İlhan Güngören

İlhan Güngören

YazarÇevirmen
8.0/10
34 Kişi
·
96
Okunma
·
4
Beğeni
·
554
Gösterim
Adı:
İlhan Güngören
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
9 Şubat 1923, Antalya
Ölüm:
2000, İstanbul
İlhan Güngören (9 Şubat 1923, Antalya - 2000, İstanbul) yazar. Budizm, Zen, Taoculuk konularında yazdığı ve çevirdiği kitaplarla tanınır. Yol Yayınları'nın kurucusudur.Daha sonra Temyiz Mahkemesi daire başkanlığı ve milletvekilliği yapacak olan ceza hâkimi Arif Güngören'in oğlu olarak dünyaya gelmiştir.Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul'da avukat olarak çalışmaya başlar.

1960'lı yıllarda Yoga ile başlayan Hint felsefeleri ve Budizm'e duyduğu ilgi onun 1970'li yıllarda yazarlığa yönelmesine neden olur, ilk kitabı Zen Budizm Bir Yaşama Sanatı 1978'de yayımlanır. Zen Budizm: D. T. Suzuki'den Seçme Yazılar adlı çevirisi 1980 yılında Türk Dil Kurumu çeviri ödülünü kazanır. 1981'de Yol Yayınları'nı kurar. Taoist cinsel uygulamalar üzerine yayımladığı kitaplar İlhan Güngören'e belli bir popülerlik kazandırmış, TV ve radyo programları ile çeşitli dergilerde görüşlerine yer verilmiştir. Uzakdoğu savaş sanatlarıyla ilgilenmiş,

1980'li yıllardan itibaren Bilsak ve diğer kurumlar bünyesinde verdiği Taijiquan dersleriyle pek çok öğrenci yetiştirmiştir.Doğu düşüncelerine ve uygulamalarına ilgisi Yoga ile başlayan Güngören daha sonraları Budizm'e yöneldi. Doğu öğretilerinin ticarîleştirilmesine karşı çıktı, Budizm'i bireysel bir kurtuluş yolu olarak benimsedi ve bunun temel yöntemi olarak Zen meditasyonu olan zazeni önerdi. Taoist cinsel uygulamaların sağlıklı ve uyumlu bir cinsel yaşam için yararlı olduğunu savundu ve Batı ile Doğu düşüncelerindeki benzer yaklaşımları Yumuşak Sevişme (1996) adlı kitabında topladı. Hayatının son dönemlerinde Taijiquan eğitmenliğiyle birlikte Taoizm'le daha yakından ilgilenmeye başladı ve Alan Watts'tan etkilendi. Özellikle Taoizm'in mistik yönlerini dışlayan felsefî ve akılcı bir yaklaşımı sürdürdü.
Hindu uygulamalarının çoğunda nefes belli bir sisteme göre denetlenir..
Nefes alış "pureka" süresinin dört katı nefes tutma "khumbaka" süresi ve nefes alış süresinin iki katı nefes veriş "rejeka"süresi izler..
Bu oranları 1-4-2-4 diye özetleyebiliriz..
Krişnamurti bir konuşmasında
''Meditasyon yaşamdaki en önemli
konulardan biridir.
Hiç kuşkusuz olmasın diplomalar almak için girilen sınavlardan daha önemlidir'' diyor.
Üç tür meditasyon uygulaması.
Nefesin bilinçle ve farkındalıkla izlemesi yoluyla yapılan meditasyon,
mantra meditasyonu ve sesleri dinleyerek yapılan meditasyon,
görsel meditasyon ve zihin gözünde canlandırma..
Kalama sutra: Öğretmenlerin ya da keşişlerin söylediklerine sırf onlar söyledi diye inanma.
Ancak inceleyip irdeleyip aklına yatkın bulduktan ,senin için de başkaları için de yararlı olduğu kanısına vardıktan sonra inan..
Zazen yapmak için en uygun zaman,sabah kahvaltıdan önceki zamandır, işi gücü olan insanlar gece yatmadan önce de yapabilirler..
Zazen'de bir süre sonra kendinizle ilgili birçok konunun bir şimşek hızıyla aydınlandığı noktaya geleceksiniz..
Örneğin o güne dek anlayamadığınız,farkedemediğiniz birçok bağlantılar ilişkiler birden bire bilirginleşiverecek çözülmesi güç kişisel sorunlarınız çözülüverecektir.
Onun için yanlız başına zen yaparken mutlaka yanınızda not almak için bir kağıt ve bir kalem bulunsun..
Kendi varlığımızı aşma aşamasına varana kadar kendimizi zazen'e verdiğimiz zaman aydınlanma olayı gerçekleşmiştir.
YAŞAMAK NE GÜZEL

Anlayarak bir usta kitap gibi
bir sevda şarkısı gibi duyup
bir çocuk gibi şaşarak

yaşamak ;

birer birer
ve hep beraber
ipekli kumaş dokur gibi
Hep bir ağızdan
sevinçli bir destan
okur gibi

Yaşamak ..

Nazım Hikmet
Yürekli olmak , dünyanın keyfimize göre, gönlümüze göre olmadığını yüreklilikle kabullenmek gerekli.
''Bilimde de çağdaş gelişmeler bir araya getirilip birleştirilince bizim akılcılık kalıtımız giderek zayıf, güçsüz bir duruma düşüyor. Batı bilimlerinden en önde giden ikisi, fizik ve matematik çelişkilere düştüler; yani öyle bir noktaya geldiler ki buradan aklavurma yolunun da çelişkiler üretebileceğini kanıtladılar. Bundan yüz elli yıl önce filozof Kant aklavurmanın aşılmaz sınırları olduğunu göstermeye çalıştı ama Batılı insanın zihni tam anlamıyla olgucu (positivist) olduğundan böyle bir çıkarımı ancak bilimin de doğrulaması durumunda ciddiye alabilirdi. En sonunda bu yüz yılda bilim Kant’a yetişebildi. Hemen hemen aynı zamanda Heisenberg fizikte, Godel matematikte insanın akla vurma yetisinin aşılmaz sınırlarını gösterdiler. Heisenberg’in belirlenemezlik (indeterminism) ilkesi fizik durumların nasıl oluşacağının önceden kestirilmesi bakımından bilme yeteneğimize temelli sınırlar çizerek dibine inildikçe düzensiz, karmaşık ve akıldışı bir doğa’yı göz ucuyla izleyebileceğimiz bir çatlak açıverdi. Pitagor’dan, Platon’dan başlayan Batı geleneğinde matematiğin akılcılığın en kesin, en şaşmaz savunusunu üstlendiği düşünülünce Godel’in çıkarımlarının daha da genişlemesine etkili sonuçları olacağını kestirmek güç değil. Şimdi anlaşılıyor ki —aklavurma’nın tam olarak egemen olduğu— en kesin, en şaşmaz bilimde bile-insan kendini sınırlardan kurtaramıyor. İnsanın yaptığı her matematik sisteminin eksik bir yanı olmaması olanaksız. Matematik okyanusun ortasında su almaya başlamış (çelişkiler) bir gemi gibi. Su alan delikler şimdilik birer tıkaçla tıkanmış ama aklavurma yetimiz geminin başka yerlerden de su almayacağı konusunda güvence vermiyor. Bu güvencesizlik bu güne dek aklın kalesi olarak kabul edilen matematikte ortaya çıkıyor ve böylelikle Batının düşünce tarihinde bir dönüm noktasına gelinmiş oluyor. Bundan sonra atılacak adım temelinde çelişkiler yatan aklavurma’nın (reason) yapısını tanımak olacak.''
Kitabın bir özeti sayılabilecek, altını çizdiğim kısımları es geçmeden buraya da aktarmak istiyorum. Benim için yabancı olduğum psikanaliz ve zen konusunda öğretici ve ufuk açıcı bir kitap oldu. Bu yazımın kitabın konusu hakkında fikir edinmek isteyen veya bir özet edinmek isteyenler için faydalı olacağını düşünüyorum ama öncelikle geriye dönük okumalarımda bana da hatırlatma olması amacıyla kendim için aldığım pekiştirme notlarımdan oluşmaktadır;

Kitabının sonunda Batı Psikanalizinin Zen'den yararlanabileceği görüşünden bahsediyor. Çeviri İlhan Güngören tarafından başarılı bir Türkçeleştirmeyle yapılmış. Özellikle bilimsel terimlerin Türkçeleştirilmesini çok başarılı buldum. Çevirmen kitabın sonuna Fromm'un vefatından bir kaç ay önce yaptığı son basın söyleşisini almış. Bu son söyleşiyi okumuş olduğuma ne kadar çok mutlu oldum anlatamam, böyle bir okumanın ardından değerli bir bilim adamının son sözlerini okumak, okuyucu için gerçekten çok güzel bir armağan. Eric Fromm mesleğinde daima terapilerinde incelediği kişinin bir insan olduğu gerçeği ile hareket etmiş, bunu en önde tutmuş, buna daima önem vermiş bir bilim adamı olduğunu söyler, insan bir makina değil duyguları olan bir varlık, gerçek oldukça sade ve ona bu gözle bakmak anlamak için yeterli. "Bana göre yalan sadece yalandır" der.

Söyleşinin son soru cevap kısmı ile yazımı bitiriyorum. Fromm'un ölümünden önce söylediği son sözleri gerçekten büyük bir hayat dersi veriyor... Kitabı okuyun :)

KİTAP HAKKINDA YAZDIĞIM YAZIMIN TAMAMINI OKUMAK İSTERSENİZ.

http://kalbimdentemizbiryaprak.blogspot.com.tr/...z-ve-zen-budizm.html
Değişik kültürlerden örnekler vererek "hindular,japonlar,çinliler" meditasyonu anlatmaya çalışmış yazar.. Çok fazla tarihi detaylara,çeşitli inanç sistemlerine ve hatta mezheplere varıncaya kadar derinlemesine bir inceleme yapmış..Bu yüzden kitabı okurken kavram karmaşası yaşayabilir ve sıkılabilirsiniz..
Çok fazla uzatıp laf salatası yapmaya gerek yok,meditasyonun nasıl bir şey olduğunu ve meditasyon türlerini öğrenmek ve uygulamak istiyorsanız ilk altmış sayfayı okumak yeterli olacaktır sizler için..
Tamamen etkiden kurtulmuş bir zihin hayalini anlatıyor yazar. İnsanın gerçek benliğine ailesi ve toplum tarafından dikte edilmiş kalıplardan kurtularak ulaşacağı fikri çokça belirtilmiş. Saygıyı hakedecek fikirler olmasına rağmen eksik ve tartışmaya açık olduğunu belirtmeliyim. Sıkılarak bitirdim fakat okunması farklı bakış açısı kazandıracak bir eser olduğunu da söylemem gerek.
Psikanaliz ve zen Budizm in paralellikleri üzerinde durmuş. İnsanın içindeki enerjiyi açığa çıkarma, bilinç dışının bilince çıkarılması, aydınlanma satori kavramlarının yalın ve anlaşılır bir dille ifade edildiği akıcı ve tavsiye edilebilir bir kitap.
Yapılandırılan,koşullandırılan bir zekadan uzak kendi dünyanı yaratmanı Zihni'ni kullanmayı toplumun yapısına göre hareket etmemeyi özgürlüğü nasıl elde etmemiz gerektiğini çok güzel bir şekilde ifade etmiş. Okumanızı tavsiye ederim
Zen öğretisini, bir yaşam sanatı formatında anlatan, tarihi geçmişini araştıran ilk yerli eser.
Bilgeliğin izinde kitabından tanıdığım zen öğretisinin mazisini bu kitap ile daha derinlemesine öğrenmiş oldum.
Kitabı okuyali çok uzun zaman oldu aklimda pek bir şey kalmadı.
İslamda tasavvuf zende budizm beni derinden etkileyen şeyler. Kendinize bir yolculuk yapmak istiyorsaniz kesinlikle okumalisiniz

Yazarın biyografisi

Adı:
İlhan Güngören
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
9 Şubat 1923, Antalya
Ölüm:
2000, İstanbul
İlhan Güngören (9 Şubat 1923, Antalya - 2000, İstanbul) yazar. Budizm, Zen, Taoculuk konularında yazdığı ve çevirdiği kitaplarla tanınır. Yol Yayınları'nın kurucusudur.Daha sonra Temyiz Mahkemesi daire başkanlığı ve milletvekilliği yapacak olan ceza hâkimi Arif Güngören'in oğlu olarak dünyaya gelmiştir.Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul'da avukat olarak çalışmaya başlar.

1960'lı yıllarda Yoga ile başlayan Hint felsefeleri ve Budizm'e duyduğu ilgi onun 1970'li yıllarda yazarlığa yönelmesine neden olur, ilk kitabı Zen Budizm Bir Yaşama Sanatı 1978'de yayımlanır. Zen Budizm: D. T. Suzuki'den Seçme Yazılar adlı çevirisi 1980 yılında Türk Dil Kurumu çeviri ödülünü kazanır. 1981'de Yol Yayınları'nı kurar. Taoist cinsel uygulamalar üzerine yayımladığı kitaplar İlhan Güngören'e belli bir popülerlik kazandırmış, TV ve radyo programları ile çeşitli dergilerde görüşlerine yer verilmiştir. Uzakdoğu savaş sanatlarıyla ilgilenmiş,

1980'li yıllardan itibaren Bilsak ve diğer kurumlar bünyesinde verdiği Taijiquan dersleriyle pek çok öğrenci yetiştirmiştir.Doğu düşüncelerine ve uygulamalarına ilgisi Yoga ile başlayan Güngören daha sonraları Budizm'e yöneldi. Doğu öğretilerinin ticarîleştirilmesine karşı çıktı, Budizm'i bireysel bir kurtuluş yolu olarak benimsedi ve bunun temel yöntemi olarak Zen meditasyonu olan zazeni önerdi. Taoist cinsel uygulamaların sağlıklı ve uyumlu bir cinsel yaşam için yararlı olduğunu savundu ve Batı ile Doğu düşüncelerindeki benzer yaklaşımları Yumuşak Sevişme (1996) adlı kitabında topladı. Hayatının son dönemlerinde Taijiquan eğitmenliğiyle birlikte Taoizm'le daha yakından ilgilenmeye başladı ve Alan Watts'tan etkilendi. Özellikle Taoizm'in mistik yönlerini dışlayan felsefî ve akılcı bir yaklaşımı sürdürdü.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 96 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 103 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.