Puan vermedi·375 syf.··
2026 4. kitabı
Kitapta peygamberin mucizelerinden tutunda, yaşadığı büyük küçük çaplı olaylara kadar birçok olayın anlatıldığını görüyoruz. (Ozellikle baslangicindaki anlatimini hicbirr siyer kitabında bulamazsiniz diye düşünüyorum) Anlatımı akıcı bir dille yazılmış bencede. Ağır konuların bile ustalıkla üstünden kalkmış. Zaten piyasada da fazla peygamberimizin hayatıyla ilgili kitap olmadığından bence açık ara en iyi siyer kitabıydı diyebilirim. Kitapta bazı önemli ayetlerin nasıl zor zamanlarda nazil olduğunu, olayın oncesini anlatan kisimlarda güzeldi. Tabi Mehdi mavallarina girmeseydi daha iyi olurdu. Ama arapcasiyla Kur'an'da Hüden kelimesiyle geçen bir sıfat vardır ki Hüden zaten mehdi ile aynı anlama gelir ve uydurma hadisler bir yana Kur'an-ı Kerim'in kendisi zaten yaşayan bir mehdidir. Şahsen Peygamberin doğumu öncesinde ve sonrasında hiçbir mucizesi olmasaydı dahi, sadece Kur'an-ı Kerim'in kendisi bile mucize olmaya yeterdi. Beni kitapta en çok etkileyen ve tüylerimi diken diken eden kısım, peygamberin doğumuna yakın yaşanılan fil olayıdır(Ebrehe ordusu bkz: Fil süresi ). Yalnız yanlış hatırlamıyorsam okumama göre tek bir fil arkasında da develer vardı sanırsam. Yani bilinenin aksine fil ordusu yoktu. Yine hadis kaynaklı olduğundan ve pek guvenemedigimden peygamberin mucizelerinin de hiçbirine inanmıyorum demesem de şüpheyle yaklaşıyorum. Ama mesela şu olay Kur'an'da geçtiği için ve iki farklı şekilde yorumlanabildigi için buna inanabilirim diye düşünüyorum: Ay'ın ikiye bölünmesi olayı.(Kıyamet yaklaştı ay yarıldı, bu yorum 1969'da Ay'a çıkarken kazılarla vesaire yapılmış olabilecegi gibi Peygamber Efendimizin Ay'ı ortadan ikiye bölmesi gibi de yorumlanabilir.) Ben yine örnek verecek olursam Miraç hadisesi Kur'an kaynaklı olmadığı için asla ve kata inanmam. (50 vakit namaz
Edebiyat
Hz. Muhammed'in HayatıMartin Lings · İnsan Yayınları · 20173,617 okunma
Puan vermedi
İrade Terbiyesi" Dr.Ethem Bakar Cemil Meriç'in, "Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim," dediği bu eser, uzun yıllar Jules Payot’un "İrade Terbiyesi" kitabının bir tercümesi sanılsa da aslında Dr. Ethem Bakar’ın kendi telif eseridir. ​Yazar, her ne kadar Doğu’dan beslenmeye mesafeli dursa da eserin satır aralarında Batı’nın "medeniyet" olarak sunulduğu, buna mukabil bilgilerin İslam medeniyeti süzgecinden damıtılarak yoğurulduğu okur tarafından hissedilmektedir. ​"...Hâl böyleyken bir rehbere, bir hidayet meşalesine ve izlememiz gereken yolu kısaca kucaklayarak genel fikir gösterebilen bir teoriye ihtiyacımız olduğunu inkâr edemeyiz. Maksadımız tahrip değil; tamir ve hatta ihyadır. Hangi rehbere dayanarak nefsin terbiyesi işine girişeceğiz?" ​Tıpkı Hz. Peygamber’in (as) bir yere girdiğinde orayı topyekûn yok etmek yerine, tevhide aç şehirleri ihya etmesi gibi; Mus'ab b. Umeyr’in eliyle Medine’de (Yesrib) İslam’ın ulaşmadığı evin kalmaması da yıllarca süren kargaşayı sonlandırma iradesinin bir sonucuydu. Bu kitap bizlere Kur’an’da da sıkça atıf yapılan "bilmek" ve "yapmak" kavramları üzerine vurgu yapmaktadır. Gerçek bir muvaffakiyet için bilginin harekete ve fiiliyata dökülmesi gerektiğini hatırlatır. ​İradenin sadece somut konularla sınırlı olmadığını, hayatın her alanında itidalli bir yaşam sürmek için iradeyi kuvvetlendirmenin şart olduğunu vurgulayan yazar; kişinin kendini iyi tanıması, fikir ve eylemlerini doğru yöne kanalize etmesi gerektiğini belirtir. Eserde yer yer İslam akidesiyle tam bağdaşmayan görüşlere ise kitabı yayına hazırlayan Ömer Faruk Can beyefendi dipnotlarla şerh düşmüştür. ​Son olarak okuduğumuz bu eser, her daim okuyup okutulması gereken bir başucu kitabıdır. Vesselâm..
Psikoloji
İrade TerbiyesiEthem Bakar · Ketebe Yayınevi · 20231,243 okunma
Reklam
Ve İsmet Özel'den sadece onun yazabileceği bir eser.
Puan vermedi·173 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 02:59
Uzun zamandır İsmet Özel'e dair yapılan birçok olumsuz eleştiri, reddiye ve hatta alaya varan kesitler izlediğimde "Edebiyat madem özgürlük sağlaması gereken bir şeyse İsmet Özel neden bunca eleştiriye maruz kalıyor? Yoksa özgürlük adı altında maskeler mi takılmış durumda?" diye soruyordum kendi kendime. Cevabı çok belliydi iç dünyamda ama bu kitap bana bunun asıl cevabını verdi. İşte İsmet Özel ve gönlünü dünyaya kalbini batıya bağlayan herkesi rahatsız edeceği Üç Mesele kitabı... Özel, modernleşmenin beraberinde getirdiği üç meseleyi yani teknik, medeniyet ve yabancılaşma kavramlarını bir Müslüman olarak adeta ameliyat masasına yatırıyor. Ben kitaptaki sıralamadan ziyade aldığım noktalara göre hareket edeceğim, şayet kitabı yeni bitirdim ve düzenleme yapmadım. Belki benim de çok kez düştüğüm yanlış olan "Batı'nın tekniğini, medeniyetini alalım ama yozlaşmış kültürleri ve hatta ahlaksızlıkları onlarda kalsın." yanlışını Özel bize akılsızlık olarak yüzümüze vuruyor. Teknik kısmı için şunları söyleyebiliriz: Batının geliştirmiş olduğu ve talip olduğumuz teknolojinin teknikten gelmesiyle bu tekniğin aslında tarafsız olmadığının, bizleri kendi düşünce ve taleplerine göre yönlendireceğinin ve hatta bizi tamamen değiştirebileceğinin üzerinde durulmuştur. Özel, burada biz diye İslam dünyasını kastetmektedir. Bununla ilgili son satırlarımda görüşümü belirtiyor olacağım.. Gelelim beni en çok etkileyen kısma yani medeniyet kısmına: Beni çok etkiledi çünkü zaten bildiğim şeylerin bu bağlamda yüzüme vurulması bildiğimin gafili gibi hissetmeme sebep oldu. Özel, Batı'nın Asya ve Afrika'ya medeniyet götürme adı altındaki sömürge çabalarını üzerinde dururken aynı zamanda bu medeniyet algısını evrensel boyuta taşımasının tamamen yalan olduğunu ve Batı'nın
Üç Meseleİsmet Özel · Tiyo Yayınları · 20133,286 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 23:55
İlk cildi olan Mekke'de; Efendimiz'in orada yaşadıklarına, ilk vahye ve geçirilen sıkıntılı günlere değinilmişti. Bu eserde ise yankısı tüm çağlara ve coğrafyalara ulaşacak olan bir İslam medeniyetinin nasıl tesis edildiğine şahitlik etmiş oluyoruz. Allah'ın bize gönderdiği İslam'ın, gönüllere nasıl nakış gibi işlendiğini görüyoruz. Tevhidi yeryüzüne hâkim kılma adına ashabın yerinden, yurdundan, sevdiklerinden ve dahi canından nasıl vazgeçtiğini öğreniyoruz. Ensar ve muhacir kardeşliğinin imrenilen örnekliğine şahit oluyoruz. Efendimiz'in Yesrib'e hicretiyle Yesrib Medine oluyor ve kitap bu şekilde başlıyor. Bugün üzerinde yaşadığımız topraklar nasıl Medine olur bilemiyorum. Ama olacağına inanıyorum. Çünkü bu medeniyetin her karış toprağa ulaşacağını buyuruyor Efendimiz (as): "Sabret kızım! Gün gelecek, Allah babanın adını yeryüzünde kerpiçten kiremitten yapılmış her eve, kıldan tüyden yapılmış her çadıra ya izzetle ya zilletle koyacaktır."
Din
Herkes İçin Siyer - Medine DönemiMuhammed Emin Yıldırım · Profil Kitap · 20212,141 okunma
Konstantiniyye'de salih bir kul defnolunacaktır.
Puan vermedi·377 syf.··
2025 27. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 01:43
Yemen'de adaletli bir melik, Tübba Düru deyû biri. Hastalık gelince bile "Allah" der sabreder, Halkının dilinde Eyyûb diye nam eder. Bir gün demiş dokuz vezirine kalkın gidelim Kudüs'le Mekke'ye, Hem İsa dinini öğrenmek hem Mekke'yi tavafa duralım diye. Almış asker ile vezirini varmış Mekke-i Mükerreme, Bir de görmüş ki kendisine sunulan ne izzet ne ikram imiş. Melik Tübba buna içten içe bilenmiş, Bu yurdu başlarına virane ederim, demiş. Veziri Semul Tübba'ya, hele dur Melik demiş, Ola ki bu topraklara, iki cihan serveri gelir de durur demiş. Melik Tübba'nın veziri Semul'ün yedi veya on iki göbek soyundan gelen Zeyd isimli torununun bir oğlu olmuş. Adını Halid koymuşlar. Halid 2. Akabe Biatı'nda Hz. Muhammed'e bağlılığını bildirerek canı pahasına da olsa onu koruyacağına yemnetmiş. Halid'in bir oğlu olunca oğluna, büyük büyük dedesi Semul'e Yesrib'de kalmasına imkân tanıyan Melik Tübba Düru'nun lakabı olan Eyyûb ismini vermiş. Yesrib halkı Halid'e, Eyyûb'ün babası anlamına gelen "Ebû Eyyûb" demişler. Mekke'den Yesrib'e (Medine) hicret eden muhacirlere ensar olmasından mütevellit Halid, "Ebû Eyyûb El-Ensarî" diye nam salmış. Ebû Eyyûb El-Ensari... Peygamberin mihmandarı. Mekke'deki zulmün arttığı, Müslümanların dinlerini yaşamak için vatanlarından hicret ettiği zor zamanların bir gününde, sıra Peygamber Efendimiz'e (sav) ve onun yakın dostu Hz. Ebubekir'e gelmiş. 8 günlük yolculuk sonunda Yesrib'e ulaşmışlar. Yesrib halkı Peygamberi büyük bir sevinçle karşılamış. Herkes onu kendi evinde ağırlamak için bir yarıştır tutturmuş. Peygamberimiz devesi Kasva'nın kendisini götüreceği evde konaklayacağını söylemiş. Kasva, yularından biri tutuyor da yön veriyormuş gibi bir süre ilerlemiş. Gitmiş gitmiş de Ebû Eyyûb El-Ensari'nin evi önünde bir anda durmuş. Peygamberimiz
Mihmandarİskender Pala · Kapı Yayınları · 202014,2bin okunma
Kısa Bir Peygamberler Tarihi
Puan vermedi·286 syf.··
2025 51. kitabı
Benim dünyamda artık kesin bir bilgi olarak şu mevcuttur: Mümkün olan pek çok kaynaktan siyer okunmalıdır. Hz. Peygamber'in (sav) hayatına her bir müellif farklı bir yerden bakarak farklı zaman ve farklı hal üzerine Allah Resulü'nün (sav) etkilerini hayatımıza sunabilmektedirler.  Ahmet Lütfi Kazancı'da (Allah kendisine rahmet etsin) biraz daha kronografya olarak yaklaşmış bu siyere. Rivayetler arasında bağlantılar kurma konusunda kendini çok zorlamamış; elindeki rivayetleri bir ipe dizer gibi kronolojik olarak sıralamış; sonrasında ise bunları bölümlere ayırarak bize aktarmıştır. Bunu yaparken İsrailiyattan gelen rivayetlerden kaçındığı çok belirgin olarak göze çarpmaktadır. Bazı yerlerde de (sayıca çok fazla değil) Hz. Peygamber'in (sav) hayatından çıkarımlar yaparak okuyucusuna ufak dersler vermiştir. Örneğin Mekke'nin fethinden sonra halkın Müslüman olmasını; gücün önemini ve ona sahip olmamız gerektiğine delil olarak kullanmıştır.  Ayrıca kısa bir Peygamberler Tarihi gibi değerlendirilebilecek bu eserde; önemli hususlardan biri de Peygamberlerin hepsine iman ettiğimiz ve onların birer İslam Peygamberi oldukları hatırlamaktır/ bilmektir.  Bu okuma özelinde kalan notlarım: *** Allah Resülü yirmili yaşlarında Kureyş ve Kays kabileleri arasında çıkan "Ficar Harbi"ne katılmış; burada ok toplayarak amcalarına yardım etmiştir. Ama fiili olarak savaş sathında bulunmamıştır.  *** Efendimizin kızlarından (sav) Zeynep, Hz. Hatice annemizin kardeşinin oğlu olan Ebu'l As ile evlendirilmiştir; Rukiyye ve Ümmü Gülsüm ise Ebu Leheb'in iki oğlu ile nişanlanmıştı. Ne kadar ilginç bir vaziyettir; Allah Resulü'nün damatları çok uzun bir süre müşriklerin safında kalacaklardır.  ***Açıktan tebliğ sonrasında Ebu Leheb'in bu davranışı üzerine toplananlar dağıldılar. Ebu Leheb işi
Hz. Süleyman'dan Hz. Muhammed'e (s.a.s.) Peygamberler HalkasıAhmet Lütfi Kazancı · Zaman · 199723 okunma
Reklam
Reklam