Serdar Soydan

Serdar Soydan

YazarDerleyenÇevirmen
6.5/10
19 Kişi
·
49
Okunma
·
1
Beğeni
·
696
Gösterim
Adı:
Serdar Soydan
Unvan:
Senarist, Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 3 Haziran 1980
1980 yılında İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sinema-TV Bölümü’nde tamamladığı lisans eğitiminin ardından, Boğaziçi Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde yüksek lisans eğitimine başladı. Halen bu bölümde tez çalışmasına devam etmektedir. Bugüne kadar Notos Öykü, Kitap-lık ve Eşik Cini gibi edebiyat dergilerinde yazıları yayımlanan Soydan, çoğunlukla edebiyat kanonu dışında bırakılmış, ötekileştirilmiş, yeterince bilinmeyen konu, isim ve eserleri merkeze alan çalışmalarına devam etmektedir.
Seni aradım
Sağıma baktım...
Önüme, ardıma, içime baktım
Eğer seni bulsaydım
''Kırmızıya boyadım ben bütün duvarları, gel'' diyecektim.
Yanılıp da gelseydin
çıldıracaktım,
Kısa bir ayrılık bu
Ölüm bizi kavuşturuncaya kadar sürecek
sonra yeniden bir arada olacağız,
Biliyorum tüm benliğimle
O gün gelecek!
115 syf.
·3 günde·1/10
Kitap bana göre gereksiz, saçma ve kötüydü. Okuduğum her sayfada resmen beni baydı. Gerçekten çok klişe bir şeydi. Sanırım şu zamana kadar okuduğum en kötü kitap olabilir. Yazmak için yazılmış bir seydi.

Kısaca bahsedecek olursam Kitapta bir kadın var (adını hatırlamıyorum.) Bir gün bir şeyler yazar. Bir anda yazar olmak ister. Bu kadının kocasının bir arkadaşı vardır. O adamda yazardır. Bu yazarımız yalnız, kimseye bağlı olmayan, gecici ilişkiler kuran biri (tam bir bad boy) Neyse işte bunlar bir gün yemek yerler ve o yemekte yazar ile bu kadın birbirlerine aşık olur. (Kadın evli ve iki çocuk annesi) yazar ile bu kadın çalışmak için sürekli bir araya gelir. Birbirlerine şiir falan yazarlar. Yazar 'ben sana aşığım' der. Kadın 'ama ben evliyim. Yapamayız.' der. Adam dayanamaz ve kendini bıçaklar. Evinin her yeri kan olur ve yazdığı şiiri parçalanmış halde kan gölünde yüzer. .
Siz zaten birlikte oldunuz neyi yapamıyorsun ben anlamıyorum. Hayatımda okuduğum en ama en saçma, en gereksiz kitap buydu sanırım. Her sayfasında beni biraz daha baydı. Neymiş efendim bu kadın siyahmış. Kendine çok benziyormuş. Evli olmasına rağmen kendine benzediği için bu kadınla birlikte olabilirmiş. Yazar bozması resmen. Dediğim gibi gereksiz ve saçma bir kitaptı. Okumazsanız çok büyük şeyler kazanırsınız. Okumayın, okutturmayın diyorum.
238 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yirmi dört hikayeden oluşan yaklaşık iki yüz kırk sayfalık bir kitap. Hikayelerin kimi romanların bazı kısımlarından alınmış parçalar, kimisi ise bir öykünün tamamı. Türk Edebiyatı tarihinin bir kısmına 16.yy’dan tanzimat’a tanzimat’tan harf devrimine olan sürece tanıklık ediyoruz fakat bu sefer bir farkla; pek anlatılmayan ötekileştirilmiş cinsiyet ve cinsellik hikayeleriyle. Bir yanıyla aslında üslubun bu zaman zarfında nasıl gelişip değiştiğini de izleyebiliyoruz hikayeleri okurken fakat derleyenin sadeleştirmeyi tercih etmesi dolayısıyla dil için bunu yapabildiğimizi söyleyemeyeceğim. Ahmet Mithat Efendi’den Peyami Safa’ya Recaizade Mahmut Ekrem’den Ömer Seyfettin’e hepimizin bildiği yazarlar yer alıyor kitapta. Hikayelerin çoğu eşcinsel aşkları anlatıyor, birkaçında ise gökkuşağının altından geçerek cinsiyet değiştirmiş veyahut giydiği kıyafetlerle asıl cinsiyetini saklamaya çalışan kahramanlara, translara rastlıyoruz. Özellikle son iki hikayede eşcinselliğin kötü olduğunu hatta bir hastalık olduğunu, hemcinse aşık kadınların yarım kadınlar olduklarını çünkü bir yuva kuramayacakları ve anne olamayacaklarını (peyami safa’nın bu düşüncesi tanıdık geldi mi sizlere?) okura hissettirme gayreti önceki kimi hikayelerden çok daha yoğun bir şekilde göze çarpıyordu. Yazarı belli olmayan hikayeleri saymazsak sadece bir kadın yazar yer alıyor kitapta: Suat Derviş. O dönemde yazan diğer kadın yazarların eserlerinde öteki cinselliğe rastlamamış Serdar Soydan. Suat Derviş’in hikayesinde ise erkek gibi giyinen erkek gibi davranan bir kız çocuğu yer alıyor. Kadınların hemcinslerine aşkını anlatan hikayeler de dahil olmak üzere tüm hikayeler erkekler tarafından yazılmış. Peki beğendin mi diye soracak olursanız; Evet beğendim. Lisansta öğrenemediğim (çünkü böyle ötekileşmiş bir konuyu ele alacak bir akademisyen tanımadım okulumda) bir perspektif kattı bana
115 syf.
·Puan vermedi
Dört Günlük Aşk #starkyorumluyor Bir internet sitesinden yaptığım kitap alışverişinde hediye olarak gelen, Artemis Yayınları'nın hızlı kitaplarından olan bu kitaba, kargomu bir kenara bırakıp merakla başladım. Zaten çok kısa bir kitap, adı üstünde hızlı kitaplar. Başlamamla bitirmem bir oldu. Kitapta yetişkin bir kızın hayatının monotonluğundan sıkılıp bir süre tatile gitmeye ihtiyacı olduğunu okuyoruz. Bu kızımız sevgilisini ve ailesini bırakıp kısa bir tatil için yazlığına gidiyor. Hep yaz aşkları meşhur olacak değil ya! "Kasım'da aşk başkadır." mottosunu da unutmamak lazım. Bu kız yalnız olacağını düşünerek kafasını dinlemeye Kasım'da yazlığına gidiyor. Yazlığa gittiğinde ise sandığı gibi yalnız olmayacağını anlıyor. İşte bu noktada kızımız sanki hiç sevgilisi yokmuş gibi yaramazlıklar yapıyor. Şimdi onları anlatırsam kitabı okumanıza gerek kalmaz.
Hızlı kitap olma özelliğinden midir bilmiyorum, olaylar aşırı hızlı gelişti ve aynı hızla son buldu. Dört günlük bir aşk böyle olmamalıydı. Aşk dersek ona tabii... Açıkçası kitaptaki olayların gelişme tarzını, saklanmaması gereken gerçeklerin saklanmasını, herşeyin çok önemsizmiş gibi sindirilmesini hiç ama hiç sevmedim. Sonu ise oldukça eksikti. Okumak isteyenlere küçük bir uyarı olarak, erotik sahneler vardı ve eğer bu sahnelerden rahatsız oluyorsanız veya yaşınız küçükse okumayın. Açıkçası alın, okuyun demeye gönlüm razı gelmiyor. Bence çok eksik bir kitaptı. Ee her kitabı beğenecek değiliz ya. Arada böyle içimize sinmeyen kitaplar da çıkmıyor değil. Ama bir kitap sevmedik diye diğerlerine de küsmemek lazım. Her zaman kendinizi tanıyın ve ona göre kitaplar seçin. O zaman kitaplar en iyi arkadaşlarınız olacaktır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Serdar Soydan
Unvan:
Senarist, Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 3 Haziran 1980
1980 yılında İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sinema-TV Bölümü’nde tamamladığı lisans eğitiminin ardından, Boğaziçi Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde yüksek lisans eğitimine başladı. Halen bu bölümde tez çalışmasına devam etmektedir. Bugüne kadar Notos Öykü, Kitap-lık ve Eşik Cini gibi edebiyat dergilerinde yazıları yayımlanan Soydan, çoğunlukla edebiyat kanonu dışında bırakılmış, ötekileştirilmiş, yeterince bilinmeyen konu, isim ve eserleri merkeze alan çalışmalarına devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 49 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 37 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.