İlhami Bekir Tez

İlhami Bekir Tez

Yazar
6.8/10
4 Kişi
·
9
Okunma
·
4
Beğeni
·
547
Gösterim
Adı:
İlhami Bekir Tez
Unvan:
Eğitimci, Yazar
Doğum:
Trablus, Libya, 1906
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 29 Mart 1984
İlhami Bekir Tez (Trablus-Libya, 1906 – İstanbul, 29 Mart 1984) Küçük yaşta subay olan dayısıyla birlikte İstanbul’a gitti (1911); dayısı ölünce Darüleytam’a verildi. 1926’da İstanbul Öğretmen Okulu’nu (Darülmuallimin) bitirdi. 1954’e kadar Bolu, Düzce, Akçakoca, İzmir ve İstanbul’da öğretmenlik yaptı. 1924 yılından itibaren "Milli Mecmua", "Servetifünun-Uyanış", "Resimli Ay", "Meşale", "Varlık", "Resimli Şark", "Yeni Adam", "Yeni Türk" gibi dergilerde görüldü. Nâzım Hikmet ile birlikte sosyalist düşüncenin ve toplumcu şiirin önde gelen sanatçıları arasında yer aldı. "Cumhuriyet", "Vatan", "Son Posta" ve "Tan" gazetelerinde çalıştı. Uzun süre eczacılık tarihiyle ilgili yayınlar yaptı. "Bir Şairin Mektupları" ve "SEK" (Sanat El Kitapları: 28 sayı) adlı dergi niteliğinde kitapçıklar çıkardı.
Üç şey geçilmezdir, üç şey!
Ana, vatan, yaşamak.
Ne mutlu ki o anneye, ölüm pahasına da olsa doğurur.
Ne mutludur ki o vatana, onun özleminden daha yakıcı bir özlem yoktur.
Ve ne güzel şeydir yaşamak, ama hür ve insanca yaşamak.
Özlem Akbaş
Özlem Akbaş Taşlıtarla’daki Ev - Herhangi Bir Roman Kitabıdır'ı inceledi.
168 syf.
·41 günde·Beğendi·Puan vermedi
İlhami Bekir Tez, Trablus doğumlu.Küçük yaşta dayısıyla İstanbul'a gelir, dayısını kaybedince Darüleytam'a verilir.Darüleytam Balkan ve I.Dünya Savaşı sonrası kimsesiz kalan çocukları barındırmak ve meslek edindirmek için kurulan yetimhanelermiş.
İlhami Bekir Tez, Nâzım Hikmet gibi toplumcu şiirin öncülerinden sayılıyormuş.İlk önemli kitabı, bir işçinin yirmi dört saatini anlattığı 24 Saat (1929) adlı eseriymiş.İlhami Bekir Tez'in şiirinin Nâzım Hikmet'in gölgesinde kaldığı öne sürülmüş.Tez ise edebiyat anlayışının ve ideolojik görüşlerinin Nâzım ile aynı doğrultuda olduğunu şiirinin ise "daha milli" olduğunu belirtmiş.
Yapı Kredi Yayınları İlhami Bekir Tez'in " Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk sansür edilmiş romandır" dediği Taşlıtarla'daki Ev ( İlk olarak 1939'da Yeni Adam dergisinde Fuat İzer'in resimleri ile tefrika edilmiş, 1944'te ise Yeni Adam Yayınevi'nde kitaplaşmış.1984'te de Yayınevi tarafından tekrar basılmış.) ve Herhangi Bir Roman Kitabıdır ( Kendi imkânlarıyla 1965'te basılmış) adlı eserlerini bir arada yayımlamış.Taşlıtarla'daki Ev'in ilk baskılarında yer alan Fuat İzer imzalı 13 siyah-beyaz desen telif sorunu nedeniyle bu baskıda yer almamış.
Taşlıtarla'daki Ev'in yazılış öyküsü oldukça ilginç.Taşlıtarla, Suadiye taraflarında, savaş sonrası Bulgaristan göçmenlerinin yerleştirildikleri semtin adıymış.Tez bu romanı Taşlıtarla'da öğretmenlik yaptığı dönemde yazmış.1929 yılında Nâzım Hikmet, İlhami Bekir Tez'den polisçe aranan bir arkadaşını saklamasını ister.Ancak kim olduğunu sormayacaktır Tez.Bir ay birlikte kalırlar.İhbar edileceğini öğrenince ( aşkına karşılık görmeyen kadın intikamı!) bu kişi ayrılır Tez'in yanından.Nâzım'a nasıl olduğunu sorar o kişinin Tez.Nâzım intihar ettiğini ,öldüğünü söyler.Buna inanan Tez, Taşlıtarlada'ki Ev romanını bu kişinin anısına altı ayda yazar.Daha sonra bu kişinin Zeki Baştımar olduğunu ve ölmediğini öğrenir İlhami Bekir Tez.
Taşlıtarla'daki Ev Tez'in de hayatından kesitler sunan bir kitap.Tıpkı onun gibi yetimhaneye bırakılır roman kahramanı,savaş sonrası.Savaş öncesi huzur ve bolluk içinde yaşayan mahallenin portresi çok canlı bir şekilde sunulur.Savaşın ruhlarda yarattığı yıkım ise yürek yakar.Üst kurmaca özellikleri de görülen romanda yazar sık sık araya girip romanın yazılış aşamasını anlatır okuyucuya.O yıllar için oldukça yenilikçi bir anlayış bu.Yazar anlatıcının gözünden çok daha farklı bir döneme şahitlik ederiz.Politik yönü de olan bir kitap Taşlıtarla'daki Ev.
Herhangi Bir Roman Kitabıdır ise kalıpların dışında parçalı anlatımı ile türden türe geçişiyle ( bazı bölümler şiir bazı bölümler düz yazı gibi) oldukça şaşırtıcı.Bir olay örgüsü yok, kişileri takip zor, zaman ve mekân bütünlüğü yok.Anti-emperyalist dünya görüşünün hâkim olduğu kitabı İlhami Bekir Tez forma forma bastırıp, sonradan ciltletip sokak sokak dolaşarak 1 liraya satmış.Yazar tarihte geriye ve ileriye giderek insanlık tarihinin bir panoramasını sunar eleştirel bir tarzda.Benim tavsiyem her bölüm ayrı ayrı düşünülmeli.Bu birbirinden farklı görülen bölümler kitap sonunda anlam kazanıyor.Bol bol atıfların bulunduğu kitap metinler arası ilişkiler açısından da çok ilginç.
Farklı bir yazarla, farklı bir anlatımla tanışmak beyninize biraz da egzersiz yaptırmak isterseniz kaçırmayın bu kitabı derim.️

Yazarın biyografisi

Adı:
İlhami Bekir Tez
Unvan:
Eğitimci, Yazar
Doğum:
Trablus, Libya, 1906
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 29 Mart 1984
İlhami Bekir Tez (Trablus-Libya, 1906 – İstanbul, 29 Mart 1984) Küçük yaşta subay olan dayısıyla birlikte İstanbul’a gitti (1911); dayısı ölünce Darüleytam’a verildi. 1926’da İstanbul Öğretmen Okulu’nu (Darülmuallimin) bitirdi. 1954’e kadar Bolu, Düzce, Akçakoca, İzmir ve İstanbul’da öğretmenlik yaptı. 1924 yılından itibaren "Milli Mecmua", "Servetifünun-Uyanış", "Resimli Ay", "Meşale", "Varlık", "Resimli Şark", "Yeni Adam", "Yeni Türk" gibi dergilerde görüldü. Nâzım Hikmet ile birlikte sosyalist düşüncenin ve toplumcu şiirin önde gelen sanatçıları arasında yer aldı. "Cumhuriyet", "Vatan", "Son Posta" ve "Tan" gazetelerinde çalıştı. Uzun süre eczacılık tarihiyle ilgili yayınlar yaptı. "Bir Şairin Mektupları" ve "SEK" (Sanat El Kitapları: 28 sayı) adlı dergi niteliğinde kitapçıklar çıkardı.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 9 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 5 okur okuyacak.