İlhan Güngören

İlhan Güngören

YazarÇevirmen
7.9/10
121 Kişi
·
346
Okunma
·
11
Beğeni
·
920
Gösterim
Adı:
İlhan Güngören
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
9 Şubat 1923, Antalya
Ölüm:
2000, İstanbul
İlhan Güngören (9 Şubat 1923, Antalya - 2000, İstanbul) yazar. Budizm, Zen, Taoculuk konularında yazdığı ve çevirdiği kitaplarla tanınır. Yol Yayınları'nın kurucusudur.Daha sonra Temyiz Mahkemesi daire başkanlığı ve milletvekilliği yapacak olan ceza hâkimi Arif Güngören'in oğlu olarak dünyaya gelmiştir.Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul'da avukat olarak çalışmaya başlar.

1960'lı yıllarda Yoga ile başlayan Hint felsefeleri ve Budizm'e duyduğu ilgi onun 1970'li yıllarda yazarlığa yönelmesine neden olur, ilk kitabı Zen Budizm Bir Yaşama Sanatı 1978'de yayımlanır. Zen Budizm: D. T. Suzuki'den Seçme Yazılar adlı çevirisi 1980 yılında Türk Dil Kurumu çeviri ödülünü kazanır. 1981'de Yol Yayınları'nı kurar. Taoist cinsel uygulamalar üzerine yayımladığı kitaplar İlhan Güngören'e belli bir popülerlik kazandırmış, TV ve radyo programları ile çeşitli dergilerde görüşlerine yer verilmiştir. Uzakdoğu savaş sanatlarıyla ilgilenmiş,

1980'li yıllardan itibaren Bilsak ve diğer kurumlar bünyesinde verdiği Taijiquan dersleriyle pek çok öğrenci yetiştirmiştir.Doğu düşüncelerine ve uygulamalarına ilgisi Yoga ile başlayan Güngören daha sonraları Budizm'e yöneldi. Doğu öğretilerinin ticarîleştirilmesine karşı çıktı, Budizm'i bireysel bir kurtuluş yolu olarak benimsedi ve bunun temel yöntemi olarak Zen meditasyonu olan zazeni önerdi. Taoist cinsel uygulamaların sağlıklı ve uyumlu bir cinsel yaşam için yararlı olduğunu savundu ve Batı ile Doğu düşüncelerindeki benzer yaklaşımları Yumuşak Sevişme (1996) adlı kitabında topladı. Hayatının son dönemlerinde Taijiquan eğitmenliğiyle birlikte Taoizm'le daha yakından ilgilenmeye başladı ve Alan Watts'tan etkilendi. Özellikle Taoizm'in mistik yönlerini dışlayan felsefî ve akılcı bir yaklaşımı sürdürdü.
Hep sokaklarda çevresiyle ilgilenen ,sağını solunu gören bir kimseye rastlayacak mıyım diye bakınır dururum . Çocuklar dışında böyle bir kimseye rastlamadım.
Düşünmemek yine de düşünmektir.
'Ben düşünmeyeceğim' diye düşünmektir.
Bu da bir tür düşünmektir.
Düşünmek ya da düşünmemek.
Bu ikilemden nasıl çıkmalı..?
marie sklodowska
marie sklodowska Taocu Sevişme ve Seks - Eski Çinlilerin Cinsel Esrime Yöntemi'yi inceledi.
250 syf.
Kitap nihayet bitti.Normalde çok kısa bir sürede bitirilebilir,akıcı bir kitap fakat biraz yoğunsanız bilgi kitabı olduğu için günlere yayarak okuyabilirsiniz.Kitap çeşitli bölümlerden oluşuyor.Her başlıkta farklı şeyler anlatılıyor gibi dursa da benzer olan birçok şey var ve daha çok erkeklere hitap ediyor çünkü kitabın genel konusu erkeklerde en çok görülen cinsel sorunlardan biri olan erken boşalmayı geciktirmek,değil,hiç boşalmamayı sağlamak!Ya da bunu en aza indirmek.


Jolan Chang Taoculuktaki en önemli üç şeyin sağlıklı beslenmek,spor ve cinsellik olduğunu söylüyor.Taocular bunları yerine getiren kişilerin ömürlerinin daha uzun olacağını düşünüyorlar.Ayrıca spermlerini (ersuyu) sürekli vücudundan atmayan bir adamın da çok uzun yaşayacağına inanıyorlar,ersuyunun yaşamın özü olduğunu ve onun savurganca harcanmaması gerektiğini düşünüyorlar.Kitapta bunun için birçok teknik anlatılıyor.Henüz bu konu hakkında araştırma yapmadım fakat sağlıklı bir şey olmadığını düşünüyorum.Ve kitapta da anlatıldığı üzere spermin böbreklere kaçması gibi çeşitli riskler var.


"Feminist Erica Jong çok ünlü Uçuş Korkusu adlı kitabında düşüncelerini
şöyle açıklıyor :
“...ama asıl sorun feminizminizi bir türlü doyurulmak bilmeyen erkek
bedenine karşı duyduğunuz açlıkla nasıl bağdaştırabileceğiniz. Buna çözüm
bulmak da kolay değil... Sonra bir de şu var. Yaşınız ilerledikçe erkeklerin
kadınlara karşı temel duygusunun korku olduğunu anlamaya başlıyorsunuz.Bazıları açıkça, bazıları da gizli, gizli kadınlardan korkuyorlar. Özgür bir kadın
için sönük bir erkek organıyla gözgöze gelmekten daha dokunaklı bir şey olabilir
mi? Tarihin bütün önemli olayları bu iki simgesel nesneyle karşılaştırılınca
önemini yitirir. Kadın ve sönük erkek organı...
Biraz sonra da sözü şöyle sürdürüyor : “Burda çözümsüz bir haksızlık var. Bu
haksızlık erkeğe penis adı verilen harika bir eklentinin kazandırdığı çekicilik
değil, kadının her hava koşulunda yararlılığını sürdüren o harika kadınlık
organıdır. Ne fırtına, ne sulusepken, ne gecenin karanlığı onu şaşırtabilir. Her
zaman ordadır, her zaman hazırdır. Bir düşünecek olursanız müthiş bir şey bu.
Bunun için erkeklerin kadınlardan nefret etmelerine, kadınların cinsel
yetersizliği masalını uydurmalarına şaşmamak gerek."


Yazar önsözde bu haksızlıktan(?) bahsediyor fakat Taocuların bu konuda bir çözüm bulduğunu söylüyor ve Taoculuğu örnek alan bir kimsenin böyle sıkıntısı olmayacağını düşünüyor.


Kitapta en çok bahsedilen şeyden biri de kadının tatmin olmasıydı.Şuan dünyadaki porno ve seks endüstrisinin aksine eski Çin kültürü kadının tatminine çok önem vermiş fakat tarihin akışını ataerkilleştikçe kadın zevki geri plana atılmış.Kitapta kadının zevk aldığını anlamaya yarayan yazılar ve orgazm yaşarken yaptığı davranışlar yer alıyor,üstelik bunları başka bir yerde böyle ayrıntılı okumamıştım.Bu yönden kitabı sevdim.Yin ve Yang,yani kadın ve erkek uyumuna çok ama çok önem verilmiş.


Kitabın bazı seylerinin uygulamasının zor olduğunu düşünüyorum.Örneğin sevgiliyle bin kez gidip gelme,penis sertleşmeden ilişkiye girme,boşalmadan ilişkiyi bitirme gibi çılgın şeyler yer alıyor!Fakat çok faydalı bilgiler de yer alıyor.Cinsel yaşama dair özel bilgiler de içeriyor,boşalmamak için teknikler,pozisyonlar,kadınların olmak için fellik fellik doktor gezdiği ve her şeyi denediği orgazm için kadının daha çok zevk alacağı şeyler vs.


Ayrıca yaşlılıkta cinsel yaşamın bitmediği ve bazı sorunların normal karşılanmasını söylüyor.Hatta yaşlıların daha tecrübeli olduğundan daha güzel ilişkiler de yaşayabileceğinden bahsediyor.Taouculuk hakkında biraz bilgiler de içeriyor;tarihi,dini gibi...


Cinsellik hakkında bilgi istiyorum diyorsanız daha dolu kitaplar okuyabilirsiniz fakat tarihi,mistik ilginç bilgiler de istiyorsanız ve cinselliği biraz daha ayrıntılı öğrenmek istiyorsanız okuyabilirsiniz.Fakat toplum içinde,aile yanında okumamanızı önemle rica ediyor,aksi takdirde olacaklardan kendimi sorumlu tutmuyorum :))
Ramazan...
Ramazan... Taocu Sevişme ve Seks - Eski Çinlilerin Cinsel Esrime Yöntemi'yi inceledi.
250 syf.
Bu incelemeyi yazmak için bazı arkadaşlarım ve kendim ile çok istişare ettim. Ne kadar olumsuz cevaplar alsamda yazmaya karar verdim.

Sonuçta hakaret aşağılama küfür rencide ve zinaya tesfik değilde, aksine bilgi amaçlı olacağı için hiç çekinmeden inceleme yapmaya karar verdim. Zaten herkesin yaşadığı ve yaşayacağı şeyler olduğu için öğrenilmesi gereken bilgiler içeriyor.

Kitapta eşlerin çiftlerin mutluluğu sağlıklı ve hatta uzun bir ömür için faydalı olabileceği konular üzerinde duruluyor.

Nasıl mı ?

Eski Çin Taocu Felsefesi' ne göre erkeklerin erken boşalma gibi cinsel sorunlara (günümüzde neredeyse tüm medya alanlarında herkesin reklamlariyla karşılaştığı kimyasal uyaricilar haplar vs. yerine) erkeklerin neredeyse hiç boşalmadan çiftlerin orgazma ulaşmasını sağlayacak tamamen doğal bilgiler içeriyor.

Erkekler de boşalmanın en aza indirilmesinin hem evliliklerin hemde erkeğin ömrünün daha sağlıklı ve uzun olacağı üzerine durulmuş.
Ve şu bilgiler de eklenmiş;

""Sevişme konusun da daha çok, daha büyük sorunları olanlar ve acele yardıma gereksemesi olanlar erkekler...
Onun için bu kitabın asıl amacı erkeklerin acele yardımlarına koşup kadınlara daha iyi, daha sağlıklı yatak arkadaşı olmalarına yardımcı olmaktır. Eğer bunu başarabilirsek doğal olarak bundan yararlanacak olan kadınlar olacak."

"Eski Taocu sevişme ustaları, sevişme, sağlıklı beslenme ve beden egzersizleri yapmayı, insan yaşamının üç temel direği sayıyorlardı. Onlara göre uzun yaşam işte bu üç temel direk üzerinde durmaktadır. Kuşkusuz Taocu sevişmeyi uygulayarak sağlığınız iyileşecektir ama öteki iki temel direğe de, yani sağlıklı beslenme ve beden egzersizlerine de — özellikle nefes egzersizlerine önem vermeniz gereklidir."

"Taoçuluk sevişme yeteneğinin hem yatak arkadaşını tam olarak doyuracak, hem de sevişmenin olabildiğince tadını çıkaracak düzeye ulaşana dek geliştirilmesini istiyor. Doyum dendiği zaman Taocuların anladığı şey yalnızca o anda duyulan zevk değildir. Daha çok fizikötesi bir anlamda karşılıklı olarak bir dinginlik, erinçlik, bir gönül rahatlığının gerçekleştirilmesidir. Taocu, sevişmede teknikten söz ettiği zaman anlatmak istediği yalnız git geldeki beceri ya da boşalmayı denetlemedeki ustalık değildir. Bir yandan da Yin ve Yang uyumunu tam olarak gerçekleştirebilmeniz için sizden tüm duyularınızı açmanızı, onları sonuna kadar geliştirmenizi bekliyor."

"Niçin Ernest Hemingway, George Sanders, Mark Rathko gibi sayılamayacak kadar çok, görünürde üstün başarılı kimseler kendi elleriyle canlarına kıyıyorlar? Gene niçin sayısız sağlıklı kadın, erkek hatta çocuk sigarayla, uyuşturucu maddelerle, alkollü içkilerle, sağlıksız yiyecekler, sağlıksız yaşam alışkanlıklarıyla yavaş yavaş kendilerini öldürüyorlar? Niçin sayılamayacak kadar çok insan karşılarına çıkan her insan ve her şeyden nefret ediyorlar — hatta onları yok etmeye çalışıyorlar? Yalnızca utkunun övüncü için mi? Yoksa doyurulmamış tutkuları yüzünden mi? Ya da amaç yalnızca güçlülüğünü kanıtlamak mı?

bütün bu kötülüklerin kökünü kadınla erkeğin Yin’le Yang arasında kurulması gerekli temel uyumu sağlamaktaki başarısızlıklarında aramak gerektiği kanısına vardım. Taoculuk tüm bu sorulara hem kolay hem de zevkli bir çözüm getiriyor."

Yukarıda geçen sozler kitaptan alıntardır.

Mutluluğunuz huzurunuz ve ömrünüz uzun olsun.
Kitaplarla kalın emi :)
Kaan
Kaan Taocu Sevişme ve Seks - Eski Çinlilerin Cinsel Esrime Yöntemi'yi inceledi.
180 syf.
Kitap, Çin öğretisi olan Taoculuğun seks üzerine tavsiyelerini içeriyor. Bu tavsiyeler daha çok erkeğe yönelik; erkeğin boşalmasini engellemek, geciktirmek ve de erkeğin cinsel ilişkide sadece kendisini değil partnerini keşfetmesi ve partnerini düşünmesini temel alıyor.

Yin ve Yang = Kadın ve Erkek olarak kabul edilebilir bu konu özelinde. Bu nedenle cinsellikte gerçek mutluluğun Yin ve Yang'in uyumuna dayalı olduğu vurgulanıyor.

Kitapta sürekli kendi felsefesini ovme cümleleri mevcut. Tabiki bu övgü cümleleri olabilir, gayet normaldir. Ancak bu durum, kitapta fazla yer kapladiginda ana fikrin sönük kalmasına ve asıl anlatılmak istenene bir türlü deginilmemesine ya da yeterince deginilmemesine sebebiyet verir. Sürekli felsefeni övmektense ne anlatmak istiyorsan bunu enine boyuna anlatmalisin; felsefemiz çok derin kitaba sığmaz gibi bir argumana karşılık ise şu çok rahat denilebilir: Kendini bu kadar ovme kısımlarına yer verecegine felsefeni anlatmaya yer verseydin.

Keyifli okumalar
Kırmızı Rüzgar
Kırmızı Rüzgar Taocu Sevişme ve Seks - Eski Çinlilerin Cinsel Esrime Yöntemi'yi inceledi.
250 syf.
·2 günde
Bu kitabı burada görüp merak ettim. Aslında inceleme yazmaya gerek görmemiştim ama sanırım bir iki bir şey söylesem okumak isteyenler için iyi olur. Cinsellik nereden baksak bir sorun günümüzde. Ayıplayanlar, utananlar, gereğinden fazla abartanlar derken ciddi olarak bilinçlenmemiz gereken bir konu. Ama bu kitap bunu sağlamayacaktır çünkü ilk olarak kadınlar için de faydalı bilgiler içerse de daha çok erkeklere hitap ediyor. Kalıp yargılar nasıl kırılır, cinsel ilişkideki sorunlar nasıl aşılır, bunlarla ilgili taktikler verilmiş. İkinci olarak da sadece Taocu felsefeye göre cinsel ilişki nasıl olmalı onu anlatıyor. İnce bir kitap ama bana kalırsa oldukça sıkıcı çünkü tarihçe kısmı çok geniş bir yer kaplıyor. Aynı şeyi tekrar edip durduğu yerler var. Bir de aslında övündükleri şiirsel dilleri, organlara verilen isimler beni inanılmaz derecede rahatsız etti. İtici sıfatlar, benzetmeler ve betimlemelerdi. Yazar dalga geçiyor hissi uyandırıyor insanda. Bunun dışında önemli şeyler de anlatıyor. Cinsel yaşam ve sağlık, mutluluk arasındaki ilişkiden de bahsetmiş. Tamamen bu felsefe üzerine bir birliktelik kurmak çok da mantıklı mı emin olamamakla birlikte anlattığı yöntemlerin uygulanabilir bir yanı da olduğunu düşünüyorum.
124 syf.
·3 günde·8/10
Batı kökenli bir yaklaşım olan psikanalizin, bir iyileştirme aracı olarak kullanılsa bile, onun da kökeninde Batı insanının bunalımı ve rasyonel düşünce yatar. Bu durum çelişki yaratır. Analiz ilişkisinde de bunun yansımasını görmek mümkündür. Analist, analize gelen hastayla sürekli bir hiyerarşi ilişkisi kurar. Freudcu psikanalizde analistin üstün bir hoca ve örnek alınacak bir insan olarak görülmesi Fromm açısından sorun teşkil etmektedir. Bu yaklaşım ona göre çağın insanını, iyileşme amacıyla gittiği analizden elinin boş dönmesine sebep olmaktadır. Dolayısıyla Fromm rasyonalizmle yoğrulmuş bir psikanalize alternatif arayışına girer.
Bu arayışın uğrağı Zen Budizm’dir. Bunun bazı sebepleri var tabii. İlki Zen Budizm’in insana bakışıyla psikanaliz arasındaki benzerliktir ya da bu benzerliği Fromm ve onun atıf yaptığı D. T. Suzuki’nin kurduğunu söylemek daha doğru olur. İkinci bir sebepse, Zen Budizm’in inanç anlayışının Batı düşüncesinden farklı olarak daha insan merkezli olmasıdır. Bu ikinci sebebi kitaptan doğrudan çıkarmak oldukça zahmet istiyor. Zira Fromm her ne kadar Batı düşüncesini eleştirse bile, yer yer Zen Budizm’le Hıristiyanlık arasında şaşırtıcı benzerlikler kurabilmektedir. Bu da Fromm’un kullandığı inceleme yöntemini açıklarken meselenin ahlaki boyutuna (yoksa dini mi demeli?) değinmemesinden kaynaklanıyor olabilir. Bunu bir kenara bırakıp Zen Budizm’le psikanaliz arasındaki ayrıma da bakmak gerek.
Zen Budizm, psikanalizden farklı olarak hocayla öğrencinin birlikte aydınlanmasını sağlar Fromm’a göre. Öğrenci kendi özgür iradesiyle baş başadır. Psikanalizdeki zorlama burada yoktur. Batı düşüncesi topyekün, özne-nesne ayrımı üstüne kuruluyken Zen Budizm bu ikilikten kurtulmuştur. İnsan düşünceyle değil, deneyimle bir şeyleri fark eder. O yüzden Freudcu psikanalizin düşünce yoluyla farkında olunmayanın farkına vardırma çabası, burada kendisini bütünüyle anlamaya bırakır...
İyi Okumalar
İrfan Yusuf İlter
İrfan Yusuf İlter Taocu Sevişme ve Seks - Eski Çinlilerin Cinsel Esrime Yöntemi'yi inceledi.
250 syf.
·Beğendi·10/10
Genelde toplum baskisindan korktugum icin boyle kitaplari okudum demem yahut paylasmam.
Ama kitap tamamen iki partnerin birbirini anlamasi ve mutlu etmesi uzerine yazilmis bir eser. Hemde akliniza geldigi gibi tamaminda pornografik bir sevisme yada birliktelikten bahsetmiyor.
Erkegin kadina deger vermesinden, kadinin ilgi beklemesinden, kadinin mutlu oldugu vucut bölgelerinden bahsediyor.

Tabi seks konusunda da ayrintili bir anlatim sagliyor. Batinin orgazma ulasamayan kadinlarina karsilik, dogunun kadinlarinin orgazm yasamalarinin sebebinin; aslinda batili ve dogulu erkekler olduguna ve esleri ile aralarinda egosuz ve acikca gecen iletisimden bahsediyor.

Seksin iki partnerinin de istegi uzerine ve ayni haklara sahip oldugunu; kolayca uygulayabileceginiz ve anlayabileceginiz sekilde sizlere anlatiyor.

Bence okumalisiniz, hicbir kaybiniz olmayacaktir. En fazla 200 sayfa bosuna okumus olursunuz. Ama ise yararsa bi omur mutlu bir cift olacaginiz kesin.

Partnerim ve ben sevdik. Sizlere keyifli okumalar dilerim.
Sümeyye Nur Oğlakçı
Sümeyye Nur Oğlakçı Taocu Sevişme ve Seks - Eski Çinlilerin Cinsel Esrime Yöntemi'yi inceledi.
250 syf.
·8/10
Şu ana kadar yazdığım en zor inceleme çünkü ucunda ahlaksızlık damgası yemek var. NEYSE... Bu kitabı bir felsefe kitabı edasıyla okudum; tavsiyem siz de öyle yapın. Kitapta terbiyesiz şeyler yok. Antik Çin medeniyetinin tıpta çok ilerlemiş bayan doktoru sü ile imparator arasında geçen soru cevaplardan müteşekkil, aralarda yazarın kaynak vererek açıklamaları var. Çoğu yerde bir tıp havasında ve aslında genel bilgilerin ne kadar nakıs ve yanlış olduğunu anlıyoruz. Tüm tıbbi alanda yaptığımız gibi burda da fayda ve şifa olacak şeyi zarar ve çöküntüye çeviriyoruz. Modern tıbbın yaptığı araştırmalarla bir çoğu isbatlanan bu felsefede cinsel hayat bir uzun yaşama, şifa bulma(sinir ve karaciğer rahatsızlıkları, görme kaybı gibi) aracı olarak uygulanmış. Temel öğretisi ise bunun hayvani bir güdünün üstünde, şiirsel, duygusal, ruhsal bir onarım olduğunu anlatmak. Okuyanlar için, asırlarca evvel olmasına rağmen, peygamber efendimizin önerilerine ciddi derecede benzerlik gösteriyor. Bir çok ifadeye çok şaşıracak ve yaratıcının sanatını tefekkür edeceksiniz. (20 YAŞ ALTI kimselere şiddetle tavsiye etmiyorum, sizlik bir şey yok ;))
172 syf.
·9 günde·10/10
Son yıllarda okuyup da etkisinde kaldığım ve çok etkilendiğim ender kitaplardan biri. Özgürlük, eğitim, düşünce, anlam, şöhret, gelenek, modernleşme, din, ideoloji, sevgi gibi kavramlar konusunda tüm ezberleriniz bozulabilir. Tabi özgür düşünmeye cesaretiniz varsa.
Kitap; içsel yolculuğunu tamamlamış, aklı ikna kalbi ise tam mutmain olmuş ermiş bir insan modeli öneriyor. Bu modern çağın insanına cesaretle böyle bir model önermek hakikaten yürek ister.
Modern döneme itirazı olan ve iç yolculuğa çıkmak isteyen herkesin okuması gereken bir kitap. Kitaptan öte bir şey bana göre. Çünkü insan okudukça bazı şeyleri hissediyor aynı zamanda.
Samsara
Samsara Meditasyon ve Zazen'i inceledi.
@Satori·28 Ara 2017·Kitabı okumadı
Değişik kültürlerden örnekler vererek "hindular,japonlar,çinliler" meditasyonu anlatmaya çalışmış yazar.. Çok fazla tarihi detaylara,çeşitli inanç sistemlerine ve hatta mezheplere varıncaya kadar derinlemesine bir inceleme yapmış..Bu yüzden kitabı okurken kavram karmaşası yaşayabilir ve sıkılabilirsiniz..
Çok fazla uzatıp laf salatası yapmaya gerek yok,meditasyonun nasıl bir şey olduğunu ve meditasyon türlerini öğrenmek ve uygulamak istiyorsanız ilk altmış sayfayı okumak yeterli olacaktır sizler için..

Yazarın biyografisi

Adı:
İlhan Güngören
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
9 Şubat 1923, Antalya
Ölüm:
2000, İstanbul
İlhan Güngören (9 Şubat 1923, Antalya - 2000, İstanbul) yazar. Budizm, Zen, Taoculuk konularında yazdığı ve çevirdiği kitaplarla tanınır. Yol Yayınları'nın kurucusudur.Daha sonra Temyiz Mahkemesi daire başkanlığı ve milletvekilliği yapacak olan ceza hâkimi Arif Güngören'in oğlu olarak dünyaya gelmiştir.Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul'da avukat olarak çalışmaya başlar.

1960'lı yıllarda Yoga ile başlayan Hint felsefeleri ve Budizm'e duyduğu ilgi onun 1970'li yıllarda yazarlığa yönelmesine neden olur, ilk kitabı Zen Budizm Bir Yaşama Sanatı 1978'de yayımlanır. Zen Budizm: D. T. Suzuki'den Seçme Yazılar adlı çevirisi 1980 yılında Türk Dil Kurumu çeviri ödülünü kazanır. 1981'de Yol Yayınları'nı kurar. Taoist cinsel uygulamalar üzerine yayımladığı kitaplar İlhan Güngören'e belli bir popülerlik kazandırmış, TV ve radyo programları ile çeşitli dergilerde görüşlerine yer verilmiştir. Uzakdoğu savaş sanatlarıyla ilgilenmiş,

1980'li yıllardan itibaren Bilsak ve diğer kurumlar bünyesinde verdiği Taijiquan dersleriyle pek çok öğrenci yetiştirmiştir.Doğu düşüncelerine ve uygulamalarına ilgisi Yoga ile başlayan Güngören daha sonraları Budizm'e yöneldi. Doğu öğretilerinin ticarîleştirilmesine karşı çıktı, Budizm'i bireysel bir kurtuluş yolu olarak benimsedi ve bunun temel yöntemi olarak Zen meditasyonu olan zazeni önerdi. Taoist cinsel uygulamaların sağlıklı ve uyumlu bir cinsel yaşam için yararlı olduğunu savundu ve Batı ile Doğu düşüncelerindeki benzer yaklaşımları Yumuşak Sevişme (1996) adlı kitabında topladı. Hayatının son dönemlerinde Taijiquan eğitmenliğiyle birlikte Taoizm'le daha yakından ilgilenmeye başladı ve Alan Watts'tan etkilendi. Özellikle Taoizm'in mistik yönlerini dışlayan felsefî ve akılcı bir yaklaşımı sürdürdü.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 346 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 336 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.