• 59 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    NEREDE BU DERİN TUTKU !

    Bu kitap hakkında o kadar çok inceleme var ki öncelikle vakit ayırıp bu satırları okuyorsanız şimdiden teşekkürler
    Ben yazılan bir çok inceleme gibi bu kitabı veya yazarı övecek şeyler yazamayacağım maalesef buraya
    Oldum olası küfür eden kaba saba erkekleri sevmedim sevemedim ve sevemeyeceğimde
    Ama gerçek hayatta da bir çok örneğini gördüğümüz gibi böyle erkekler revaçta belki diziler belki filmler belki kitaplar böyle adamları gözümüzde sevimli kıldı ne ara böyle olduk yoksa hep böyle miydik bunları mı beğeniyorduk bilemiyorum

    Bu yazdıklarımdan bir çoğu belki hoşlanmayacak ve bir çok olumsuz yorum yapacak ama beğenmedim beğenmek için çok aradım ama paylaşılan Müslüm şarkısından başka birşey bulamadım ki onu da hemen alıntı olarak paylaştım
    Filmini de izlemedim ama filmi o kadar izlenmiş kitabı o kadar okunmuş bir kitabı okurken insanda bir beklenti oluşuyor galiba ya da beklenti demeyim az çok biliyordum bu tarz bir kitap olduğunu ama okumadan emin olamazdım ama ön yargı değilmiş bende ki beğenemedim ne hikayeyi ne üslubu
    Maalesef ortada bir derin tutku göremedim demekki benim tutkularım daha derin:)
  • “Özgürlük içinde yaşayan bir ülkenin şairi olarak yazdıklarımdan kuşkulandılar mı, kendimi savunmak için aydınca bir hesaplaşma olurdu mahkemeye çıkışım. Toplum karşısında açık açık hesap verme olurdu. Gördüğüm tepki, bana öğretirdi yazdıklarımın anlamını, sanatçı olarak görürdüm şiirimin başarısını, ya da yerine oturmadığını. Bugün beni çağıranlar bana bu olanakları vermek için çağrıda bulunmuyorlar ki. Başımı  ezmeye karar vermişler. İbret olsun diye. İşkencelere ne kadar geç katılırsam onların utkularını o kadar geciktirmiş olacağım. Şu halimle bile kendime güvenim artacak.”

    Alıntı Şuradan
    Rıfat Ilgaz - Karartma Geceleri
    Rıfat Ilgaz
    Bu malzeme telif hakkı ile korunuyor olabilir.
  • 132 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Arkadaslar, bu kitaba formda, kitabdan alinti yapmak haricinde hic kimse incele yazmamis.
    Dünyanin en akademik en agir kitablarini okudum ama aklim ve duygularim okudugum kitaba karsi hic böyle tepki vermemisti.
    Yazar adina son yillarda Norvecin cikardigi en güclü yazarlardan diye yazilinca insan ürküyor, kitab hakkinda bir elestiri yapmaya. Toplum, arkadaslar ve takipcileri arasinda kücük düsmekden korkuyor. Diyor ki, insan bir sey yazmayimda cehaletim ortaya cikmasin. Bu bana kendi hayatimda bir seyler hatirlatti. Arkadaslarimla Islam dininin bazi mesele ve kurallarini elestirip tartismaya actigim vakitler, ayet ve hadislerle cevap veririlerdi. Bu cevap tutumu bende su duyguyu uyandirirdi. " Bak bir adim geri at sana kaynak olarak söylenen seye karsi sansin yok." Hakli dahi olsam ürkütürdü beni yanlis bir seyler söylemekten. Söylenen sey mutlak dogru, "anlamamis olan sensin" derdim kendi kendime.
    Bu kitaba elestiri yazmaya basladigimda ayni duygulara kapildim.

    Söyle ki :
    Kadin bu kiatabi karsiliginda sonuc olarak birde ödül almis ve ben kitabi okuyorum anlayamiyorum ! nasil bir duygu bu bilirmisiniz ? Insan kendinden süphe duyuyor. Acaba ben neyi kacirdim, neyi anlamadim diyor. Arkadaslar eger bir bileniniz var ise bu kitab hangi usul ile okunmali insanin bu kitabdan beklentileri ne olmali yada sonucda hangi dersi cikarmali ne bileyim neyi yakalamali bu kitabda. Sonucda hangi duygular ve bulgulara varmis olmali. Eger varsa aranizda, kitabin son noktasinda kendisine birseyler katmis bir takim bulgular elde etmis olan lütfen banada izah ederse sevinirim. Cünkü kendimi salak aptal (afedersiniz) gibi hissediyorum. Bunlari böyle yazarken tabiki bildigim birseyler var, var kendime göre sirlarim. Bana verilen ömrün vakti icinde ne kadar kitab okudugumu yazip hava atiyor hissi vermek istemiyorum. Lakin inanin kendim ile bir celiski ve süphe icindeyim. Kitabin bana, okurdugumda vermis oldugu duygu su ki, hani italyan peyniri Morzerella diye bir peynir varya öyle birsey. Bu peynirin öyle pek fazla tadilir ve görünür özelligi yok yani tadi tuzu olmayan bir peynir. Varligini belli eden kütlesinden baska. Kisaca bu kitabin bana vermis oldugu duyguda böyle birsey. Sanki yazar bir cuval alfabeyi kaos sistemiyle bir tomar kagit üzerine atmis harflerde kafalarina göre sirt sirta vermisler de bu kitab olusmus yada yazar bir deste kagit üzerine harfleri birakmis da sonra bir islik calmis harflerde emre itaat edip istenilen yerlerini almislar da bu kitab olusmus hissi verdi bana. Yazmak icin yaziryor olmak demek buna deniliyor demek ki. Ümit ederim ki, yazdiklarim da yalniz degilimdir, utanirim sonra yazdiklarimdan. Bu kitabi okuyan dahi mi ? olmali acaba demeden de edemedim kendi kendime. Acaba eksiklik bende mi?.................
    Acaba bunlarimi anlamamiz lazim geliyor acaba bu duygu ve bulgularami varmamiz gerekiyor ! Eger bu böyleyse ve yazar okuyucularinin bu duygulara varmasini istemis ise yazarin hedefi bu ise kitabda yazdiklarida cok ama cok basarili olmus demekdir. Tabiki son olarak sunu yazmak isterim daha kitabin saglamsini yapmadim. Iyibir saglama yaparak elestirip, yorumlayip ve daha saglikli bir inceleme yazmam icin kitabi hazmetmem gerekiyor. Bu yüzden Kitab adina incelemeyi sona erdirmiyorum. Gelecek günlerde kitab adina bir yazi daha ele almayi düsündügüm Icin "ARKASI YARIN" diyorum.
    Saygilarimla.

    Arkasi yarinin ikinci bölümü
    Mütis bir cagrisim, mütis bir istikamet gösterme. Söyleyecegim tek sey dahilik bu olsa gerek. Iyi ki, elestiri mahiyetinde ilk yazimda sivri kelimeler kullanmamisim.
    Arkadaslar, bu incelememe söyle baslamak istiyorum. Bence kitab adina kitabdan yeteri kadar alinti yapilmis. Bu yüzden baska bir ktabin bana vermis oldugu esinlenmeyle fikir calarak bir kisa düsündüren söz ile basliyacagim yazima.
    "Hayatta kalmakla yasamanin arasindaki fark nedir ? yada ömür tüketmekle yasamanin arasindaki fark nedir ?
    Hayatta kalmak icin sadece ve sadece hayatta kalmak yeterlidir.
    Bu kitab okuru karanlik cikisi olamayan bir labirente geziye cikariyor.Kitabi okurken hakikaten hizlaniyor ve sizde birseylerin azaldiginin farkina variyorsunuz. Kendinizi göre, göre hissede, hisede tükeniyorsunuz. Anladimki bu kitab her okunusda bambaska duygulari cagristiracak. Bu sizin zaman mekan ve birikim, deneyimlerinize bagli. Yazar "Hizlandikca Azaliyorum" basligiyla kitabinda neyi anlatmaya calismis. Bu kitabi okuyup bitirdikten sonra sabrinizinda tamamen tükendigini ve kitabin son kelimesinide okuyup kapagini kapattiginizda ciglik atmak isteyeceksiniz. (" Oooh Beee"). Diyeceksiniz ki, keske ISSIZ yüksek bir dagda olsamda avazim ciktigi kadar bagirsamda cigligimin yankilanmasini kendimde duysam. Cigliginizada bir nokta koydugunuzda düsünceleriniz sizi baska bir Norvec'in dünyaca ünlüve dünya capinda ilgi duyulmus baska bir sanatcisini götürüyor ve hatirlatiyor. Edward Munch bu sanatcida Skomvold'un yaptigini cizerek yapmis. Iste Skomvold'da bu CIGLIGI yazmis. Birisi sessiz digeri harfleri birbirine carpa,carpa, kelimeleri bangir bangir bagirtirarak yapmis.
    Cevirmen Deniz Canefe adina söylenmesi gereken ise bu isin ne kadar zor oldugudur. Nedeni su ki, düz bir yaziyi cevirmek basittir ama kitabin asil dilinde kafiyeli cümleler varsa kafiyeli bir yazilimi baska bir dile cevirmek ve anlasilmasi gereken seyi kaybolmamasini saglamak cevirmen icin iskence gibi birseydir.
    Zor demenin üstünde zordurki imkansiza cok yakin durur.
    Bunu Deniz Kanefe basarmamista olsa calismasini takdir etmek gerekir. Buradan birde Jaguar yayin evinede ayrica tesekür etmeliyiz. Satis garantisi düksük olan zor tercihler yapiyor herzaman.

    Saygilarimla
  • 214 syf.
    ·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Ve gözyaşı, ve baş ağrısı ile biter kitap.
    Çeviri çok sinirimi bozduğu halde bitirmeyi başardım, sürekli verilen numaralar ile bir aşağı bir yukarı bakmaktan kitaba odaklanma sorunu yaşadım ama yine de her şeye rağmen muhteşem bir kitaptı.
    Kitabı yorumlamayacağım, Selim İleri’nin sonsözü’nden bir alıntı vereceğim sadece.
    ———
    “Romanımızın kilometre taşlarından Vurun Kahpeye, Kurtuluş Savaşı'nın sürdüğü cephelerden birinin, belki de en önemlisinin bağrında geçer: bir taşra kasabasında. Halide Edib Adıvar'ın son derece gerçekçi, ayrıntılara inen gözlem gücüyle yazılmış bu unutulmaz roman, Anadolu aydınlanmasının gerçek kahramanlarına, halkın aydınlanması için hayatlarını hiçe sayan kadınlara adanmış bir ağıt, dönüp dönüp yeniden okunacak bir belge niteliğinde.

    Bir yarıyıl ödeviydi Vurun Kahpeye: Okuyacak, özetini çıkaracak, belli başlı kişilerini tahlil edecektik. Bilmem böylesi ödevler yine veriliyor mu? Ödev dosyasında derlediğimiz ödevden, yazdıklarımdan, bugün tek satır, tek sözcük hatırlamıyorum. Ama Aliye'nin yemini -hemen hemen sözcüğü sözcüğüne- ezberimde: Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi! “
    ———-
  • -İnsanlar eşit midir?
    -Evet sadece kağıt üzerinde.
  • Kendim için bile zar zor yaşarken başkası için nasıl yaşarım!