Hicazkâr

Hicazkâr
Her adımda içinin gerçeğini adımlıyorsun bil.Yaktığın ateşi anlatacağım sana... İstanbul Bu ülke de: Yapanın değil çalanın değeri var...
15 Kasım
3691 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Günsüzlüğün Defterinden Satırlar... 98.Gün
İnsanoğlu, o muazzam kalabalıkların ortasında dahi, zaman zaman kendi içindeki o dipsiz uçurumun kenarında bulur kendini. Yapboz misali, hayatımızın ve kalbimizin noksan kalmış köşelerine birilerini yerleştirirken, çoğu vakit tablonun bütününe, o ilahi ahenge bakmayı ihmal ederiz. Gözümüzü kör eden şey, tablonun güzelliğinden ziyade, o boşluğun yarattığı tahammül edilmez sızıdır... Aşk sandığımız o ilk feveran, aslında insanın kendi noksanlığıyla, kendi eksikliğiyle yüzleşmesidir. Bir misafir gelir, gönül hanemize kurulur. Bizler, yalnız kalma endişesiyle, yeniden yollara düşme yorgunluğuyla veyahut bir yere ait olma telaşıyla, o misafirin aslında o boşluğa ait olup olmadığını sorgulamaktan imtina ederiz. Yeter ki o anki korkularımız dinsin, yeter ki o soğuk boşluk bir nefesle dolsun isteriz. Oysa huzur-u kalp, korkunun gölgesinde yeşermez... Yanlış parçayı o boşluğa zorla yerleştirdiğimizde, zahiren bir tamamlanmışlık hissi yaşarız. "İşte," deriz, "beklediğim o ulvi ruh geldi. Lakin zaman, her hakikati gün yüzüne çıkaran o yegane ayna, bize tablonun ne denli uyumsuz olduğunu fısıldamaya başlar. O anın ne denli ağır bir yük olduğu gayet iyi bilinir. Parçanın oraya ait olmadığını görmek, cesaret ister. Ve daha da acısı, o yanlış parçayı yerinden çıkarmak murad edildiğinde, artık çok geç kalınmıştır. Zira o zoraki bağ, ruhumuzun dokusuna işlemiş, yanlışlık dahi olsa hikayemizin ayrılmaz bir cüzü olmuştur. Çıkarmak, kanatır, eksiltir... Belki de o boşlukların, zorla doldurulmaktan ziyade, hürmetle ve vakarla taşınması icap etmektedir. Yanlış tamamlanmış bir surettense, asil bir noksanlık her daim daha kıymetlidir... Hicazkar...
Günsüzlüğün Defterinde 100 Güne Yolculuk...
Hicazkâr
100'e vakit bulabilirsem tamamlayacağım kardeşim teşekkürler
Reklam
Gözlerin, modern zamanın bütün gürültüsünü tek seferde sessize alan en güzel editör hatası. Seni seyretmek, bu gri şehirde telifsiz bir şiire rastlamak gibi.
Mihrişah isimli okura yanıt verildi
Hicazkâr
değerli yorumunuz için teşekkürler.
Bana karşı çok nazik davranıyordu, bunun hoş bir an olduğunu düşündüm.
Alıntı
Hicazkâr
Hayırlı bayramlar
Günsüzlüğün Defterinden Satırlar... 94.Gün
Biliyor musun günsüzüm, bugün sokakta yürürken insanları ikiye ayırmaya çalıştım. Hani o meşhur 'iyi' ve 'kötü' kutuları var ya, hani her şeyi tasnif edince hayatın karmaşasından kurtulacağımızı sanıyoruz... Ama elimde kaldı o kutular, sığdıramadım kimseyi içine. Az önce düşündüm de, biz aslında iyilikten çok, iyilik taklidi yapmaya çalışan yorgun çocuklarız. İyi insan kime diyoruz? Hiç yalan söylemeyene mi, yoksa yalanlarını sadece kendi içine gömene mi? Belki de 'iyi' dediğimiz kişi, henüz kötülük yapacak kadar çaresiz kalmamış, o ağır imtihanla karşılaşmamış olandır. Bak, yine başladım o Atayvari şüpheciliğe... Ama haksız mıyım? Kötü dediğimiz o adam, belki de sadece bir sabah çayı soğuk geldi diye dünyaya küsmüştür de, hıncını yanlış kapıdan, yanlış kalpten almıştır. Kimse "Bugün biraz kötülük yapayım da neşem yerine gelsin" diye uyanmıyor, sadece beceremiyoruz birbirimize tutunmayı. İnsan dediğin, içinde hem cenneti hem cehennemi taşıyan eski bir bavul gibi. Bazen fermuarı patlıyor, içindekiler sokağın ortasına saçılıyor, o zaman adına hemen 'kötü' deyip geçiyoruz. Oysa o bavulun dibinde bir yerlerde, çocukken kaybettiği bir misketin sızısı duruyor hala. Sana bir sır vereyim mi günsüzüm? Ben en çok 'iyi' olmaya çalışırken yorulanları seviyorum. Kusursuz olanları değil, kusurlarını yamamaya çalışırken eline iğne batanları... Bugünlük bu kadar. Yarın belki daha aydınlık bir yerden bakarız bu karmaşaya, ya da karanlığın içinde yeni bir renk icat ederiz. Hicazkar...
Günsüzlüğün Defterinde 100 Güne Yolculuk...
Selim güneş isimli okura yanıt verildi
Hicazkâr
Eyvallah kardeşim ma aile seninde mübarek olsun 🤲