesini, dini kutlamalar ve kesin surette eril törenlerle tarihe kaydederlerdi. Meclis, aybaşı ağrılarıyla savaşmak için Ulusal Dismenore [âdet sancısı] Enstitüsü kurardı ve devlet ücretsiz sağlıklı koruma ürünleri için kaynak sağlardı."
Tek sorun âdet olanın erkekler değil kadınlar olması. Meselenin kalbi belki de bu talihsiz dağılımda. Antropolog Françoise Héritier, “kadın, kanın bedeninden dışarı aktığını görüp bazen istemeden ve de engelleyemeden hayat verirken (ve bazen de bunu yaparken ölürken)" erkek tarafından değer verilenin "özgür iradesiyle kanını akıtabilmek, hayatını tehlikeye atabilmek, başkalarının yaşamınason verebilmek" olduğunun altını çiziyor.
Bununla birlikte bir kadını, kendi kanının aktığını görürken ve hayat verirken, özgür iradesiyle kan akıtmaktan, hayatını tehlikeye atmaktan, başkalarının yaşamına son vermekten biyolojik
olarak hiçbir şey alıkoymuyor. Gerçekler, doğurganlığın simgesi olan âdeti lanete dönüştürecek derecede nasıl çarpıtılabildi?
Yeni bir insana hayat vermemizi sağlayan doğal bir süreçten niçin bu kadar korkuyoruz? "Kaltak", "sürtük" ve "orospu" diye bağırmakta tereddüt etmezken "adet" derken neden fısıldıyoruz? Bu kelimelerin hangisi daha olumsuz? Vücudumuzun çalışma biçiminde bizi bu kadar utandıran nedir? Cinsel obje haline getirilmiş bedenler görmekten memnunuz fakat cinsellige dair egomuza hizmet etmeyen bir şeye bakmak bizi incitiyor. Vajinanın seksten başka bir şey için kullanıldığını vurgulamak, manikürlü kadın kimliğine duyduğumuz huzurlu anlayışımıza doğrudan bir saldırı gibi görünüyor?
Elise Thiebaut
Sayfa 85 - Ayrıntı Yayınları. Kadın Dizisi 1:Bu Benim Kanım ×Adetin kısa hikayesi - Yaşayan kadınlar ve yaratan erkeklerden -
Sanatçı ve şair Rupi Kaur'un, Kiran Gandhi'nin performansından birkaç gün önce Instagram'da yayınladığı, eşofmanı ve çarşafının üzerinde kan lekesi olan sırtı dönük fotoğrafında kanıtladığı gibi, söz konusu adet kanaması olunca sessizlik hüküm sürmeye devam ediyor. "Görsel bilginin farklı mecralarda ele alınma biçimlerini incelemek" için gerçekleştirilen proje, Kaur'un Toronto Üniversitesi'ndeki derslerinin bir parçası. Bu fotoğraf Instagram tarafından adetlere karşı geldiği için birçok kez silinmiş. Rupi Kaur'un - kanın gerçek olmadığını özellikle belirten- kız kardeşi tarafından çekilen bu fotoğrafta aslında şaşırtıcı ya da cinsel içerikli hiçbir şey yoktu.
Elise Thiebaut
Sayfa 84 - Ayrıntı Yayınları. Kadın Dizisi 1:Bu Benim Kanım ×Adetin kısa hikayesi - Yaşayan kadınlar ve yaratan erkeklerden -
Kiran Gandhi 42,195 km koşmakla kalmadı, bu performansı adetinin ilk gününde ve 4 saat 49 dakikada tamamladı. Yalnızca adet görürken koşmakla kalmadı, tampon veya ped de kullanmamaya karar verdi... Kiran Gandhi, bu doğaçlama meydan okumayı, kadınların kurban haline geldiği damgalamayı ifşa etmek için gerçekleştirdi.
...
Aynı yarışlar ilgili Vikipedi makalesi, yaşanan dikkat çekici olaylar arasında Paul Martelleti'nin o yıl Örümcek Adam kostümü giyerek maratonda dünya rekoru kırdığından, İngiliz Paula Radcliffe'in 'elit' kategorisinde son koşusunu yaptığından ve Formula 1 pilotu Jenson Button'ın çok daha iyi bir performans sergilediginden bahsediyor. Fakat Kiran Gandhi hakkında tek bir kelime söylenmiyor.
Elise Thiebaut
Sayfa 82 - Ayrıntı Yayınları. Kadın Dizisi 1:Bu Benim Kanım ×Adetin kısa hikayesi - Yaşayan kadınlar ve yaratan erkeklerden -
Tarihöncesi dönemde yaşamasam da, ilerleyen yaşıma ve beslenmek için avlanmanın ne olduğunu bilmememe rağmen yine de mağarada yaşayan atalarımızın kaygılarından birinin yırtıcıların kan kokusuna doğru çekilmeleri olduğunu tahmin edebiliyorum. Bu bakış açısıyla, tabunun kaynağının tehlike korkusu olduğunu savunan Reinach'ın hipotezi olabildiğince gerçekçidir.
Kadınlar bu sebeple yırtıcılardan kaçmak ve kabileyi korumak için adetleri süresince kendilerini korunaklı bir bölgede soyutlama alışkanlığını geliştirmiş olabilirler. İngiliz antropolog Chris Knight gibi birçok antropolog, seçilen bu soyutlanmanın kadınları aynı zamanda bütün kültürlerde izleri görülen - özellikle yakın zamanda yapılan çalışmalara* göre erkekler tarafından değil kadınlar tarafından da yapılmış mağara resimlerinde- şamanik bir tinsellik geliştirmeye yönlendirmiş olabileceğini öne sürmüşlerdir.
Elise Thiebaut
Sayfa 55 - Ayrıntı Yayınları. Kadın Dizisi 1: Bu Benim Kanım ×Adetin kısa hikayesi - Yaşayan kadınlar ve yaratan erkeklerden × *Amerikalı antropolog Dean R. Snow'a göre, tarihöncesi mağaralardaki oyma ve resimleri çevreleyen el izlerinin %75'i kadınlara ait. Virgini
Antropolog Daniel de Coppet'ye göre 'tabu' kelimesi, ünlü denizci James Cook'un 1778'de Hawai adalarına yaptığı kısa gezi sırasında Polinezya dillerinden alınmıştır. Tabu iki ayrı kelimeden türetilmiştir: 'belirtmek/işaret etmek' anlamına gelen 'ta' ve yoğunluğu ifade eden 'pu'. Kelimenin anlamı böylelikle 'güçlü bir şekilde belirtilen' yani bir tehlikeyi işaret eden ve saygı veya sakınmaya mecbur eden belirgin, ayırt edici gösterge(ler) taşıyıcısıdır. Zıttı 'noa' ise sıradan, genel ve izin verileni ifade eder.
Elise Thiebaut
Sayfa 56 - Ayrıntı Yayınları. Kadın Dizisi 1:Bu Benim Kanım ×Adetin kısa hikayesi - Yaşayan kadınlar ve yaratan erkeklerden -
Doktorların atası Hipokrat, adet konusunda sahip olduğumuz hatalı bakış açısının ağır sorumluluğunu taşıyor. Hipokrat birçok kadının adet öncesindeki günlerde migren, kramp, ruh hali değişimi, kas ağrısı gibi dertlerden muzdarip olduğunu ve bu problemlerin adet olur olmaz kesildiğini gözlemlemiş. Bundan, kanamanın sağlıklı olabilmek için kaçınılmaz olduğu sonucunu çıkarmış. Çünkü kanama, organizmayı zehirleyen "kötü ruhların" vücuttan atılmasını sağlıyormuş. Hipokrat, ünlü yemininde* "Adet olamayan bir kadının yaşadığı burun kanaması sağlıklıdır" diye belirtiyor. Çünkü kadın bu şekilde kendisini zehirleyen "fazla" kanı tahliye etmiş oluyor.
Elise Thiebaut
Sayfa 45 - Ayrıntı Yayınları. Kadın Dizisi 1: Bu Benim Kanım × Adetin kısa hikayesi - Yaşayan kadınlar ve yaratan erkeklerden× *Hipokrat, Diseases of Women
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Elise Thiebaut
Tam adı:
Élise Thiébaut
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
Paris, Fransa, 1962
1962 yılında doğan feminist yazar Thiébaut, ana akım medyada ve çeşitli kurumsal firmalarda editörlük ve gazetecilik yaptı. Paris’te reklam ajanslarında metin yazarı olarak çalıştı. 1991 yılı itibariyle, görsel medya üzerine geliştirdiği özel uzmanlık alanı doğrultusunda, Louvre Müzesi’nde bilgilendirme ve yönlendirme kavramını geliştirmek üzerine çalışmalar yaptı. Çeşitli işaret tasarımı ve sergi projelerine katıldı. Paris toplu taşıma ağı için duraklarda kalıcı olarak kurulan metronun tarihi üzerine oluşturulan 150 panonun yanı sıra, Musée de l’Assistance Publique ve Conservatoire national des arts et métiers’deki panoların da tasarımını yaptı. 2004 yılından beri Cenevre Sanat ve Tasarım Okulu’nda (Head-Genève) iletişim ve işaret tasarımı üzerine öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Guide pratique de l’apocalypse, Le Théâtre du feu, Moktar et le Noyer centenaire ve genital sakatlamayı konu edinen Le Pacte d’Awa kitaplarını yazdı. Güncel feminist dergi Clara Magazine’de gazetecilik yapmayı sürdüren yazar, “Avocats sans frontières-France”ın üyesidir; özellikle Nijerya’daki Amina Lawal davasında “Recm karşıtı” projeye destek vermiştir. Esin kaynağını modern dünyadaki kadınlık durumundan ve onun fiziksel ve psikolojik şiddetin normalleştirildiği politik temsilinden alan Thiébaut, bu bağlamda gençlere yönelik bir dizi kitap yayımlamıştır.

2017 yılında yayımladığı Bu Benim Kanım’da âdet kanı tabusunun hikayesini farklı bakış açılarıyla sosyal, tarihsel, mitolojik, dinsel yönden incelemiştir.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 15 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.