Korkut Erdur

Korkut Erdur

ÇevirmenEditör
8.3/10
113 Kişi
·
258
Okunma
·
0
Beğeni
·
48
Gösterim
Adı:
Korkut Erdur
Tam adı:
Korkut Emrah Erdur
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
176 syf.
·1 günde·9/10
Martin Eden kitabını okuduktan sonra hemen çizgi romanı sipariş verdim. Geldiği anda okumaya başladım. Bir saati geçmeyecek bir kitap olmasına rağmen çizimlere bakmaktan üç saatte falan okudum sanırım. Çizerin ortaya çıkardığı Martin benim hayal ettiğim Martin’e çok yakındı. Bu açıdan orijinalini zedelemeden oluşturulmuş bir çizgi romandı bence. Yalnızca kitabın boyutunda büyük hayal kırıklığına uğradım. Sipariş verirken bu kadar büyük olacağını tahmin etmemiştim. Çizgi roman boyutlarından pek anlamam ama daha küçük olmasını isterdim. Zira kitap harita metod defter kadardı.
176 syf.
·10/10
Hayatımda en çok iz bırakan kitabı sorsalar herhalde hiç tereddüt etmeden Martin Eden derim.

Bu çizgi roman Martin Eden'in (dolayısıyla Jack London'ın, malum yarı otobiyografik bir roman) hikâyesinin görselleştirilmiş hali. Kitabın bana göre en güzel kısmı Martin Eden resmedilirken, bahsettiğim otobiyografi detayından olsa gerek, Jack London'ın kendi yüzünün model alınmış olmasıydı. Yani Martin Eden somut bir şekilde London'la özdeşleşmiş oldu ve kitaba bu gözle bakınca inanılmaz etkileyiciydi. Özellikle bazı sayfalardaki yüz ifadeleri... Üzgün, yorgun, aşık, bıkkın, bezgin... Her ne kadar çizim de olsa Jack London'ın yüzünden bu ifadelerin geçişini seyretmek gibiydi, sarsıcıydı.

Çizgi roman okumak, roman okumak gibi değil. En basitinden bazen kitaplarda sayfalarca süren mekân, insan betimlemeleri çizgi romanlarda nerdeyse hiç yok. Çünkü filmlerde olduğu gibi direkt o anın ve kişilerin görseli var zaten. Ağırlıklı olarak diyaloglardan ve açıklayıcı kısa cümlelerden ibaretti ve tam olarak bir görsel şölendi. Kitap olduğu gibi resmedilemezdi ve tabii ki atlanan kısımlar vardı. Romanın özeti sayılır aslında ama okurken bende kitabı ilk okuduğum zamanki hislerimi uyandırdı. O zamanki düşüncelerim peş peşe zihnime akın etti. Martin Eden'in o günlerde beni elimden tutup düştüğüm bataktan çıkarışını, bana güç ve motivasyon verişini asla unutmayacağım. Bu kitabı o zaman okumamış olsaydım, hiç şüphem yok ki okulum uzayacaktı. Zaman yok diye okumaya erindiğimiz kitaplar aslında ziyan edeceğimiz yılları kurtarmamızı sağlıyabiliyormuş demek ki.

Arşivlik bir kitap ve benim gibi kalbinde Martin Eden'in özel bir yeri olan herkesin bir an önce kütüphanesine dahil etmesini tavsiye ederim. Yapı Kredi Yayınları bu tarz ciltli ve çizgi roman formatında kitaplarda çok fazla tekrar basıma gitmiyor. Bugün Kayıp Zamanın İzinde'nin çizgi roman serisinin tüm kitaplarını ikinci el sitelerden temin ederek bile tamamlamanız çok zor. Oralarda da bulunmuyor. O yüzden tükenmeden alın ve keiyfle okuyun.
256 syf.
·Beğendi·9/10
Pierre Bonnard, sanırım “Picasso” ve “Matisse”le beraber: “Bu da sanat eseri mi sayılıyor, ben de yaparım; hatta daha iyisini yaparım” diyenlerle dolu yaptığı çalışmalara bakılınca. 1890’lı yıllarda Pont-Aven Okulu’ndan etkilenen ve Gauguin’in öğretilerini devam ettirmeyi amaçlayan bir grup ressam, Nabiler grubunu kurdu. Bu grup, Japon sanatından, simgecilikten, Van Gogh ve Cezanne’ın sanatından etkilendi. Empresyonistlere karşı oluşan bir sanat akımı. Derinliği ortadan kaldırmak, sadeliği yakalamak ve Floransa Ekolü’ne karşı rengi savunan Venedik Ekolü gibi “rengin önemini” savundular.

Bonnard, Paris yaşantısının sokak ve peyzaj görüntülerini resmetmek yerine -Monet, Pissarro, Caillebotte bunları yeterince yapıyordu- burjuvaların eş yaşantısını, ekoseli kumaşlar, dantelli örmeler, kareli sofralar, kristal ve pirinç lokumlu kırılacak eşyalar resmetti. Aslında ressamın en büyük özelliği, “perspektif” olayını hiçe sayması ve aklına gelen şekilde objeleri yerleştirip eğik kompozisyonlar ortaya çıkarması; kendisi Akademi’nin önerdiği ve kurallarını hiçe sayarak eserler ortaya koydu. Özgünlüğün gelişmesi açısından, Bonnard, diğerlerine ön ayak olması, önemli bir gelişme, cesaret örneği. Renoir ve Monet’le de yakın bir arkadaşlığı vardı. Bonnard’ın bi’ diğer özelliği: Kompozisyonda öne çıkarılan bir figür ve arka plan aynı renklere boyanır, tuvalin tümü ise o renklerden nasibini alır ve bu durum, bütün tuvaldeki resmin bir bütün, özdeşleştirilmek için çok çaba harcandığı hissiyatını verir, cidden ilginç ve ilk bakışta yoran, anlaşılmayan, dikkat isteyen bir ressam. İngiliz sanat eleştirmeni Clive Bell, müthiş bir tespitte bulunmuş ressam için: “Avrupa resimleri kural olarak duvar örme tarzıyla temelden yukarıya doğru çıkar; Bonnard’ın bir resminin tasarımı ise, birçok Çin resmine ve İran dokumasına benzer biçimde, son derece değerli desenli tülbendi kuru otların üstüne dikkatle serercesine tuvalin üstüne serilmiş gibidir.”
64 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Guy de Maupassant 'ın Le Horla kitabını okumadan bu çizgi roman yorumunu okudum.
Çizimleri, Türkçesi çok iyi geldi.
Birkaç kez okudum sanırım.
Kesinlikle öykü halini de okuyacağım.
176 syf.
·10/10
Öyle bir eser ki her sayfası yağlı boya tablo gibi, resimli roman okumuyor, sanki resim sergisinde geziyorum gibi hissettim.

Edebi içeriğe gelirsem,
Denizci, karada gördüğü deniz kızı gibi bir güzele aşık olur, ona kendini beğendirmek ve biraz da entelektüel birikim için kitap okumaya başlar, Dış görüntüsünede çeki düzen verir, tabi kitap okudukça , kelimelerin ritmine, yazının büyüsüne kapılır. Artık o değil kalemi onu anlatsın ister ve yazmaya başlar. O kadar kitap okumanın etkisiyle siyasete , dolayısıyla dünyaya sataşmaya da başlar. Sonrası mevzu bahis konunun etrafında gemici düğümü gibi içinden çıkılmaz olaylar örgüsüne dönüyor. 

Kim ne yaşarsa kalemine yansır sayın okur, Deniz.... Mavinin adı, bilinmez güzellik,  bulutun aşkı, güneşin dostu.  Deniz öyle bir güzelliktir ki onunla olan ona ait olur.

Özetle
Martin Eden , deniz kızı gibi bir güzele meftun , denizde yaşadığı serüvenleri kalemine fısıldayan gizli hazine belki.
O gemisinin limanı olarak yazarlığı rota bilmiş.
Peki siz geminizin limanını buldunuz mu? Aşktır belki de o liman, kimbilir...Benim limanım mı? Benim gemimde olmadı ,limanımda.

Diyor ya kitapta Martin Eden;
" Ne haritası ne de pusulası olan, yolunu kaybetmiş bir gezgin gibiyim..." s.10
İşte bende öyle bir haldeyim.

Son söz olarakta herkese denize nazır bir hayat diliyorum.

Keyifli okumalar...
256 syf.
·Beğendi·10/10
Ben güzel sanatlar okuyan bir öğrencimiyim banane onlar okusun dedim yıllarca bu kitapları...
Sonra güzel sanatlar okuyan değerli bir arkadaşım oldu ve onun zoruyla okudum...
Ve iyi ki bu kitabı okumam için beni zorlamış ve iyi ki zorlada olsa okudum tadı damağımda kaldı diyebilirim...
Resim sanat müzelerine gitmeye başladım ve bakış açım değişmeye başladı okuduğum bu sanat kitaplarıyla.
Başlarda gittiğimde hiç bir şey anlamıyordum ama okuya okuya baka baka öğrendim ve gerçekten ufkum açıldı.
Bonard kitabıda bu adımda yanımda oldu bu kitap Bonard'ın hayatından resimleri yapma aşamasından ve resimlerinden bahsediyor...
Sanata ilginiz varsa bence bir bakın göz atın derim he illa bu kitap olsun demiyorum çok fazla sanatcı var lütfen bir kaçını öğrenelim duyarlı olmakta fayda var
72 syf.
·6/10
Resim ile yazının eşzamanlı ilerlediği bir eser.

Okuduğum en garip kitaptı diyebilirim.

Yanlış hatırlamıyorsam eğer ressamlık yapmak isteyen ama yeteneksiz birini anlatıyordu.Sürekli çizim yapıyor,onları yorumluyordu.

Farklı bir bakış açısı.Denenebilir.
176 syf.
Yarım saatte okunacak bir çizgi roman. Genel anlamda okurun Martin Eden romanını okurken ki imgeleminin izdüşümü başarılı bir şekilde yansıtılmış. Çizgi roman, keşke daha uzun olsaydı dedirtecek kadar içine çekti beni, enfesti. İçerik olarak ise romanın ana hatlarına değinilmiş fazlası düşünülmemiş, bu, çizgi romandan alınan tadı damakta bırakıyor, yine de çok yetenekli fırça dokunuşlarıyla mükemmel bir çizgi roman olmuş. Martin Eden'i görsellerle okumak için güzel bir yapıt, tavsiye ederim.

Ayrıca, Martin Eden romanınından uyarlanan aynı isimli filminin 2 gün önce fragmanı yayınlandı. Fragmanı izlemek için: https://youtu.be/66f3BFtAmZA

Sağlıcakla kalın...
72 syf.
·3 günde·4/10
Oyun yazarının çizimleri.
Elbette anlatmak istediği nasıl resim yapıldığı değil İonesco'nun. O öncelikle içindeki çocuksu hevesi, bunu bir şekilde aktarma isteğini yazmış. Bunu da birikimine (görsel birikimine de) dayanarak yapmış. Sadece duygu değil düşünceleri de vermiş.
Ama bence yeterli olmamış. Sadece İonesco'yu tanımak için okunursa işe yarar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Korkut Erdur
Tam adı:
Korkut Emrah Erdur

Yazar istatistikleri

  • 258 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 196 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.