Hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün Soluk bir dünyanın mezarlarına Gömerek gurbetimi Kapadı karanlığa Yesrib, kapılarını Meydan okuyuşun çağın ordularına Bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır Doruklardan öte hevese doğru Alaca bir at koşar içimde Zamansız, mekânsız nefese doğru
Mus’ab, Habeşistan’a dönmek üzere giderken, Yesrib’e dönmek üzere değil, ölmek üzere gidiyordu. Mekke’den haber duyup geri dönme hesapları değil, Yesrib’i Medine kılıp onları davet etme hesapları yapıyordu. Böyle olduğu için de 15 kişi ile Habeşistan’da yapamadığı işleri tek başına Yesrib’de yapıyordu. İşte meselenin Mus’ab penceresinden bakıldığında en temel farkı bu idi. Burada Mus’ab b. Umeyr bize çok önemli bir hakikati öğretiyor ve diyor ki: “Yaşadığınız coğrafyayı siz nasıl görüyorsunuz? Habeşistan olarak mı Yesrib olarak mı? Eğer yaşadığınız toprak Habeşistan ise siz orada sadece sığınmacısınız. Yok, eğer Yesrib ise siz orayı fethetmeye giden bir fatihsiniz.”
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Es'ad b. Zürâre'nin Hayatından Mesajlar
-hayır yolunda önce ol ki attığın adımlarla peygamberi sevindirebilirsin. -yapacağın işlerde beklentisiz kal ki tüm ecrini ve mükafatını ahirette alabilesin. -evini, barkını, işini yesrib olmaktan çıkar ki yaşadığın dünyayı Medine yapabilesin. -konuşacağın sözü, ifade edeceğim usul ve üslubu çok iyi ayarla ki muhataplarının panellerini fethedebilesin.. -peygamberini derin bir sevda ile sevki onu kendine kefil, ailene vekil yapabilecek saadete erebilesin.
Sayfa 149·Kitabı okuyor
Hangi çağın geçicidir bilmem, gülüşün Soluk bir dünyanın mezarlarına Gömerek gurbetimi Kapadı karanlığa Yesrib , kapılarını Meydan okuyuşun çağın ordularına Bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır Doruklardan öte hevese doğru Alaca bir at koşar içimde Zamansız, mekânsız nefese doğru
Sayfa 15·Kitabı okudu
1000Kitap
okul yolundan çocuklarla beraber dönüyor gülüşün öyle güzel öyle yorgun öyle benim ki akşamları ayağa kaldıran şehir karnavalı saçların karasını benden rüzgârını yurdumdan almış atları uzaklara çağırıyor burada her şey ceketini yanlış ilikliyor günler seni hatırlayınca senden kaçıp gül satılan çarşılara varıyorum karalanıyorum, yeniliyorum ve şehit düşüyorum sonunda yesrib'den gelen kervanlarla sana dönüyorum sezdimdi, geldimdi, bu incecik bilekler yemin olsun tutulsa taş kesilir iyi huylu hanımeli bu tenha iyi değil gözlerindir beni dağ gibi yalnız bırakan suyu gören toprağın coşkusu saklı bende hatmi çiçeğinin dua eden elleri aşk kulluğun hakkıdır kavuşmak bilmez içim
Sayfa 49 - Profil Kitap
Şiir
Yesrib’in Medine-i Münevvere’ye dönüşümü…
Peygamber Efendimiz (sav) hicret etmeden önce bu beldenin ismi "Yesrib" idi. "Kötülemek, zarar vermek" veya "gözü aldatan yanılsama" gibi anlamlara gelen bu ismi değiştiren Resulullah (sav), oranın adını önce "şehir" mânâsında "Medine" koydu. İman ve aşk nuruyla aydınlandığından, zamanla "Medine-i Münevvere" olarak anıldı. Nitekim "medeniyet" kelimesi de "medine" sözcüğüyle aynı kökten gelmektedir.
Sayfa 51 - Kapı Yayınları 2. Basım·Kitabı okudu