Fatma Zeynep Öztürk

Fatma Zeynep Öztürk

Çevirmen
8.3/10
7,1bin Kişi
·
22,7bin
Okunma
·
17
Beğeni
·
1.869
Gösterim
Adı:
Fatma Zeynep Öztürk
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
312 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bir annenin çocuğu için neler yapabileceğini anlatan böğürtlen kışı konu, dil ve olayların kurgulanışı ile tam anlamıyla mükemmel. Kitap harika bir anlatıma sahip olup, okuyucunun sıkılmasına kesinlikle izin vermiyor.
Böğürtlen kışı, herkesin okuması gereken bir kitap.
312 syf.
·2 günde·1/10 puan
Kitabı bitirdiğim gibi inceleme yazmak istemedim. Sarah Jio ile 5 yıl önce tanışmıştım. Ve gerçekten, harika, naif, kibar bir kadındı. Ama hiç okumamıştım kitaplarını. Günümüz yazarlarını okumuyorum-okuyamıyorum. Bir şans verdim ve başladım. Tam manasıyla rezillik. Bu yüzden inceleme yapmadan önce, sakinleşmeyi bekledim.

Bir kadının, onu seven bir adamı, aşk adı altında boynuzlamasını, aldatmasını ve bunu da sahte bir vicdan azabı ile resm ettiği kötü bir kitap. Bunu seven insanlar var aklım almıyor ve genelde de kadınlarımız oluyor bu. Hayır entrikanın, sevginin ayaklar altına alınmasını, yozlaşmanın neyini seviyorsunuz? Bu kitabı okuyup da beğenenleri hayatımın herhangi bir alanın da ciddi anlamda görmek ya da düşünmek; midemi bulandırıyor.

Bir okuyucunun kendisini bir kitapta bulamaması çok kötü bir olay. Sevmediğim, sevemediğim ve zorla okuduğum bir çok kitap oldu yalnız bu kitaplar da bile kendimi bulmuş ve herhangi bir yere koymuştum. Bu kitap ise bana tamamıyla yabancıydı. İki yabancı oturduk ve konuştuk yalnız hiç anlaşamadık. Her şey her cümle tamamıyla doğallıktan uzak, içinde kocaman bir sahtecilik barındırıyordu. Seni seviyorum diyip başka bir adamla sevişmesi? What the fuck!! Modern kitapların, modern dünyada gördükleri bu mu gerçekten? Rezillik. Modern zaman, bu sahtecilikten daha fazlasını barındırıyor içinde. Aşk yaratmaya çalışıp içine boynuz doldurmak boktan bir olay.

Popülaritenin etkisinde kalmış demek isteyeceğim ama dilimin varmadığı bir kitap. Çünkü popülaritenin ta kendisi olmuş. İlk defa kocaman bir fincanda da bol köpüklü latte ya da bmv ya da tek taş pırlanta çok garipti baksanıza bir kadın düşünün tek derdi alışveriş yapmaya geç kalıyor olması olsun.
Okuduğum kitapların bir doğallığı, güzelliği, samimiyeti var. Bu kitabın içtenliği yoktu. Acılar içinde seni seviyorum derken bile, bana komik geliyordu bu olay. Çünkü samimi değil. Kitap samimi değil. Bir okuyucunun beğeneceğine kesinlikle inanmıyorum. Popülaritenin etkisinde kalanlar okuyucu değildir zaten.

Adam geliyor kadın tribe giriyor: ay makyajım yok, ay saçım düzgün değil, ay elbisem temiz değil. Abi bir kadın bundan fazlası olmalı yaa. Bir kadın bu kadar basit olmamalı. Size, sizin ne kadar aptal olduğunuzu gösteren şeylerden hoşlanmayın.

Bu kitap insanın ruhunu doyurmaz. Ona canlılık katmaz onu aydınlatmaz karanlığın içinde öylece bırakır etkisiz ve zaman kaybı. Okumayın. Okutmayın.
276 syf.
Agapi sözlük anlamı; koşulsuz, şartsız, fedakâr, özverili, bencillikten uzak bir aşk anlamına gelmektedir. Yazara göre de, ölümsüz aşk.

Ölümsüz aşk, var mıdır? Yoksa insanoğlunun hayata tutunmak adına, ortaya attığı bir deyim midir? Kim bilir!...
Ama halk arasında yaygın olan bir söz vardır ki, " Aşık olmayan insan, yaşamış sayılmaz. " derler. Ayrıca aşkın hayata anlam ve heyecan kattığına da her daim dem vurulur. Şimdi yaşanan sahte ve yapmacık aşklara nazaran, eskiler aşka o kadar ulvi ve yüce bir duygu nazarıyla bakarmış ki, dergâhlara talebe seçerken bile öğrencilere, " Aşık oldun mu? " diye, sorarlarmış. Olumsuz bir yanıt alınca da, " Git! Aşık ol! O zaman gel! " diye, yol verirlermiş.

Ah, Aşk! Yazarımız da eserinde " Aşk hep vardır. " diyerek, kahramanları vasıtasıyla aşkı sorgulamış. Bir eser de " Aklın insanı geliştirdiğine, duyguların ise insan yaptığını. " okumuştum. Hem demezler mi, insana " Olaylar karşısında çaresiz kaldığında mantığının değil, kalbinin sesini dinle! O sana mutlaka doğru yolu gösterecektir. " diye!

Yazar eserin de, " Aşkın mantığı yok! " der, demesine de ağır basan duygulara rağmen, bazı istisnai durumlar da ( Evli olmak gibi. ) mantığın devreye sokulmasına da, dem vurmaktan geri durmaz. Her bireyin ikinci bir şansı hak ettiğine ama arkasında bir enkaz yığını bırakmadan yola devam etmesi gerektiğine değinmekte. Eser basit bir anlatım diline sahip olsa da, betimlemeler merak uyandırıcı. Başlarda durağan seyreden okuma hızı, sonlara doğru okuru daha bir sarıp sarmalamakta.

Ne garip bir ironi ki, eseri okurken başlarda normal giden okuma seyrim, sonlara doğru geldikçe artan bir merakla hızlanarak nihayetlendi. Yazar kahramanları eşliğinde aşkın bilimsel açıklamasını yaparken, kendimi eşimle aramdaki aşkın rengini merak eder halde buldum.

Her ilişkide inişler ve çıkışlar mutlaka yaşanır. Olması gereken ortak bir noktada, karar birliğine varabilmektir. Bazen çevreme bakıyorum, çiftler çok güzel birlikteliklerini devam ettiriyorlar, etraflarına mutluluk parıltıları saçıyorlar. Aradan fazla bir zaman geçmeden bir de duymuşum ki, ayrılmışlar. Yaşadığım şok, hayretten donup kaldığımın resmi gibi adeta.

Sebep tarafların çaba göstermemesi ve akabinde bomba etkisi yaratan aldatma! Aldatan durumdan memnun! Aldatılan kaderin arkasına sığınmış zavallı biçare! Nedenler ne olursa olsun, aldatılmak kader değildir! Ama ne yazık ki, yeri doldurulamayan ve doyum sağlanmamış hisler, söze dökülmemiş yaşanılan sıkıntılar olarak kalmışsa, çiftlerin arasına bir üçüncü şahsın devreye girmesi kaçınılmaz. Nasıl mı? Birbirlerine karşı açık ve dürüst olmayan çiftlerin, başka bireylerle hislerini paylaşmasıyla. Çiftler arasındaki paylaşım azalmışsa, ilişkilerin ortak resmidir, duyarsız sadakatsizlikler.

Evliliğin aşkı öldürdüğüne, dem vururlar. Kesinlikle katılmıyorum. Ev, iş ve çocuk üçgeninde kendini kaptıran eşlerin, birbirlerine zaman ayıramadıkları için, böyle konuştuklarına eminim. Doğal olarak hal böyle olunca da, karşılanamayan farklı beklentiler oluşmakta, yeni bir heyecan uğruna da başka limanlara yelken açılmakta.

Bazı anlar zamanla artarak çoğalan sorunlar yüzünden, ilişkiler temelden sarsılacak olsa da, çiftler arasında güvene dayalı birlik ve beraberlik olduğu müddetçe, her sorunun üstesinden gelinecektir. Önemli olan yara almadan, eğer ayrılacaksak ta, ardımızda bir enkaz yığını bırakmadan yolumuza devam etmektir. Yazarın kahramanları vasıtasıyla örnek verdiği hayatları okumanızı tavsiye ederim.

Değer ağırdır, okur arkadaşlarım. Taşıyabileceğinden emin olduğunuz kişilere verin...
288 syf.
·10 günde·5/10 puan
Uzun zaman sonra nasıl yorum yapılır unutmuş gibiyim. Bir yerden başlayayım derdimi anlatmaya.

Sarah, bu kitabında kendince farklı bir tarz denemek istemiş. Hani diğer kitaplarım gibi olsun ama farklı da olsun tarzı.
Farklı ve aynı olmuş mu peki?

Aynı olan kısımlar:
* Zamanlar arasında gelgitler, arayışlar, sonuna kadar - aslında önceden belli olan-sırlar, aşk, yine bir geçmiş, yine bir günlük ve yine bu günlük peşinde koşarken yaşanan olaylar.

Farklı kısımlar neydi peki?
* Sarahımız bu sefer hayatın içinde geçen olayları var olmayan, sanırsam hiç bir zaman da var olmayacak hayali adada gerçekleştirmiş. Adanın olağanüstü gücünün olduğuna inanılmış. Yazar kendi kahramanlarına biçtiği kötü olayları adanın iyileştirici gücü sayesinde yok etmeğe çalışmış. Kısacası, fantastik kurguyla da tat katmak istemiş kitabına.

Bence olmuş mu?
*Bence kitap aceleye gelmiş gibi yazılmış ya da umduğu gibi mesaj verememiş. Aşk desen sıradan, kurgu desen kafakarışıklığı ve tam bir fiyaskoydu. Bazı karekterler neden kurguya dahil oldu hiç anlam veremedim doğrusu.
5 puan da çok ama bunu uzun zamandır okuduğum ilk kitap olduğu, sıradaki kitaplara yelken açtığı için veriyorum.

Kitabın verdiği en güzel mesaj:
'Hayat kendi yolunu bulur ve her şey olacağına varır. Sadece yaşa ve olsun gitsin. '

Şahsi fikrim:

Kafaya takmakla sadece treni kaçırmış olursunuz. Trense sizi beklemez, o sadece yoluna devam eder. Acele edip binersen eğer seni de alır götürür. Kaçırırsan, bir dahaki treninin yolunu beklersin. Bir dahaki trenin ise gelip gelmeyeceği mechüldür...

Kendi trenimize binmemiz dileği ile..

Keyifli okumalar :)
344 syf.
·Beğendi·9/10 puan
İlk görüşte aşka inananlardansanız bu kitabı okuyun derim. İlk görüşte aşk, fiziksel çekim, tutku ve ihtiras dolu bir serüvene çıkıyorsunuz bu kitapta. Koşulsuz, özverili, fedakâr, bencil olmayan aşk. Gerçek seven bir kişi kendini sevdiğine adar, karşılığında hiçbir şey beklemeden verir sevgisini. Onu "o" olduğu için sever diyorum. Muhteşem ötesi bir kitaptı. Okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.
312 syf.
·4 günde·Puan vermedi
NOT : Kalbinizde biri varsa lütfen sevmeye "çalışmayın."

Öncelikle ilk kez okuyorum Sarah Jio'yu. Açıkçası beğendim. Güzel , sade ve açık bir anlatımı vardı. Olayları eş geçmemiş olması takdire şayandı. Konusu daha önce aşık olan bir kadının , sevgilisinden ayrılınca daha doğrusu bir anda terk edilince yaşadığı hüzün ve özlem sonucu yeni biriyle hayatına devam edişini anlatıyor. İki zamanlı anlatımı kullanmış. Bir bölümü eski sevgilisi ile yaşadıkları diğer bölümünde ise yeni hayatı. Ancak üzücü olaylar oluyor. Aşkın bencillik olduğunu görüyorsunuz. Empati yapınca kimi zaman haklı kimi zaman haksız nedenlerinizin olduğunu görüyorsunuz. Bilmiyorum , kafa karışıklığı yaratan bir kitaptı , birçok duyguyu yaşanması açısından muhteşemdi. Denemek isteyenler için tavsiye edebilirim. Keyifli okumalar dilerim.
312 syf.
olay örgüsünü ve anlatımı beğendim. sade, akıcı bir roman. sade ve akıcı anlatımıyla bir solukta bitirilebilecek oldukça duygusal bir kitap.yazar size gizemli suç romanı yazmamış, o an empati kurdurup onların hayatlarıyla özdeşleşmenizi sağlamış. kitap sonundaki notta da bundan bahsediyor zaten.
344 syf.
·Puan vermedi
Sarah Jio ile tanışma kitabım oldu. Yazarın dilini oldukça akıcı buldum. Okurken yaşadığım anlar oldu. Sonu ise hiç beklemediğim şekilde bitti. Bitirdiğimde bir süre gözlerimi kapayıp düşündüm. Kitapta aşk, arkadaşlık, ihanet ve daha bir sürü duyguyu barındırıyor. Aşk hikayesi seven herkese tavsiye edebileceğim bir kitaptı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Fatma Zeynep Öztürk

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 22,7bin okur okudu.
  • 269 okur okuyor.
  • 5,8bin okur okuyacak.
  • 174 okur yarım bıraktı.