Deniz Demirsoy

Deniz Demirsoy
@yazarakli
"En iyi bildiğim iştir yalnız kalmak. İnsanlarla temas ya beni incitiyor ya onları. İflah olmaz bir uyumsuzum." Dücane Cündioğlu
"Masaydım, Meseydim"
Puan vermedi·176 syf.·
2019 11. kitabı
Koşmasaydım yazamazdım, uyumasaydım kalkamazdım, çalışmasaydım başaramazdım, yapmasaydım olmazdı, gitmeseydim gelemezdim, okumasaydım bilemezdim, yazmasaydım anlatamazdım, anlatmasaydım anlamazdı, içmeseydim çıkaramazdım, yemeseydim ....(neyse bu kısmı boşverelim) masaydım, meseydim, masaydım, meseydim hep bi masaydım, meseydim. Hayatımızda her şey bir sebep sonuç ilişkisi. Herkesin kendine göre bir "masaydım"ı "meseydim"i var. Herkesin "masaydım"ı kendine özeldir ve sadece kendine o etkiyi yapabilir. Sevgili Haruki Murakami'nin ilham perileri koşarken gelip ona yarenlik ediyor. Yazdığı Roman konularının sabah erken saatlerde koşarken zihninde canlandığını söylüyor. Bazı insanların amuda kalkarak bu etkiyi yaratmaya çalıştığını düşünürsek koşmayı, daha geçerli ve yararlı bir eylem şekli olarak görmek hiç de kötü bir fikir sayılmaz kanımca. Bu kitap, sevgili yazarımızın tüm samimiyetiyle kaleme aldığı, okuyucu ile sohbet ederek yaptığı anlatıyı, tadından yenmez bir hale getiren çok kıymetli bir eser. Hayatta hepimizin olmazsa olmazı olan şeyler vardır. Önemli olan bunları bize hizmet edip hayatta ki başarılarımızı taçlandırak şekilde senkronize edip maksimum oranda fayda sağlamaktır. Bazı insanların en büyük başarısı okeyde taş çalmak olurken, bazılarının ise ay'a ayak basmak olduğu bir dünyada bu ikisinin arasında ki uçurum insanoğlunun kapasite bakımından ne kadar geliştiğini ya da gelişemediğini (evrilemediğini) gözler önüne seriyor. Önemli olan votka vişne, ya da votka elma değildir, bunu ne amaçla içtiğinizdir. Yani kaba taslak anlatacak olursam, her hangi bir amaca giden her yol mübah değildir. Amaçları taçlandırıp başarıya ulaştırmanın tek yolu kendinize uygun bir masaydım yada meseydim (bkz. üstte) bulmanızdır. Her hangi bir konu da uzman olmanın tek yolu, o
Koşmasaydım YazamazdımHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20183,669 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·192 syf.·
2019 6. kitabı
Hani aklımıza bir şey gelir, birden bire ayağa kalkar amaçsızca dönüp dururuz. Hani bir sağa bir sola dönüp durur ya da alabildiğine uzun bir yol da istikamet belirlemeden kararsız atomlar gibi yürürürüz. Bizi ayağa kaldıran, yürüten, sanki tekerleği biz icat etmişiz hissi uyandırıp kafamız da şimşekler çaktırıp, beynimizde ki nöronları sağa sola zıplatan, çarptıran şey, aklımız da çözülmeyi bekleyen bir bilmece ya da sakinleşmeyi arzulayan bir zihinden başkası değildir. Bazen oturduğumuz yerde bile bir bacağımızı sürekli sallar ya da ayağımızı yere vurup dururuz. (Kendimdem biliyorum) Sanki, İlahi bir güç tarafından kutsanmış, bütün vucudumuz da volkanik bir patlama gibi, sanki, dünyanın bütün yükünü bacaklarımız kaldırabilirmiş gibi müthiş bir enerji bombardımanına tutulup bütün hücrelerimizin hep bir ağızdan koro halinde "kalksana lan" dediğini duyar gibi olup bu ses'e itaat ederiz. Ve aklımızda parlayan düşünce sonuca ulaşmadan bu yürüyüş bitmez. Müsaitsek dışarı çıkar yürürüz, değilsek evin içinde, o da olmazsa odadın için de, oda da olmazsa yatağın için de döner dururuz. Sırtımızda yamalı bohça gibi taşıdığımız bütün düşünceler o an zihnimize transfer olur. Gözlerimiz sanki hortlak görmüş gibi açılır. Böyle zamanlar, hem karar vermek için hem de verdiğimiz kararları sorgulamak için Einstein kesildiğimiz, yegane anlardır. Bu kitap, yürümeyi felsefi bir boyuta taşıyan, aslında yürümenin ne kadar mistik bir eylem olduğunu anlatan, zamanının en ünlü filozoflarının yürümeye verdiği değeri ve yürürken neler düşündüğünü ya da hissettiğini gözlerimizin önüne seren, yürürken zamandan ve mekandan soyutlanmayı lezzetine doyum olmayacak bir anlatımla bizlere sunan ve belli felsefi başlıklar halinde içerikleriyle bunu ispat eden sayılı eserlerden biridir. Her hangi bir
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Puan vermedi·320 syf.·
2019 5. kitabı
Ne yaptın Rahmi hoca? Betimlemenin dibine vurup sayfaları kanatmışsın desem yeridir. Hangi kafa ile yazdıysan bu kitabı o kafadan bende istiyorum. Sırf bu kitabı yazabilmek için kafayı bile sıyırdığını düşünmekten kendimi alamıyorum. İlham perileri ile flört mü ettin, Şizoparanoidlerle kankamı oldun yoksa Nirvanaya çıkıp aşağı düşerken mi yazdın bu kitabı. Beyninin içinde zulaladığın gün ışığına çıkmamış kelimeleri bir araya getirip kombo yapmışsın. Bu da yetmemiş gibi avazı çıktığı kadar bağırtmışsın kelimeleri. Bunları iç sesim yazdı. Sıra bende... Hadi biraz gezintiye çıkalım. Yer: Dünya Zaman: Orta çağ Manyaklığını belli bir seviyede tutmayı başaran insanlar, toplum nazarında bilgisine ihtiyaç duyulan bilir kişi olarak kayıtlara geçmiştir. Bu kişiler soylu ise namı dağları, denizleri aşıp uzak diyarlara kadar yayılmıştır. Yok eğer fakir bir köylü ise, puslu ormanların zifiri karanlığında, kurtlar ve çakallarla kanka olmaya, ya da kızgın güneş altında bir çöl bedevisi olmaya itilmiştir. Çünkü dini bütün ahlak timsali insanlar (yersen) bu kişilerin katlini vacip kılmıştır. Hatta baş'larına ödül konulup cadı avcılarının hedefi haline getirilmiştir. Manyaklığı, aptallığa evrilen insanlar ise kimse tarafından ciddiye alınmadan ömürlerini kuru ekmeğe muhtaç olarak bitirmişlerdir. Her zaman söylenir, dahilik ile delilik arasındaki ince çizgi muhabbeti. Bence burada bir yanlışlıklık var çünkü dahiler zeten delidir. Yukarıda bahsettiğim kontrol aşamasını ellerinde tutmayı başarabildiklerinden delilikleri hiç göze batmadan yaşamakta ve ya imrenilen bir özellik olarak kişiyi yüceltmektedir. Yer: Dünya Zaman: Günümüz Bunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama insanlar korkudan ne manyak olabiliyor ne de dahi. Bir dahi çıkıyor kanserin çaresini bulduğunu söylüyor
Şizofreni Yalnız OynanmazRahmi Vidinlioğlu · İlya Yayınları · 20121,221 okunma
Puan vermedi·374 syf.·
2019 4. kitabı
Bu adam gerçekten deli. Günümüzde olsa 46 raporu verip elini kolunu bağlar tımarhaneye kapatırlar ya da zararsız diye halkın içine salarlar. Adam insan kudretinin farkına varmış gibi görünüyor ve bunuda alenen söylemekten hiç geri durmuyor. Cadı avcıları tarafından yakalanıp Engizisyon mahkemeleri tarafından yargılanıp diri diri yakılmaması ya da cilalı giyotin ile başı gövdesinden ayrılmaması büyük şans doğrusu. Adam deliliğin dibine vurmuş yalayıp yutmuş üstüne hazımsızlık çekip ağız yoluyla insanların üstüne kusmus desem yeridir. Bilindiği üzere spoiler vermiyorum bu kitap içinde bu alışkanlığımı değiştirmeyeceğim. Günümüzde söylenceler söyleyen kişinin mevkisine göre değer kazanıyor maalesef. İnsanların gözünde değerimiz kadar dinlenip değer veriliyor söylediklerimiz. İster deli olun ister aptal olun söylediklerimizin bir anlam kazanması dinleyenlerin bize olan tutumuna göre değişiyor. Objektif yaklaşımların neredeyse yok olduğu günümüzde yerimizi insanların gözünde işe yararlığımız belirliyor. Hal böyleyken çoğu zaman içimize atıyoruz bütün düşüncelerimizi, duygularımızı çünkü değersizlik duygusu ile yanıp kül olmaktansa hiç konuşmamayı bir görev bilip yüreğimizi dağlıyoruz. Sonra da ya şair oluyoruz ya da deli. Aslında düşünüyorumda herkes birbirini anlasa değer verse, ön yargılarını halı altına süpürüp sonra da domestosla yıkasa üstüne bir de arap sabunu ile cila çekse ne şair çıkardık ne de deli olurduk. Çok monoton kabul ediyorum ama hiç yaşamadık ki nereden bileceğiz nasıl olduğunu. Düşünsenize hiç kimse tarafından ön yargıya maruz kalmadan güllük gülistanlık bir hayat sürüyoruz, pardon ya bu başka bir parelel evrende ki dünyanın konusu çünkü burada öyle dünya yok. Okuyan herkese teşekkür ediyorum. Okumadan beğenenleri de vişneli votkaya havale
AdaAldous Huxley · Yol Yayınları · 1983909 okunma
Puan vermedi·424 syf.·
2019 2. kitabı
Herkesin içinde patlamaya hazır bir delilik vardır. Yazarımız kitapta gerçekten deli olan insanların olaylara verdiği tepkilerden ve bu olayların içlerinde ki deliliği nasıl tetiklediğinden bahsetmektedir. Bu güne kadar yaptığı incelemeler ve şahit olduğu vakaları örnek vererek bize asıl deliliğin nasıl bir şey olduğunu söylemektedir. Deliliğin aslında sanılandan çok derin kökleri olduğunu ve her insanın potansiyel deli olabileceği fikrini sıcak tutarak her bölümde buna değinmektedir. Verdiği örnekler gerçekten deliliği dibine kadar yaşayan ve bu yüzden hayatını idame ettirmekte zorlanan ya da idame ettiremeyen insanların gerçek yaşantılarından oluşmaktadır. Bunun yanında birde gizli delilerden bahsetmektedir. Aslında herkeste bulunan bir özellik olduğunu savunmakla birlikte tetikleyici unsurlar ortaya çıkmadıkca hep saklı kalarak ya da kişinin bunun farkına vararak sadece kendi içinde bu deliliği yaşadığını belirtiyor. Kişilere göre artık delilik göreceli hale gelmiş çeşitli sınıflandırmalarla karşımıza çıkmaktadır. Tıp literatüründe kabul görmüş tescilli özelliklere sahip delilik kavramını bu yüzyılda daha geniş kapsamlı olarak gün yüzüne çıkmış halde bulmamız çok olası bir ihtimal. Çünkü gelişen yada geri kalan toplumlarda bireylerin yaşadıkları olaylara ve durumlara göre geliştirdikleri yeni ve özgün alışkanlıklar çeşitli isimlerle önümüze çıkıyor. Tabii ki bunların hepsinin ana temasını delilik ve bunun sınıflandırılmasını içeriyor. Çoğu zaman birbirimizin davranışlarını anormal ve çılgın bulduğumuzda "delisin sen" diye bir tabir kullanırız. Delilik gerçek anlamında bu kadar basit dile getirilen bir şey olmamalıdır. Çünkü anormalliğin ve çılgınlığın bir sınırı vardır. Oysa delilikte sınır yoktur. Kişinin pençesine düştüğü delilik durumunun seviyesi ilerledikce
Delilik Nedir?Darian Leader · Encore Yayınevi · 2016113 okunma