Giovanni Ricci

Giovanni Ricci

7.5/10
2 Kişi
·
2
Okunma
·
1
Beğeni
·
33
Gösterim
Adı:
Giovanni Ricci
Unvan:
Tarihçi
Doğum:
1950
Korku şiddeti, şiddet de korkuyu üretir; korku kendi kendini besleyerek sonsuz sayıda makul gerekçe bulur.
Batı ile İslam arasındaki ilişkiler üzerine terörizmin yol açtığı karmakarışık tartışma, insana şu an için pek de umut vermiyor, bu arada yön verilmemiş karşıtlıklar yalnızca patlamayı bekliyor.
Her seyin yazgısıdır bu: Hiçbir güç sonsuza dek sürüp gitmez. Evrenin efendileri daha önce Italyanlardı, şimdi Türklerin egemenliği başlıyor.
Bazı insanların bazı başka insanların mülkiyeti olarak kabul edildiğinin altını çizmeliyiz.
Genellikle kültürlerin, farklılığı, aşağı olma ya da tehdit unsuru veya rahatsız edici bir anormallik gibi yorumlayarak, birbirlerine karşı savunma içinde oldukları bir sır değildir. Bu, bünyelerinde ikili bir yükü –kültürel üstünlük varsayımı ile tektanrılı dinlere özgü saldırganlık– birleştiren Yunan-İbrani kökenli kültürlerde özellikle kendini gösterir. Ahlaki herhangi bir tutum almanın, "uzaklık" etmeninden derinden etkilendiği de bir sır değildir.
İnsanlar, egzotik meraklar ya da ütopik özlemler yaratacak kadar büyük olmadığı sürece, uzaklığı ilgisizliğe dönüştürme eğilimi gösterirler.
Tıpkı vahşi hayvan kafesleri gibi, hizmetkârlar, soytarılar, oyuncaklar, cinsel nesneler ve egzotik oyuncak bebekler de krallığın göstergesidir. Bu uşaklar, çocuk ve kadın köleler, bütün ortaçağ kölelik tarihinin bir özetini oluşturur.
Türkler inançsız ve düşman herhangi bir halk değildi, aksine Avrupa tarihinin hem içinde hem dışındaydılar. Türklerle nefret, dehşet ve küçümseme ile ama aynı zamanda merak ve pek de gizlenemeyen hayranlıkla yoğrulmuş yoğun sancılı bir ilişki kuruluyordu.
Kölelik, cinsel istismarın da en açık biçimlerinden biri olarak yorumlanabilir. Erkeğin kadını, yetişkinin ergeni, zenginin yoksulu, soylunun soylu olmayanı istismarı. Köleliğin cinsel işlevinin müslüman dünyasına özgü oldugu kanısı, bir önyargıdan başka bir şey değildir.
Roma'nın yıkılışından ibret almış olan Avrupalıları daha da korkutan bir gelişme ile kitabımız başlıyor İstanbul'un fethi. Hristiyanlığın yüzyıllarca kabusu olacak bu saplantı Kudüs'ten, İspanya kıyılarına hatta Vatika'nın kalbine kadar sinmiş bir korkuyu taşıyordu. Bu korku atmosferinin içerisinde yeni bir Haçlı seferi sadece düş olarak kalabilecekti. Ama İtalya'da genç bir adamın milliyetçi düşünceleri birleşik bir İtalya'nın, birleşik bir Hristiyanlığın mümkün olabileceğini hatırlatacaktı. Yine de bu olay yaklaşmakta olan Türk gazabını geciktiremeyecekti.
Batının Türk'e bakış acısının anlatıldığı; korku, nefret ve sevgi içeren duyguların nedenlerinin ortaya konduğu, bilgilendirici bir tarih kitabı olarak nitelendirebileceğim bir kitaptı. Türk adı altında müslüman dünyaya olan ilgiyle başlayan giriş, daha sonra doğu hakkındaki öngörüler, haberler ve gelişen tarihe bağlı olarak karşılıklı akınlar, ganimetler, köleliklerin anlatımıyla devam ediyor. Bireysel hayat hikayeleri, dinden dönmeler, kutsallar ve gücün el değiştirmesiyle oluşan kin ve kibir duygusunun yarattığı tahribatlar ile toparlanmaya çalışılmış bir Türk-Batı sentezi..
Italyan bir Türkolog olan yazar tarafından yazıldığı için genellikle İtalya'nın iç karışıklığı ile doğuya ya da kitapta yazıldığı gibi "dev"e bakış açısına, göz atılabilecek bir kitap. Başlarda duyulan korkunun giderek nefrete dönüştüğüne tanık oluyoruz. Insanların, nesnelerin, deniz yaşamlarının, haçlı seferlerinin, savaş haberlerinin arasında geçen dramatik bir tarih öyküsü...

Yazarın biyografisi

Adı:
Giovanni Ricci
Unvan:
Tarihçi
Doğum:
1950

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 2 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.