Rekin Teksoy

Rekin Teksoy

YazarÇevirmen
8.2/10
938 Kişi
·
1.736
Okunma
·
20
Beğeni
·
990
Gösterim
Adı:
Rekin Teksoy
Unvan:
Yazar, Çevirmen, Sinema Eleştirmeni
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1928
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 30 Mayıs 2012
Saint Michael Fransız Lisesi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Roma Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Rekin Teksoy, Yön, Sosyal Adalet, Ataç dergilerinde başlayarak çeşitli yayın organında sinema konusunda yazılar yazdı; Ramazan Arkın'ın sahibi olduğu Arkın Yayınevi'nin hazırladığı Sinema Ansiklopedisini ve Cumhuriyet Ansiklopedisininyayın yönetmenliklerini ve yazarlıklarını yaptı. Birçok önemli yazarın eserini Türkçeye çevirdi.

Rosa Lüksemburg adlı oyunu, Küçük Sahne'de uzun süre sahnelenen sanatçının en önemli yapıtlarından biri; Rekin Teksoy'un Sinema Tarihi adlı kitaptır. Bu yapıt, arka kapağında belirtildiği gibi "Bugüne kadar Türkiye'de yazılmış ve yayınlanmış en kapsamlı sinema kitabı"dır.

Sinematek Derneği yönetiminde görev alıp, bir ara ikinci başkanlık görevinde bulunan Rekin Teksoy, tiyatro-sinema oyuncusu Sevil Candan'la evlenip ayrıldı.

Larousse Gastronomique'in de Türkçe basımının danışmanlar kurulunda yer aldı.

On yılı aşkın süredir TRT 2 televizyonunda sinema ve edebiyat programı yapan ve yirmi yıldır İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Sinema derslerini veren Rekin Teksoy, Decameron'un tam çevirisiyle İtalya Cumhurbaşkanı Kültür Şövalyesi sanı ve İlahi Komedya çevirisi ile İtalyan Senatosu Çeviri Ödülü'nü almıştır.
Devletin sinemayı desteklemediği ülkelerde, sinemanın başlangıcı hep tiyatro ve edebiyat uyarlamalarına dayanmıştır.
Rekin Teksoy
Sayfa 22 - Oğlak Yayınları
"Gerçekliğe öykünmek kalıcılık getirmez, çünkü gerçeklik değişken ve geçicidir. Kalıcı olan, sanatçının gerçekliğe yaklaşma biçimidir ve bu amaca kısır bir öykünme ile değil, gerçekliği yeniden yaratmakla ulaşılır." Jean Renoir
Belgesel üretimini destekleyecek kurumların olmayışı, belgesel çalışmaların ancak bireysel çabalar sonucunda gerçekleşebilmesi bu türün Türkiye’de yaygınlaşmasını engellemiştir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısından bu yana ülkenin yaşadığı siyasal çalkantıların ne denli zengin bir belgesel kaynağı olduğu dikkate alınırsa, bu olayların belgelenmemiş olmasını ya da belgeselin çok yatkın olduğu militan bir sinema örneğinin ortaya koyulamamasını kaçırılmış önemli bir fırsat olarak değerlendirmek yanlış olmaz.
Rekin Teksoy
Sayfa 109 - Oğlak Yayınları
1954 ve 1957 seçimlerini de kazanan DP, son seçimlerde oy yitirince, iktidarını sürdürebilmenin yolunu baskıcı yöntemlerde aramaya başladı. Muhalefet liderlerinin, gazetecilerin, aydınların sık sık tutuklanması, toplanma, gösteri ve seyahat özgürlüklerinin kısıtlanması toplumsal muhalefeti artırdı. Meclis'te olağanüstü yetkilerle donatılan bir Tahkikat Komisyonu'nun kurulması ise bardağı taşıran damla oldu.
Rekin Teksoy
Sayfa 26 - Oğlak Yayınları
976 syf.
·Beğendi·10/10
Sitedeki Dante - İlahi Komedya incelemelerinin hepsini okuyup, bir ara mutlaka bu en sevdiğim ve üç kez sil baştan Rekin Teksoy'dan okuduğum büyük esere inceleme yazacağım dedim kendi kendime..
Bugün işte bunu yapıyorum. Uzun olacak evet ama okuyacak birçok arkadaşımın olduğuna eminim...

Dante'yi birçoğumuz belki İlahi Komedya sayesinde biliyoruz. Benim gibi bazılarınız da hayatını merak edip araştırdınız belki.. Üniversitelerde tez konusu olarak da verilen İlahi Komedya, Dante'yi anlamak için önemli bir kaynak.

Dante'nin 1307 - 1321 yılları arasında yaptığı düşsel gezidir İlahi Komedya. Cehennem, Araf ve Cennet olarak üç bölüm, her bölüm otuz üç kanto ve Cehennem giriş kantosuyla yüz kantoya ulaşan eserde Dante insanlara yol göstermeyi amaçlamıştır. 7 Nisan 1300 Perşembe gece başlayan yolculuk, 14 Nisan 1300 Perşembe öğleden sonra sona erer. 1300 yılının bir özelliği de Dante'nin "yaşam yolunun ortasında" yani otuz beş yaşında olmasıdır.

Cehennem ve Araf boyunca Dante'ye şair Vergilius; Cennet'te ise büyük aşkı ve ölene kadar seveceği Beatrice eşlik etmiştir. Vita nuova'yı (Yeni Hayat) okuyanlar Beatrice'i daha iyi bilirler..
Dante İlahi Komedya'da teslis ilkesini kullanıp üç sayısına büyük önem vermiştir. Üç bölümden oluşan eserin her biri otuz üç kantodur ve Beatrice Araf otuzuncu kantoda ortaya çıkar.. Bunun gibi birçok örnek verilebilir teslisin eserdeki önemine.

Eserin bana göre en ilginç kısmı buzlarla kaplı olan Cehennem.. Dante'nin yarattığı Cehennem iç içe dokuz kattan oluşan ve aşağı doğru inildikçe cezaların da arttığı bir dairedir. Yani günah ne kadar fazlaysa, ceza da o denli fazladır. Lucifer'in de ortaya çıkması ilginçliği arttırır. Tabi ki birçok filme hatta kitaba da konu olmuştur. Bence en iyisi de Dan Brown tarafından yazılan Inferno'dur. (Cehennem)

Araf ise Lucifer'in dünyaya düşerken açtığı cehennem çukurundan savrulan toprakla oluşmuştur ve üst katlara çıkıldıkça cezalar azalır.
Cennet, Dante'nin alevlerle tabir ettiği yerdir. Ve on kattır. Her katı bir gezegen olarak adlandırılmıştır. Ve burada Beatrice, Dante tarafından övülür..
Her katta karşımıza ünlü, şair, yazar, siyasetçi, düşünür, din adamı ve daha birçok kişi çıkar. Her biri, yaptığı şeyler ve Dante'nin tasvip etmediği yaşamları yüzünden cezalandırılırlar...

Şimdi de kısaca çeviriden bahsedeceğim. Sanıyorum ki birçok kişi fiyat da uygun geldiği için farklı yayınları tercih ediyor. Tüm İlahi Komedya çevirilerini ayrı ayrı okudum. Ve samimiyetle Rekin Teksoy'un en iyisi olduğunu söylemeliyim. Oğlak Yayıncılık tarafından basımı yapılan eser en iyi çeviriye sahip. Şu ana kadar da yirmi üç baskı yaptığını sanıyorum.
Yavaşça, anlayarak ve üzerinde düşünerek okunması gereken bence bugüne kadar yazılmış en iyi eserdir İlahi Komedya.
976 syf.
·6 günde·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Dante'nin kitaplarından ve İlahi Komedya'nın nasıl okunması gerektiğinden bahsettim:
https://youtu.be/qY11mC3P_e0

"Yaşam yolumuzun ortasında
karanlık bir ormanda buldum kendimi,
çünkü doğru yol gitmişti.
Ah, içimdeki korkuyu
tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü
ormanı anlatabilmek ne zor!" (s. 35)

https://i.ibb.co/kmFt6KP/1.jpg

Derken bir ormanda buldum kendimi ben de Dante gibi. Yürüyordum. Belki de Dante'nin ilk kez 9 yaşındayken gördüğü Beatrice'e dediği gibi, ben de kimsenin kimse için yazmamış olduğu şeyleri 1000kitap'a yazabilmek için yürüyordum.

https://i.ibb.co/xHrxYkD/2.jpg

O anda beklenmedik bir şey oldu. Karşıma Vergilius'un Aeneas kitabı çıkmıştı. Nasıl olduğunu anlamadım. Bu ormanda, sadece ölülerin bulunduğu bu diyarda bir kitabın ne işi olabilirdi?

https://i.ibb.co/McVgQTn/3.jpg

Bana şöyle dedi Aeneas: Seni cehennem, araf ve cennetten önceki son durağa götüreceğim Oğuz, gel. Dünyevi zevklerden hiçbirinin anlamının artık kalmadığı bir yere götüreceğim. Senin de ölülerden değil esas dirilerden korktuğunu biliyorum, o yüzden bu yolda senin rehberin olacağım! İlahi Komedya'yı hakkıyla anlayabilmek için benim rehberliğime ihtiyacın var Oğuz...

Vergilius bana bunları derken, ölüler diyarının kapısına geldiğimizde bu kapıda bekçilik yapan üç başlı köpek Kerberos'un yerine teknik yetersizliklerden dolayı üç başlı kedi olan Ketberos'un olduğunu gördük:

https://i.ibb.co/JvxYJqF/4.jpg

Yolumuza devam ettik ve Vergilius beni rahmetli anneannemle dedemin mezarının başına götürdü. Dante ile Vergilius işte tam da bu noktada buluşmuştu. Ölülerin dilinden en iyi anlayan iki adamla birlikte bir mezarın başındayım, belki de hayatın en büyük ve en açık spoiler'ını yiyordum.

https://i.ibb.co/g9QVVjr/5.jpg

İlahi Komedya'ya ölülerin artık konuşamayacağını ve hiçbir ölüden haber alınamadığını söyledim. Bana inanmadı. Hatta o anda bana tam olarak şunları söyledi...

İlahi Komedya: Yanılıyorsun Oğuz, eğer bir çeşit vecd hali ile kendinden geçip ruhunun dünyevi zevklerinden sen de kurtulursan ölüler diyarını sen de ziyaret edebilirsin. Ben öyle yapmadım mı kitabımda, okumadın mı beni? Cehennem, araf ve cennetteki insanların durumunu anlattım. İnsan, dünyada yaptığı ne varsa öldükten sonra da eksiksiz olarak karşılığını alır. Ne ekersen onu biçersin, bu böyledir.

Oğuz: Peki, seni ve ölüler diyarını tam olarak anlayabilmek için hangi kitapları okumam gerekli İlahi Komedya?

İlahi Komedya: https://i.ibb.co/qy1Fxzv/6.jpg
İşte, bu fotoğraf sana yardımcı olacaktır. Dönüşümler 1-15, Aeneas ve şiir kitabım olan Yeni Hayat'ı okursan eminim ki İlahi Komedya'yı çok daha anlayarak okursun. Çünkü benim için hayat, Hristiyanlık'taki teslisler içindeki teslisler bütününden ibarettir. Baba, Oğul, Kutsal Ruh gibi sen de bu 3 kitabı okursan beni daha iyi anlarsın. Çünkü Beatrice ile de ilk olarak 9 yaşında karşılaşmıştım. Bu 9 sayısını da 3'ün karesi ile bağdaştırmıştım. Teslis ve Hz. İsa'nın bizi kurtuluşa götüreceği inancı benim için çok önemlidir Oğuz.

O anda ölüler diyarından şöyle bir uzağa baktım...

https://i.ibb.co/s1fh6Sj/7.jpg

Herkes isterdi manzaralı mezarım olsun, sen benim manzarasız mezarımdın demişti Dante de Beatrice'e. Çünkü en derinine gömmüştü onu. Anneannemle dedem de belki şu an aynı yerdeydi, Dante ile Beatrice'in tam da şimdi olduğu gibi.

https://i.ibb.co/nb1GshJ/8.jpg

Peki, bizim gömüleceğimiz yer nerede? Anneanne? Dede? Siz söyleyin bana... Cehenneme mi yoksa cennete mi gideceğim?

Anneannem: ...
Dedem: ...

Yahu Dante, sen kitabında o kadar kişinin cehenneme ya da cennete gideceğine karar vermişsin. Cevap versene bana... Biz nereye gideceğiz? Ölüler diyarından haber yok mu? Bildiklerin sadece İtalya tarihindeki kişiler ile mi kısıtlı? Sadece Caroberto, Cunizza, Lorenzo, Valerius, Mucius, Porsenna, Piccarda, Costanza, Donati, Forese, Corso, Francesco gibi insanların mı öldükten sonra nereye gideceğine karar verebiliyorsun? Nereye gideceğim, söylesene be adam?!

https://i.ibb.co/dm0Qc2B/9.jpg

Komedyanın anlamı, cehennem bölümünün ürkütücü olmasına karşılık bu şiirin, komedilerde olduğu gibi mutlu sonla sonuçlanmasından dolayı olduğunu ben de biliyorum. Peki bu inceleme neden bu kitap gibi mutlu bir sonla sonuçlanmıyor? Konuşsana ulan İlahi Komedya!

https://i.ibb.co/LZQ1M4n/10.jpg

O anda etrafta ne Vergilius, ne Dante, ne de Beatrice kalmıştı. Oğuz da o an ne olduğunu bilmiyordu. 11 İhlas, 1 Fatiha okumaya gelmişken karşısındaki kitap ona resmen meydan okuyordu. İlahi Komedya o anda çıldırmış bir şekilde üstüne geldi, Oğuz'un gözünün en son görebildiği açıdan sadece "İLAH" kelimesi okunabiliyordu...

https://i.ibb.co/4fTY5Hn/11.jpg

Sonra da dünyası çeşitli renklere büründü. O anı anlatmaya kelimeleri yetmedi. Dante'nin de İlahi Komedya'nın sonundaki anı anlatmaya kelimeleri yetmemişti. Hristiyanlık'taki üç dinsel erdem olan sevgi, inanç ve umudun renkleri miydi bunlar? Cehennem, araf ve cennetin renklerinin mi bir temsiliydi yoksa?

https://i.ibb.co/8Yzsj2v/12.jpg

Anneanne, dede, lütfen söyleyin. Neden hiçbir ölüden haber gelmiyor? Dante'nin kafasına göre ölüleri cehenneme ve cennete yollaması bana çok garip geliyor, bari siz söyleyin. Siz şu an neredesiniz? Ruhunuzla beraber mi yatıyorsunuz burada? Ruh denen bir şey var mı, yoksa sadece bedenlerimizle mi dirileceğiz? Neden ölüler diyarından hiçbir ses gelmiyor? Hayatımın en büyük spoiler'ını yemeye geldim buraya. Biliyorum, ben de buz gibi bir toprağın içinde gözlerim kapalı bir şekilde yatacağım. Biliyorum, ben de İlahi Komedya'da anlatılan ruhların ektiği şeyleri biçeceğim. Biliyorum, benim de kendi iradem var ve dünyevi zevkler yerine esas kalıcı hayat uğruna çalışmam gerektiğini biliyorum... Peki, şu an neden böyle oldu? Lütfen cevap verin...

Sen şimdi neredesin, ey Vergilius? Bana asıl şimdi cevap ver! Sana asıl şimdi ihtiyacım var rehberim ey Vergilius! Nerelerdesin ki? Ansızın yok oluverdin! Neredesin, ey cevap veren, neredesin, ey bana ölümü çok gören?

"Cevap versenize!
Niçin susuyorsunuz? Niçin?
Yok mu bir cevap veren?
Kimse cevap vermiyor mu?
Kimse, hiç kimse cevap vermiyor mu?"
Kapıların Dışında
976 syf.
·11 günde·9/10
Dante ile Shakespeare dünyayı aralarında paylaşır; bu iki ada eklenebilecek üçüncü bir ad yoktur.

T. S. Eliot

Dante bir hafta sürecek yolculuğuna 7 Nisan 1300 yılında çıkmıştı. Ben de gerekli hazırlıkları yaptım ve 7 Nisan 2020 yılında Dante'ye düşsel yolculuğunda eşlik ettim. Vergilius rehberliğinde Araf'ın tepesine kadar yolculuk yaptıktan sonra özlediğimiz ''Bice'' bizi Cennet'e soktu ve yolculuğumuza birlikte devam ettik. Bu sadece bir kitap (okumamız için) değil; bu bir tablo(izleyip, derinine inip her ayrıntısından keyif almamız için), bu bir yemek(tadı damağımda kaldığı için), bu bir sanat eseri(ölümsüzlüğünü koruyup bizi de ölümsüz kıldığı için) ve bu hayatını değiştirebilecek bir yapıt(okuyunca anlayacaksın). Abartı mı? Hayır. Lise yıllarımdan beri ilgi duyduğum Dante Alighieri ile geçte olsa tanışma fırsatı yakaladım. Yapıtının beni içine çekmesine ve 3. kişi olarak Cehennem, Araf ve Cennet yolculuğunda Onlar'a eşlik ettim. Çok yazık ki kitabı tam manasıyla anlayabilecek yetkinlikte değildim ve sadece anlayabildiğim, anlamlandırabildiğim kısımlar bile bana son derece keyif verdi ve bölüm bölüm benim aklımı başımdan almaya, aklımı başıma getirmeye yetti. Mitoloji, din, tarih, felsefe, astronomi gibi birçok konuyu da içine alan bu eser resmen bir hazine. Hepsinden biraz koyunca Dante harika bir eser oluşturmuş. Kitap sadece şiirlerden oluşmuyor. Çizimler de sayfalarımızı süslüyor ve ben en çok Cehennem bölümünü beğendim. Çizimleri de , içeriği de en çok etkileyen bölüm o oldu. Çizimlerden en beğendiklerimden birkaç örnekle devam edelim.

Dante Cehennem'e adım atıyor
https://hizliresim.com/2INJeU

Geryon (sırtında Dante ile Vergilius var)
https://hizliresim.com/NDHYH8

Cehennem'de acı çeken birinin hali ve seslenişi
https://hizliresim.com/0rymwv

Cehennem'in dibi ve Lucifer(şeytan)
https://hizliresim.com/GuXCEq

Floransalılar Dante’yi kovmuş olmanın utancı içinde, kendilerini affettirmek için, o zamandan beri her yıl mozolenin içinde yanan kandilin yağını Floransa’dan gönderiyorlarmış. Kendini sürgün edenlere sonsuza dek pişmanlık yaşatmış biri.
https://i.resimyukle.xyz/NUdb6z.jpg

Kitabı okumak isteyen arkadaşlara birkaç tavsiye. Öncelikle İlahi Komedya okumadan önce şu kitapları okumuş olmanız size kitabı anlamanız konusunda çok yardımcı olacaktır. Çünkü içerisinde çok fazla kişi, karakteri ve olay mevcut. Hepsini aklımızda tutmamız ve anlamamız mümkün olmayabilir ama bu kaynaklara göz atarsak mitolojinin çoğunu kavramış oluruz.

Homeros İlyada
Homeros Odysseia
Ovidius Dönüşümler 1-15
Vergilius Aeneis
Dante Alighieri Yeni Hayat

Ardavirafname
Bu eser Dante'nin İlahi Komedya'sından 1000 yıl önce yazılmıştır. Esinlendiği söylense bile Dante'nin eseri tamamen farklı bir şeydir. Okursanız aradaki uçurumu da görmüş olursunuz.

İlahi Komedya için gönül vermiş bir adam,Rekin Teksoy (https://tr.wikipedia.org/wiki/Rekin_Teksoy). Bu kitabın en verimli ve kaliteli şekilde çevirisini yapan kişidir kendisi. Emeği paha biçilemez ve bu çevirisiyle ''İtalyan Senatosu Çeviri Ödülü'' kazanmıştır. Kendisine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Diğer çevirilerinde de kalitesinden ödün vermediğini düşünüyorum ve o eserleri de en kısa zamanda inceleyeceğim. Bu yüzden şahsi fikrim bu kitabı okumak isteyen arkadaşlar Rekin Teksoy çevirisini tercih etsin. Farklı yayınevi ve farklı bir çevirmenden okuyacağınız eserden aynı tadı alacağınızı hiç sanmıyorum. Bu kitaba başlamadan önce ise Cennet bölümünün sonundaki açıklamalar kısmında hangi kantoda neyi anlattığı yazılmış. Her kantodan önce okunursa kitabın anlaşılması için çok faydalı olacağına inanıyorum. Şimdiden herkese keyifli okumalar. Umarım incelemem kitabı okuyacaklar için faydalı olur.
910 syf.
·5 günde·10/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda, Boccaccio'nun kim olduğunu ve Decameron kitabını neden okumanız gerektiğini anlattım:
https://youtu.be/3Eoh_Tf1pyE

Bir gün Decameron, yoğun geçen bir günün ardından evine dönmüştür. Tek isteği kitaplığına yerleşip huzurlu bir uyku çekebilmektir. Zira Decameron yazıldığı zamanlar İtalya'nın veba salgını zamanları olduğu gibi şimdi de koronavirüs salgını zamanlarıdır ve Decameron için artık evde kalma zamanı gelmiştir.

Tam Oğuz'un kitaplığının bulunduğu odaya girecekken kulağına çeşitli sesler gelir. Kapıyı aralayıp bakar ve sayfalarına inanamaz:
https://i.ibb.co/0BF33hZ/1.jpg

Bulunduğu yörenin en hafifmeşrep kitaplarından biri olan Elif Şafak'ın Havva'nın 3 kızı, Dante'nin Cehennem-Araf-Cennet kitaplarıyla oynaşıyordur. Yoksa Dante, teslisin gücüne inanıyorum derken Havva'nın 3 Kızı'ndan mı bahsetmiştir? Decameron içinden, "Vay düzenbaz!" der.

Tanrı'nın iktidarını ve esas aşkın Tanrısal bir aşk olması gerektiğini savunan Dante'ye karşılık, insanın cinsel dürtülere sahip olduğunu ve bunların yadsınmaması gerektiğini öne süren Decameron, Dante'yi nasıl oyuna getireceğinin yollarını arar. Neyse ki şanslı bir yerde doğmuştur Decameron, 2 raf solunda Latin Amerikalı Isabel Allende, 2 raf sağında İngiliz Jane Austen ve Virginia Woolf, onun da altında Rus yazar Ayn Rand vardır. Allende ile arası iyi olan Decameron, bunu bir fırsat bilerek onunla konuşmaya gider:
https://i.ibb.co/C5QQk9L/2.jpg

Karar alınmıştır. Decameron, Dante'nin bu düzenbazlığının çaresini Allende ile bulacaktır. Allende aracılığıyla Dante'ye bir haber yollatır. Allende, Dante'nin kulağına eğilip şunları der: "Bu akşam kızlarla toplanıp senin rafında olacağız, sakın evinden bir yere ayrılma" der:
https://i.ibb.co/DKxBk0G/3.jpg

Bu haberi duyan Dante, heyecanla akşamı beklemeye başlar, çeşitli hazırlıklar yapar. Kapağını siler, sayfalarını temizler, ciltli kutusunu havalandırır. Fakat Allende biraz zilli bir kadındır, erkeklerle arası iyidir. Decameron ile yaptığı görüşmede, dünyanın bütün adamlarını Dante'nin evine toplama kararı alınmıştır. Niteliksiz Adam, Yaman Adam, Aylak Adam, Ruh Adam, Lüzümsuz Adam, Adını Unutan Adam derken dünyanın dört bir yanından adamlarla ortak bir görüşme gerçekleştirir:
https://i.ibb.co/hFnMbRG/4.jpg

Artık her şey hazırdır. Allende, bütün adamları Dante'nin evinin önüne sessizce getirir ve oradan ayrılır. Dante tam kapıyı açtığı sırada bütün adamlar içeri doluşur. Pek çok kadının gelmesini bekleyen Dante, içeriye onlarca adamın girdiğini görür. Tabii Dante şok:
https://i.ibb.co/KWFxgKF/5.jpg

Peki Decameron bu sırada ne yapıyordur? Dante'nin Havva'nın 3 Kızı ile yaptığı çakma teslis ayininin intikamını Allende, Woolf, Austen ve Rand gibileriyle alıp pek çok sayfalı kaliteli bir kitap zevki tadıyordur:
https://i.ibb.co/5RW8JrY/6.jpg

Demek ki bu dünyada din üzerinden insanları korkutmaya ve iktidarını kanıtlamaya çalışanları oyuna getirmenin en iyi yolu, onların yaptığının aynısıyla intikam almakmış. Dante'nin Tanrısal olanın kalıcılığını isteyip O'nun yolundan gitmesine karşılık içindeki Beatrice aşkını bir türlü dizginleyememesi, Boccaccio'nun insanlardaki engellenmemesi gereken cinsel dürtülerinin halk katmanlarındaki yansımalarını konu aldığı 100 adet öykü doğurmasına sebep olmuş, adını da Decameron koymuşlar. Dante'ye de bugünün 1 Nisan olduğunu söyleyip ona küçük bir şaka yaptığını söylemişler, herkes mutlu olup gülüşmüş ve kitaplıklarındaki eski yerlerini almış:

https://i.ibb.co/NYznnFd/7.jpg
141 syf.
Cesare Pavese, İtalyan Edebiyatında çok önemli bir isim. Okuduğum üçüncü kitabı ve her kitapta kendisine biraz daha hayran oluyorum. Bu kitapta iş kadını Clelia ve bir otel odasında intihara kalkışan genç Rosetta' nın dostluğunu anlatıyor. Kitabı okurken hayattan ölüme kadar olan her şeyi sorguluyorsunuz. İnsanlar, kalabalıklar arasında yalnız olduğunu hissetmek, özgür olduğunu hissetmek, mutlu olma çabaları ve sonunda hüsran... Gerçekten Pavese kendi karmaşık ve karamsar ruh halini yansıtmış.
976 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Borges'in dediği gibi; düşüncelerine katıldığım söylenemez ama hiçbir kitap benim bu kadar yoğun hazlar almamı sağlamadı. İkinci defa okurken daha fazla keyif aldığımı söyleyebilirim sebebiyse ilk okumamda tanımadığım kişiler hakkında notlar çıkarmamdı.
Dante, Vergilius ile çıktığı yolculukta okuyucuyu hem tarihi karakterlerle tanıştırarak yeni şeyler öğrenmesine yardım ediyor hem de hayal gücünüzü zorlayan mükemmel tasvir ve kurgusuyla okurken büyük zevk almanızı sağlıyor. Ağır bir kitap ama Rekin Teksoy'un çevirisi ve dipnotlarda verdiği bilgiler okunması kolaylaştırıyor. Sadece kurgusu için bile okumanızı öneririm.
838 syf.
·10/10
HAYAT VE İNZİVA

Dante 1265 yılında Floransa da doğmuştur. Doğduğu dönemde Avrupa derebeyliklerin sona ermesi ve kilisenin siyasi hayatta aktif rol almaya başlamasıyla beraber toplumsal karışıklık içerisindedir. Dante”nin ailesi orta halli bir ailedir. Annesini 8 yaşında kaybetmiş, 9 yaşında ise Beatrice”i görerek aşık olmuştur.

Eğitimini papazlık okulunda başlamış ve ilerleyen dönemlerde, felsefe, mitoloji, gökbilimine yönelmiş, antik dönem yunan ve latin eserlerini okumuştur. Dönemin sanatçılarıyla dostluklar kurmuş, ünlü belagat ve dilbilimi ustalarından dersler ve ilhamlar almıştır. Eğitim hayatını tamamladıktan sonra siyasete girmiş içinde bulunduğu siyasi grubun güç kaybetmesiyle beraber sürgüne gönderilmiş, hayatının geriye kalanını sürgünde ve çok sevdiği Floransa’dan uzakta tamamlamıştır.

Dante idealist bir aydındır. İdeali insanın dünyada ve ahirette mutluluğa erişmesidir. Her ne kadar papaz okulundan mezun olsa da kilisenin yozlaşmışlığını görmüş, bu yozlaşmışlığın insanı ahiret hayatında mutluluğa götüren doğru yoldaki en büyük engel olarak düşünmüş ve kiliseyi dizginleyecek güçlü bir imparatorluğa hasret duymuştur.

Dante’ye göre kilise insanın ahiretteki mutluluğunu, krallar ise dünyadaki mutluğunu sağlamalı, bu sebeple de din ve devlet işleri birbirinden ayrılmalı, ne papalık ne de imparatorluk üstün olmalı ikisi de birbirinin dengelemelidir. Bulunduğu siyasi grupta bu ideal ve görüşleri savunmaktadır. Dante bu ideal uğruna hayatının en verimli zamanlarını sürgünde ve acılar içerisinde geçirmiştir.

Dante için sürgün her ne kadar zor geçse de bir olgunlaşma dönemi halini almış, bu sebeple 35 yaşına kadar aktif olarak yer aldığı siyaset hayatını dışarıdan izleme imkanı bulmuştur. Bu izleme döneminde taraflılığını kaybetmiş, hayatının uğraşıları ve gerçeklerini dışsal bir gözle irdeleme imkanı bulmuş, Tanrı’ya olan bağlılığına ve Beatrice olan sevgisine ihanet ettiğini düşünmüş; duyduğu derin vicdan azabına sürgünde olmanın acziyeti de eklenince Tanrı’ya yönelmiştir.

İşte İlahi Komedya eseri de tam bu noktada ortaya çıkar. Dante’nin Tanrı’ya ve Beatrice karşı olan vicdan azabı, toplumu mutluluğa eriştirmekte ki idealizmi ve Floransa da göremediği adalet duygusuna ilişkin Tanrı’dan olan beklentisi eserin oluşumunda etkili olmuştur.

Bu eser vasıtasıyla Beatrice verdiği “senin için dünyada hiç kimsenin yazmadığı şiiri yazacağım” sözünü yerine getirir. Kralların ve Papanın siyasi anlaşmazlıklar sebebiyle dünyada ve ahirette refaha ulaştıramadığı toplumu eseri vasıtasıyla ulaştırmayı hedefler. Dante bu zamana kadar toplumun mutluluğu için siyaset hayatında gösterdiği çabayı bundan sonra kalemi ile gösterecek, her ne zorluk altında olursa olsun idealleri için savaşmaya devam edecektir. Ayrıca eserde Dante’nin adaletsizliğe uğramasına sebep olanlara ilişkin açık ithaflar bulunmaktadır. Bir nevi Dante dünyadaki adalet mekanizmasının kendine veremediği adaleti, kendi tasavvuruyla da olsa ilahi adalet karşısında almış; içindeki kırgınlığı, öfkeyi ve haksızlığa uğrama duygusunu az da olsa tatmin edebilmiştir.

ADALET,ARINMA VE ESERİN GENEL YAPISI

İlahi Komedya eserinin temeli müspet ve menfi ilimler oluşturur. Eserin dışsal yapısı oluşturulurken mitoloji, tarih, gökbilim ve coğrafya gibi müspet ilimlerden sonuna kadar faydalanılmış; eserin özü ise felsefe ve dinsel öğreti sistematikleri üzerine kurulmuştur. Eser için Dante’nin gördükleri, bildikleri, yaşadıkları, yaşadıklarının iç dünyasındaki yansımaları, dünyadaki dostlarına ve sevdiklerine övgü kısacası tüm hayatı denebilir.

Eserin Cehennem ve Araf bölümlerinde Dante’ye Vergilus rehberlik etmektedir. Cehennem ve Araf dünya üzerinde yer almaktadır, Vergilius aklın ve bilimin temsilcidir. Buradan denebilir ki Dante için dünya hayatında akıl ve bilim yeterlidir. Cennet kısmında ise Vergilius yerini Beatrice bırakır. Beatrice sevginin temsilcisidir. Buradan da denebilir ki, akıl ve bilim her ne kadar dünya hayatı için yeterli de olsa, ahiret hayatı için insanın sevgiye ihtiyacı vardır. Sevgi, inanç, umut olmadan, Tanrı sevgisi ile kusursuzluğa erişmeden ahirette erince ulaşmak mümkün değildir.

Eserde antik dönem trajedyalarının, Homeros’un ve Vergilius’un etkisi açıkça görülmektedir. Benzetmeler Homeroscu benzetmelerdir. Eserde Vergilius’un eserinden sahnelere atıflar yapılmaktadır. Ayrıca Homeros ve Vergilius da eserlerinde kahramanlarını tıpkı Dante gibi ahirete hayattayken yolculuk yaptırmışlardır. Antik dönem trajedyaları temeli arınma ilkesini dayanmaktadır. Bu ilke suç, ceza, pişmanlık ve arınma bölümlerinden oluşur. Trajedyalarda bu bölümlerin tamamı dünya üzerinde yerine gelirken, Dante de suçun karşılığı, pişmanlık ve arınma ahirette meydana gelir. Ruhlar dünya da gerçekleştirdikleri suçlar sebebiyle, cehennemde cezalandırılır, pişmanlık arafta gerçekleşir ve arındıktan sonra cennete giderler.

Dante’nin cehenneminde, suçlar cezalandırılırken adalet kavramı güdülmeye dikkat edilmiştir. Burada cezaya çarptırılan suçlar nitelik olarak iki kısma ayrılmaktadır. İlk kısım suçlar Tanrı’nın yasak etmesine rağmen insanın nefsine uyarak gerçekleştirdiği, bir zarara ve haksızlığa yol açmayan; öfke, savurganlık, şehvet düşkünlüğü, oburluk gibi suçlardır. İkinci kısım suçlar ise dünyada haksızlığa yol açan ve zarara sebebiyet veren suçlardır. İnsanın bu suçları kendine veya başkasına zarar verebilir yada Tanrı’ya karşı bir haksızlık -şirk koşma- yapabilir. İkinci tip ağır suçlara intihar, katillik, bozgunculuk, kadın tellallığı, tefecilik verilebilir.

Cezalar verilirken bu niteliklere göre sınıflara ayrılmış, aynı sınıfta yer alanlar aynı bölümlerde cezalandırılmış, ayrıca bölümlerin kendi içinde de ayrı bir ağırlık, hafiflik gözetilmiştir. Bu adalet sistemi sadece cehennemin ilk bölümünde yer alan hiçbir suçu olmayan, dünyaya büyük faydalar sağlamış ancak Hristiyanlıktan önce dünyaya geldiği için vaftiz edilmeyen ruhlarda sapma gösterir. Bu durumda Hristiyanlığın temel öğretisinden kaynaklanmaktadır.

Cezaların güttüğü temel amaç öncelikle -ikinci kısımda yer alan ağır suçları işleyenlerin- içindeki kötülüğü arındırmak, ruhların pişmanlığa ulaşarak kusurluluklarının giderilmesi ve mutlak arınmadır. Gerçekten de pişmanlık arınma da mutlak bir yer tutar. Öyle ki ruhların mutlak pişmanlıktan sonra kusursuzlaştırıldığı Araf’ta cehennem de suçlarının cezalarını çekip pişman olarak gelen ruhlarla beraber; dünyada -içinde kötülük barındırmayan suçlar- işlediği suçlardan ölmeden önce mutlak bir pişmanlık duyarak cehennemde hiç ceza çekmeden gelen ruhlarda bulunmaktadır.

Ruhların kusursuzlaştırıldığı Araf cezaların yanında güzelliklerin yer aldığı, ilahilerin söylendiği, sevginin ve kötülüğün bir arada olduğu bir mekandır.
Kusursuzlaştırılarak mutlak arınmaya eren ruhlar gökyüzüne, cennete yükselir. Dante’nin cenneti mutlak sevginin ve ışığın mekanı. Ruhlar değerliliklerini bu ışıkla gösterirler. Bu ışığın kaynağı da Tanrı sevgisidir. Aynı Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’indeki Zoşima’nın din görüşleri gibi Dante’ye göre de; Tanrı yeryüzünü sevgi ile yaratmıştır. Mutlak iyiliğin ,doğruluğun ve aynı zamanda kötülüğün de kaynağı bu sevgidir. İnsan içinde bu sevgi ile doğar. Bu sevgisi zamanla yönelim gösterir. Dünya mallarına yönelirse kendine zulmeder. İnsanın mutlak vazifesi bu sevgiyi Tanrı’ya yöneltmektir.

Dante eğitim gördüğü Papaz okulunu etkisiyle de beraber bu sevgiyi dünya üzerindeyken Beatrice de hissetmiş. Beatrice’in erken yaşta ölmesinden sonra onu uhrevileştirerek Tanrı sevgisine ulaşmıştır. Gerçekten de ilahi Komedya da Dante Tanrı kadar Beatrice’ide över, onu bir kurtarıcı olarak görür. Ondan bir anne şefkati ve ilgisi bekler. Elbette bunda Dante’nin annesini erken yaşta kaybetmesinin de etkisi vardır.

ÇEVİRİ VE OKUMA ÖNERİLERİ
Ben eseri Rekin Teksoy çevirisinden okudum. Çeviri gayet iyiydi. Ayrıca giriş kısmında 20 sayfa bilgilendirici açıklama ve tüm sayfalarda dipnotlar yer almaktaydı. Bu dipnotlar olmadan eseri okumak çok zor. Bilmiyorum, İlahi Komedya’nın hakkını vermek gibi bir şey mümkün mü. Ben eseri yaklaşık 60 saatte okudum. Her kantoya en az yarım saat ayırdım. Yüzde doksanının birincil anlamını -sembolik anlamlarla beraber dört farklı anlamı olduğu söyleniyor- anladım diyebilirim ama dipnotlar olmasaydı mümkün değildi. Çünkü çok fazla kişi var ve bu kişiler şu an için o kadar da bilinmiş kişiler değil.

Kitaba başlamadan önce Homeros’un eserlerini ve antik trajedyaların çoğunu okumuştum. Fazladan bir mitoolojii okumasına ihtiyaç duymadım. Bu eser için de Aeneis’i okudum. Epey faydası oldu. Eseri okurken en çok tarih -krallarla rastlaştığı bölümlerde, floransa siyasi hayatı- ve astronomi, coğrafyaya ilişkin kısımlarda zorlandım.

Bence kendinizi hazır hissetmiyorsanız ve yeterli zamanınız yoksa çok acele etmeyin. Ama en önemlisi zaman, okudum bitti bir eser değil. Zaman kaygısı ile çok anlamsızlaşıyor. Yine de korkmayın, dipnotlar yeterli bilgiyi veriyor.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
100 syf.
·3 günde·9/10
Bay Palomar ‘ın gözlemlerine müteakip sorgulamalarına da tanıklık edeceğiniz öykü kitabıdır Calvino ‘nun bu eseri. Ana karakterin ismi de ABD'nin Kaliforniya Eyaleti'ne bağlı San Diego yakınlarında bulunan Palomar Dağı'ndaki bir rasathaneden geliyormuş. Özetle yazarımız, ünlü bir gözlemevinin isminden esinlenerek Bay Palomar’ı yaratmış diyebiliriz.

Yazarımız Bay Palomar’ı şu sözler ile tanımlıyor: Biraz miyop, dalgın, içedönük olduğu için genellikle gözlemci olarak tanımlanan insan tipine girmiyor yapısı. Oysa kimi nesneler özenli ve uzun bir dikkat istercesine hep karşısına çıkıyorlar. Neredeyse farkına varmaksızın bunları gözlemlemeye koyuluyor ve bakışı bütün ayrıntılar üzerinde dolaşmaya başlıyor ve onlardan ayrılamıyor artık. Bay Palomar, bundan böyle dikkatini bir kat daha arttıracak ve ilk olarak nesnelerden kendisine ulaşan bu çağrıları kaçırmayacak; sonra da gözlemcinin etkinliğine hak ettiği önemi verecek yapıda bir araştırmacıdır.

Bay Palomar ’ın gözlemleri her ne kadar betimleme amacında olsa dahi içsel ve düşünsel sorgulamalarla diğer gözlemlerden ayrılıyor demek mümkün. Yazarın bazı hususları tanımlamak için; doğanın düzenini ve düzensizliğini, gerekliliğini, olanağını ve sonsuzluğunu, sessizliğini ve bunların söz olmasını ele aldığını görüyoruz. Bay Palomar özelinde baktığımız vakit en önemli olayın sessizlik ve sözde olduğunu fark edebiliriz diye düşünüyorum. Nitekim Bay Palomar ‘ın karakteri dış görünüş olarak suskun, diğer yandan dilbilimsel olmayan yönüyle “Dünya’nın Yorumuna” yoğunlaşıyor.

Yorumlamalar için bol bol geziyor Bay Palomar, bir bakıyorsunuz sahilde dalgaları gözlemliyor, kafanızı çeviriyorsunuz taraçada kuşlara odaklanıyor sonra bir dönüyorsunuz, bir gezide tarihi tapınaklarda incelemeler yapıyor. Bu nedenledir ki yazımlar "Bay Palomar Sahilde", "Bay Palomar Taraçada" şeklinde ayrılmış. Gözlemler parçadan bütüne ya da bütünden parçaya yöntemi ile ele alınıyor. Neden bu şekilde söylemde bulunuyorum çünkü Bay Palomar parça parça örneğin denizde oluşan dalgalardan evrene dair çıkarımlarda bulunmaya çalışıyor.

İçerik pek ilgilinizi çekmiyor olabilir hoş benimde çekmedi fakat yazarın düşünce yapısını ve vermek istediği mesajları algılamak okurun artıları olacaktır düşüncesindeyim. Zira evreni doğru gözlemleyebilmek için öncelikle kendine yolculuk yapmalı ve kendi benliğini tanımalı mesajı bile okumanıza vesile olacaktır.

Son olarak nesneler ile insanın duygusal ilişkisi de bolca irdeleniyor. İnsan – insanın algıladıkları – dış kaynaklar çerçevesinde dönen düşüncelerin ve sorgulamaların farkındalığında olabilmek adına okunmalıdır diyorum.
743 syf.
·Beğendi·10/10
Boccaccio tarafından 1348-1351 yılları arasında kaleme alınan Decameron, bir çok açıdan önemli bir eserdir. İlkin, o zamana kadar aristokrat kesime hitap eden ve Latince kaleme alınan eserlerle dolu İtalyan yazınında İlahi Komedya ile beraber halk dili olan İtalyanca ile yazılan ilk eserlerdendir. Boccaccio, veba salgını döneminde yazılan eserin amacının "yaşamın unutulan güzelliklerini" hatırlatmak olduğunu söyler. Ayrıca eser dönemsel bir değişimin de işaretidir. Sadece dini konulara, ahlaki değerlere gönderme yapan eserlerin ciddiye alındığı bir dönemde, bireylerin gerçek yaşamlarını ve değerlerini aktarmıştır. Zaten eserde geçen öykülerin bir çoğu İtalyan halk öyküleridir. Bilindiği üzere yıllar sonra gerçekleşecek olan Rönesans'ın sanattaki yansıması da din merkezli evren anlayışından insan merkezli bir anlayışa geçiştir.

Eserde din adamlarının iki yüzlülükleri, kahramanlık hikayelerinin yanı sıra erotik hikayeler de yer alır. Zaten eserin bu kadar eleştirilmesinin sebebi de içerisinde barındırdığı, halkın süzgecinden geçmiş, oldukça gerçekçi ancak yer yer yaralayıcı erotik hikayelerdir. Bu yönde bir gerçekliği kaldıramayan ya da cinsellikten utanan arkadaşların kitaptan uzak durmasını tavsiye ediyorum. Zira edebiyat tarihini kendi ahlaki kıstaslarımızla değerlendirdiğimizde Binbir Gece Masalları'ndan tutun, Tolstoy'un birçok eserine varana değin koca bir külliyatı yok saymamız gerekiyor.

Son olarak eser birçok çevirmen tarafından Türkçe'ye yarım yamalak çevrilmiş, bazıları çevirdikleri eseri aşağılamaktan geri durmamışlar. Neyse ki, Oğlak Yayınları tarafından tam metin, utanılmadan, çevrilmiş. Bu çeviriden okumanızı, okuduktan sonra Pasolini'nin eserdeki 10 öyküyü sinemaya taşıdığı Il Decameron filmine de bakmanızı tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Rekin Teksoy
Unvan:
Yazar, Çevirmen, Sinema Eleştirmeni
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1928
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 30 Mayıs 2012
Saint Michael Fransız Lisesi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Roma Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Rekin Teksoy, Yön, Sosyal Adalet, Ataç dergilerinde başlayarak çeşitli yayın organında sinema konusunda yazılar yazdı; Ramazan Arkın'ın sahibi olduğu Arkın Yayınevi'nin hazırladığı Sinema Ansiklopedisini ve Cumhuriyet Ansiklopedisininyayın yönetmenliklerini ve yazarlıklarını yaptı. Birçok önemli yazarın eserini Türkçeye çevirdi.

Rosa Lüksemburg adlı oyunu, Küçük Sahne'de uzun süre sahnelenen sanatçının en önemli yapıtlarından biri; Rekin Teksoy'un Sinema Tarihi adlı kitaptır. Bu yapıt, arka kapağında belirtildiği gibi "Bugüne kadar Türkiye'de yazılmış ve yayınlanmış en kapsamlı sinema kitabı"dır.

Sinematek Derneği yönetiminde görev alıp, bir ara ikinci başkanlık görevinde bulunan Rekin Teksoy, tiyatro-sinema oyuncusu Sevil Candan'la evlenip ayrıldı.

Larousse Gastronomique'in de Türkçe basımının danışmanlar kurulunda yer aldı.

On yılı aşkın süredir TRT 2 televizyonunda sinema ve edebiyat programı yapan ve yirmi yıldır İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Sinema derslerini veren Rekin Teksoy, Decameron'un tam çevirisiyle İtalya Cumhurbaşkanı Kültür Şövalyesi sanı ve İlahi Komedya çevirisi ile İtalyan Senatosu Çeviri Ödülü'nü almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 1.736 okur okudu.
  • 49 okur okuyor.
  • 1.388 okur okuyacak.
  • 27 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları