Fukara Ölüsü

Suat Derviş
Derleyen:
Serdar Soydan
Tasarımcı:
Recep Yelek
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 34 dk.
Sayfa Sayısı:
232
Basım Tarihi:
Mayıs 2021
Yayınevi:
İthaki Yayınları
ISBN:
9786257650878
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·232 syf.··
2025 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2025 10:56
"Fakat yaşamak... Yaşamak bu değil ki, yaşamak..." Romanlarıyla ön plana çıkan Suat Derviş'in çeşitli dergilerde kalmış bilinmeyen hikayeleri bir araya getirilerek Fukara Ölüsü ismindeki kitapla gün yüzüne çıkarılmış. 27 hikayeden oluşan kitapta hikayelerin ana temaları parasızlık, ölüm, zor geçinen insanlar, işsizlik, hastalık, açlık olarak sıralanabilir. Ülkedeki gelir adaletsizliğini de eleştiren Suat Derviş halkın genelindeki parasızlıktan kaynaklanan sorunlara eğiliyor. Günlerce aç kalan, hastalığını iyileştirecek ilacı alamayan, çalışmak zorunda olduğu için hastalığını görmezden gelen, fabrikada ölümcül işlerde çalışmak zorunda kalan insanların hikayeleri bunlar. Kitaba ismini veren Fukara Ölüsü ismindeki çarpıcı hikayede de ölen eşini parası olmadığı için defnemeyen bir kadının çaresizliği ele alınmış. Benim en çok etkilendiğim hikaye ise yine aç, hasta ve parasız, kalacak yeri olmayan bir adamın üzerindeki paltoyu bir çocuğa verdiği Fırtına isimli hikaye oldu. Romanlarına çok hakim olmasam da bu kitapla Suat Derviş'in usta bir hikayeci olduğunu söyleyebilirim. Etkileyici olayları akıcı ve çarpıcı bir şekilde aktaran Derviş'in bu hikayeleri okunmaya değer.
Fukara ÖlüsüSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202172 okunma
7/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2022 90. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2022 23:28
Usta yazar Suat Derviş'in 1930-41 yılları arasında farklı dergi ve gazetelerde yayınlanmış para temalı öykü derlemesi. Toplamda 27 öykü var kitapta. Paranın varlığı ve yokluğuyla sınanan insanların öyküleri. Yazar öykülerini daha çok olay ağırlıklı yazmış. Karakter tahlilleri çok yoğun değildi. Dönemine göre bomba etkisi yapacak gerçeklik ve ilginçlikte öyküler. Yazar döneminde en bilinen toplumcu gerçekçi yazar. Yani hayatın acı gerçekliklerini özellikle anlatmayı tercih eden bir yaklaşım. Daha çok romancı yönüyle bilinen yazar öykülerinde de çok akıcı ve sürükleyici bir dil tutturmayı başarmış bence. Kitabı okurken sizi yaşadığınız zamandan koparıp o dönemlere yolculuğa çıkarıyor. Kitabı okurken bu kadarı da olmaz dediğimiz ama gerçekte günümüzde de yaşanan o kadar çok örnek vardı ki. Tarihin tekerrürü diye düşündüm. En temel ihtiyaçlarını karşılayamayan, yoksulluğun pençesinde inim inim inleyen insanların yaşadıkları, hissettikleri, hayata katılamama , mahrumiyet/eziklik hissi, topluma özellikle de zenginlere karşı duyulan öfke, kendini ifade edememe, çaresizlik... Özellikle de et, elbise, yakacak, barınma yoksunluğu yaşayan insanlar, çoluk çocukları ve bunu kanıksamış toplumun çoğunluk insanlarının dramatik öyküleri... Yazar öykülerin çoğunda kadın ve çocukları kahraman olarak seçmiş. Onlar üzerinden fakirlik psikolojisini ve tüm topluma yansımalarını anlatmış. Kitabı okurken aynı konulu öyküler olması beni zorladı. Farklı zamanlarda yazılmış olsa da tematik öyküler olması bir yerde sıkıyor insanı. Fakat kitabın bitmesini hiç istemedim. Adeta uyuşturucu etkisi yaptı bende. Oradaki öyküleri okurken ülkenin ekonomik gerçekliklerini unutup oraya bakarak bir süre kendimi zengin zannettim. Neticede o öykülerdeki kadar kötü bir durumda değildik. Ne yazık ki her güzel
Fukara ÖlüsüSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202172 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2023 77. kitabı
Suat Derviş'in gazete ve dergilerde tefrika edilmiş pek çok öyküsünün içinden 1930-41 yılları arasında yazılmış 27 tanesi seçilerek Fukara Ölüsü oluşturulmuş.Bu 27 öykünün her birinde yoksulluğun, eve, sokağa, yaşamın tüm alanlarına yansımaları aktarılırken gazetecilik deneyimlerinden de faydalanmış olmalı Suat Derviş diye, düşündüm.Kişisel yaşamındaki maddi zorluklar da etkilidir muhakkak. Suat Derviş daha çok romanları ile yer edinmiş olsa da edebiyatımızda hikâyeleri ile de konumlandırmak gerek.
Fukara ÖlüsüSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202172 okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2021 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2021 09:11
🐞Yaşamak; her zaman iyi bir yerde oturmanın,gürbüz çocuk yetiştirmenin,analara haksız evlat acıları göstermemenin,insan gibi yaşayıp insan gibi ölmenin,insan gibi çalışıp insan gibi bir hayat geçirmenin yolunu bulmaktır. 27 hikayeden oluşan kitap;kendiside hayatının son kesimlerinde parasal olarak büyük sıkıntılar yaşamış olan Suat Derviş in insanların ölüsüyle dirisiyle,çocuğuyla yetiskiniyle,kadınıyla erkeğiyle parasal yönden yaşadıkları sıkıntıları mahrumiyetleri anlattığı para hikayelerinden oluşuyor. Gereksiz betimlemeler(fukaralığın betimlenecek nesi varsa artık🙁) süslü cümlelerden ziyade sade öz cümlelerle yazılmış kitap direkt sonuca götürüyor.
Fukara ÖlüsüSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202172 okunma
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2024 118. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2024 15:06
Fukara Ölüsü, hayatın daha gerçekçi ve acımasız yüzünü gözler önüne seren bir eser. Kitapta yer alan öyküler, çoğunlukla insanın 'para' ile olan ilişkisine odaklanıyor. Derviş, bu kitabında karakterlerini paranın yokluğu veya varlığıyla sınarken, onların iç dünyalarındaki çelişkileri ve hayata tutunma mücadelelerini gözler önüne seriyor.
Fukara ÖlüsüSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202172 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2022 38. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2022 12:13
Kitabın adı:Fukara Ölüsü Yazarın adı:Suat Derviş Sayfa sayısı:230 Kitabımız tamamen parasızlık yoksulluk üzerine yazılmış. Kimi işsiz iş bulamaz kiminin hayalleri vardı hayallerinin peşinden koşmak istedi ama koşamadı. İstedikleri işi yapamadılar çocuklar ana-babayı,yaşadıkları çevreyi beğenmez iki arada kalan yaşamlar. Açlıktan, parasızlıktan hastalıktan ölümler .... Peki bu size birşey çağrıştırıyor mu??
Fukara ÖlüsüSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202172 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Suat DervişYazar · 36 kitap
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde gazeteciliğe başlayan Suat Derviş Hanım, ülkenin öncü gazetecilerinden biri ve döneminin en üretken yazarlarındandır.. Otuza yakın roman, pek çok hikaye, makale, eleştiri ve çeviriler yayımlanan Suat Derviş'in en bilinen eseri Fosforlu Cevriye'dir. Eserleri yabancı dillere çevrilen ilk Türk yazarlardandır. Adı, toplumcu gerçekçilik ile birlikte anılır. Avrupa'ya muhabir olarak giden ilk kadın gazeteci, ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanı, Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucusudur. Kadın hakları, demokrasi alanlarında mücadele etmiş bir aktivisttir. 1903 yılında İstanbul'un Moda semtinde dünyaya geldi. Varlıklı bir ailenin ortanca çocuğu idi. Ailesi ona Hatice Suat adını koydu ancak Suat erkek ismi olduğundan kayıtlara Hatice Saadet olarak geçti. Babası, Darülfünun'un kurucularından kimyager Müşir Derviş Paşa'nın oğlu tıp profesörü İsmail Derviş Bey, annesi Abdülmecid'in mabeyncilerinden Kamil Bey'in kızı Hesna Hanım'dır. Osmanlı'da Telefon İdaresi'nde çalışmaya başlayan ilk kadınlardan Hamiyet Hanım'ın kardeşidir. Çocukluk çağında evde özel eğitim görüp Fransızca ve Almanca öğrendi. Eğitimine Kadıköy Numune Rüştüyesi'ne, ardından Bilgi Yurdu'na devam etti. Çocukluğundan itibaren yazmaya ilgi duydu. Hezeyan başlıklı mensur şiirini, çocukluk arkadaşı Nazım Hikmet 1918'de Alemdar gazetesinin edebiyat ekine göndererek yayımlattı. Bu, onun yayımlanan ilk eseridir. Henüz çocuk yaşta olan Suat Derviş edebiyat dünyasına Mehmet Rauf tarafından 'hassas bir ruha sahip ve olgun bir müellifin habercisi" olarak tanıtıldı. Bu yıllarda Nazım Hikmet ile arkadaşlığının şairin ona duyduğu tek taraflı bir aşka dönüştüğü iddia edilir. Şair Nazım Hikmet, 1920'de Gölgesi adlı şiirini Suat Derviş'e ithafen yazmıştır. İlk eserleri Suat Derviş'in ilk romanı olan Kara Kitap 1921 yılında basıldı. Edebiyat dünyasında hayret ve şaşkınlıkla karşılanan bu eserde ölüme mahkum güzel ve hassas bir genç kızın son nefesine kadarki yaşama arzusunu belirten iç seslerini ve duygularını anlattı. 1923'de yazdığı Hiç Biri romanını, Ne Ses Ne bir Nefes (1923), Bir Buhran Gecesi (1924), Fatma'nın Günahı (1924), Gönül Gibi (1928) ve Latin harfleri ile yazdığı ilk eser olan Emine(1931) romanları izledi. Bu romanlarında İstanbul'un üst düzey yaşamından kesitler sundu; ilişkileri anlattı; kadının toplumsal konumunu özgürlük talebini irdeledi. 1925'te ilk hikayeleri Almanca'ya çevrildi. İlk gazetecilik deneyimleri Derviş, ilk romanı yayımlandığı sırada Alemdar gazetesinde çalışmaktaydı. 1922'de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul'a gelen Refet Bey'le ilk röportajı Alemdar gazetesi için yaptı. Bir süre sonra Alemdar'dan ayrılıp İkdam'a geçti ve gazetede bir kadın sayfası hazırlayacak bu konuda öncü oldu. Berlin yılları 1927'da konservatuar eğitimi için kardeşi Hamiyet Hanım ile birlikte Almanya'ya gönderildi; Berlin'de Sternisches Konservatuvarı'nda piyano dersleri aldı. Bir süre sonra ailesinden habersiz Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Faşizmin yükselmesine tanıklık ettiği Almanya'da öğrenciliği sırasında gazete ve dergilerde çalıştı. Yazıları çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinden siyasi gazetelere kadar pek çok yayın organında yayımlandı. 1932'de babasının ölümü üzerine fakülteden mezun olmadan Türkiye'ye döndü. Yurda dönüş ve 1930'lu yıllar Yurda döndükten sonra Babıali'nin başarılı muhabirleri arasına girdi; İstanbul, İzmir, Adana ve Ankara'da çıkan pek çok gazetede yazılar yayımladı. Bir yandan da roman tefrika etmeyi sürdürdü. Onu Bekliyorum (1934), Onları Ben Öldürdüm (1935), Baba Oğul (1936) romanları çeşitli gazetelerde tefrika edildi. Resimli Ay'da çalışmaya başlaması ile solcu basın dünyasına adım attı. 1936 yılında Son Posta gazetesinde çalışırken Montreeux Konferansı'nı izlemeye gitmesi ona yurtdışına giden ilk kadın gazeteci unvanını getirdi. 1936 yılından itibaren çalışmaya başladığı Tan gazetesinde kadın sorunlarına değindi ve dış siyaset olayları ile ilgili haberler yaptı. Bu gazetede çalıştığı dönemde Sovyetler Birliği'ne yaptığı gezi, düşünce dünyasını etkiledi. Dönüşünde yayımladığı röportaj dizisi, "kıpkızıl komünist" olarak damgalanmasına ve gazeteden ayrılmak zorunda kalmasına neden oldu. Gezinin yapıldığı 1937'de tefrika edilen Bu Roman Olan Şeylerin Romanı görüşlerindeki değişimi yansıtır. Gazetelerde nazizme, faşizmin yükselişine ve adaletsizliğe karşı yazılar yayımlarken romanlarında köşklerde yaşanan aşkları, yemek ziyafetleri ve davetleri yazmayı reddeden yazar, artık toplumcu- gerçekçi bir edebiyat anlayışına yönelmiştir. 1938'de Bir İstanbul Gecesi tefrika edildi, 1939'da "Hiç romanı yayımlandı. Politik yaşamı ve mahkumiyeti Suat Derviş'in sol görüşleri, kısa süren ilk üç evliliğinin (Seyfi Cenap Berksoy, Selami İzzet Sedes, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu ile) ardından 1941 yılında Türkiye Komünist Partisi (TKP) genel sekreteri Reşat Fuat Baraner ile yaptığı evlilik ile pekişti. Baraner ve Derviş'i bir araya getiren, partinin talebi doğrultusunda çıkarttıkları "Yeni Edebiyat Dergisi" olmuştu. Çift, Türkiye'de toplumsal gerçekçi akımın ilk yayın organlarından sayılan dergiyi 15 Ekim 1940-15 Kasım 1941 arasında yirmialtı sayı yayımladı. Derviş, dergide kısa öyküler, fıkra ve eleştiriler yazdı. Orhan Kemal, Mehmet Seyda, Hasan İzzettin Dinamo gibi genç yazar ve şairlerin tanınmasına yardımcı oldu. 1944'te Zeynep İçin romanını yazdı. Aynı yıl Biz Üç Kardeşiz, Fosforlu Cevriye, Çılgın Gibi' romanları gazetelerde tefrika edildi. "Niçin Sovyetler Birliğinin Dostuyum?" adlı incelemesinin 1944'te yayımlanmasından sonra gazeteci kimliği ile hiçbir yerde iş bulamayan Suat Derviş, gerçek ismi olan 'Hatice Saadet Baraner' yerine takma adla yazılar yazmaya başladı. Aynı yıl TKP Soruşturmaları ve tutuklamaları çerçevesinde eşi Reşat Fuat Baraner ile birlikte tutuklandı. Sorgu sırasında çocuğunu düşüren yazar, Reşat Fuat Baraner'i sakladığı ve yasadışı Türkiye Komünist Partisi'ne katıldığı gerekçesiyle yargılandı, 8 ay tutuklu kaldı. Hapisten çıktıktan sonra büyük sıkıntı çekti.. Geçimini sağlamak için Almanca, İngilizce ve İtalyanca çeviriler ve editörlük yaptı. Tiyatro piyesleri ve radyo skeçleri yazdı. 1947'de "Büyük Ateş ", 1950'de "Yaprak Kıpırdamasın " romanları tefrika edildi. Paris yılları 1951'de tekrar tutuklanan eşinin 1953'de yargılanmaya başlaması üzerine kendisinin de tekrar tutuklanma olasılığına karşılık ülkeden ayrıldı; İsveç'teki ablasının yanına yerleşti. Avrupa'da çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayımladı; kendisini yurtdışında tanıtacak kitapları kaleme aldı. Zeynep İçin romanını Ankara Mahpusu adıyla yeniden yazdı. Romanı, ablası Hamiyet Hanım Fransızca'ya çevirdi. 1957'de Le Prisonnier d'Ankara adıyla yayımlanan eser on sekiz dile çevrildi ve o kadar beğenildi ki eleştirmenler tarafından Ivo Andriç'in Drina Köprüsü'nden bile daha iyi bulundu. Daha önce yayınlatamadığı Çılgın Gibi eserini Fransızca'ya çevirdi. Eser, Les Ombres du Yali (Yalının Gölgesi) adıyla 1958'de yayımlandı. Yurda dönüşü Reşat Fuat Baraner'in hapisten çıkmasının ardından 1963 yılında Türkiye'ye döndü. Bu dönemde takma isimler roman ve hikayeler, çocuk masalları yazdı, tercümeler yaptı. Aksaray'dan Bir Perihan adlı romanı 1963'te Gece Postası'nda tefrika edildi. Fosforlu Cevriye, öğrenci ayaklanmaları ve sert isyanların zirveye ulaştığı 1968'de May Yayıncılık tarafından Ankara Mahpusu ile birlikte yayımlandı. Son yılları ve ölümü 1968 yılında eşini, 1970 yılında ise ablasını kaybetmesi onu derinden etkiledi. İki gözünde de ciddi sağlık sorunları çıkana kadar yazmaya devam etti. Moskova'da geçirdiği ameliyat sonrası gözlerinden birinin belli oranda düzelmesinin ardından arkadaşı Neriman Hikmet ile birlikte Devrimci Kadınlar Birliği'nin kuruluşunda görev aldı. Derneğin kapatılması üzerine yeniden yazarlığa ağırlık verdi. Sürekli göz altında tutulan Şişli'deki evini devrimci gençlere açıp onları gizledi. 1971'de evi basıldı, birçok solcu genci evinde sakladığı ortaya çıkınca tutuklandı. Ertesi sene Fosforlu Cevriye 'yi Gülriz Sururi için senaryoya dönüştürdükten kısa süre sonra şeker hastalığının vücudunda yarattığı tahribat sonucu hastaneye kaldırıldı. 23 Temmuz 1972'de Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'nde hayatını kaybetti.