Nedim Çatlı

Nedim Çatlı

Çevirmen
7.8/10
221 Kişi
·
633
Okunma
·
1
Beğeni
·
193
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
279 syf.
Kierkegaard'ın yaptığı öyle zor bir şey ki, varlığını ve yaşamı duyumsayamadan gülümseyebilmek gerçekten çok güç bir iş. ruhu acı içerisinde kıvranan insan için her gülümseme acıyı bir kez daha hatırlamaya sebeptir aslında. ''Neden'' sorusuna cevabını alamamış ve orada kalmış olan insan için bir işkenceden ibaret olan yaşamı olumlayabilmek çok ama çok güç. Bunu başarabilmiş insanı özel bir yere koymuyor değilim. Amor Fati noktasında bir türlü Nietzsche'yi yakalayamadım mesela ben. kaderi sevemiyorum. çünkü neden?
nedir bu sorunun cevabı?
işte bu soru ve olası her cevabı büyük bir tezat büyük bir acı ve büyük bir trajedidir. insan bu trajedi karşısında gülümseyebiliyorsa ne mutlu ona... ne mutlu.

Kierkegaard, eserinde öyle bir güncellik mevcut ki bugün bile iki asır önceki sözlerinin geçerli olduğunu görmek oldukça vurucu noktasıydı kitabın. özellikle medya ve kamusal alan tanımlamaları oldukça ilginç. ileriyi görmüş diyebilirim.

Felsefi olarak fazla hegelci bir duruşa sahip olsa da Kierkegaard, samimiyeti ve düşünme biçimiyle işi düzeltiyor diyebilirim.

Gülümsemenin felsefesinin işlendiği bu kitabı önemsiyorum. Başka türlü nasıl yaşarız? tepkisinin izdüşümüdür çünkü...

Gülüşler hep sizinle birlikte olsun.
279 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
"Başıma harika bir şey geldi. Göğün yedi kat yukarılarına çekildim. Tanrılar orada oturuyorlardı. Bana özel bir lütufla bir dilekte bulunma ayrıcalığı bahşedildi. 'Ne dilersin?' dedi Merkür. Bir an şaşırdım kaldım. Sonra tanrılara şu şekilde hitap ettim: 'Çok saygıdeğer çağdaşlar, dileğim tek şudur ki, kahkaha hep benden yana olsun.' Tanrılardan hiçbiri tek kelime etmedi; hepsi gülmeye başladı. Bundan dilediğimin kabul edildiği sonucuna vardım ve anladım ki tanrılar kendilerini zarafetle nasıl ifade edeceklerini biliyorlardı; zira ciddi bir tavırla, 'Dileğin kabul oldu' demek onlara pek yakışmazdı."

Kitabın adının nereden geldiğini "Kaygı Kavramı"nda geçen bu paragraftan anlayabiliyoruz. Kierkegaard bu pasajda iki noktayı birden vurguluyor; birincisi kahkahanın tanrıların kendini ifade etme şekli olduğunu vurgulayarak kahkahanın değerini artırıyor. İkincisi ise tüm melankolisine karşı dünyaya kahkahayla baktığını, dünyayı öyle anlamlandırdığını bir kez daha gözlerimizin önüne koyuyor.

Kitabın adı ile ilgili bu açıklamadan sonra, kitabın yazılış tarzı hakkında bilgi verelim. Bu kitap, Kierkegaard'ın kendisi tarafından yazılmamıştır. Roger Poole ve Henrik Stangerup tarafından 1983 yılında derlenmiştir.

"Büyük bir dehanın tanınmaması elbette üzücü; ama yanlış tanınması daha da beter." diyerek açıklıyor Roger Poole kitabın yazılış amacını. Nedim Çatlı'nın dilimize kazandırdığı bu kitapta, önsöz bölümü haricinde tüm metinler Kierkegaard'a ait ve hiçbir yorum veya müdahale bu yoktur. Bu nedenle, Kierkegaard'ın kendisi yazmış gibi olduğunu söyleyebiliriz.

Kitabın içeriğine geçersek, kitaptaki metinler Kierkegaard'ın ağır felsefî metinleri değil, daha çok Günlükler'den olmak üzere genel olarak yazın kariyerinin başlarına ait yazılara yer verilmiş. Bu açıdan bakarsak, Kierkegaard'a akademik olmayan bir ilgi duyan okuyucunun hedef alındığını söyleyebiliriz.

Kitaba girişte, Danimarka halkı ile Kierkegaard arasındaki zıtlıktan bahsediliyor. Materyalist Danimarka halkına karşılık, idealist Kierkegaard ilk bakışta Alman felsefesine yakın gibi duruyor ama dönemin büyük düşünürü Hegel kendisini büyük hayal kırıklığına uğratınca kendi içine dönüyor.

Kierkegaard'ın hayatında ailesi ile ilişkisi, özellikle babası Michael Pedersen ile olan ilişkisi önemli yer tutuyor. Günlüklerinde annesinin bir kere bile adı geçmemesine karşılık, "Søren'in annesinin ölümüne üzüldüğü kadar, dünyada hiç kimsenin bir ölüme üzülmediği" de söylene gelen bir ifade olmuştur.

Baba Michael Pedersen'a dönecek olursak; oğlunu özellikle dinî yönüyle etkilemiştir. Michael, gençliğinde Tanrı'ya isyan ettiği için Tanrı tarafından cezalandırıldığını düşünüyordu ve Michael iki eşini, iki kızını ve iki oğlunu erkenden kaybetmesini dine bağladı. Bunun Kierkegaard felsefesinde önemli belirleyici olduğunu söyleyebiliriz, ayrıca Michael'ın zenginliği, toplumsal konumu da Søren'in hayatında önemli yere sahip olmuştur.

Aile dışında, belki aileden de öte, Søren'in hayatındaki en önemli kişi elbette ki Regine Olsen'dir. "Baştan Çıkarıcının Günlüğü" baştan sona Regine ve nişana odaklansa da, diğer eserleri de sıklıkla o ilişkiye hitaplarla doludur diyebiliriz. Dünya tarihinin en uzun aşk mektubu "Ya/Ya da", "Korku ve Titreme", "Tekerrür" ilk başta yazılacaktır bu alanda. "Korku ve Titreme" elbette ki çok özeldir, ilk bakışta tamamen dinî amaçlarla yazılmış gibi gözükse de, sıklıkla Regine'e hitaplarla dolu olduğunu görüyoruz. Üstadın hayatı boyunca ironik olmadığı, ciddi olduğu tek konunun 'genç kız' ve nişan olduğunu söylesek yeridir.

"Kitaplar bir anlamda tez, beden ise antitezdi."

Kierkegaard'ın müstear isimler ile yazması da bir anlamda böylece bir anlam kazanıyor. Tezlerini farklı isimlerle ortaya koyunca, bedeniyle kısıtlama olmadan, rahatça hareket ediyor ve 'kahraman'' oluyor. Bu kitapta yer alan, müstear yazarların tartışmaları belki de edebiyatının doruk noktalarından biridir. Victor Eremita, Constantin Constantinius, Baştan Çıkarıcı Johannes, moda terzisi ve Yargıç Wilhelm 'kadınlar' ana başlığında tartışıyorlar. Kierkegaard, her müstear yazarını mükemmel bir şekilde konuşturur ama Baştan Çıkarıcı Johannes'in düşüncelerine hayran kaldığını görebiliriz.

Kitapta, pek fazla yerde bulamayacağımız Kierkegaard'ın siyasi fikirlerinin de konu edildiğini görüyoruz. Üstad, birçok tartışmada siyaseten yetersiz olduğunu ve bunun kendisini ilgilendirmediğini söylese de elbette ki döneminin büyük kafası olarak gündemin içinde yer aldı, hele ki devrimci bir dönemde yaşadığını da hesaba katarsak, uzak durması imkansızdı. Bekleneceği üzere, muhafazakar diyebileceğimiz bir çizgisi var ama siyasi konularda yazdığı yazıların tatmin edici olmaktan uzak olduğunu söylemek mümkün ve olayları geniş bir açıdan görmemiş.
279 syf.
·Beğendi·9/10
Eğer insanın bir sınırı varsa o sınırı kaldırabilecek düşünceyi ancak Kierkegaard'ın hayata karşı tutumundan yola çıkarak yerle bir edebiliriz. En büyük varoluşçuların ilham kaynağı ve bana göre kimseye tavsiye edilemeyen yazar. Bir tavsiyeyle okunacak kadar basit olmayan bir yazar, belli bir arayıştan sonra eğer varsa bir parça varoluşa karşı bir tiksinti kendiliğinden bulunulan ve bırakılamayan bir yazar! Bir babanın ona miras olarak laneti, günlerce mektuplaştığı nişanlısının onu terkettikten sonra bir başkasıyla evlenmesi ve kardeşleriyle annesini kaybetmesi onun için derin acılar, bizim açımızdan ise en büyük eserler bıraktırdı geriye. Neredeyse bütün kitaplarından bir parça sunan bu yapıtında en çok mektuplara yer ayırır. Bir çok takma ad kullanarak yayımladığı yazılarını bazen kendi oluşturduğu takma adları karşılıklı mektuplaştırır ve çoğu zaman içine girdiği tartışma kendine karşıdır. Belki de en büyük varoluşculara ilham kaynağıyken sende olan o belirsizlik, umursamazlık seviyesi, kimi zaman en dipten gelen bir umutsuzluğun tablosu ve hayata karşı duruşunun umursamaz tavrı açıklayabilir; Eyüp'ün sabrını ve ibrahimin o yolculukta yanında olma duygusunu... Şunu da anlaman gerekir ki dostum kahkaha hiç bir zaman senden yana olmadı, belki kendi kurguladığın kahramanlar aracılığıyla en sert biçimde eleştirdiğin varoluşta bir nebze de olsa kahkaha senden yana oldu ama onlar da sen değildin..!
333 syf.
·3 günde·7/10
Günyüzü, adından da anlaşılacağı gibi kitapta yer alan kişilerin ruh hallerini ortaya çıkarıyor.Olayı anlatan George olaydan daha çok kendi ruh halini ifade ediyor.
Konusuna gelince; Sarah ve eşi evlerine sığınmacı bir kız alırlar.Ancak Sarah'ın kocası kıza aşık olur.Kızın misafirliği biter ve geri dönmesi gerekir.Sarah ise kuşkuludur. Bu ilişkinin biteceğine inanmaz.Dedektif George'a müracat eder. Kızı, ülkeden çıkıncaya kadar takip etmesini ister. George takip eder ancak beklenmedik bir durumla karşılaşır.
294 syf.
Muhteşem! Bilimin en heyecan verici kuramını, bu kuramın en bilindik düşünce deneyiyle isimlendirerek anlatan bir kitap! Baştan itiraf edeyim, kitabın her noktası kolay anlaşılır şekilde değil. Okurken zorlanmanız kaçınılmaz ancak kitabın verdiği heyecan, tüm zorlukları es geçmenize sebep olacaktır...

Yazar, kitabın basıldığı yıla kadar kuantum fiziğindeki tüm gelişmeleri harika bir dille aktarıyor. Özellikle 20. yüzyılın ilk çeyreğinde bilimde yaşanan müthiş gelişmelere yakından tanıklık etmiş oluyorsunuz. İçinde öyle güzel hikayeler var ki...Ölümüne dek kuantumu tam olarak kabullenemeyen Einstein'ın aslında bu kurama en büyük katkıyı sağlayanlardan birisi olması; bu kurama ömrünü vermiş insanların bile her buluşta şaşkınlıklarını gizleyemiyor olması; her adımın bir başka adıma imkan sağlaması; akademik babaların ve evlatların bir araya gelip kuramı geliştirmesi...

Bence bir bilim insanının kesinlikle sahip olması gereken 3 unsur var: Merak, hayal gücü ve heyecan. Bu kitap üçünü de veriyor okura...
200 syf.
·Beğendi·10/10
İlk defa okuduğum bir yazardan tek kelime ile mükemmel bir roman. Esas kahramanımız zamanında pek çok kaçakçılık ve diğer suçlara karışmış bir Bandito yani hayduttur. Arkadaşı Jose, Tina adlı bir kızı ve ailesini soyar. Çaldıkları malzemeler arasında Kuantum Fiziği hakkında bazı kitaplar vardır. Bunu okuyan kahramanımızın hayatı değişir ve Tina'nın babasına ulaşmak ister. Bu olaylar olurken zamanında arkadaşları Robert, Jim ve Jose ile olan hikayeleri de anlatılır. Jose ile Tina'nın babasını bulmaya yola çıkarlar ve pek çok badire atlatırlar. Tina'nın babasının onlarla gazete yoluyla iletişime geçtiğini düşünürler ancak bu doğru mudur? Yoksa işin içinde başka bir iş mi vardır? Zamanında federallere yakalanan Robert, Jim ve uçak pilotu Flash nerededir? Banditolara Kuantum Fiziğini açıklayabilecekler midir? Soluksuz okunan bir roman.
176 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
kuantum teorisinin nasıl ortaya çıktığını ve ne olduğunu anlatan ayrıntılı ve karmaşık çizgibilim kitabı kuantum mekaniğine ilgisi olana tavsiye ederim fakat kitabı okumak için biraz bu konu ile ilgili bilgi şart!

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 633 okur okudu.
  • 54 okur okuyor.
  • 959 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.