Ne yapabileceğimizi bilene kadar ne yapmamız gerektiğini bilmeyiz; insanların ne yapmaları gerektiğine dair yasalar kabul etmeden önce neler yapabileceklerini kesinlikle değerlendirmeliyiz.
Gizem tanrısı, yaşama katılan ve bunları ifade eden içgüdüler, duygular ve arzulardan ortaya çıkar; ancak bu duygular, arzular, içgüdüler dinî oldukları ölçüde bir bireysel şuurdan ziyade bir gruba ilişkindir. Bu doktrinin gerekli ve en önemli sonucu, tanrısallığın aldığı şeklin, bu tanrısallığın içinde bulunduğu grubun toplumsal yapısını yansıtmasıdır. Dionysius annesinin oğludur çünkü anaerkil bir grupta ortaya çıkmıştır.
''Bir tecrübeyi formüle etmek'' Dewey'in deyimiyle ''onun dışına çıkmayı, bir başkasının göreceği gibi görmeyi, bu tecrübeyi ona anlayabileceği şekilde aktarmak için onun hayatının hangi noktalarına temas ettiğini düşündürmeyi gerektirir''. Bir tecrübeyi aktarmak için böyle bilinçli bir çaba sarf etmenin sonucu da o tecrübeyi dönüştürmektir. Tecrübe bir kere karşıya aktarıldıktan sonra iletişimi kuran iki taraf için de aynı değildir.
Comte'a göre sosyolojinin gelişiyle birlikte insanların isteklerini tanımladığı felsefe ile doğanın mevcut düzenini tarif ettikleri doğa bilimi arasında uzun zamandır süregelen ve hala var olan ayrım ortadan kalkacaktı.
Kişisel gelişimin bireysel ve sosyal faktörleri arasında ne olursa olsun, önceden var olan bir uyum yoktur ve bireyin temel eğilimleri her zaman sosyal kontrolün temel eğilimlerinden farklılık gösterir. Kişisel gelişim her zaman birey ve toplum arasında bir mücadeledir -bireyin kendini ifade etme, toplumun ise kendine boyun eğdirme mücadelesidir- ve bu mücadelenin süreçleri arasında bireyin kişiliği -statik bir ''öz'' olarak değil, dinamik, sürekli gelişen bir dizi faaliyet olarak- ortaya çıkar ve kendini inşa eder.