İlhan Güngören

İlhan Güngören

YazarÇevirmen
8.0/10
39 Kişi
·
108
Okunma
·
4
Beğeni
·
575
Gösterim
Adı:
İlhan Güngören
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
9 Şubat 1923, Antalya
Ölüm:
2000, İstanbul
İlhan Güngören (9 Şubat 1923, Antalya - 2000, İstanbul) yazar. Budizm, Zen, Taoculuk konularında yazdığı ve çevirdiği kitaplarla tanınır. Yol Yayınları'nın kurucusudur.Daha sonra Temyiz Mahkemesi daire başkanlığı ve milletvekilliği yapacak olan ceza hâkimi Arif Güngören'in oğlu olarak dünyaya gelmiştir.Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul'da avukat olarak çalışmaya başlar.

1960'lı yıllarda Yoga ile başlayan Hint felsefeleri ve Budizm'e duyduğu ilgi onun 1970'li yıllarda yazarlığa yönelmesine neden olur, ilk kitabı Zen Budizm Bir Yaşama Sanatı 1978'de yayımlanır. Zen Budizm: D. T. Suzuki'den Seçme Yazılar adlı çevirisi 1980 yılında Türk Dil Kurumu çeviri ödülünü kazanır. 1981'de Yol Yayınları'nı kurar. Taoist cinsel uygulamalar üzerine yayımladığı kitaplar İlhan Güngören'e belli bir popülerlik kazandırmış, TV ve radyo programları ile çeşitli dergilerde görüşlerine yer verilmiştir. Uzakdoğu savaş sanatlarıyla ilgilenmiş,

1980'li yıllardan itibaren Bilsak ve diğer kurumlar bünyesinde verdiği Taijiquan dersleriyle pek çok öğrenci yetiştirmiştir.Doğu düşüncelerine ve uygulamalarına ilgisi Yoga ile başlayan Güngören daha sonraları Budizm'e yöneldi. Doğu öğretilerinin ticarîleştirilmesine karşı çıktı, Budizm'i bireysel bir kurtuluş yolu olarak benimsedi ve bunun temel yöntemi olarak Zen meditasyonu olan zazeni önerdi. Taoist cinsel uygulamaların sağlıklı ve uyumlu bir cinsel yaşam için yararlı olduğunu savundu ve Batı ile Doğu düşüncelerindeki benzer yaklaşımları Yumuşak Sevişme (1996) adlı kitabında topladı. Hayatının son dönemlerinde Taijiquan eğitmenliğiyle birlikte Taoizm'le daha yakından ilgilenmeye başladı ve Alan Watts'tan etkilendi. Özellikle Taoizm'in mistik yönlerini dışlayan felsefî ve akılcı bir yaklaşımı sürdürdü.
Hep sokaklarda çevresiyle ilgilenen ,sağını solunu gören bir kimseye rastlayacak mıyım diye bakınır dururum . Çocuklar dışında böyle bir kimseye rastlamadım.
Düşünce eken davranış biçer,
Davranış eken alışkanlık biçer,
Alışkanlık eken huy biçer,
Huy eken yazgı biçer
Ne yediğiniz içtiğiniz şeylerin türü,
ne de kutsal ırmağın suyu zihninizi arıtmaya yetmez..
Kendi varlığımızı aşma aşamasına varana kadar kendimizi zazen'e verdiğimiz zaman aydınlanma olayı gerçekleşmiştir.
Üç tür meditasyon uygulaması.
Nefesin bilinçle ve farkındalıkla izlemesi yoluyla yapılan meditasyon,
mantra meditasyonu ve sesleri dinleyerek yapılan meditasyon,
görsel meditasyon ve zihin gözünde canlandırma..
Yürekli olmak , dünyanın keyfimize göre, gönlümüze göre olmadığını yüreklilikle kabullenmek gerekli.
Değiştirebilecek şeyleri değiştirecek yürekliliği , değiştirilemeyecek şeylere katlanma gücünü, bunlardan da daha önce ikisinin arasındaki farkı anlayıp ayırt edebilecek bilgeliği ver bize.
Christmas Humpreys'in Zen adlı yapıtında eski bir dua ..
Kitap nihayet bitti.Normalde çok kısa bir sürede bitirilebilir,akıcı bir kitap fakat biraz yoğunsanız bilgi kitabı olduğu için günlere yayarak okuyabilirsiniz.Kitap çeşitli bölümlerden oluşuyor.Her başlıkta farklı şeyler anlatılıyor gibi dursa da benzer olan birçok şey var ve daha çok erkeklere hitap ediyor çünkü kitabın genel konusu erkeklerde en çok görülen cinsel sorunlardan biri olan erken boşalmayı geciktirmek,değil,hiç boşalmamayı sağlamak!Ya da bunu en aza indirmek.
Jolan Chang Taoculuktaki en önemli üç şeyin sağlıklı beslenmek,spor ve cinsellik olduğunu söylüyor.Taocular bunları yerine getiren kişilerin ömürlerinin daha uzun olacağını düşünüyorlar.Ayrıca spermlerini (ersuyu) sürekli vücudundan atmayan bir adamın da çok uzun yaşayacağına inanıyorlar,ersuyunun yaşamın özü olduğunu ve onun savurganca harcanmaması gerektiğini düşünüyorlar.Kitapta bunun için birçok teknik anlatılıyor.Henüz bu konu hakkında araştırma yapmadım fakat sağlıklı bir şey olmadığını düşünüyorum.Ve kitapta da anlatıldığı üzere spermin böbreklere kaçması gibi çeşitli riskler var.
"Feminist Erica Jong çok ünlü Uçuş Korkusu adlı kitabında düşüncelerini
şöyle açıklıyor :
“...ama asıl sorun feminizminizi bir türlü doyurulmak bilmeyen erkek
bedenine karşı duyduğunuz açlıkla nasıl bağdaştırabileceğiniz. Buna çözüm
bulmak da kolay değil... Sonra bir de şu var. Yaşınız ilerledikçe erkeklerin
kadınlara karşı temel duygusunun korku olduğunu anlamaya başlıyorsunuz.Bazıları açıkça, bazıları da gizli, gizli kadınlardan korkuyorlar. Özgür bir kadın
için sönük bir erkek organıyla gözgöze gelmekten daha dokunaklı bir şey olabilir
mi? Tarihin bütün önemli olayları bu iki simgesel nesneyle karşılaştırılınca
önemini yitirir. Kadın ve sönük erkek organı...
Biraz sonra da sözü şöyle sürdürüyor : “Burda çözümsüz bir haksızlık var. Bu
haksızlık erkeğe penis adı verilen harika bir eklentinin kazandırdığı çekicilik
değil, kadının her hava koşulunda yararlılığını sürdüren o harika kadınlık
organıdır. Ne fırtına, ne sulusepken, ne gecenin karanlığı onu şaşırtabilir. Her
zaman ordadır, her zaman hazırdır. Bir düşünecek olursanız müthiş bir şey bu.
Bunun için erkeklerin kadınlardan nefret etmelerine, kadınların cinsel
yetersizliği masalını uydurmalarına şaşmamak gerek."
Yazar önsözde bu haksızlıktan(?) bahsediyor fakat Taocuların bu konuda bir çözüm bulduğunu söylüyor ve Taoculuğu örnek alan bir kimsenin böyle sıkıntısı olmayacağını düşünüyor.
Kitapta en çok bahsedilen şeyden biri de kadının tatmin olmasıydı.Şuan dünyadaki porno ve seks endüstrisinin aksine eski Çin kültürü kadının tatminine çok önem vermiş fakat tarihin akışını ataerkilleştikçe kadın zevki geri plana atılmış.Kitapta kadının zevk aldığını anlamaya yarayan yazılar ve orgazm yaşarken yaptığı davranışlar yer alıyor,üstelik bunları başka bir yerde böyle ayrıntılı okumamıştım.Bu yönden kitabı sevdim.Yin ve Yang,yani kadın ve erkek uyumuna çok ama çok önem verilmiş.
Kitabın bazı seylerinin uygulamasının zor olduğunu düşünüyorum.Örneğin sevgiliyle bin kez gidip gelme,penis sertleşmeden ilişkiye girme,boşalmadan ilişkiyi bitirme gibi çılgın şeyler yer alıyor!Fakat çok faydalı bilgiler de yer alıyor.Cinsel yaşama dair özel bilgiler de içeriyor,boşalmamak için teknikler,pozisyonlar,kadınların olmak için fellik fellik doktor gezdiği ve her şeyi denediği orgazm için kadının daha çok zevk alacağı şeyler vs.
Ayrıca yaşlılıkta cinsel yaşamın bitmediği ve bazı sorunların normal karşılanmasını söylüyor.Hatta yaşlıların daha tecrübeli olduğundan daha güzel ilişkiler de yaşayabileceğinden bahsediyor.Taouculuk hakkında biraz bilgiler de içeriyor;tarihi,dini gibi...
Cinsellik hakkında bilgi istiyorum diyorsanız daha dolu kitaplar okuyabilirsiniz fakat tarihi,mistik ilginç bilgiler de istiyorsanız ve cinselliği biraz daha ayrıntılı öğrenmek istiyorsanız okuyabilirsiniz.Fakat toplum içinde,aile yanında okumamanızı önemle rica ediyor,aksi takdirde olacaklardan kendimi sorumlu tutmuyorum :))
Psikanaliz ve zen Budizm in paralellikleri üzerinde durmuş. İnsanın içindeki enerjiyi açığa çıkarma, bilinç dışının bilince çıkarılması, aydınlanma satori kavramlarının yalın ve anlaşılır bir dille ifade edildiği akıcı ve tavsiye edilebilir bir kitap.
''Bilimde de çağdaş gelişmeler bir araya getirilip birleştirilince bizim akılcılık kalıtımız giderek zayıf, güçsüz bir duruma düşüyor. Batı bilimlerinden en önde giden ikisi, fizik ve matematik çelişkilere düştüler; yani öyle bir noktaya geldiler ki buradan aklavurma yolunun da çelişkiler üretebileceğini kanıtladılar. Bundan yüz elli yıl önce filozof Kant aklavurmanın aşılmaz sınırları olduğunu göstermeye çalıştı ama Batılı insanın zihni tam anlamıyla olgucu (positivist) olduğundan böyle bir çıkarımı ancak bilimin de doğrulaması durumunda ciddiye alabilirdi. En sonunda bu yüz yılda bilim Kant’a yetişebildi. Hemen hemen aynı zamanda Heisenberg fizikte, Godel matematikte insanın akla vurma yetisinin aşılmaz sınırlarını gösterdiler. Heisenberg’in belirlenemezlik (indeterminism) ilkesi fizik durumların nasıl oluşacağının önceden kestirilmesi bakımından bilme yeteneğimize temelli sınırlar çizerek dibine inildikçe düzensiz, karmaşık ve akıldışı bir doğa’yı göz ucuyla izleyebileceğimiz bir çatlak açıverdi. Pitagor’dan, Platon’dan başlayan Batı geleneğinde matematiğin akılcılığın en kesin, en şaşmaz savunusunu üstlendiği düşünülünce Godel’in çıkarımlarının daha da genişlemesine etkili sonuçları olacağını kestirmek güç değil. Şimdi anlaşılıyor ki —aklavurma’nın tam olarak egemen olduğu— en kesin, en şaşmaz bilimde bile-insan kendini sınırlardan kurtaramıyor. İnsanın yaptığı her matematik sisteminin eksik bir yanı olmaması olanaksız. Matematik okyanusun ortasında su almaya başlamış (çelişkiler) bir gemi gibi. Su alan delikler şimdilik birer tıkaçla tıkanmış ama aklavurma yetimiz geminin başka yerlerden de su almayacağı konusunda güvence vermiyor. Bu güvencesizlik bu güne dek aklın kalesi olarak kabul edilen matematikte ortaya çıkıyor ve böylelikle Batının düşünce tarihinde bir dönüm noktasına gelinmiş oluyor. Bundan sonra atılacak adım temelinde çelişkiler yatan aklavurma’nın (reason) yapısını tanımak olacak.''
Değişik kültürlerden örnekler vererek "hindular,japonlar,çinliler" meditasyonu anlatmaya çalışmış yazar.. Çok fazla tarihi detaylara,çeşitli inanç sistemlerine ve hatta mezheplere varıncaya kadar derinlemesine bir inceleme yapmış..Bu yüzden kitabı okurken kavram karmaşası yaşayabilir ve sıkılabilirsiniz..
Çok fazla uzatıp laf salatası yapmaya gerek yok,meditasyonun nasıl bir şey olduğunu ve meditasyon türlerini öğrenmek ve uygulamak istiyorsanız ilk altmış sayfayı okumak yeterli olacaktır sizler için..
Kitabın bir özeti sayılabilecek, altını çizdiğim kısımları es geçmeden buraya da aktarmak istiyorum. Benim için yabancı olduğum psikanaliz ve zen konusunda öğretici ve ufuk açıcı bir kitap oldu. Bu yazımın kitabın konusu hakkında fikir edinmek isteyen veya bir özet edinmek isteyenler için faydalı olacağını düşünüyorum ama öncelikle geriye dönük okumalarımda bana da hatırlatma olması amacıyla kendim için aldığım pekiştirme notlarımdan oluşmaktadır;

Kitabının sonunda Batı Psikanalizinin Zen'den yararlanabileceği görüşünden bahsediyor. Çeviri İlhan Güngören tarafından başarılı bir Türkçeleştirmeyle yapılmış. Özellikle bilimsel terimlerin Türkçeleştirilmesini çok başarılı buldum. Çevirmen kitabın sonuna Fromm'un vefatından bir kaç ay önce yaptığı son basın söyleşisini almış. Bu son söyleşiyi okumuş olduğuma ne kadar çok mutlu oldum anlatamam, böyle bir okumanın ardından değerli bir bilim adamının son sözlerini okumak, okuyucu için gerçekten çok güzel bir armağan. Eric Fromm mesleğinde daima terapilerinde incelediği kişinin bir insan olduğu gerçeği ile hareket etmiş, bunu en önde tutmuş, buna daima önem vermiş bir bilim adamı olduğunu söyler, insan bir makina değil duyguları olan bir varlık, gerçek oldukça sade ve ona bu gözle bakmak anlamak için yeterli. "Bana göre yalan sadece yalandır" der.

Söyleşinin son soru cevap kısmı ile yazımı bitiriyorum. Fromm'un ölümünden önce söylediği son sözleri gerçekten büyük bir hayat dersi veriyor... Kitabı okuyun :)

KİTAP HAKKINDA YAZDIĞIM YAZIMIN TAMAMINI OKUMAK İSTERSENİZ.

http://kalbimdentemizbiryaprak.blogspot.com.tr/...z-ve-zen-budizm.html
Zen öğretisini, bir yaşam sanatı formatında anlatan, tarihi geçmişini araştıran ilk yerli eser.
Bilgeliğin izinde kitabından tanıdığım zen öğretisinin mazisini bu kitap ile daha derinlemesine öğrenmiş oldum.
Kitabı okuyali çok uzun zaman oldu aklimda pek bir şey kalmadı.
İslamda tasavvuf zende budizm beni derinden etkileyen şeyler. Kendinize bir yolculuk yapmak istiyorsaniz kesinlikle okumalisiniz
Tamamen etkiden kurtulmuş bir zihin hayalini anlatıyor yazar. İnsanın gerçek benliğine ailesi ve toplum tarafından dikte edilmiş kalıplardan kurtularak ulaşacağı fikri çokça belirtilmiş. Saygıyı hakedecek fikirler olmasına rağmen eksik ve tartışmaya açık olduğunu belirtmeliyim. Sıkılarak bitirdim fakat okunması farklı bakış açısı kazandıracak bir eser olduğunu da söylemem gerek.
Yapılandırılan,koşullandırılan bir zekadan uzak kendi dünyanı yaratmanı Zihni'ni kullanmayı toplumun yapısına göre hareket etmemeyi özgürlüğü nasıl elde etmemiz gerektiğini çok güzel bir şekilde ifade etmiş. Okumanızı tavsiye ederim

Yazarın biyografisi

Adı:
İlhan Güngören
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
9 Şubat 1923, Antalya
Ölüm:
2000, İstanbul
İlhan Güngören (9 Şubat 1923, Antalya - 2000, İstanbul) yazar. Budizm, Zen, Taoculuk konularında yazdığı ve çevirdiği kitaplarla tanınır. Yol Yayınları'nın kurucusudur.Daha sonra Temyiz Mahkemesi daire başkanlığı ve milletvekilliği yapacak olan ceza hâkimi Arif Güngören'in oğlu olarak dünyaya gelmiştir.Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul'da avukat olarak çalışmaya başlar.

1960'lı yıllarda Yoga ile başlayan Hint felsefeleri ve Budizm'e duyduğu ilgi onun 1970'li yıllarda yazarlığa yönelmesine neden olur, ilk kitabı Zen Budizm Bir Yaşama Sanatı 1978'de yayımlanır. Zen Budizm: D. T. Suzuki'den Seçme Yazılar adlı çevirisi 1980 yılında Türk Dil Kurumu çeviri ödülünü kazanır. 1981'de Yol Yayınları'nı kurar. Taoist cinsel uygulamalar üzerine yayımladığı kitaplar İlhan Güngören'e belli bir popülerlik kazandırmış, TV ve radyo programları ile çeşitli dergilerde görüşlerine yer verilmiştir. Uzakdoğu savaş sanatlarıyla ilgilenmiş,

1980'li yıllardan itibaren Bilsak ve diğer kurumlar bünyesinde verdiği Taijiquan dersleriyle pek çok öğrenci yetiştirmiştir.Doğu düşüncelerine ve uygulamalarına ilgisi Yoga ile başlayan Güngören daha sonraları Budizm'e yöneldi. Doğu öğretilerinin ticarîleştirilmesine karşı çıktı, Budizm'i bireysel bir kurtuluş yolu olarak benimsedi ve bunun temel yöntemi olarak Zen meditasyonu olan zazeni önerdi. Taoist cinsel uygulamaların sağlıklı ve uyumlu bir cinsel yaşam için yararlı olduğunu savundu ve Batı ile Doğu düşüncelerindeki benzer yaklaşımları Yumuşak Sevişme (1996) adlı kitabında topladı. Hayatının son dönemlerinde Taijiquan eğitmenliğiyle birlikte Taoizm'le daha yakından ilgilenmeye başladı ve Alan Watts'tan etkilendi. Özellikle Taoizm'in mistik yönlerini dışlayan felsefî ve akılcı bir yaklaşımı sürdürdü.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 108 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 129 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.