Hiçbir şeyin gizlenmediği bir sohbetin nasıl olacağını merak ediyorsunuz ya, bence cchennemden farksız olurdu. Insanın kendisini bir başkasına açması ihanete davetiye çıkarmaktır, ihanet de insanı hasta eder, öyle değil mi?
Duygular bulutlar gibidir. Getirdiği yağmurlardan pek çok kez faydalansak da güneşi görmemizi engelledikleri de olur. Her duygu, ayrı bir âleme açılan bir kapıdır. Sevgiyle başka bir âleme gireriz, korkuyla başka, hırsla, inatla, hasetle daha başka... Yaşamı en çok duygular üzerinden seyrederiz
Dün gibi hatırımda doğup büyüdüğüm mahallenin tozlu sokakları. Elimize geçirdiğimiz her şeyden bir oyun uydurabilen çocuklardık biz. E tabi körebelerimiz, istoplarımız, saklambaçlarımız, yakan toplarımız da vardı. Elimizde salçalı ekmeklerimiz, sırtımıza gelişigüzel koyulmuş havlularımız da... Sokaklarda yankılanan o canım kahkahalar, şimdilerde ekran başındaki sessizliklere dönüştü. Sadece bu da değil, her şey korkunç bir ivmeyle bambaşka bir hâl aldı. Şimdilerde herkes kendi kabuğunda yaşıyor, sokaklar sadece bir yere varmak için kullanılıyor artık, sohbetler sadece zaman öldürmek için ediliyor, bir fincan șeker için kapı da çalmıyor artık kimse. Kültürel kalabalıklar yaratmayı seven bir toplum, nasıl oldu da tekil sessizlikleri bu kadar hızlı benimseyebildi? Aklım almıyor.