“Deniz öyle yakın ki korkunç kalabalığıyla
Dost yakamozları bile unutup
Koşuyorum yengeçler gibi kendime doğru
Kumun üstünde yazılarla ayak izlerim
Belki de ben ömrümde ilk defa bu gece şairim
Ne köy ne kent olurmuş yalnızlıktan öğrendim
Şimdi çiy kuşu ötse de biliyorum gayri
Poyrazın ergeç kumları dümdüz edeceğini”
Deniz öyle yakın ki korkunç kalabalığıyla
Dost yakamozları bile unutup
Koşuyorum yengeçler gibi kendime doğru
Kumun üstünde yazılarla ayak izlerim
Belki de ben ömrümde ilk defa bu kadar şairim
Ne köy ne kent olurmuş yalnızlıktan öğrendim
Şimdi çiy kuşu ötse de biliyorum gayri
Poyrazın ergeç kumları dümdüz edeceğini
"Çiy kuşu bizim barometremizdir," dedi Balıkçı Hüseyin.
"O öttü mü hava hoş demektir."
sübek
Bazı yerlerde beşikteki çocukların bacakları arasına yerleştirilen sidik şişesi veya sidiği bir kaba akıtacak boru:
"Sübekten çarpık kalan bacaklarını yanlara atar gibi yengeçvari yürümeye başladı." - Ömer Seyfettin