Giriş Yap

İbn Hacer El-Heytemî

Yazar
9.0
28 Kişi
Unvan
İslam alimi
Doğum
Mısır
Ölüm
1566
Yaşamı
İbn Hacer el-Heytemî, 909/1503 yılında Mısır'da doğmuş Şafiî ulemâ­sından bir zâttır. Dedelerinden biri çokça sustuğundan dolayı taşa benzetilmiş, "hacer" nispesi oradan gelmiştir. Çeşitli İlimlerde eseri bulunan Heytemî 974/1566'da vefat etmiştir. Heytemî, el-Fetâvâ'l-hadîsİyye adlı eserinde her zaman Resûlullah (s.a.) ile yakaza halinde görüşmenin, ondan ilim almanın mümkün olduğunu be­lirtmiş, daha önce İsimlen geçen Bârizî, (ö.438/1046), Gazâlî (0.505/ 1111), İbn Ebî Cemre (Ö.699/1300), Tâc es-Sübkî (Ö.711/1311), Afif el-Yâfiî (0.768/ 1363) gibi âlimlerin bu fikirde olduklarını söylemiştir. Hatta bir velinin hazır bulunduğu bir mecliste, fakihin biri bir hadis ri­vayet etmiş, o veli de "Bu hadisin aslı yoktur" demiştir. Orada bulunanlar, bunu nereden bildin? diye sormuşlar, bunun üzerine o veli: İşte Nebiyy-i Ekrem (s.a.) burada duruyor ve ben böyle birşey deme­dim buyuruyor" diye cevap vermiştir. O sırada perde kalkmış, fakih de bu gerçeği görmüştür. Heytemî, bu olayı anlatmakla yetinmiş, keşifle tashih e-diimeyen bu hadisin hangi hadis olduğuna dair bir açıklamada bulun­mamıştır. Gerçekten Resûlullah (s.a.)'i yakaza halinde yani uyanık halde görmek mümkün müdür? Bir kısım âlimler bunu imkan dahilinde görmezken bir kıs­mı da bunun mümkün olabileceğini iddia etmişlerdir. Heytemî, bunun ger­çekleşebileceğini doğrusunun da bu olduğunu savunmuş, Buhârî'nin Sa-hîh'inde zikredilen "Beni uykuda gören uyanıkken de görecektir hadisini delil göstermiştir. Nitekim Gazâlî, el-Munkız mine'd-dalâl adlı eserinde sûfilerin yakaza halinde melekleri, peygamberleri görebileceklerini seslerini İşitebileceklerini ve onlardan bir takım şeyler öğrenebileceklerini söylemiş, [998] öğrencisi İbnü'l-Arabî (ö.546/1151) ve diğer âlimlerden İbnü'1-Hâc (0.737/ 1336) da Peygamber (a.s.)'ı yakaza halinde görmenin zorluğunu kabul et­mişler, fakat bunun mümkün olduğunu belirtmişlerdir. Hz. Peygamber ile yakaza halinde görüşebilmek zor bir durum olmakla birlikte bu hal her mümin için geçerlidir. Onu görebilmek için belli bir ilim seviyesinden daha ziyade onun şeriatına ve sünnetine bağlı muttaki bir kul olma şartı yeterlidir. İşte Abdülaziz ed-Debbağ bunlardan biridir.
Şii Ali Şeriati Zındığı Allah’ı (Hâşâ) Janus putuna benzetiyor
Kaderi inkar eden Mustafa İslamoğlu’nun büyük üstadı Ali Şeriati her türlü noksanlıktan beri olan Allah Teala’yı hâşâ Roma putu JANUS’a benzetiyor : “Allah gerçek bir “Janus” (78). İki çehreli Allah! Yahova çehresi, Teus çehresi, iki seçkin ve çelişik sıfatı! “Kahhar” ve “Rahman”. Yahova gibi “müntegem” (intikamcı), “müstebit”, cebbar, mütekebbir ve “şedidül-ikab”, “kibriya arşı”na yaslanmış, melekût örtüleriyle örtülü, yeri, “ötede ve her şeyin üzerinde”, alttaysa mutlak saltanatı söz konusudur. Aynı halde Teus gibi “Rahman”, “Rahim”, “Rauf”, “Gafur” (79)dur. Yeryüzüne inerek insanla, topraktan olan “Halifesi, akrabası”yla dostluk bağı kuruyor. Onu “kendi yüzüne benzer” bir yüzle gösteriyor. Onu kendine benzer yaratacağı müjdesiyle müjdeliyor. Öylesine insanla samimi ve dost oluyor ki ona “şah damarından daha yakın olduğunu açıklıyor… Not: (78) Janus, Yunanın iki çehreli tanrısıdır. Geçmiş ve geleceği bilen.” Ali Şeriati “Allah gerçek bir Janus…” diyor. Yani kemal sıfatlarla muttasıf, noksan sıfatlardan münezzeh olan Allahü Teala’yı iki çehresi olan bir Roma putuna benzetiyor. Öyle bir benzetiş ki, başına gerçek sıfatını ilave ediyor. Yani mecazi mânâda bir benzetiş değil, te’vili yok… İşte Ali Şeriati Böyle bir sapıktır. Bu sapıktan referans vererek alıntı yapan talebelerini de sizlerin takdirine havale ediyoruz… “Muhammed’i Tanıyalım” (İslâm Nedir-III) Ankara 1988. Kitabın Farsça orijinalinin adı “İslam Şinasi Meşhed-III” (kitabın 151’inci sayfasının 2’nci paragraf..)
Dinde Deformistler 1
(sf: 121)
Yakıcı Yıldırımlar
Osmanlı Devleti`nde Ehl-i Sünnet`in Şi`î Akidesine Tenkidleri
Ehli Sünnetin Nazarı İ'tikadın Ölçüsüdür
------------------------------------------------------------------------------
Muhammed Kimdir
Ali Şeriati
Mustafa İslamoğlu
Reklam
Şii Ali Şeriati Kafirinin Hazreti Muhammed'e ﷺ Hakareti
Kitabının ön sözünde niyetinin “Bir Müslüman olarak değil tarafsız bir insan olarak Muhammed’in görüntüsünü sergilemek” olduğunu söyleyen İranlı Şii düşünür Ali Şeriati kâfirinin kitabında şu ifadeler yer almaktadır: “Muhammed’in Ali hakkındaki sükutu onu tarihte savunmasız bırakacaktır.” “Acaba Muhammed, … Ali’yi kollamayacak mıdır? …sükutuyla …o acımasız tarihin eliyle paymal etmeyecek midir? “…nitekim öyle de oldu. Onu tarihte en kötü adam olarak tanıttılar.” (Ali Şeriati, Muhammed kimdir?, s.322) Bazılarının “üstad” olarak gördüğü Şii Ali Şeriati kafirine ait bu görüşlerin dindeki yeri nedir? Resul-i Ekrem'in ﷺ varlığına münasip düşmeyen ve layık olmayan şeyleri izafe eden kişi kafir olur. (Bezzaziye) Bir kimse, Efendimiz'i ﷺ ayıplasa kafir olur. Efendimiz’in ﷺ huyuna noksanlık nisbet eden kimse kafir olur. Efendimiz'in ﷺ aleyhine dua eden kimse de kafir olur. Çirkin ifade ve lafızlarla Resul-i Ekrem’e ﷺ hakaret eden kişi kafir olur. Efendimiz’i ﷺ küçültmek maksadıyla başka bir şeye benzeten kimse kafir olur. (Bedir Şerhi Reşid) “Peygamberimiz’in ﷺ şahsına noksanlık nisbet eden kafir olur.” (Hüseyin Aşık, elfaz-ı küfür) Advau’l Beyan tefsirinde (s. 352) şöyle geçer: “(İslam dinine girmek hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur; onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara içinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu, büyük kurtuluştur.” (Tevbe s. 100) Bu ayette Allahu Teala açıkça Muhacir ve Ensar’ın evvelkilerinden ve onlara güzellikle uyanlardan razı olduğunu beyan etmektedir. Onlara küfreden ve onlara kib besleyenin sapık olduğu, Allahu Teala’ya muhalif olduğunu Kur’anî delilden anlıyoruz. Çünkü o, Allah’ın razı olduğu kişiye nefret etmiştir. Şüphesiz Allah’ın sevdiğine buğzetmek; Allah’a karşı zıtlık, isyan ve başkaldırıdır. Şii Ali Şeriati mülhidinin kendine özgü bir fars milliyetçiliği görüşü vardır. Sahabeden Hazreti Ebubekir (Radıyallahu anh), hazreti Ömer (Radıyallahu anh) ve hazreti Osman (Radıyallahu anh) hakkında kullandığı ifadeler, klasik Şii yaklaşımının Şeriati’nin düşüncelerine etkisini bariz bir şekilde yansıtmaktadır. (Ebubekir Sifil, Sana Dinden Sorarlar, s. 589) AYNI KİTAPTAN DİĞER SAPIKLIKLAR “İslam ordusu ilk defa en çetin savaşlarından birinden dönüyordu, gururlu ve muzaffer olarak” Gurur!? Bu çok çirkin bir huy ve özelliktir. (S. 42) Uhud Harbini anlatırken şöyle diyor: “Osman firar etmişti, Ömer ve Ebubekir ortalıkta görünmüyordu” (s. 65)
Dinde Deformistler 1
(sf: 121)
Yakıcı Yıldırımlar
Osmanlı Devleti`nde Ehl-i Sünnet`in Şi`î Akidesine Tenkidleri
Ehli Sünnetin Nazarı İ'tikadın Ölçüsüdür
Sana Din’den Sorarlar - Cilt 1
Hakk Dinin Batıl Yorumları'na Cevaplar
------------------------------------------------------------------------------
Muhammed Kimdir
Ali Şeriati
Mustafa İslamoğlu
İslam’da Helaller ve Haramlar
Hayatımda yalnızca birkaç kitap için bu hissiyatı duydum. Kitabın her satırının altını çizeceğim neredeyse! Bir ayet, bir hadis ve kalbi yolculuk.. Psikoterapi gibi..
İslam’da Helaller ve Haramlar
insanın bütün hayatını düzenleyen, doğru yola sevkeden, unutulmuş sünnetleri hatırlatan ve benim ifade edemediğim her şeyin çok daha fazlası..
Reklam
İslam'da Helaller ve Haramlar
İslam’da Helaller ve Haramlar
her evde mutlaka olması gereken, harika bir kitap! İnsanın kalbi hastalıklarının sebeplerini ve tedavi yöntemlerini ayetler ve hadisler ışığında anlatıyor. Heytemi; kitabı yazma sebebinin, kebairlerin çoğalması, insanların gizli ve aşikare günahlardan kaçınmamaları olduğunu ifade etmiş. Su gibi akıp giden bir anlatımı, insan ilişkilerini ve insanların ruh sağlıklarını olumlu yönde geliştiren tavsiyeleri var hadislerin ışığında.